bugün
- en çok sevdiğiniz yazar14
- hayatın güzel olması6
- sigara içen erkeklerin daha çekici olması12
- sözlüğün tanrıçası olmak19
- japonya'da 10.000 kürdün karakol basması26
- kuzey kıbrısta asgari ücretin 61 bin 677 olması8
- selam sana seri eksicim4
- gocu27
- bazı insanlardan nefret etmek3
- sözlük yazarlarının numaraları8
- kadın cinayetlerinin abartılması5
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları28
- kendi ağzına vermek11
- sona doğru yaklaşan akp hükümeti5
- yanlışlıkla popo vermek3
- türk milletinin çirkin olma sebepleri2
- bir gün öleceğini unutmak4
- kızılayın çadır satması5
- güzel zannedilen kadınların sıradan olmaları18
- birader yazarlar birader baydırlar4
- hoşlanılan kızın haşemayla denize girmesi4
- polyanna kalpazan bir kahraman2
- ülkeyi kimler yönetiyor5
- 17 temmuz 2026 oğuzhan uğur'un gözaltına alınması4
- türk halkının kerem kınık'a özür borçlu olması17
- 20 senedir aynı telefon numarasını kullanan insan8
- muhsin bey3
- 17 temmuz 2026 ümraniyespor galatasaray maçı6
- esenyurt ta çıkan meydan muharebesi2
- 35 yaşında evlenmemiş erkek15
- renault toros'un kar kış dinlememesi4
- canımın sucuklu tost çekmesi9
- arkadaşlar opera dinlemeye başladım4
- arkadaşlar kek yaptım9
- baklavanın yanında kola içmek7
- düğünde karizmasıyla kızların aklını alan eleman2
- iranın bir türlü barış anlaşmasına yanaşmaması9
- 17 temmuz 2026 futbolda bahis gözaltıları2
- türk milletinin çirkin olması3
- yazarların kahve tercihleri5
- plajda tanga bikini giyen evli kadın4
- sözlük kızlarının çorapları7
- istanbul3
- hoşlanılan kıza true'nun foto atmış olması13
- akrabalar ile görüşünce kavga çıkması8
- hazret ktc8
- tanrı yok21
- cem karaca5
- seyir zevki olmayan sözlük kavgası4
- 2000 tl lik tişört giymek2
rus edebiyatının george orwell'ı olarak görülen, dostoyevski'ye esin kaynağı olduğu bilinen 20.yüzyıl rus edebiyatının en önemli yazarlarından biridir. şiir, öykü, roman türlerinde yapıtlar kaleme almıştır. toplumsal yaşam içinde bireyin yerini, ilerlemeci anlayışı ve her tür siyasi yapıyı sorgulayan yapıtlarıyla rus edebiyatını derinden etkilemiştir. can yazarın türkçe yayımlanan ilk yapıtıdır.
platonov, kendisinden önce hiç kimse yazmamış, kalemi kağıtla buluşturan ilk insan kendisiyiş gibi yazar. normalde ikinci kabul edilen şeyler, onun yazısında merkezdedir, buna karşılık, ''önemli'' olaylar, bir kenara itilir. anlatıyla doğrudan ilgisi olmayan karakterler, belirgin bir ihtiyaç olmaksızın ortaya çıkarlar; ilk(hatta ikinci) bakışta, bu karakterlerin rolleri belirsizdir ve hiçbir ipucu olmaksızın ortadan kaybolurlar. platonov'un ana kahramanı, tüm enerjisini tüketen, önemli bir işle meşguldür; sonra, bir hesap hatası, yanlış bir davranış ya da bir felaket, emeğinin tüm meyvelerini yok eder. o, yine de yılmamıştır ve hayatı mahvolmamıştır; bir karınca ya da bir arı gibi, hayata farklı bakarak onunla yeni bir ilişki kurup, her şeyi en baştan inşa etmeye başlar.
temel çukuru ya da çukur romanından:
--spoiler--
mühendis pruşevsky, yirmibeş yaşından beri, vicdanında bir baskı hissediyordu, hayatın sonu duyarlı zihninin önüne karanlık bir duvar gibi yükselmişti. o gün bugündür kederle, o duvarın yakınlarında geziniyor ve dünyayı ve insanları kaynaştıran maddenin ortalama olan, ancak gerçekliğini kaybetmemiş özüne ulaştıklarını düşünerek kendini rahatlatıyordu. tüm temel bilimler, zihnindeki duvarın önündeydi; duvarın arkasında ise, ulaşmak için çabalamaya değmeyecek, sıkıcı bir yer vardı. yine de merak ediyordu; hiç duvarın arkasına geçebilen biri olmuş muydu?
uzakta, asılı kalmış ve kurtuluşu olmayan, sönük bir yılzdız parlıyordu ve hiçbir zaman, ona şu anda olduğundan daha yakın olamazdı. pruşevsky, bulanık gökyüzünün arasından seyretti yıldızı, zaman geçiyordu, fakat o karar veremiyordu: 'yoksa yok olup gitmeli miyim?'' diye soruyordu kendine. pruşevsky, kimin ona çok uzaklarda olan ölüme gitmesini engelleyecek kadar ihtiyaç duyduğunu bilmiyordu. umut yerine sabrı vardı elinde kalan ve gecelerin sonunda bir yerlerde, solan, çiçek veren, sonra tekrar yok olan çiçeklerle dolu bahçelerin arkasında, onun zamanı duruyordu; işte o zaman gelince yatağına yatıp, yüzünü duvara dönüp, ağlamayı bile başaramadan ölüp gidecekti.
--spoiler--
platonov kelimeleri tuhaf biçimlerde, cümle içinde farklı yerlere yerleştirerek kullanıyor. en önemlisi, bu kelimelerle, beş duyunun ötesinde, farklı bir türde ve yapıda bir ruhu betimlemeye çalışıyor.
platonov'un yapıtlarındaki ana tema, kalbin ve zihnin birbiri ile girdiği karmaşık ilişkiler içindeki mutluluğudur; yazar, mutluluğun aslında ne olduğunu, nasıl ortaya çıkıp nereye gittiğini, onun nasıl bulunup korunacağını inceler.
temel çukuru'nda şöyle ifade etmektedir:
--spoiler--
aniden başlayan müziğin rahatsız edici sesleri, vicdanını harekete geçirmiş; bu rahatsız edici şarkının kaynağını bulmak ve son nefesini verirken beyhude geçen ömrün verdiği acı ile gözyaşlarına boğulmamak için duyduğu sesler ona belli bir süresi olan hayatı yaşamasını, umuda yolculuk edip onu ele geçirmesini önermişlerdi
ve:
sönmüş bir yıldız olan bu yeryüzünde keder duymak daha rahattı onun için; ona uzak ve yabancı mutluluk, içinde utanç duygusu uyandırıyor ve ona tehlikeli geliyordu.
--spoiler--
1922'de platonov, bir yayıncıya gönderdiği mektupta, kendisi ile ilgili şunları yazmıştır:
--spoiler--
tarlalar, kırlar,annem ve zil sesleri dışında, bir de şunları sevdim ve yaşadıkça daha çok sevmeye devam edeceğim: lokomotifler, makinalar, tiz sesli düdükler ve kan ter içinde kalana kadar çalışmak. her şeyin insan yapımı olduğuna ve hiç bir şeyin kendiliğinden oluşmadığına inannırım; örneğin, uzun süre, çocukların fabrikalarda üretildiğine inandım...
yabani otlar ve dilenciler, tarlalarda şarkı söylemek, elektrik, lokomotif ve düdüğü ve depremler arasında bir tür bağ, bir tür akrabalık vardır; tüm bu şeylerin ve başka şeylerin üzerinde aynı doğum lekesi vardır... büyümekte olan otların ve buharlı lokomotiflerin mekaniği aynıdır...
--spoiler--
platonov'un karakterlerinin dünyası kozmik bir dünyadır. yerçekimi, moleküller, müthiş radyasyon, yıldız tozlarının yığınlarından oluşan gezegenler ve milyonlarca derece sıcaklıkta yanan güneşin kör edici ışınları ile bildiğimiz evren, platonov'a göre, her insanın ruhunda sürekli olarak tekrar oluşmaktadır. bu, hayvanın, çimenin, taşın, elektriğin ve insanların, yani canlı ya da cansız her şeyin, eşit ve özünde birbirinden ayırt edilemeden var olduğu bir evrendir. onlar var. onlar insan şeklinde. dahası insan şeklinde var olmak, sürekli ve akıl almaz biçimde acı veriyor onlara. ''acı'', platonov için anahtar sözcük. hayat, var olmak, burada olmak, acı ve keder anlamına geliyor, her ne kadar, yaratıcı ve verimli bir acı ve kahramanca bir keder olsa bile. diğer bir anahtar sözcük ise ''sabır'' ya da ''dayanıklılık''. insan yaşamalı, var olmalı, sabretmeli. platonov'a göre, insan sadece acı, keder, ihtiyaç, ve diğer tür mutsuzluklar karşısında değil, mutluluk, aşk ve zevk karşısında da sabretmeli.
bu sadece farklı bir anlatım biçimi değil, aynı zamanda, tamamen benzersiz bir varoluş biçimi. ancak, göğün üst katmanlarındaki bir melek böyle şeyler hissedebilir, eğer trajik bir kaza sonucu ya da yanlışlıkla insanların arasında doğmuş ve bir zamanlar kapıldığı manyetik alanların, partiküllerin ve zerelerin girdabında yaşadıklarını, öteki dünyaya ait gökyüzünün görüntüsünü henüz unutmamışsa. hayat, insan olarak var olmanın verdiği neşe ve acıdan ibarettir.
platonov şöyle demiştir:'sizin için insan olmak sadece bir alışkanlıktır , benim içinse, bir tatil ve zevk...'
platonov her kim olursa olsun, bu tür yaratıklar zaman zaman dünyamızı ziyaret ettiği için mutlu olmalıyız. *
platonov, kendisinden önce hiç kimse yazmamış, kalemi kağıtla buluşturan ilk insan kendisiyiş gibi yazar. normalde ikinci kabul edilen şeyler, onun yazısında merkezdedir, buna karşılık, ''önemli'' olaylar, bir kenara itilir. anlatıyla doğrudan ilgisi olmayan karakterler, belirgin bir ihtiyaç olmaksızın ortaya çıkarlar; ilk(hatta ikinci) bakışta, bu karakterlerin rolleri belirsizdir ve hiçbir ipucu olmaksızın ortadan kaybolurlar. platonov'un ana kahramanı, tüm enerjisini tüketen, önemli bir işle meşguldür; sonra, bir hesap hatası, yanlış bir davranış ya da bir felaket, emeğinin tüm meyvelerini yok eder. o, yine de yılmamıştır ve hayatı mahvolmamıştır; bir karınca ya da bir arı gibi, hayata farklı bakarak onunla yeni bir ilişki kurup, her şeyi en baştan inşa etmeye başlar.
temel çukuru ya da çukur romanından:
--spoiler--
mühendis pruşevsky, yirmibeş yaşından beri, vicdanında bir baskı hissediyordu, hayatın sonu duyarlı zihninin önüne karanlık bir duvar gibi yükselmişti. o gün bugündür kederle, o duvarın yakınlarında geziniyor ve dünyayı ve insanları kaynaştıran maddenin ortalama olan, ancak gerçekliğini kaybetmemiş özüne ulaştıklarını düşünerek kendini rahatlatıyordu. tüm temel bilimler, zihnindeki duvarın önündeydi; duvarın arkasında ise, ulaşmak için çabalamaya değmeyecek, sıkıcı bir yer vardı. yine de merak ediyordu; hiç duvarın arkasına geçebilen biri olmuş muydu?
uzakta, asılı kalmış ve kurtuluşu olmayan, sönük bir yılzdız parlıyordu ve hiçbir zaman, ona şu anda olduğundan daha yakın olamazdı. pruşevsky, bulanık gökyüzünün arasından seyretti yıldızı, zaman geçiyordu, fakat o karar veremiyordu: 'yoksa yok olup gitmeli miyim?'' diye soruyordu kendine. pruşevsky, kimin ona çok uzaklarda olan ölüme gitmesini engelleyecek kadar ihtiyaç duyduğunu bilmiyordu. umut yerine sabrı vardı elinde kalan ve gecelerin sonunda bir yerlerde, solan, çiçek veren, sonra tekrar yok olan çiçeklerle dolu bahçelerin arkasında, onun zamanı duruyordu; işte o zaman gelince yatağına yatıp, yüzünü duvara dönüp, ağlamayı bile başaramadan ölüp gidecekti.
--spoiler--
platonov kelimeleri tuhaf biçimlerde, cümle içinde farklı yerlere yerleştirerek kullanıyor. en önemlisi, bu kelimelerle, beş duyunun ötesinde, farklı bir türde ve yapıda bir ruhu betimlemeye çalışıyor.
platonov'un yapıtlarındaki ana tema, kalbin ve zihnin birbiri ile girdiği karmaşık ilişkiler içindeki mutluluğudur; yazar, mutluluğun aslında ne olduğunu, nasıl ortaya çıkıp nereye gittiğini, onun nasıl bulunup korunacağını inceler.
temel çukuru'nda şöyle ifade etmektedir:
--spoiler--
aniden başlayan müziğin rahatsız edici sesleri, vicdanını harekete geçirmiş; bu rahatsız edici şarkının kaynağını bulmak ve son nefesini verirken beyhude geçen ömrün verdiği acı ile gözyaşlarına boğulmamak için duyduğu sesler ona belli bir süresi olan hayatı yaşamasını, umuda yolculuk edip onu ele geçirmesini önermişlerdi
ve:
sönmüş bir yıldız olan bu yeryüzünde keder duymak daha rahattı onun için; ona uzak ve yabancı mutluluk, içinde utanç duygusu uyandırıyor ve ona tehlikeli geliyordu.
--spoiler--
1922'de platonov, bir yayıncıya gönderdiği mektupta, kendisi ile ilgili şunları yazmıştır:
--spoiler--
tarlalar, kırlar,annem ve zil sesleri dışında, bir de şunları sevdim ve yaşadıkça daha çok sevmeye devam edeceğim: lokomotifler, makinalar, tiz sesli düdükler ve kan ter içinde kalana kadar çalışmak. her şeyin insan yapımı olduğuna ve hiç bir şeyin kendiliğinden oluşmadığına inannırım; örneğin, uzun süre, çocukların fabrikalarda üretildiğine inandım...
yabani otlar ve dilenciler, tarlalarda şarkı söylemek, elektrik, lokomotif ve düdüğü ve depremler arasında bir tür bağ, bir tür akrabalık vardır; tüm bu şeylerin ve başka şeylerin üzerinde aynı doğum lekesi vardır... büyümekte olan otların ve buharlı lokomotiflerin mekaniği aynıdır...
--spoiler--
platonov'un karakterlerinin dünyası kozmik bir dünyadır. yerçekimi, moleküller, müthiş radyasyon, yıldız tozlarının yığınlarından oluşan gezegenler ve milyonlarca derece sıcaklıkta yanan güneşin kör edici ışınları ile bildiğimiz evren, platonov'a göre, her insanın ruhunda sürekli olarak tekrar oluşmaktadır. bu, hayvanın, çimenin, taşın, elektriğin ve insanların, yani canlı ya da cansız her şeyin, eşit ve özünde birbirinden ayırt edilemeden var olduğu bir evrendir. onlar var. onlar insan şeklinde. dahası insan şeklinde var olmak, sürekli ve akıl almaz biçimde acı veriyor onlara. ''acı'', platonov için anahtar sözcük. hayat, var olmak, burada olmak, acı ve keder anlamına geliyor, her ne kadar, yaratıcı ve verimli bir acı ve kahramanca bir keder olsa bile. diğer bir anahtar sözcük ise ''sabır'' ya da ''dayanıklılık''. insan yaşamalı, var olmalı, sabretmeli. platonov'a göre, insan sadece acı, keder, ihtiyaç, ve diğer tür mutsuzluklar karşısında değil, mutluluk, aşk ve zevk karşısında da sabretmeli.
bu sadece farklı bir anlatım biçimi değil, aynı zamanda, tamamen benzersiz bir varoluş biçimi. ancak, göğün üst katmanlarındaki bir melek böyle şeyler hissedebilir, eğer trajik bir kaza sonucu ya da yanlışlıkla insanların arasında doğmuş ve bir zamanlar kapıldığı manyetik alanların, partiküllerin ve zerelerin girdabında yaşadıklarını, öteki dünyaya ait gökyüzünün görüntüsünü henüz unutmamışsa. hayat, insan olarak var olmanın verdiği neşe ve acıdan ibarettir.
platonov şöyle demiştir:'sizin için insan olmak sadece bir alışkanlıktır , benim içinse, bir tatil ve zevk...'
platonov her kim olursa olsun, bu tür yaratıklar zaman zaman dünyamızı ziyaret ettiği için mutlu olmalıyız. *
Dile ve insana hakimiyeti insanı heyacanlandırıyor. Can isimli romanı tavsiye edilir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar