bugün
- lahmacunu elle yiyen kız16
- ne biçim 31 çektim4
- babalar günü4
- bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey9
- milli takımımızın balonu patladı4
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi8
- 42 bin entry girmek5
- öküz gibi içen boylu poslu kız3
- 2026 dünya kupası15
- balkonu camla kaplatmak3
- güne bir şarkı bırak16
- apo asılsın mı asılmasın mı4
- az bilinen muhteşem şarkılar2
- ciddi ilişki istemiyorum takılalım diyen kadın11
- yazarların en sevdiği meyve9
- asosyal olmanın sebepleri7
- öfke anında yapılmaması gereken şeyler3
- duygularla hareket etmek vs mantıkla hareket etmek2
- sedat bey pekmez birader3
- yaşlılığınız için insan biriktirin6
- avrupa birliği3
- merkür2
- 5 litrelik suyla sınava giren öğrenci8
- pornoyu bırakmak3
- seksten sonra bira içmek3
- futbol12
- kılıçdaroğlu'na 13 yıl boyunca oy vermiş insan3
- japonya4
- tunus6
- en havalı ingilizce kelimeler3
- başına belayı satın almak5
- filenin sultanları vs bizim çocuklar3
- 21 haziran 2026 tunus japonya maçı2
- seni anan benim için doğurmuş2
- 26 haziran 2026 türkiye'nin abd'ye döşeyeceği boru6
- gülümse2
- milli takıma isim koyalım kampanyası9
- kuran-ı kerim4
- seni hayata bağlayan şey12
- fazla açıklama yapan insan4
- insanlara güvenin azalması5
- iş yerinde yapması zevkli şeyler2
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı50
- soğuk duş almak5
- mercedes 3023
- erkek parfüm önerileri2
- eskorta oral yapmak3
- türk kızlarına yürüyen turistin dayak yemesi7
- cuckold erkek2
- nolcak bu ulkenin hali4
rus edebiyatının george orwell'ı olarak görülen, dostoyevski'ye esin kaynağı olduğu bilinen 20.yüzyıl rus edebiyatının en önemli yazarlarından biridir. şiir, öykü, roman türlerinde yapıtlar kaleme almıştır. toplumsal yaşam içinde bireyin yerini, ilerlemeci anlayışı ve her tür siyasi yapıyı sorgulayan yapıtlarıyla rus edebiyatını derinden etkilemiştir. can yazarın türkçe yayımlanan ilk yapıtıdır.
platonov, kendisinden önce hiç kimse yazmamış, kalemi kağıtla buluşturan ilk insan kendisiyiş gibi yazar. normalde ikinci kabul edilen şeyler, onun yazısında merkezdedir, buna karşılık, ''önemli'' olaylar, bir kenara itilir. anlatıyla doğrudan ilgisi olmayan karakterler, belirgin bir ihtiyaç olmaksızın ortaya çıkarlar; ilk(hatta ikinci) bakışta, bu karakterlerin rolleri belirsizdir ve hiçbir ipucu olmaksızın ortadan kaybolurlar. platonov'un ana kahramanı, tüm enerjisini tüketen, önemli bir işle meşguldür; sonra, bir hesap hatası, yanlış bir davranış ya da bir felaket, emeğinin tüm meyvelerini yok eder. o, yine de yılmamıştır ve hayatı mahvolmamıştır; bir karınca ya da bir arı gibi, hayata farklı bakarak onunla yeni bir ilişki kurup, her şeyi en baştan inşa etmeye başlar.
temel çukuru ya da çukur romanından:
--spoiler--
mühendis pruşevsky, yirmibeş yaşından beri, vicdanında bir baskı hissediyordu, hayatın sonu duyarlı zihninin önüne karanlık bir duvar gibi yükselmişti. o gün bugündür kederle, o duvarın yakınlarında geziniyor ve dünyayı ve insanları kaynaştıran maddenin ortalama olan, ancak gerçekliğini kaybetmemiş özüne ulaştıklarını düşünerek kendini rahatlatıyordu. tüm temel bilimler, zihnindeki duvarın önündeydi; duvarın arkasında ise, ulaşmak için çabalamaya değmeyecek, sıkıcı bir yer vardı. yine de merak ediyordu; hiç duvarın arkasına geçebilen biri olmuş muydu?
uzakta, asılı kalmış ve kurtuluşu olmayan, sönük bir yılzdız parlıyordu ve hiçbir zaman, ona şu anda olduğundan daha yakın olamazdı. pruşevsky, bulanık gökyüzünün arasından seyretti yıldızı, zaman geçiyordu, fakat o karar veremiyordu: 'yoksa yok olup gitmeli miyim?'' diye soruyordu kendine. pruşevsky, kimin ona çok uzaklarda olan ölüme gitmesini engelleyecek kadar ihtiyaç duyduğunu bilmiyordu. umut yerine sabrı vardı elinde kalan ve gecelerin sonunda bir yerlerde, solan, çiçek veren, sonra tekrar yok olan çiçeklerle dolu bahçelerin arkasında, onun zamanı duruyordu; işte o zaman gelince yatağına yatıp, yüzünü duvara dönüp, ağlamayı bile başaramadan ölüp gidecekti.
--spoiler--
platonov kelimeleri tuhaf biçimlerde, cümle içinde farklı yerlere yerleştirerek kullanıyor. en önemlisi, bu kelimelerle, beş duyunun ötesinde, farklı bir türde ve yapıda bir ruhu betimlemeye çalışıyor.
platonov'un yapıtlarındaki ana tema, kalbin ve zihnin birbiri ile girdiği karmaşık ilişkiler içindeki mutluluğudur; yazar, mutluluğun aslında ne olduğunu, nasıl ortaya çıkıp nereye gittiğini, onun nasıl bulunup korunacağını inceler.
temel çukuru'nda şöyle ifade etmektedir:
--spoiler--
aniden başlayan müziğin rahatsız edici sesleri, vicdanını harekete geçirmiş; bu rahatsız edici şarkının kaynağını bulmak ve son nefesini verirken beyhude geçen ömrün verdiği acı ile gözyaşlarına boğulmamak için duyduğu sesler ona belli bir süresi olan hayatı yaşamasını, umuda yolculuk edip onu ele geçirmesini önermişlerdi
ve:
sönmüş bir yıldız olan bu yeryüzünde keder duymak daha rahattı onun için; ona uzak ve yabancı mutluluk, içinde utanç duygusu uyandırıyor ve ona tehlikeli geliyordu.
--spoiler--
1922'de platonov, bir yayıncıya gönderdiği mektupta, kendisi ile ilgili şunları yazmıştır:
--spoiler--
tarlalar, kırlar,annem ve zil sesleri dışında, bir de şunları sevdim ve yaşadıkça daha çok sevmeye devam edeceğim: lokomotifler, makinalar, tiz sesli düdükler ve kan ter içinde kalana kadar çalışmak. her şeyin insan yapımı olduğuna ve hiç bir şeyin kendiliğinden oluşmadığına inannırım; örneğin, uzun süre, çocukların fabrikalarda üretildiğine inandım...
yabani otlar ve dilenciler, tarlalarda şarkı söylemek, elektrik, lokomotif ve düdüğü ve depremler arasında bir tür bağ, bir tür akrabalık vardır; tüm bu şeylerin ve başka şeylerin üzerinde aynı doğum lekesi vardır... büyümekte olan otların ve buharlı lokomotiflerin mekaniği aynıdır...
--spoiler--
platonov'un karakterlerinin dünyası kozmik bir dünyadır. yerçekimi, moleküller, müthiş radyasyon, yıldız tozlarının yığınlarından oluşan gezegenler ve milyonlarca derece sıcaklıkta yanan güneşin kör edici ışınları ile bildiğimiz evren, platonov'a göre, her insanın ruhunda sürekli olarak tekrar oluşmaktadır. bu, hayvanın, çimenin, taşın, elektriğin ve insanların, yani canlı ya da cansız her şeyin, eşit ve özünde birbirinden ayırt edilemeden var olduğu bir evrendir. onlar var. onlar insan şeklinde. dahası insan şeklinde var olmak, sürekli ve akıl almaz biçimde acı veriyor onlara. ''acı'', platonov için anahtar sözcük. hayat, var olmak, burada olmak, acı ve keder anlamına geliyor, her ne kadar, yaratıcı ve verimli bir acı ve kahramanca bir keder olsa bile. diğer bir anahtar sözcük ise ''sabır'' ya da ''dayanıklılık''. insan yaşamalı, var olmalı, sabretmeli. platonov'a göre, insan sadece acı, keder, ihtiyaç, ve diğer tür mutsuzluklar karşısında değil, mutluluk, aşk ve zevk karşısında da sabretmeli.
bu sadece farklı bir anlatım biçimi değil, aynı zamanda, tamamen benzersiz bir varoluş biçimi. ancak, göğün üst katmanlarındaki bir melek böyle şeyler hissedebilir, eğer trajik bir kaza sonucu ya da yanlışlıkla insanların arasında doğmuş ve bir zamanlar kapıldığı manyetik alanların, partiküllerin ve zerelerin girdabında yaşadıklarını, öteki dünyaya ait gökyüzünün görüntüsünü henüz unutmamışsa. hayat, insan olarak var olmanın verdiği neşe ve acıdan ibarettir.
platonov şöyle demiştir:'sizin için insan olmak sadece bir alışkanlıktır , benim içinse, bir tatil ve zevk...'
platonov her kim olursa olsun, bu tür yaratıklar zaman zaman dünyamızı ziyaret ettiği için mutlu olmalıyız. *
platonov, kendisinden önce hiç kimse yazmamış, kalemi kağıtla buluşturan ilk insan kendisiyiş gibi yazar. normalde ikinci kabul edilen şeyler, onun yazısında merkezdedir, buna karşılık, ''önemli'' olaylar, bir kenara itilir. anlatıyla doğrudan ilgisi olmayan karakterler, belirgin bir ihtiyaç olmaksızın ortaya çıkarlar; ilk(hatta ikinci) bakışta, bu karakterlerin rolleri belirsizdir ve hiçbir ipucu olmaksızın ortadan kaybolurlar. platonov'un ana kahramanı, tüm enerjisini tüketen, önemli bir işle meşguldür; sonra, bir hesap hatası, yanlış bir davranış ya da bir felaket, emeğinin tüm meyvelerini yok eder. o, yine de yılmamıştır ve hayatı mahvolmamıştır; bir karınca ya da bir arı gibi, hayata farklı bakarak onunla yeni bir ilişki kurup, her şeyi en baştan inşa etmeye başlar.
temel çukuru ya da çukur romanından:
--spoiler--
mühendis pruşevsky, yirmibeş yaşından beri, vicdanında bir baskı hissediyordu, hayatın sonu duyarlı zihninin önüne karanlık bir duvar gibi yükselmişti. o gün bugündür kederle, o duvarın yakınlarında geziniyor ve dünyayı ve insanları kaynaştıran maddenin ortalama olan, ancak gerçekliğini kaybetmemiş özüne ulaştıklarını düşünerek kendini rahatlatıyordu. tüm temel bilimler, zihnindeki duvarın önündeydi; duvarın arkasında ise, ulaşmak için çabalamaya değmeyecek, sıkıcı bir yer vardı. yine de merak ediyordu; hiç duvarın arkasına geçebilen biri olmuş muydu?
uzakta, asılı kalmış ve kurtuluşu olmayan, sönük bir yılzdız parlıyordu ve hiçbir zaman, ona şu anda olduğundan daha yakın olamazdı. pruşevsky, bulanık gökyüzünün arasından seyretti yıldızı, zaman geçiyordu, fakat o karar veremiyordu: 'yoksa yok olup gitmeli miyim?'' diye soruyordu kendine. pruşevsky, kimin ona çok uzaklarda olan ölüme gitmesini engelleyecek kadar ihtiyaç duyduğunu bilmiyordu. umut yerine sabrı vardı elinde kalan ve gecelerin sonunda bir yerlerde, solan, çiçek veren, sonra tekrar yok olan çiçeklerle dolu bahçelerin arkasında, onun zamanı duruyordu; işte o zaman gelince yatağına yatıp, yüzünü duvara dönüp, ağlamayı bile başaramadan ölüp gidecekti.
--spoiler--
platonov kelimeleri tuhaf biçimlerde, cümle içinde farklı yerlere yerleştirerek kullanıyor. en önemlisi, bu kelimelerle, beş duyunun ötesinde, farklı bir türde ve yapıda bir ruhu betimlemeye çalışıyor.
platonov'un yapıtlarındaki ana tema, kalbin ve zihnin birbiri ile girdiği karmaşık ilişkiler içindeki mutluluğudur; yazar, mutluluğun aslında ne olduğunu, nasıl ortaya çıkıp nereye gittiğini, onun nasıl bulunup korunacağını inceler.
temel çukuru'nda şöyle ifade etmektedir:
--spoiler--
aniden başlayan müziğin rahatsız edici sesleri, vicdanını harekete geçirmiş; bu rahatsız edici şarkının kaynağını bulmak ve son nefesini verirken beyhude geçen ömrün verdiği acı ile gözyaşlarına boğulmamak için duyduğu sesler ona belli bir süresi olan hayatı yaşamasını, umuda yolculuk edip onu ele geçirmesini önermişlerdi
ve:
sönmüş bir yıldız olan bu yeryüzünde keder duymak daha rahattı onun için; ona uzak ve yabancı mutluluk, içinde utanç duygusu uyandırıyor ve ona tehlikeli geliyordu.
--spoiler--
1922'de platonov, bir yayıncıya gönderdiği mektupta, kendisi ile ilgili şunları yazmıştır:
--spoiler--
tarlalar, kırlar,annem ve zil sesleri dışında, bir de şunları sevdim ve yaşadıkça daha çok sevmeye devam edeceğim: lokomotifler, makinalar, tiz sesli düdükler ve kan ter içinde kalana kadar çalışmak. her şeyin insan yapımı olduğuna ve hiç bir şeyin kendiliğinden oluşmadığına inannırım; örneğin, uzun süre, çocukların fabrikalarda üretildiğine inandım...
yabani otlar ve dilenciler, tarlalarda şarkı söylemek, elektrik, lokomotif ve düdüğü ve depremler arasında bir tür bağ, bir tür akrabalık vardır; tüm bu şeylerin ve başka şeylerin üzerinde aynı doğum lekesi vardır... büyümekte olan otların ve buharlı lokomotiflerin mekaniği aynıdır...
--spoiler--
platonov'un karakterlerinin dünyası kozmik bir dünyadır. yerçekimi, moleküller, müthiş radyasyon, yıldız tozlarının yığınlarından oluşan gezegenler ve milyonlarca derece sıcaklıkta yanan güneşin kör edici ışınları ile bildiğimiz evren, platonov'a göre, her insanın ruhunda sürekli olarak tekrar oluşmaktadır. bu, hayvanın, çimenin, taşın, elektriğin ve insanların, yani canlı ya da cansız her şeyin, eşit ve özünde birbirinden ayırt edilemeden var olduğu bir evrendir. onlar var. onlar insan şeklinde. dahası insan şeklinde var olmak, sürekli ve akıl almaz biçimde acı veriyor onlara. ''acı'', platonov için anahtar sözcük. hayat, var olmak, burada olmak, acı ve keder anlamına geliyor, her ne kadar, yaratıcı ve verimli bir acı ve kahramanca bir keder olsa bile. diğer bir anahtar sözcük ise ''sabır'' ya da ''dayanıklılık''. insan yaşamalı, var olmalı, sabretmeli. platonov'a göre, insan sadece acı, keder, ihtiyaç, ve diğer tür mutsuzluklar karşısında değil, mutluluk, aşk ve zevk karşısında da sabretmeli.
bu sadece farklı bir anlatım biçimi değil, aynı zamanda, tamamen benzersiz bir varoluş biçimi. ancak, göğün üst katmanlarındaki bir melek böyle şeyler hissedebilir, eğer trajik bir kaza sonucu ya da yanlışlıkla insanların arasında doğmuş ve bir zamanlar kapıldığı manyetik alanların, partiküllerin ve zerelerin girdabında yaşadıklarını, öteki dünyaya ait gökyüzünün görüntüsünü henüz unutmamışsa. hayat, insan olarak var olmanın verdiği neşe ve acıdan ibarettir.
platonov şöyle demiştir:'sizin için insan olmak sadece bir alışkanlıktır , benim içinse, bir tatil ve zevk...'
platonov her kim olursa olsun, bu tür yaratıklar zaman zaman dünyamızı ziyaret ettiği için mutlu olmalıyız. *
Dile ve insana hakimiyeti insanı heyacanlandırıyor. Can isimli romanı tavsiye edilir.
Gündemdeki Haberler