bugün
- soğuk duş almak5
- ciddi ilişki istemiyorum takılalım diyen kadın9
- milli takıma isim koyalım kampanyası9
- yaşlılığınız için insan biriktirin3
- lahmacunu elle yiyen kız4
- yazarların en sevdiği meyve4
- çipli kimlik kartları2
- türk kızlarına yürüyen turistin dayak yemesi7
- hawking'in uzaylılarla konuşmayın uyarısı3
- kas krampı3
- baba denince akla gelenler4
- özel okul öğretmenleri açlık grevinde2
- nolcak bu ulkenin hali3
- nasılsınız3
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi3
- zincir marketlere kısıtlama çağrısı4
- insanlara güvenin azalması3
- peki yazan kıza espri yapmaya devam etmek3
- asosyal olmanın sebepleri3
- yüzde 80 kakao içeren bitter çikolata2
- kimseyle tanışamamak8
- ankara sokaklarında yürümek2
- seni hayata bağlayan şey10
- milli takımın gruptan 3 çıkması senaryosu4
- 26 haziran 2026 türkiye'nin abd'ye döşeyeceği boru3
- 20 haziran 2026 hollanda isveç maçı5
- arda güler egosu7
- 5 litrelik suyla sınava giren öğrenci5
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı52
- başkan2
- başına belayı satın almak2
- anne ve babayı çocukları önünde vuran maganda3
- türkiye'deki yakışıklı erkek kıtlığı16
- bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey3
- okulda felsefe dersinin kaldırılması7
- fazla açıklama yapan insan2
- kanyon starbucks2
- hiç götü öpülmemiş kız siniri2
- yuzırların süper güçleri11
- bizim çocuklar'a alternatif slogan önerileri3
- enteresan beddualar9
- vincenzo montella'nın halen istifa etmemiş olması10
- türkiye a milli futbol takımı14
- güzellik merkezi2
- telegram vs whatsapp4
- 33 yaşında emekli hayatı yaşamak5
- türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi12
- erkeklere çekici gelen kadın meslekleri10
- dövmesi olan yazarlar6
- ankara mı istanbul mu9
rus edebiyatının george orwell'ı olarak görülen, dostoyevski'ye esin kaynağı olduğu bilinen 20.yüzyıl rus edebiyatının en önemli yazarlarından biridir. şiir, öykü, roman türlerinde yapıtlar kaleme almıştır. toplumsal yaşam içinde bireyin yerini, ilerlemeci anlayışı ve her tür siyasi yapıyı sorgulayan yapıtlarıyla rus edebiyatını derinden etkilemiştir. can yazarın türkçe yayımlanan ilk yapıtıdır.
platonov, kendisinden önce hiç kimse yazmamış, kalemi kağıtla buluşturan ilk insan kendisiyiş gibi yazar. normalde ikinci kabul edilen şeyler, onun yazısında merkezdedir, buna karşılık, ''önemli'' olaylar, bir kenara itilir. anlatıyla doğrudan ilgisi olmayan karakterler, belirgin bir ihtiyaç olmaksızın ortaya çıkarlar; ilk(hatta ikinci) bakışta, bu karakterlerin rolleri belirsizdir ve hiçbir ipucu olmaksızın ortadan kaybolurlar. platonov'un ana kahramanı, tüm enerjisini tüketen, önemli bir işle meşguldür; sonra, bir hesap hatası, yanlış bir davranış ya da bir felaket, emeğinin tüm meyvelerini yok eder. o, yine de yılmamıştır ve hayatı mahvolmamıştır; bir karınca ya da bir arı gibi, hayata farklı bakarak onunla yeni bir ilişki kurup, her şeyi en baştan inşa etmeye başlar.
temel çukuru ya da çukur romanından:
--spoiler--
mühendis pruşevsky, yirmibeş yaşından beri, vicdanında bir baskı hissediyordu, hayatın sonu duyarlı zihninin önüne karanlık bir duvar gibi yükselmişti. o gün bugündür kederle, o duvarın yakınlarında geziniyor ve dünyayı ve insanları kaynaştıran maddenin ortalama olan, ancak gerçekliğini kaybetmemiş özüne ulaştıklarını düşünerek kendini rahatlatıyordu. tüm temel bilimler, zihnindeki duvarın önündeydi; duvarın arkasında ise, ulaşmak için çabalamaya değmeyecek, sıkıcı bir yer vardı. yine de merak ediyordu; hiç duvarın arkasına geçebilen biri olmuş muydu?
uzakta, asılı kalmış ve kurtuluşu olmayan, sönük bir yılzdız parlıyordu ve hiçbir zaman, ona şu anda olduğundan daha yakın olamazdı. pruşevsky, bulanık gökyüzünün arasından seyretti yıldızı, zaman geçiyordu, fakat o karar veremiyordu: 'yoksa yok olup gitmeli miyim?'' diye soruyordu kendine. pruşevsky, kimin ona çok uzaklarda olan ölüme gitmesini engelleyecek kadar ihtiyaç duyduğunu bilmiyordu. umut yerine sabrı vardı elinde kalan ve gecelerin sonunda bir yerlerde, solan, çiçek veren, sonra tekrar yok olan çiçeklerle dolu bahçelerin arkasında, onun zamanı duruyordu; işte o zaman gelince yatağına yatıp, yüzünü duvara dönüp, ağlamayı bile başaramadan ölüp gidecekti.
--spoiler--
platonov kelimeleri tuhaf biçimlerde, cümle içinde farklı yerlere yerleştirerek kullanıyor. en önemlisi, bu kelimelerle, beş duyunun ötesinde, farklı bir türde ve yapıda bir ruhu betimlemeye çalışıyor.
platonov'un yapıtlarındaki ana tema, kalbin ve zihnin birbiri ile girdiği karmaşık ilişkiler içindeki mutluluğudur; yazar, mutluluğun aslında ne olduğunu, nasıl ortaya çıkıp nereye gittiğini, onun nasıl bulunup korunacağını inceler.
temel çukuru'nda şöyle ifade etmektedir:
--spoiler--
aniden başlayan müziğin rahatsız edici sesleri, vicdanını harekete geçirmiş; bu rahatsız edici şarkının kaynağını bulmak ve son nefesini verirken beyhude geçen ömrün verdiği acı ile gözyaşlarına boğulmamak için duyduğu sesler ona belli bir süresi olan hayatı yaşamasını, umuda yolculuk edip onu ele geçirmesini önermişlerdi
ve:
sönmüş bir yıldız olan bu yeryüzünde keder duymak daha rahattı onun için; ona uzak ve yabancı mutluluk, içinde utanç duygusu uyandırıyor ve ona tehlikeli geliyordu.
--spoiler--
1922'de platonov, bir yayıncıya gönderdiği mektupta, kendisi ile ilgili şunları yazmıştır:
--spoiler--
tarlalar, kırlar,annem ve zil sesleri dışında, bir de şunları sevdim ve yaşadıkça daha çok sevmeye devam edeceğim: lokomotifler, makinalar, tiz sesli düdükler ve kan ter içinde kalana kadar çalışmak. her şeyin insan yapımı olduğuna ve hiç bir şeyin kendiliğinden oluşmadığına inannırım; örneğin, uzun süre, çocukların fabrikalarda üretildiğine inandım...
yabani otlar ve dilenciler, tarlalarda şarkı söylemek, elektrik, lokomotif ve düdüğü ve depremler arasında bir tür bağ, bir tür akrabalık vardır; tüm bu şeylerin ve başka şeylerin üzerinde aynı doğum lekesi vardır... büyümekte olan otların ve buharlı lokomotiflerin mekaniği aynıdır...
--spoiler--
platonov'un karakterlerinin dünyası kozmik bir dünyadır. yerçekimi, moleküller, müthiş radyasyon, yıldız tozlarının yığınlarından oluşan gezegenler ve milyonlarca derece sıcaklıkta yanan güneşin kör edici ışınları ile bildiğimiz evren, platonov'a göre, her insanın ruhunda sürekli olarak tekrar oluşmaktadır. bu, hayvanın, çimenin, taşın, elektriğin ve insanların, yani canlı ya da cansız her şeyin, eşit ve özünde birbirinden ayırt edilemeden var olduğu bir evrendir. onlar var. onlar insan şeklinde. dahası insan şeklinde var olmak, sürekli ve akıl almaz biçimde acı veriyor onlara. ''acı'', platonov için anahtar sözcük. hayat, var olmak, burada olmak, acı ve keder anlamına geliyor, her ne kadar, yaratıcı ve verimli bir acı ve kahramanca bir keder olsa bile. diğer bir anahtar sözcük ise ''sabır'' ya da ''dayanıklılık''. insan yaşamalı, var olmalı, sabretmeli. platonov'a göre, insan sadece acı, keder, ihtiyaç, ve diğer tür mutsuzluklar karşısında değil, mutluluk, aşk ve zevk karşısında da sabretmeli.
bu sadece farklı bir anlatım biçimi değil, aynı zamanda, tamamen benzersiz bir varoluş biçimi. ancak, göğün üst katmanlarındaki bir melek böyle şeyler hissedebilir, eğer trajik bir kaza sonucu ya da yanlışlıkla insanların arasında doğmuş ve bir zamanlar kapıldığı manyetik alanların, partiküllerin ve zerelerin girdabında yaşadıklarını, öteki dünyaya ait gökyüzünün görüntüsünü henüz unutmamışsa. hayat, insan olarak var olmanın verdiği neşe ve acıdan ibarettir.
platonov şöyle demiştir:'sizin için insan olmak sadece bir alışkanlıktır , benim içinse, bir tatil ve zevk...'
platonov her kim olursa olsun, bu tür yaratıklar zaman zaman dünyamızı ziyaret ettiği için mutlu olmalıyız. *
platonov, kendisinden önce hiç kimse yazmamış, kalemi kağıtla buluşturan ilk insan kendisiyiş gibi yazar. normalde ikinci kabul edilen şeyler, onun yazısında merkezdedir, buna karşılık, ''önemli'' olaylar, bir kenara itilir. anlatıyla doğrudan ilgisi olmayan karakterler, belirgin bir ihtiyaç olmaksızın ortaya çıkarlar; ilk(hatta ikinci) bakışta, bu karakterlerin rolleri belirsizdir ve hiçbir ipucu olmaksızın ortadan kaybolurlar. platonov'un ana kahramanı, tüm enerjisini tüketen, önemli bir işle meşguldür; sonra, bir hesap hatası, yanlış bir davranış ya da bir felaket, emeğinin tüm meyvelerini yok eder. o, yine de yılmamıştır ve hayatı mahvolmamıştır; bir karınca ya da bir arı gibi, hayata farklı bakarak onunla yeni bir ilişki kurup, her şeyi en baştan inşa etmeye başlar.
temel çukuru ya da çukur romanından:
--spoiler--
mühendis pruşevsky, yirmibeş yaşından beri, vicdanında bir baskı hissediyordu, hayatın sonu duyarlı zihninin önüne karanlık bir duvar gibi yükselmişti. o gün bugündür kederle, o duvarın yakınlarında geziniyor ve dünyayı ve insanları kaynaştıran maddenin ortalama olan, ancak gerçekliğini kaybetmemiş özüne ulaştıklarını düşünerek kendini rahatlatıyordu. tüm temel bilimler, zihnindeki duvarın önündeydi; duvarın arkasında ise, ulaşmak için çabalamaya değmeyecek, sıkıcı bir yer vardı. yine de merak ediyordu; hiç duvarın arkasına geçebilen biri olmuş muydu?
uzakta, asılı kalmış ve kurtuluşu olmayan, sönük bir yılzdız parlıyordu ve hiçbir zaman, ona şu anda olduğundan daha yakın olamazdı. pruşevsky, bulanık gökyüzünün arasından seyretti yıldızı, zaman geçiyordu, fakat o karar veremiyordu: 'yoksa yok olup gitmeli miyim?'' diye soruyordu kendine. pruşevsky, kimin ona çok uzaklarda olan ölüme gitmesini engelleyecek kadar ihtiyaç duyduğunu bilmiyordu. umut yerine sabrı vardı elinde kalan ve gecelerin sonunda bir yerlerde, solan, çiçek veren, sonra tekrar yok olan çiçeklerle dolu bahçelerin arkasında, onun zamanı duruyordu; işte o zaman gelince yatağına yatıp, yüzünü duvara dönüp, ağlamayı bile başaramadan ölüp gidecekti.
--spoiler--
platonov kelimeleri tuhaf biçimlerde, cümle içinde farklı yerlere yerleştirerek kullanıyor. en önemlisi, bu kelimelerle, beş duyunun ötesinde, farklı bir türde ve yapıda bir ruhu betimlemeye çalışıyor.
platonov'un yapıtlarındaki ana tema, kalbin ve zihnin birbiri ile girdiği karmaşık ilişkiler içindeki mutluluğudur; yazar, mutluluğun aslında ne olduğunu, nasıl ortaya çıkıp nereye gittiğini, onun nasıl bulunup korunacağını inceler.
temel çukuru'nda şöyle ifade etmektedir:
--spoiler--
aniden başlayan müziğin rahatsız edici sesleri, vicdanını harekete geçirmiş; bu rahatsız edici şarkının kaynağını bulmak ve son nefesini verirken beyhude geçen ömrün verdiği acı ile gözyaşlarına boğulmamak için duyduğu sesler ona belli bir süresi olan hayatı yaşamasını, umuda yolculuk edip onu ele geçirmesini önermişlerdi
ve:
sönmüş bir yıldız olan bu yeryüzünde keder duymak daha rahattı onun için; ona uzak ve yabancı mutluluk, içinde utanç duygusu uyandırıyor ve ona tehlikeli geliyordu.
--spoiler--
1922'de platonov, bir yayıncıya gönderdiği mektupta, kendisi ile ilgili şunları yazmıştır:
--spoiler--
tarlalar, kırlar,annem ve zil sesleri dışında, bir de şunları sevdim ve yaşadıkça daha çok sevmeye devam edeceğim: lokomotifler, makinalar, tiz sesli düdükler ve kan ter içinde kalana kadar çalışmak. her şeyin insan yapımı olduğuna ve hiç bir şeyin kendiliğinden oluşmadığına inannırım; örneğin, uzun süre, çocukların fabrikalarda üretildiğine inandım...
yabani otlar ve dilenciler, tarlalarda şarkı söylemek, elektrik, lokomotif ve düdüğü ve depremler arasında bir tür bağ, bir tür akrabalık vardır; tüm bu şeylerin ve başka şeylerin üzerinde aynı doğum lekesi vardır... büyümekte olan otların ve buharlı lokomotiflerin mekaniği aynıdır...
--spoiler--
platonov'un karakterlerinin dünyası kozmik bir dünyadır. yerçekimi, moleküller, müthiş radyasyon, yıldız tozlarının yığınlarından oluşan gezegenler ve milyonlarca derece sıcaklıkta yanan güneşin kör edici ışınları ile bildiğimiz evren, platonov'a göre, her insanın ruhunda sürekli olarak tekrar oluşmaktadır. bu, hayvanın, çimenin, taşın, elektriğin ve insanların, yani canlı ya da cansız her şeyin, eşit ve özünde birbirinden ayırt edilemeden var olduğu bir evrendir. onlar var. onlar insan şeklinde. dahası insan şeklinde var olmak, sürekli ve akıl almaz biçimde acı veriyor onlara. ''acı'', platonov için anahtar sözcük. hayat, var olmak, burada olmak, acı ve keder anlamına geliyor, her ne kadar, yaratıcı ve verimli bir acı ve kahramanca bir keder olsa bile. diğer bir anahtar sözcük ise ''sabır'' ya da ''dayanıklılık''. insan yaşamalı, var olmalı, sabretmeli. platonov'a göre, insan sadece acı, keder, ihtiyaç, ve diğer tür mutsuzluklar karşısında değil, mutluluk, aşk ve zevk karşısında da sabretmeli.
bu sadece farklı bir anlatım biçimi değil, aynı zamanda, tamamen benzersiz bir varoluş biçimi. ancak, göğün üst katmanlarındaki bir melek böyle şeyler hissedebilir, eğer trajik bir kaza sonucu ya da yanlışlıkla insanların arasında doğmuş ve bir zamanlar kapıldığı manyetik alanların, partiküllerin ve zerelerin girdabında yaşadıklarını, öteki dünyaya ait gökyüzünün görüntüsünü henüz unutmamışsa. hayat, insan olarak var olmanın verdiği neşe ve acıdan ibarettir.
platonov şöyle demiştir:'sizin için insan olmak sadece bir alışkanlıktır , benim içinse, bir tatil ve zevk...'
platonov her kim olursa olsun, bu tür yaratıklar zaman zaman dünyamızı ziyaret ettiği için mutlu olmalıyız. *
Dile ve insana hakimiyeti insanı heyacanlandırıyor. Can isimli romanı tavsiye edilir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar