bugün
- kemalistler yunanistan'a defolsun6
- trabzon büyükşehir belediyesi22
- çerçeve yasa6
- masklavi'yi şeriatla yönetilen ülkeye göndermek13
- sözlüğün şizofren ve sapık dolu olduğu gerçeği13
- en sevdiğiniz çiçek3
- fetönün siyasi ayağı araştırlsın önergesinin reddi8
- sözlükte entrylerini anlamadiginiz kişi15
- apo hapisten çıkınca ak partililerin tepkisi8
- yoran insanların ortak özellikleri5
- otobüsteki en iyi koltuk hangisidir sorunsalı16
- vatan hainliğinden sıyrılmaya çalışmak2
- izmirli kızlar neden kıçı açık geziyor sorunsalı11
- türkiye ve 7 ülkeden israil'e ortak tepki5
- kısa boylu olmak6
- arkadaşlar çok acıktım3
- 15 temmuz tiyatro mu7
- hapisteki pkklıları affedilmesi2
- akrabalarla ilişkiyi kes17
- ciddi düşünülen kızın dünya düz demesi6
- arkadaşlar naber ya7
- emret komutanım albayın kızı suzi6
- bursa2
- erdogan'a suikast timi itirafı8
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı11
- sozlüğün en yakışıklı erkeği olmam5
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı18
- zarok tv2
- ülkemde başı açık kadın görmek istemiyorum6
- velvet hanım ile kahve içmek7
- bakın solcular2
- nickaltı perileri2
- sevgiliye hitap şekilleri6
- kaç cm diye soran kuzen2
- batıl inançlar5
- renault 9 broadway12
- yeni parti'ye bağış yapanların yüzde 50'yi geçmesi4
- 11 ağustos 2026 sturm graz fenerbahçe maçı4
- hanbelilik2
- fetoyla barışılsa alkışlayacak kitle3
- mason greenwood10
- ezel2
- futbol5
- yapmak istenip de yapılamayan şeyler3
- zara3
- sturm graz6
- fenerbahçe6
- öğretmenlerin nöbeti5
- kırmızı kaka6
- 37 yaşında ilk kez seks yapan konyalı2
rus edebiyatının george orwell'ı olarak görülen, dostoyevski'ye esin kaynağı olduğu bilinen 20.yüzyıl rus edebiyatının en önemli yazarlarından biridir. şiir, öykü, roman türlerinde yapıtlar kaleme almıştır. toplumsal yaşam içinde bireyin yerini, ilerlemeci anlayışı ve her tür siyasi yapıyı sorgulayan yapıtlarıyla rus edebiyatını derinden etkilemiştir. can yazarın türkçe yayımlanan ilk yapıtıdır.
platonov, kendisinden önce hiç kimse yazmamış, kalemi kağıtla buluşturan ilk insan kendisiyiş gibi yazar. normalde ikinci kabul edilen şeyler, onun yazısında merkezdedir, buna karşılık, ''önemli'' olaylar, bir kenara itilir. anlatıyla doğrudan ilgisi olmayan karakterler, belirgin bir ihtiyaç olmaksızın ortaya çıkarlar; ilk(hatta ikinci) bakışta, bu karakterlerin rolleri belirsizdir ve hiçbir ipucu olmaksızın ortadan kaybolurlar. platonov'un ana kahramanı, tüm enerjisini tüketen, önemli bir işle meşguldür; sonra, bir hesap hatası, yanlış bir davranış ya da bir felaket, emeğinin tüm meyvelerini yok eder. o, yine de yılmamıştır ve hayatı mahvolmamıştır; bir karınca ya da bir arı gibi, hayata farklı bakarak onunla yeni bir ilişki kurup, her şeyi en baştan inşa etmeye başlar.
temel çukuru ya da çukur romanından:
--spoiler--
mühendis pruşevsky, yirmibeş yaşından beri, vicdanında bir baskı hissediyordu, hayatın sonu duyarlı zihninin önüne karanlık bir duvar gibi yükselmişti. o gün bugündür kederle, o duvarın yakınlarında geziniyor ve dünyayı ve insanları kaynaştıran maddenin ortalama olan, ancak gerçekliğini kaybetmemiş özüne ulaştıklarını düşünerek kendini rahatlatıyordu. tüm temel bilimler, zihnindeki duvarın önündeydi; duvarın arkasında ise, ulaşmak için çabalamaya değmeyecek, sıkıcı bir yer vardı. yine de merak ediyordu; hiç duvarın arkasına geçebilen biri olmuş muydu?
uzakta, asılı kalmış ve kurtuluşu olmayan, sönük bir yılzdız parlıyordu ve hiçbir zaman, ona şu anda olduğundan daha yakın olamazdı. pruşevsky, bulanık gökyüzünün arasından seyretti yıldızı, zaman geçiyordu, fakat o karar veremiyordu: 'yoksa yok olup gitmeli miyim?'' diye soruyordu kendine. pruşevsky, kimin ona çok uzaklarda olan ölüme gitmesini engelleyecek kadar ihtiyaç duyduğunu bilmiyordu. umut yerine sabrı vardı elinde kalan ve gecelerin sonunda bir yerlerde, solan, çiçek veren, sonra tekrar yok olan çiçeklerle dolu bahçelerin arkasında, onun zamanı duruyordu; işte o zaman gelince yatağına yatıp, yüzünü duvara dönüp, ağlamayı bile başaramadan ölüp gidecekti.
--spoiler--
platonov kelimeleri tuhaf biçimlerde, cümle içinde farklı yerlere yerleştirerek kullanıyor. en önemlisi, bu kelimelerle, beş duyunun ötesinde, farklı bir türde ve yapıda bir ruhu betimlemeye çalışıyor.
platonov'un yapıtlarındaki ana tema, kalbin ve zihnin birbiri ile girdiği karmaşık ilişkiler içindeki mutluluğudur; yazar, mutluluğun aslında ne olduğunu, nasıl ortaya çıkıp nereye gittiğini, onun nasıl bulunup korunacağını inceler.
temel çukuru'nda şöyle ifade etmektedir:
--spoiler--
aniden başlayan müziğin rahatsız edici sesleri, vicdanını harekete geçirmiş; bu rahatsız edici şarkının kaynağını bulmak ve son nefesini verirken beyhude geçen ömrün verdiği acı ile gözyaşlarına boğulmamak için duyduğu sesler ona belli bir süresi olan hayatı yaşamasını, umuda yolculuk edip onu ele geçirmesini önermişlerdi
ve:
sönmüş bir yıldız olan bu yeryüzünde keder duymak daha rahattı onun için; ona uzak ve yabancı mutluluk, içinde utanç duygusu uyandırıyor ve ona tehlikeli geliyordu.
--spoiler--
1922'de platonov, bir yayıncıya gönderdiği mektupta, kendisi ile ilgili şunları yazmıştır:
--spoiler--
tarlalar, kırlar,annem ve zil sesleri dışında, bir de şunları sevdim ve yaşadıkça daha çok sevmeye devam edeceğim: lokomotifler, makinalar, tiz sesli düdükler ve kan ter içinde kalana kadar çalışmak. her şeyin insan yapımı olduğuna ve hiç bir şeyin kendiliğinden oluşmadığına inannırım; örneğin, uzun süre, çocukların fabrikalarda üretildiğine inandım...
yabani otlar ve dilenciler, tarlalarda şarkı söylemek, elektrik, lokomotif ve düdüğü ve depremler arasında bir tür bağ, bir tür akrabalık vardır; tüm bu şeylerin ve başka şeylerin üzerinde aynı doğum lekesi vardır... büyümekte olan otların ve buharlı lokomotiflerin mekaniği aynıdır...
--spoiler--
platonov'un karakterlerinin dünyası kozmik bir dünyadır. yerçekimi, moleküller, müthiş radyasyon, yıldız tozlarının yığınlarından oluşan gezegenler ve milyonlarca derece sıcaklıkta yanan güneşin kör edici ışınları ile bildiğimiz evren, platonov'a göre, her insanın ruhunda sürekli olarak tekrar oluşmaktadır. bu, hayvanın, çimenin, taşın, elektriğin ve insanların, yani canlı ya da cansız her şeyin, eşit ve özünde birbirinden ayırt edilemeden var olduğu bir evrendir. onlar var. onlar insan şeklinde. dahası insan şeklinde var olmak, sürekli ve akıl almaz biçimde acı veriyor onlara. ''acı'', platonov için anahtar sözcük. hayat, var olmak, burada olmak, acı ve keder anlamına geliyor, her ne kadar, yaratıcı ve verimli bir acı ve kahramanca bir keder olsa bile. diğer bir anahtar sözcük ise ''sabır'' ya da ''dayanıklılık''. insan yaşamalı, var olmalı, sabretmeli. platonov'a göre, insan sadece acı, keder, ihtiyaç, ve diğer tür mutsuzluklar karşısında değil, mutluluk, aşk ve zevk karşısında da sabretmeli.
bu sadece farklı bir anlatım biçimi değil, aynı zamanda, tamamen benzersiz bir varoluş biçimi. ancak, göğün üst katmanlarındaki bir melek böyle şeyler hissedebilir, eğer trajik bir kaza sonucu ya da yanlışlıkla insanların arasında doğmuş ve bir zamanlar kapıldığı manyetik alanların, partiküllerin ve zerelerin girdabında yaşadıklarını, öteki dünyaya ait gökyüzünün görüntüsünü henüz unutmamışsa. hayat, insan olarak var olmanın verdiği neşe ve acıdan ibarettir.
platonov şöyle demiştir:'sizin için insan olmak sadece bir alışkanlıktır , benim içinse, bir tatil ve zevk...'
platonov her kim olursa olsun, bu tür yaratıklar zaman zaman dünyamızı ziyaret ettiği için mutlu olmalıyız. *
platonov, kendisinden önce hiç kimse yazmamış, kalemi kağıtla buluşturan ilk insan kendisiyiş gibi yazar. normalde ikinci kabul edilen şeyler, onun yazısında merkezdedir, buna karşılık, ''önemli'' olaylar, bir kenara itilir. anlatıyla doğrudan ilgisi olmayan karakterler, belirgin bir ihtiyaç olmaksızın ortaya çıkarlar; ilk(hatta ikinci) bakışta, bu karakterlerin rolleri belirsizdir ve hiçbir ipucu olmaksızın ortadan kaybolurlar. platonov'un ana kahramanı, tüm enerjisini tüketen, önemli bir işle meşguldür; sonra, bir hesap hatası, yanlış bir davranış ya da bir felaket, emeğinin tüm meyvelerini yok eder. o, yine de yılmamıştır ve hayatı mahvolmamıştır; bir karınca ya da bir arı gibi, hayata farklı bakarak onunla yeni bir ilişki kurup, her şeyi en baştan inşa etmeye başlar.
temel çukuru ya da çukur romanından:
--spoiler--
mühendis pruşevsky, yirmibeş yaşından beri, vicdanında bir baskı hissediyordu, hayatın sonu duyarlı zihninin önüne karanlık bir duvar gibi yükselmişti. o gün bugündür kederle, o duvarın yakınlarında geziniyor ve dünyayı ve insanları kaynaştıran maddenin ortalama olan, ancak gerçekliğini kaybetmemiş özüne ulaştıklarını düşünerek kendini rahatlatıyordu. tüm temel bilimler, zihnindeki duvarın önündeydi; duvarın arkasında ise, ulaşmak için çabalamaya değmeyecek, sıkıcı bir yer vardı. yine de merak ediyordu; hiç duvarın arkasına geçebilen biri olmuş muydu?
uzakta, asılı kalmış ve kurtuluşu olmayan, sönük bir yılzdız parlıyordu ve hiçbir zaman, ona şu anda olduğundan daha yakın olamazdı. pruşevsky, bulanık gökyüzünün arasından seyretti yıldızı, zaman geçiyordu, fakat o karar veremiyordu: 'yoksa yok olup gitmeli miyim?'' diye soruyordu kendine. pruşevsky, kimin ona çok uzaklarda olan ölüme gitmesini engelleyecek kadar ihtiyaç duyduğunu bilmiyordu. umut yerine sabrı vardı elinde kalan ve gecelerin sonunda bir yerlerde, solan, çiçek veren, sonra tekrar yok olan çiçeklerle dolu bahçelerin arkasında, onun zamanı duruyordu; işte o zaman gelince yatağına yatıp, yüzünü duvara dönüp, ağlamayı bile başaramadan ölüp gidecekti.
--spoiler--
platonov kelimeleri tuhaf biçimlerde, cümle içinde farklı yerlere yerleştirerek kullanıyor. en önemlisi, bu kelimelerle, beş duyunun ötesinde, farklı bir türde ve yapıda bir ruhu betimlemeye çalışıyor.
platonov'un yapıtlarındaki ana tema, kalbin ve zihnin birbiri ile girdiği karmaşık ilişkiler içindeki mutluluğudur; yazar, mutluluğun aslında ne olduğunu, nasıl ortaya çıkıp nereye gittiğini, onun nasıl bulunup korunacağını inceler.
temel çukuru'nda şöyle ifade etmektedir:
--spoiler--
aniden başlayan müziğin rahatsız edici sesleri, vicdanını harekete geçirmiş; bu rahatsız edici şarkının kaynağını bulmak ve son nefesini verirken beyhude geçen ömrün verdiği acı ile gözyaşlarına boğulmamak için duyduğu sesler ona belli bir süresi olan hayatı yaşamasını, umuda yolculuk edip onu ele geçirmesini önermişlerdi
ve:
sönmüş bir yıldız olan bu yeryüzünde keder duymak daha rahattı onun için; ona uzak ve yabancı mutluluk, içinde utanç duygusu uyandırıyor ve ona tehlikeli geliyordu.
--spoiler--
1922'de platonov, bir yayıncıya gönderdiği mektupta, kendisi ile ilgili şunları yazmıştır:
--spoiler--
tarlalar, kırlar,annem ve zil sesleri dışında, bir de şunları sevdim ve yaşadıkça daha çok sevmeye devam edeceğim: lokomotifler, makinalar, tiz sesli düdükler ve kan ter içinde kalana kadar çalışmak. her şeyin insan yapımı olduğuna ve hiç bir şeyin kendiliğinden oluşmadığına inannırım; örneğin, uzun süre, çocukların fabrikalarda üretildiğine inandım...
yabani otlar ve dilenciler, tarlalarda şarkı söylemek, elektrik, lokomotif ve düdüğü ve depremler arasında bir tür bağ, bir tür akrabalık vardır; tüm bu şeylerin ve başka şeylerin üzerinde aynı doğum lekesi vardır... büyümekte olan otların ve buharlı lokomotiflerin mekaniği aynıdır...
--spoiler--
platonov'un karakterlerinin dünyası kozmik bir dünyadır. yerçekimi, moleküller, müthiş radyasyon, yıldız tozlarının yığınlarından oluşan gezegenler ve milyonlarca derece sıcaklıkta yanan güneşin kör edici ışınları ile bildiğimiz evren, platonov'a göre, her insanın ruhunda sürekli olarak tekrar oluşmaktadır. bu, hayvanın, çimenin, taşın, elektriğin ve insanların, yani canlı ya da cansız her şeyin, eşit ve özünde birbirinden ayırt edilemeden var olduğu bir evrendir. onlar var. onlar insan şeklinde. dahası insan şeklinde var olmak, sürekli ve akıl almaz biçimde acı veriyor onlara. ''acı'', platonov için anahtar sözcük. hayat, var olmak, burada olmak, acı ve keder anlamına geliyor, her ne kadar, yaratıcı ve verimli bir acı ve kahramanca bir keder olsa bile. diğer bir anahtar sözcük ise ''sabır'' ya da ''dayanıklılık''. insan yaşamalı, var olmalı, sabretmeli. platonov'a göre, insan sadece acı, keder, ihtiyaç, ve diğer tür mutsuzluklar karşısında değil, mutluluk, aşk ve zevk karşısında da sabretmeli.
bu sadece farklı bir anlatım biçimi değil, aynı zamanda, tamamen benzersiz bir varoluş biçimi. ancak, göğün üst katmanlarındaki bir melek böyle şeyler hissedebilir, eğer trajik bir kaza sonucu ya da yanlışlıkla insanların arasında doğmuş ve bir zamanlar kapıldığı manyetik alanların, partiküllerin ve zerelerin girdabında yaşadıklarını, öteki dünyaya ait gökyüzünün görüntüsünü henüz unutmamışsa. hayat, insan olarak var olmanın verdiği neşe ve acıdan ibarettir.
platonov şöyle demiştir:'sizin için insan olmak sadece bir alışkanlıktır , benim içinse, bir tatil ve zevk...'
platonov her kim olursa olsun, bu tür yaratıklar zaman zaman dünyamızı ziyaret ettiği için mutlu olmalıyız. *
Dile ve insana hakimiyeti insanı heyacanlandırıyor. Can isimli romanı tavsiye edilir.
Gündemdeki Haberler