bugün
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı14
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- vişneçürüğü tanga giyen sözlük erkeği6
- sözlük erkeklerinin kaşar olduğu gerçeği8
- arkadaşlar sizce bu çanta nasıl8
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması5
- salat namaz değildir7
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya6
- andropoz amca6
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız10
- nervio23
- caz dinleyen erkek9
- judas'ın mezarına toprak atar mısınız5
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- fiziği güzel sözlük kızları48
- van gogh kulağını neden kesti5
- judas'ın kulakları5
- queen ravenna ile mezar komşusu olmak4
- yazarların akşama dair planları8
- sapık yaşlı5
- chp de 5 belediye başkanına ihraç sevki2
- türkler taşı oyup ona tapmayan tek millettir4
- zina yapmayan ateist erkek3
- recep tayyip erdoğan27
- hayat4
- latife hanım'ın çarşaflı olması2
- fatih terim'in tff başkanı olması5
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı2
- rujlu kadınla öpüşmek2
- ak parti kaybedince ak troller ne yapacak12
- sindirella'nın baloda donunu düşürmesi5
- arkadaşlar ben geldim2
- benzine zam7
- ismet biraderin düğünü2
- kendinizde en sevdiğiniz şey5
- leonidas8
- sözlük yazarlarının gençlikleri4
- azerbaycan4
- bıyık bırakan erkek karizması6
- sözlüğün namusunu kim temizleyecek sorunsalı2
- ormanda cinselliğin doruklarına çıkmak5
- yeni uyanmış kadın güzelliği13
- istanbul bilgi üniversitesi2
- canın makarna istemesi2
- dünyanın en kısa fıkralarından biri8
- fon mağduriyetini ancak ak parti çözer4
- facebook sayfam nasıl3
- devletin baba şefkati2
- kürtler ateşe taparken türkler tek tanrı cıydı6
- pilavımı kaşıklamak ister misin diyen sözlük kızı4
bence de özcü bir yaklaşımla ve simgelerin, sembolizm anlatısının harmanlanışıyla değerlenmesi gereken reha erdem filmi. neden mi? neden iyi bir film mi? dilimiz döndüğünce anlatamaya çalışalım.
bir kere reha erdem bu topraklarda belki de yapılmamışı yapmaktaki ısrarını devam ettiriyor. hani düşünüyorsun a ay nasıl bir filmdi, korkuyorum anne mizah ının ucu sevimliliğiyle nerelere dokundu gitti, taşra dokusu ve beş vakit hatta içsel kirlilik öyküsü hayat var da var... sonra da kosmos! böylece bakınca bile kendini sonsuz aşma güdüsü ve tekrar etmeme olgusuyla bile erdem takdire şayan bir sinemasal düş içinde. bildiğini yapıyor. meydan okuyor sanatın sonsuzluğuna. şimdi, bunu unutmayalım. elde var 1 olsun. gelelim özcü yaklaşıma. insanın kendine yabancılaşması hatta genel olarak insan dünyasının karmaşıklığı simgelerle kosmos'u yaratmıştır. insan dünyayı sahiplendikçe ekstra bağlanıyor ona. ve diğer canlılardan çok daha üstün görmeye kendisini alıştırıyor. aslında içsel bir kimlilik dayatısıyla üstünlük pompalanıyor. şey diyor kosmos mesela. herkesin başına her şey aynı şekilde geliyor. hani felsefik doktrin olarak ele alınacak bir tez. aynılık, herkesin başına aynı şeylerin gayetten aynı şekilde gelmesi. insanlar sınıfsal açıdan farklı olmamalıya getiriyor. sadece sınıfsal değil, toplumsal, statüsel vs... fark olmamalı derken de kim ki duk semalarına doğru gidiyorum ben. görsel estetik ve semboller insanın doğayı sonsuz ihtirasla sahiplenmesi ben de olumlu bir çağrışım yaratıyor. gene, kosmos'ta hayvanlar ve insanlarla ilgili kıyas argümanı demin söylediğimiz olguyu da destekler şekilde tınlıyor. son dönem insanın doğadaki yalnızlığını ele alan çok film izledik, gördük. mesela beğenmediğim son lars von trier filmi anlatısı farklı olmakla beraber, buna temas ediyordu. şimdi bunu da cebimize koyalım, etti 2.
bir de parasal mevzular var göze sokulan. insanın manevi değerlerinin sekteye uğramasında paranın rolü nedir ne değildir? insanın yaşadığı sonsuz maneviyat illa tensel olarak mı kendisini göstermeli gibi ucu insani noktalara da gidiyor filmin. sıradan insanlar niye kahraman yaratma da üzerine düşeni sonsuz bir hırsla yaparlar? idol yaratmadaki bu dizginlenmez isteğin sebebi ne? bir anda kosmos üstün bir varlık olarak değer görüyor ya. herkesi iyileştirebileceği umuluyor. öyle sanılıyor bir ermişlik rütbesi omuzda beliriyor. yük bindiriyor feci şekilde. bunu da es geçmedik yaptık 3.
senin adın neptün olsun benimkisi de kosmos muhabbeti eski türk filmlerimize layıkıyla selamı çakmakta. şu kuş dilini de fazlaca sevdim. filmden sonra azcık benimsemişim de (kendimden beklenmeyecek bir hareketle) çığlık atar buluyorum kendimi. iletişim; sınır tanımaz, tanımamalı. reha erdem çıtayı yükseltmeyi sürdürüyor. bundan sonraki filminde western e el atar yahut uzay a. (cidden şaşırmam samimiyetten taviz vermezse, oturur zevkle izlerim) ben, samimiyetinden şüphe duymuyorum. trier'in sanat kaygılı zeminine benzer takılmasın da bildiği yolda yürümeye devam etsin. mühim olan samimiyet! evet, insanlar evrende yalnız. hem de çok pis yalnız.
10 üzerinden 8!
bir kere reha erdem bu topraklarda belki de yapılmamışı yapmaktaki ısrarını devam ettiriyor. hani düşünüyorsun a ay nasıl bir filmdi, korkuyorum anne mizah ının ucu sevimliliğiyle nerelere dokundu gitti, taşra dokusu ve beş vakit hatta içsel kirlilik öyküsü hayat var da var... sonra da kosmos! böylece bakınca bile kendini sonsuz aşma güdüsü ve tekrar etmeme olgusuyla bile erdem takdire şayan bir sinemasal düş içinde. bildiğini yapıyor. meydan okuyor sanatın sonsuzluğuna. şimdi, bunu unutmayalım. elde var 1 olsun. gelelim özcü yaklaşıma. insanın kendine yabancılaşması hatta genel olarak insan dünyasının karmaşıklığı simgelerle kosmos'u yaratmıştır. insan dünyayı sahiplendikçe ekstra bağlanıyor ona. ve diğer canlılardan çok daha üstün görmeye kendisini alıştırıyor. aslında içsel bir kimlilik dayatısıyla üstünlük pompalanıyor. şey diyor kosmos mesela. herkesin başına her şey aynı şekilde geliyor. hani felsefik doktrin olarak ele alınacak bir tez. aynılık, herkesin başına aynı şeylerin gayetten aynı şekilde gelmesi. insanlar sınıfsal açıdan farklı olmamalıya getiriyor. sadece sınıfsal değil, toplumsal, statüsel vs... fark olmamalı derken de kim ki duk semalarına doğru gidiyorum ben. görsel estetik ve semboller insanın doğayı sonsuz ihtirasla sahiplenmesi ben de olumlu bir çağrışım yaratıyor. gene, kosmos'ta hayvanlar ve insanlarla ilgili kıyas argümanı demin söylediğimiz olguyu da destekler şekilde tınlıyor. son dönem insanın doğadaki yalnızlığını ele alan çok film izledik, gördük. mesela beğenmediğim son lars von trier filmi anlatısı farklı olmakla beraber, buna temas ediyordu. şimdi bunu da cebimize koyalım, etti 2.
bir de parasal mevzular var göze sokulan. insanın manevi değerlerinin sekteye uğramasında paranın rolü nedir ne değildir? insanın yaşadığı sonsuz maneviyat illa tensel olarak mı kendisini göstermeli gibi ucu insani noktalara da gidiyor filmin. sıradan insanlar niye kahraman yaratma da üzerine düşeni sonsuz bir hırsla yaparlar? idol yaratmadaki bu dizginlenmez isteğin sebebi ne? bir anda kosmos üstün bir varlık olarak değer görüyor ya. herkesi iyileştirebileceği umuluyor. öyle sanılıyor bir ermişlik rütbesi omuzda beliriyor. yük bindiriyor feci şekilde. bunu da es geçmedik yaptık 3.
senin adın neptün olsun benimkisi de kosmos muhabbeti eski türk filmlerimize layıkıyla selamı çakmakta. şu kuş dilini de fazlaca sevdim. filmden sonra azcık benimsemişim de (kendimden beklenmeyecek bir hareketle) çığlık atar buluyorum kendimi. iletişim; sınır tanımaz, tanımamalı. reha erdem çıtayı yükseltmeyi sürdürüyor. bundan sonraki filminde western e el atar yahut uzay a. (cidden şaşırmam samimiyetten taviz vermezse, oturur zevkle izlerim) ben, samimiyetinden şüphe duymuyorum. trier'in sanat kaygılı zeminine benzer takılmasın da bildiği yolda yürümeye devam etsin. mühim olan samimiyet! evet, insanlar evrende yalnız. hem de çok pis yalnız.
10 üzerinden 8!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar