bugün
- fatma betül sayan kaya25
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur23
- anın görüntüsü29
- pazar günü bile çalışan ezik3
- bir vatandaşını bile kurtaramayan büyük türkiye3
- çalıyor ama çalışmıyor4
- 0 0 713
- türkçe vs fransızca2
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir4
- dünya52
- türkiyede askerlikte değişmesi gerekenler3
- dişler neden çürümeyecek şekilde yaratılmadı3
- pazar sabahı erkek kalkmak3
- dört ayda yüzde yirmi bin kazanmak2
- yarın cennete gidiyorum2
- zengin akpli kızların çok daha güzel olması17
- koklayarak öpmek16
- asansörde kapı kapatma tuşuna basmak2
- command and conquer generals3
- başka ülkelre vatandşlk başvrsu yapn milltvekilri2
- baldız hanımdan güzel çıkınca yaşanan pişmanlık3
- yiyişmeye gidilen sinemada filmin sarması12
- cesur olmak4
- sözlükteki anlık online sayısı4
- erzurumda sokak hayvanı beslemenin yasaklanması5
- akp kazandı11
- kemal sunal'ın en başarısız filmleri10
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları19
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı36
- platon un mağara alegorisi6
- sigara içelim mi7
- gocu29
- bir şey söyle8
- morkstar yazdı bunu12
- sözlüğün en güzel kadını25
- yalnız erkek sayısının patlaması9
- ermeni rum soykırımını inkar etmek14
- amerika birleşik devletleri28
- sözlüğün en iyi kalpli yazarı10
- arkadaşlar çok acil bakar mısınız8
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı12
- öpmek istediğiniz sözlük yazarları8
- tiktok3
- sabahları sevilen şeyler5
- koklayarak insan tanımak7
- siyahi peygamber olmaması8
- sözlüğü sonsuza kadar terk ediyorum8
- ecevit denince akla gelen şeyler29
- çalıyor ama çalışıyor5
- çocuğuyla birlikte dans eden vajinası belli anne4
msn aşkları; herkes istediği kılıkta, kurduğu düşe başkasını ortak etme telaşında, sahteliğin ortasında, pek tabi gençlerin, yalnızların ve dibe vurmuşların tekelinde.
yeni imkanlar sunulmuştu artık insanlara. eskiden ancak yakın çevresiyle sınırlıyken bir takım olanaklar, artık insanların ayağına kadar gelmişti en uzak mesafeler. açılan bir pencereyle, dünyanın herhangi bir yerindeki insanla iletişim kurulabiliyordu. oysa karşı apartmandaki kızla bile konuşmak hayalken bir titreşim kadar yakındaydı ülkenin öbür ucundaki kızlar. bırak sevgiliyi, köşedeki pastaneye gidecek arkadaşı olmayanlara gün doğmuştu resmen. yüzyüze iki kelimeyi bir araya getiremeyecek insanlar yazı dilinin evrenselliğinde bürünüyorlardı hiç olmadıkları kılıklara. seçilmiş en güzel fotoğrafları profillerinde, bakışlara, ses tonlarındaki vurgulara, titremelere, dokunuşların sıcaklığına değil yazılan kelimelere aşık olmaya başlamıştı genç ve her daim kendini genç hissedenler. yalnızlar...
gönderilen gülü kurutması gerekmiyordu artık sevgilinin, gönderilen (F) pencereyi kapatana kadar vardı zira. gülünce gözlerinin ışıltısını görmüyordu karşı taraf, sarı yuvarlak kafa ne kadar parlıyorsa onunla idare ediliyordu. ilgi istenildiğinde bağırarak "beni dinle!" diye haykırmaya gerek yoktu, titretiyorlardı onun yerine. kızgın surat, ne kadar kızgınsa o kadar etkiliydi sinirlilik hali ve pek tabi büyük harfler eşliğinde. caps lock on!
o günlerde elele tutuşmuyordu çiftler, öpüşmüyorlardı, sarılmıyorlardı ve hatta birlikte uyumuyorlardı. biri yazıyordu, diğeri onaylıyordu. böylece yaşanmış gibi hayal ediliyordu söz konusu eylemler. "seni öpüyorum", "öp bitanem, ben de öpüyorum deli gibi". bu kadar basitti işte.
ne ilk buluşma telaşı, ne kıyafet seçme telaşı, ne lüks mekanda hesap muhasebesi ne de sevişme eşiğini beklerken tırnak yeme müddeti... hepsinden sıyrılmıştı insanlar. buluşmaya leş gibi kokar vaziyette, en silik tişörtü ve altında boxerı olduğu halde dahil oluyordu erkekler. kızlar? onlar da erkekler nasıl hayal ediyorsa o şekilde.
ilişkinin bitmesi, bir engelle-sil komutuna bağlıydı. emin misin diye soran ise en yakın arkadaşın değildi, teknolojinin ta kendisiydi.
yeni imkanlar sunulmuştu artık insanlara. eskiden ancak yakın çevresiyle sınırlıyken bir takım olanaklar, artık insanların ayağına kadar gelmişti en uzak mesafeler. açılan bir pencereyle, dünyanın herhangi bir yerindeki insanla iletişim kurulabiliyordu. oysa karşı apartmandaki kızla bile konuşmak hayalken bir titreşim kadar yakındaydı ülkenin öbür ucundaki kızlar. bırak sevgiliyi, köşedeki pastaneye gidecek arkadaşı olmayanlara gün doğmuştu resmen. yüzyüze iki kelimeyi bir araya getiremeyecek insanlar yazı dilinin evrenselliğinde bürünüyorlardı hiç olmadıkları kılıklara. seçilmiş en güzel fotoğrafları profillerinde, bakışlara, ses tonlarındaki vurgulara, titremelere, dokunuşların sıcaklığına değil yazılan kelimelere aşık olmaya başlamıştı genç ve her daim kendini genç hissedenler. yalnızlar...
gönderilen gülü kurutması gerekmiyordu artık sevgilinin, gönderilen (F) pencereyi kapatana kadar vardı zira. gülünce gözlerinin ışıltısını görmüyordu karşı taraf, sarı yuvarlak kafa ne kadar parlıyorsa onunla idare ediliyordu. ilgi istenildiğinde bağırarak "beni dinle!" diye haykırmaya gerek yoktu, titretiyorlardı onun yerine. kızgın surat, ne kadar kızgınsa o kadar etkiliydi sinirlilik hali ve pek tabi büyük harfler eşliğinde. caps lock on!
o günlerde elele tutuşmuyordu çiftler, öpüşmüyorlardı, sarılmıyorlardı ve hatta birlikte uyumuyorlardı. biri yazıyordu, diğeri onaylıyordu. böylece yaşanmış gibi hayal ediliyordu söz konusu eylemler. "seni öpüyorum", "öp bitanem, ben de öpüyorum deli gibi". bu kadar basitti işte.
ne ilk buluşma telaşı, ne kıyafet seçme telaşı, ne lüks mekanda hesap muhasebesi ne de sevişme eşiğini beklerken tırnak yeme müddeti... hepsinden sıyrılmıştı insanlar. buluşmaya leş gibi kokar vaziyette, en silik tişörtü ve altında boxerı olduğu halde dahil oluyordu erkekler. kızlar? onlar da erkekler nasıl hayal ediyorsa o şekilde.
ilişkinin bitmesi, bir engelle-sil komutuna bağlıydı. emin misin diye soran ise en yakın arkadaşın değildi, teknolojinin ta kendisiydi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar