bugün
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık12
- hırvatistan8
- ılımlı islam4
- beni özleyenler elime mum diksin14
- sümer dili5
- şanssız bir insan olmak4
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı4
- sözlük yazarlarının çok kültürlü olması8
- diyetteyken kitap okumak3
- yeni gelin adayının çıldırtan talepleri3
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor13
- saç traşı olmuyorum hadi bakalım8
- yuzır ismet gurbuzi hazretleri4
- iq testi4
- kadir mısıroğlu3
- yunanistan29
- bey biraderler beydirler3
- 2026 ağustos ayı nasıl geçecek3
- belçika4
- gavurlarla kadın erkek karışık hamama gitmek5
- almanya11
- arkadaşlar naber ya4
- arkadaşlar yeni ağırlıklarım nasıl3
- türk ateisti7
- inşaat gürültüsü4
- slip mayo giyen erkek4
- ayak bileğine dövme yaptıran erkek2
- en köylü özelliğiniz4
- her gördüğünü jandarmaya ihbar eden köylü3
- yanık akrep dumanı çekmek5
- volvo v702
- nervio ile travertenlere gitmek4
- beynin dopamin salgılamaması3
- en son aldığınız iltifat14
- la diyen kadın3
- ioçk'nın müziği4
- erkeklerden hoşlanan erkek3
- zorunlu eğitim7
- fransa5
- ispanya5
- sidretü l münteha4
- portekiz5
- ali vefa7
- sözlük çok bozdu3
- hurafe dolu islam vs kur an islam ı10
- çomar müzikleri3
- arkadaşlar bu ne kitabı yahu2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- sevişirken video çekmek10
- tiroidli hanım3
sevdiği entry'ler
Küçükken babaannem alt katımızda yaşardı. En küçük halam da aile evindeydi ve alsancak'ta çalışırdı. O yıllarda dedem demans hastası ve yatalak. Halam alsancak'tan pizza ve patates paketlenmiş plastik bir kutunun içine babaanneme getirmiş. Sanırım tam babaannem yiyecekken ben eve girmişim. Sofra benzinin altına gizlemişlerdi kutuyu. Allah tarafından bana gösterildi sanırım tesadüf gördüm açıldı örtü.
Babaannem bozuntuya vermemek için " ye kızım "falan dedi. "Yok babaanne aç değilim" dedim. Hayatımda pizza görmemişim düşünün. Bir de o kadar güzel kokuyordu ki.
Annem senelerce halalarımın çamaşırlarını elinde yıkamıştı. Annemi hizmetçi gibi çalıştırmışlardı. Canına okuyorlardı. O gün bir aydınlanma yaşamıştım. Benim annem de yıllar sonra aynı halam maddi durumu kötü olup Babaannemden kalan eve yerleştiğinde bir tabak köfte bile yapsa çocuğa mutlaka gönderirdi.
iyiki ben annemin kızıyım.
Babaannem bozuntuya vermemek için " ye kızım "falan dedi. "Yok babaanne aç değilim" dedim. Hayatımda pizza görmemişim düşünün. Bir de o kadar güzel kokuyordu ki.
Annem senelerce halalarımın çamaşırlarını elinde yıkamıştı. Annemi hizmetçi gibi çalıştırmışlardı. Canına okuyorlardı. O gün bir aydınlanma yaşamıştım. Benim annem de yıllar sonra aynı halam maddi durumu kötü olup Babaannemden kalan eve yerleştiğinde bir tabak köfte bile yapsa çocuğa mutlaka gönderirdi.
iyiki ben annemin kızıyım.
Az önce içimi mutlulukla dolduran bir anı yaşadım. Yurtdışında yaşayan birkaç arkadaşım, uzun bir aradan sonra şehre döndü. Havaalanında onları karşıladık, burada yaşayan ortak dostlarımızla birlikte, o sıcak anları paylaşmak tarifsizdi. Şimdi eve doğru yol alıyorum, içimde güzel anların coşkusuyla. Hafta sonu hep beraber buluşup unutulmaz anlar yaşayacağız gibi görünüyor. Umut dolu bir heyecanla yeni anıları sabırsızlıkla bekliyorum. Hadi hayırlısı.
Bir sabah güneşin ilk ışıklarıyla birlikte, hayatın akışı devam ederken, ölüm sessizce yaklaşır. Gözlerin kapalı, kalbin yavaşlar ve aniden derin bir sessizlik hissedilir. Ölüm, kimi zaman huzur verici bir dost gibi yanı başına gelirken, kimi zaman da karanlık ve soğuk bir düşman gibidir. Görünmeyen ama derinlerde hissedilen bir gölge gibi sürekli peşindedir. Ancak ölüm, bir son değildir; belki de hayatın yeni bir döngüsüdür. Tıpkı solan bir çiçeğin tekrar yeşermesi gibi, ölüm de böyle; görünürde bir son gibi olsa da, yeni yaşamların tohumlarını eker.
Sevdiklerimizle dolup taştığımız anlar gelir akla; onların anılarıyla yaşarız. Bir gülümseme, bir dokunuş, kalplerimizde saklı kalır. Ölüm bile sevdiklerimizin ruhunda yaşar, çünkü onlarla paylaştığımız her an ölümsüzleşir. Ve belki de en büyük korku, unutulmak, hatırlanmayacak olmak. Ama her anı değerlidir; her gülüş, her gözyaşı yaşamın özüdür. Ölüm bile bu döngünün bir parçasıdır.
Sonunda herkes için kaçınılmaz olan o an gelir. Ancak ardında bıraktığın izler, bu dünyada bir yankı olarak kalır. Her anı dolu dolu yaşamak gerekir, çünkü ölüm bile hayatın içinde gizli bir anlamdır. Yaşarken sevgiyle dolu kalpler bırakmak, yaşamın en büyük mirasıdır. Ve ölümün bile bir yansımasıdır; yaşamın içinde saklı, anlamlı bir derinliktir.
Sevdiklerimizle dolup taştığımız anlar gelir akla; onların anılarıyla yaşarız. Bir gülümseme, bir dokunuş, kalplerimizde saklı kalır. Ölüm bile sevdiklerimizin ruhunda yaşar, çünkü onlarla paylaştığımız her an ölümsüzleşir. Ve belki de en büyük korku, unutulmak, hatırlanmayacak olmak. Ama her anı değerlidir; her gülüş, her gözyaşı yaşamın özüdür. Ölüm bile bu döngünün bir parçasıdır.
Sonunda herkes için kaçınılmaz olan o an gelir. Ancak ardında bıraktığın izler, bu dünyada bir yankı olarak kalır. Her anı dolu dolu yaşamak gerekir, çünkü ölüm bile hayatın içinde gizli bir anlamdır. Yaşarken sevgiyle dolu kalpler bırakmak, yaşamın en büyük mirasıdır. Ve ölümün bile bir yansımasıdır; yaşamın içinde saklı, anlamlı bir derinliktir.
Bugün üniversitenin ilk günüydü ve oldukça güzel ve yoğun geçti. Geçen yıl sağlık sorunlarım nedeniyle mart ayından itibaren evden derslere katılmıştım; sadece belirli dönemlerde üniversiteye gidebilmiştim. Bugün, tüm sınıf arkadaşlarımı ve üniversitenin öğrenci işlerinden sorumlu kurumunda başkanı olduğum kulübüm ile departmanın öğrencilerini tekrar görmek, bir araya gelmek gerçekten çok güzeldi.
Bunlara ne kadar sevinsem de, önümüzdeki haftadan itibaren tekrar evden derslere devam etmek zorunda kalacağım, çünkü maalesef tekerlekli sandalyeden kurtulamadım. Ancak bu durum, yaşadığım mutluluğun önüne geçemiyor. Umuyorum ki her şey yoluna girecek.
Fakat bacaklarım hiç mutlu değil. Saat 08:00-18:00 arasında üniversitede topuklu ayakkabılarla oturmaktan mahvoldular, ahaha! Herkese güzel ve büyük başarıların olacağı bir eğitim yılı diliyorum.
Bunlara ne kadar sevinsem de, önümüzdeki haftadan itibaren tekrar evden derslere devam etmek zorunda kalacağım, çünkü maalesef tekerlekli sandalyeden kurtulamadım. Ancak bu durum, yaşadığım mutluluğun önüne geçemiyor. Umuyorum ki her şey yoluna girecek.
Fakat bacaklarım hiç mutlu değil. Saat 08:00-18:00 arasında üniversitede topuklu ayakkabılarla oturmaktan mahvoldular, ahaha! Herkese güzel ve büyük başarıların olacağı bir eğitim yılı diliyorum.
tüm özelliklerim harika olsa da, akademik hayatımda başarılı ve yüksek statü sahibi biri olmam daha çok hoşuma gidiyor.
"ilk / öncü kadın" anlamına gelir. Kısaca: larisalisa.
ilk kez taktım bu broşu. çok zarif.
(img:#2372204)
(img:#2372204)
Ben, gözlerimi akademisyen bir ailede açtım; bilgeliğin, sevginin ve huzurun içinde büyüdüm. ilk nefesimden itibaren her şeye sahiptim. Annem ve babam, benim için sadece birer ebeveyn değil, adeta birer ilham kaynağıydı. Babamın güçlü karakteri, annemin zarafetiyle birleştiğinde, ortaya kusursuz bir dünya çıkıyordu. Sevgiyle örülü bir yuva, ilmek ilmek işlenmiş bir aile... Hiçbir eksiklik hissetmedim, ne maddi ne de manevi. Her günümüz, mutlulukla ve sevgiyle dolu bir yaşamın resmiydi. Bugün bile, hayatımızda hiçbir şey eksilmedi; hala aynı sıcaklıkla devam ediyor. Bu, dünyadaki en büyük şanstı belki de.
Ama sonra... Hayatımın hiç bilmediğim bir yüzüyle karşılaştım. Babam, annemden önce bir kez evlenmiş ve o evlilikten iki çocuğu olmuş. Ben, çocukluğum boyunca onları hiç görmedim, ta ki 19 yaşıma, 13 Nisan 2022’ye kadar. O gün, doğum günümde babaannemi kaybettiğimizde, bir anda hayatıma girdiler. Üvey kardeşlerim... O gün, tanımadığım bir geçmişle yüzleştim. Sonra, 2023 Mayısında babam kalp krizi geçirdiğinde tekrar karşılaştık. Aynı kanı taşıyor olsak da, hayatlarımız birbirinden öylesine farklıydı ki... Onlar, birbirine bağlı iki kız kardeşken; ben, bir abiye sahip evin küçük ve sevilen kız çocuğuydum.
Az önce üvey kardeşlerimden küçüğüyle uzun uzun konuştuk. Arayan oydu. Ve konuştukça fark ettim; hayatlarımız gerçekten de bambaşkaymış. Onlar da maddi anlamda zenginler, fakat sevgiye dair koca bir boşluk yaşıyorlar. Hatırlıyorum, babam hep ansızın bir yerlere giderdi. Hiçbirimize haber vermez, sadece annemle paylaştığı bir sır gibi, geri döndüğünde yüzünde hep bir mutluluk olurdu. Meğer o zamanlar üvey kardeşlerimin yanına gidiyormuş. Bilmiyordum, hiç bilmiyordum...
Bu öğrendiklerim içimi parçalıyor. Kalbim, sanki hiç bilmediğim bir acıyla dolu. Duygularım, bir fırtınaya yakalanmış gibi. Babamın diğer ailesiyle ilgili öğrendiğim her şey, kalbimden bir parçayı koparıp aldı. Ve şimdi, bu boşlukla baş başayım. Kendimi bir bilinmezliğin içinde kaybolmuş gibi hissediyorum, kalbimin bir köşesi hep eksikmiş gibi...
Ama sonra... Hayatımın hiç bilmediğim bir yüzüyle karşılaştım. Babam, annemden önce bir kez evlenmiş ve o evlilikten iki çocuğu olmuş. Ben, çocukluğum boyunca onları hiç görmedim, ta ki 19 yaşıma, 13 Nisan 2022’ye kadar. O gün, doğum günümde babaannemi kaybettiğimizde, bir anda hayatıma girdiler. Üvey kardeşlerim... O gün, tanımadığım bir geçmişle yüzleştim. Sonra, 2023 Mayısında babam kalp krizi geçirdiğinde tekrar karşılaştık. Aynı kanı taşıyor olsak da, hayatlarımız birbirinden öylesine farklıydı ki... Onlar, birbirine bağlı iki kız kardeşken; ben, bir abiye sahip evin küçük ve sevilen kız çocuğuydum.
Az önce üvey kardeşlerimden küçüğüyle uzun uzun konuştuk. Arayan oydu. Ve konuştukça fark ettim; hayatlarımız gerçekten de bambaşkaymış. Onlar da maddi anlamda zenginler, fakat sevgiye dair koca bir boşluk yaşıyorlar. Hatırlıyorum, babam hep ansızın bir yerlere giderdi. Hiçbirimize haber vermez, sadece annemle paylaştığı bir sır gibi, geri döndüğünde yüzünde hep bir mutluluk olurdu. Meğer o zamanlar üvey kardeşlerimin yanına gidiyormuş. Bilmiyordum, hiç bilmiyordum...
Bu öğrendiklerim içimi parçalıyor. Kalbim, sanki hiç bilmediğim bir acıyla dolu. Duygularım, bir fırtınaya yakalanmış gibi. Babamın diğer ailesiyle ilgili öğrendiğim her şey, kalbimden bir parçayı koparıp aldı. Ve şimdi, bu boşlukla baş başayım. Kendimi bir bilinmezliğin içinde kaybolmuş gibi hissediyorum, kalbimin bir köşesi hep eksikmiş gibi...
Çok sevdiğim ve özlemle andığım bir aktivite. 25 Mayıs'tan, temmuz sonunda beyin ödemi teşhisi konulana dek, bastonla sık sık yürüyüş yapardım. Son kez 11 Ağustos’ta, abimin doğum gününde ayağa kalkmış ve ona sarılmıştım, ancak o andan sonra bir daha kalkamadım. Yakında fizik tedavim yeniden başlıyor. Umarım, sorunsuz bir şekilde tedaviye devam edebilme kararlılığını gösterebilirim.
Nefret ettiğim bir yazar yok; zira bazı insanlara dair en hafif duyguları dahi beslememek, en doğru yol.
Biraz kaba değil mi sizce de… yani emir kipiyle konuşmak hoş değil. En azından “Gocam olur musun” diye sorması gerekirdi.
21 Ağustos'ta kraniotomi ameliyati oldum. Bugün sonund a yoğun bakımdan çıkacak duruma geldim, ancak kalp kapakçıklarımdan biri düzgün çalışmıyor. Kalp için tekrar ameliyat olmam gerekiyor. Kendimi çok yorgun hissediyorum, telefonumu dahi bir saat önce elime ala bildim, yoğun bakımdan öğlen çıkmama rağmen. Bacaklarım tamamen şişmiş durumda, hareket ettirmek çok zor. Ameliyat sırasında kanama yaşandi diye yürüme yetim etkilendi, ama neyse ki tamamen yok olmadı ve kalıcı değil.çok tükemiş hissediyorum.
Geçirdiğim kalp ve beyin ameliyatı sürecinde bana destek veren, yazan, soran ve iyi dileklerde bulunan tüm arkadaşlarıma içtenlikle teşekkür ederim. Özel mesajlar atanlara ve entry olarak yazanlara minnettarım. Yoğunluk ve yorgunluktan dolayı cevap veremediklerim için anlayışlarını rica ederim.
Kendimi iyi hissediyorum. Başarılı bir ameliyat geçirdim. Neredeyse her gün muayeneler ve testler yapılıyor. Öncekine göre kendimi daha iyi hissediyorum. Hastanede çok iyi bir ortam var. Doktorlar ve hemşireler her saat benimle ilgileniyorlar. Şu an tedavim devam ediyor, yarın sabah saatlerinde buradan taburcu edileceğim.
Kendimi iyi hissediyorum. Başarılı bir ameliyat geçirdim. Neredeyse her gün muayeneler ve testler yapılıyor. Öncekine göre kendimi daha iyi hissediyorum. Hastanede çok iyi bir ortam var. Doktorlar ve hemşireler her saat benimle ilgileniyorlar. Şu an tedavim devam ediyor, yarın sabah saatlerinde buradan taburcu edileceğim.
çok teşekkür ederim herkese, milyon kere teşekkür ederim. soran, dua eden, iyi dileklerini söyleyen tüm herkese. ne kadar dikiş yerlerinde ağrılar olsa da, gayet iyiyim. hatta şu an göl kenarında yerleşen bir restorandan eve dönüyorum, çalıştığım kadar gezmeye, dinlenmeye ve güzel zamanlar geçirmeye çalışıyorum. hepimiz iyi olalım, daima güzel günler yaşayalım.
istinaf olması lazım.
ıslahat davası değil miydi o?
Ben yapmam pişisel gelişimimi tamamlamadım daha.