bugün
- sinek as'ın sözlüğe vedası23
- forma7
- bir kadının tehlikeli olduğunu gösteren detaylar3
- ırak5
- metamfetamin7
- uludağ sözlük bacıları geleneksel kongresi4
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek11
- insan sevmemek3
- aç uyumak10
- umman4
- sevgi vs aşk9
- ayağı şiir kokan kadın6
- gece gece kokoreç gömmek7
- pazar gecesi son huzurlu uyku6
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- doğru don seçimi2
- betray me6
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar9
- sözlüğün kralı4
- karpuzcu libos panda3
- sözlüğün kraliçesi4
- yalnız yaşamak3
- nervio'nun ateist ve ayakçı erkekle evlenmesi6
- salçalı makarna10
- büreyde3
- ilhan irem dinleyen erkek6
- jaws filmindeki sikko balik2
- çin9
- sözlük yazarlarının gördüğü ünlüler10
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak21
- herkes hakkını helal etsin sözlüğü bırakıyorum10
- ben bu yazıyı sana yazdım3
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek16
- hamile fotoğrafı5
- geçmişe götüren şarkılar5
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak10
- filistin5
- silamınnn aleyykiiiimmm genşşlerr6
- bir günde 1500 kalori almak4
- evlenmek2
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın15
- sandalet ayak bikinisidir4
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek7
- yarın sabah işe gidecek olmak5
- evrende hareket nasıl oluyor5
- sevgilinin ayağından sigara içmek3
- özerhisar ayran3
- balık yanına en yakışan çorba9
- açlıktan bayılmak4
- nemlendirici krem20
sevdiği entry'ler
sevmek demek doğru olmaz belki ama hoşlandığım, beğendiğim veya kısa bir süre etkilendiğim birinin -ki ben birinden hoşlanıyorsam bunu ben hariç etrafımdaki herkes, çok zeki olmasına gerek olmaksızın görebilir gözlerimde- beni kıskandırmaya çalıştığını hissetmiştim bir keresinde. üstelik kıskanmıştım da. ama çok kısa bir süre sonra istemsizce buz gibi soğumuştum!
hayatım boyunca bu davranışı ne bir kadına, hele de bir erkeğe yakıştıramadım hiçbir zaman. insan bunu neden yapar ki kendisinden hoşlanan birine? neden böylesi çirkin bir davranışla maniple eder ki karşısındakini? bu samimi, tertemiz duyguları neden harcar? üstelik kendisi de severken...
çünkü sevginin, aşkın en patolojik şekli kazınmıştır kafasına. ''sevmek, aşık olmak zayıflıktır!'' sevgi bir tutumdur bu hayatta ve sevmeyi bilen, sevebilen insan her zaman sever ve bu onu güçlü kılar. asıl zayıflık sevmeyi bilmemektir ve büyük kayıptır.
ve seven insan, zamanı geldiğinde bir gün vazgeçebilir, ama hayattan sadece sevilmeyi öğrenenler her daim ötekine bağımlıdır fikrimce.
hayatım boyunca bu davranışı ne bir kadına, hele de bir erkeğe yakıştıramadım hiçbir zaman. insan bunu neden yapar ki kendisinden hoşlanan birine? neden böylesi çirkin bir davranışla maniple eder ki karşısındakini? bu samimi, tertemiz duyguları neden harcar? üstelik kendisi de severken...
çünkü sevginin, aşkın en patolojik şekli kazınmıştır kafasına. ''sevmek, aşık olmak zayıflıktır!'' sevgi bir tutumdur bu hayatta ve sevmeyi bilen, sevebilen insan her zaman sever ve bu onu güçlü kılar. asıl zayıflık sevmeyi bilmemektir ve büyük kayıptır.
ve seven insan, zamanı geldiğinde bir gün vazgeçebilir, ama hayattan sadece sevilmeyi öğrenenler her daim ötekine bağımlıdır fikrimce.
"...Sarılıp yatmak mümkün değil bende senden kalan hayâle.
Halbuki sen orda, şehrimde gerçekten varsın etinle kemiğinle
ve balından mahrum edildiğim kırmızı ağzın, kocaman gözlerin gerçekten var
ve âsi bir su gibi teslim oluşun ve beyazlığın ki dokunamıyorum bile...
Öptü beni: "Bunlar, kâinat gibi gerçek dudaklardır" dedi.
"Bu ıtır senin icâdın değil, saçlarımdan uçan bahardır" dedi.
ister gökyüzünde seyret, ister gözlerimde:
"körler onları görmese de, yıldızlar vardır" dedi.
Bu bahçe, bu nemli toprak, bu yasemin kokusu, bu mehtaplı gece
pırıldamakta devâm edecek ben basıp gidince de,
çünkü o ben gelmeden, ben geldikten sonra da bana bağlı olmadan vardı
ve bende bu aslın sureti çıktı sadece.
"Paydos" diyecek bize bir gün tabiat anamız
"gülmek ağlamak bitti çocuğum..."
Ve tekrar uçsuz bucaksız başlayacak
görmeyen, konuşmayan, düşünmeyen hayat.
Ayrılık yaklaşıyor her gün biraz daha,
güzelim dünya elvedâ,
ve merhaba
k â i n a t . . .
Balla dolu petek
yani gözlerin güneşle dolu.
Gözlerin, sevgilim, gözlerin toprak olacak yarın,
bal başka petekleri doldurmaya devâm edecek..."
Halbuki sen orda, şehrimde gerçekten varsın etinle kemiğinle
ve balından mahrum edildiğim kırmızı ağzın, kocaman gözlerin gerçekten var
ve âsi bir su gibi teslim oluşun ve beyazlığın ki dokunamıyorum bile...
Öptü beni: "Bunlar, kâinat gibi gerçek dudaklardır" dedi.
"Bu ıtır senin icâdın değil, saçlarımdan uçan bahardır" dedi.
ister gökyüzünde seyret, ister gözlerimde:
"körler onları görmese de, yıldızlar vardır" dedi.
Bu bahçe, bu nemli toprak, bu yasemin kokusu, bu mehtaplı gece
pırıldamakta devâm edecek ben basıp gidince de,
çünkü o ben gelmeden, ben geldikten sonra da bana bağlı olmadan vardı
ve bende bu aslın sureti çıktı sadece.
"Paydos" diyecek bize bir gün tabiat anamız
"gülmek ağlamak bitti çocuğum..."
Ve tekrar uçsuz bucaksız başlayacak
görmeyen, konuşmayan, düşünmeyen hayat.
Ayrılık yaklaşıyor her gün biraz daha,
güzelim dünya elvedâ,
ve merhaba
k â i n a t . . .
Balla dolu petek
yani gözlerin güneşle dolu.
Gözlerin, sevgilim, gözlerin toprak olacak yarın,
bal başka petekleri doldurmaya devâm edecek..."
"Ömer hayyam olmak isterdim
Acımı kederimi gömmek
Bir üzüm kanına, bir kadın kalçasına
Şiir yazmak isterdim
Ve bazen
Düşündürmek
Soru işaretlerinden bir köprünün üstünde
Cevapsız bırakmak isterdim insanları
Yok olurken küllerinden doğan anka olmak isterdim
Babil'de marduk mısır'da amon olmak
Ve
Biraz da mütevazı olmak isterdim
Orhan veli ukalalığı ile tabii
Ve yerin dibinde olduğumu hatırlatan izbe sokaklarda
Bir serçe olmak isterdim, kırılgan ürkek
Ve hayranlıkla bakardım
Gece baykuşlara, gündüz avcı kuşlara
Ve insan olmak isterdim
Içi dolu, et ve kemik dışında
Ben var olmak isterdim kaybolmuş düşlerde"
Acımı kederimi gömmek
Bir üzüm kanına, bir kadın kalçasına
Şiir yazmak isterdim
Ve bazen
Düşündürmek
Soru işaretlerinden bir köprünün üstünde
Cevapsız bırakmak isterdim insanları
Yok olurken küllerinden doğan anka olmak isterdim
Babil'de marduk mısır'da amon olmak
Ve
Biraz da mütevazı olmak isterdim
Orhan veli ukalalığı ile tabii
Ve yerin dibinde olduğumu hatırlatan izbe sokaklarda
Bir serçe olmak isterdim, kırılgan ürkek
Ve hayranlıkla bakardım
Gece baykuşlara, gündüz avcı kuşlara
Ve insan olmak isterdim
Içi dolu, et ve kemik dışında
Ben var olmak isterdim kaybolmuş düşlerde"
genel olarak "mutluluk" adı altında kısaltılır. ama genelde o mutluluğun bkz daki mutludan olduğunu belirtmez. nasıl ki fiziksel acılarımızın kaynağı bedenimizse, ruhsal sorunlarımızın,sıkıntılarımızın da kaynağı, beynimiz düşüncelerimizdir. onları nasıl sizi (bkz: mutlu) edecek şekilde düşünmeniz size kalmış bir olaydır.genel olarak günümüzdeki tüketici topluluğunu oluşturmak ve devamını sağlamak için insanlara "satın al"="mutluluk" fikri yerleştirilmiştir. bu sayede anlık-günlük olarak telefon, giysi,bilgisayar ,kendinden üstün gördüğün kişilerin bulunduğu mekanlarda bulunmak- (restoran cafeler vb.) gibi.şu anlık insanımızda yaygın olan telefon, araba kıyafet hastalığı bunun en büyük örnekleridir. kıyafeti isteyerek arzulayarak alırken ertesi gün yüzüne bakmaz duruma gelir, araba ve telefonda işler biraz daha farklı. insanların kendini şartlandırıp -e abi ihtiyacımız var bunu da mı almayalım dercesine kendisini kandıracak bir sebebe sığınmalarıdır. ne kadar ihtiyacınız var sorusunu kendilerine sormaları yeter. bilmem ne kadar rami var bilmem ne kadar ekran kartı, bilmem ne kadar megapiksel kameraya sahip gibi. 1969'da ay'a ayak basılmasındaki teknolojiden fazla teknolojiyi ceplerinizde taşıyorsunuz. bunun ne kadarını kullanıyoruz ve kullanıyorsunuz da daha fazlasını talep etmek gibi bir gaflete düşüyoruz?
"işte insanın çılgınlığı böyle bir şey. mutlu olmak elindeyken perişan olmayı tercih ediyor. bilinçsiz insan, köleler efendilerine nasıl itaat ediyorlarsa, arzularına öyle itaat ediyor. ve arzularını kontrol edemediği için asla huzur bulamıyor.?—?diyojen"
"ruhsal sıkıntılarımızın çoğu elimizde olmayan şeyleri isteme ve sahip olduğumuz şeylerin kıymetini bilmeme kaynaklı. "
“mutlu bir yaşam için pek az şey gerekli; gereken her şey içimizde ve düşünce biçimimizde.”?—?marcus aureliusz
"işte insanın çılgınlığı böyle bir şey. mutlu olmak elindeyken perişan olmayı tercih ediyor. bilinçsiz insan, köleler efendilerine nasıl itaat ediyorlarsa, arzularına öyle itaat ediyor. ve arzularını kontrol edemediği için asla huzur bulamıyor.?—?diyojen"
"ruhsal sıkıntılarımızın çoğu elimizde olmayan şeyleri isteme ve sahip olduğumuz şeylerin kıymetini bilmeme kaynaklı. "
“mutlu bir yaşam için pek az şey gerekli; gereken her şey içimizde ve düşünce biçimimizde.”?—?marcus aureliusz
saçını çeker, oyuncaklarını alırım.
bu ülkeyi sıfırdan inşa eden adamın içimizden birisi olduğu. allah göstermesin bir gün tekrar kurtarılması icap ederse gene içimizden birisi çıkıp kurtaracak. kendi insanından korkmadan, kibirlenmeden bizimle aynı yolda yürüyen, kendisini kendi insanından daha yüksek görmeyen birisi. sarışın ve mavi gözlü olmayacak belki bu sefer ama aynı azimle aynı inanç ile olacak mutlaka.
Tarih bilgisinden çok genelde kültür amaçlı okunması gereken kitaptır. Özellik ziraat bankası kurucusu mithat Paşa'nın neler yaşadığını anlatması Bir çok yönden faydalı bilgiler olacaktır.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden…
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
(bkz: hiçbir şeyin olmazsa kaybetmekten de korkmazsın)
Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden…
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
(bkz: hiçbir şeyin olmazsa kaybetmekten de korkmazsın)
Davud Peygamberin sesine atıftır: Bence "Gür"/"Tok" olmasından çok "etkileyici" olmasının altı çizilir bu sözde.
Bir de "davud" isminin anlamının "aziz, çok sevilen, sevgili" olarak açıklandığını söyleyelim.
Yani "davudi ses", çok beğenilecek; sevilecek kişinin etkileyici sesidir bana kalırsa.
Bir de "davud" isminin anlamının "aziz, çok sevilen, sevgili" olarak açıklandığını söyleyelim.
Yani "davudi ses", çok beğenilecek; sevilecek kişinin etkileyici sesidir bana kalırsa.
"Dünyadaki en tehlikeli şey nedir?" diye sorsalar, "yaşamaktır" derdim. Çünkü öleceğimiz kesin; üstelik ne vakit öleceğimiz belli değil.