bugün

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

1

insan
ya hayrandır sana, ya düşman.
Ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun
ya bir dakka bile çıkmazsın akıldan...

2

Çürüksüz ve cam gibi berrak bir kış günü
sımsıkı etini dişlemek sıhhatli, beyaz bir elmanın.
Ey benim sevgilim, karlı bir çam ormanında nefes almanın
bahtiyarlığına benzer seni sevmek...

4

Gün iyiden iyiye ışıdı artık,
tortusu dibe çöken bir su gibi duruldu, berraklaştı ortalık.
Sevgilim, sanki seninle yüz yüze geldim birdenbire :
aydınlık, alabildiğine aydınlık... *
Beni özene bezene yaratan kim? Sen!
Ne yapacağımı da yazmışın önceden.
Demek günah işleten de sensin bana:
Öyleyse nedir o cennet cehennem?
Ömer HAYYAM
ben şarap içiyorum dogrudur.
aklı olanda beni haklı bulur.
içecegimi biliyordu tanrı,
içmezsem tanrı yanılmış olur.

omer hayyam
Tanrım; bu güzel yüze vermişsin emek,
O sümbülü koklamak, saçın' ellemek.
Sonra da ona bakma, dersen, anlamı:
Dolu kadehi ters tut, hiç dökme demek!

omer hayyam
Gönlün temiz mi hocam, kanıtın var mı?
Gösterişten başka bir anıtın var mı?
Hırkan, seccaden tamam; yarın sorunca;
Tanrı'ya vermek için yanıtın var mı?

Ömer Hayyam
çiçek açmış benzeri mademki mutluluğun
neden ey güzel kadehinden çok uzakta kolun?
acımasızdır dünya, yazık durma şarabını iç;
sanmam ki bir daha gelesin, sürüp gitsin bu oyun
şu testi de mutlak benim gibi biriydi
bir güzele vurgundu o da elbet dertliydi.
kim bilir garibin belki boynunda kulp da
sevgilinin öpülesi bembeyaz eliydi.
ömer hayyam rubailer 41-60
yarini merdane seven kişi
pervane gibi özler ateşi
sevip de yanmaktan kaçanların
masal anlatmaktır bütün işi



bir kalp ki onun sevmesi aldanması yok
tutkunluğu yok, bir güzele yanması yok
bin kez yazık olsun sevgisiz yüreğe
aşksız geçecek günlerin faydası yok

ömer hayyam
"Dünya üç-beş bilgisizin elinde;
Onlarca her bilgi kendilerinde.
Üzülme, eşek eşeği beğenir:
Hayır var sana kötü demelerinde."
ömer hayyam
Ruhum ne ondan önce vardı, ne ondan ayrı bir sırrın kemâlidir,
ruhum onun, o dışımdaki âlemin bende akseden hayâlidir.
Ve aslından en uzak ve aslına en yakın hayâl
bana ışığı vuran yârimin cemâlidir...

nazım hikmet
bu dünyadan başka bir dünya yok, arama;
senden benden başka düşünen yok, arama!
vaz geç ötelerden, yorma kendini:
o var sandığın şey yok mu, o yok arama!

ömer hayyam
Ferman sende, ama güzel yaşamak bizde:
Senden ayığız bu sarhoş halimizde.
Sen insan kanı içersin, biz üzüm kanı:
insaf be sultanım, kötülük hangimizde?

Gül verme istersen diken yeter bize,
ışık da vermessen ateş yeter bize,
tekke post most olmasa da olur.
Kilise çanları bile yeter bize.

Ömer hayyam
dindir içimdeki günahkar sesleri,
yalnızca sana iman edeyim.
bir la ile başla sen,
gerisini ben hazfedeyim.

(bkz: ehliistirahat)
öyle güzel susarım ki ben
dem vurursun ölümün gevezeliğinden
bir parça bal çalıver içindeki sevgiden
kurtulalım sebebini unuttuğumuz hüzünlerden.
Yıllarca dönüp durduğunuz kabe mi
Arayıp durduğunuz kıble mi
gafil, koy sevgiliyi baş ucuna
onu sevmek ibadet değil mi
nedir dalıma çöken bu yalnızlıklar
oysa hiç sevmezden yalınlığı
ben ismin hep sen halinde olurdum
Bu yüzdendir itirazlarım.
Gün iyiden iyiye ışıdı artık,
tortusu dibe çöken bir su gibi duruldu, berraklaştı ortalık.
Sevgilim, sanki seninle yüz yüze geldim birdenbire :
aydınlık, alabildiğine aydınlık...

nazım hikmet
küçücük bir çocuktum.
düştüm dizlerim üstüne.
o an kokusunu aldım ölümün.
hala o koku için sürünürüm.
isyankarlıkla ile kaçaklık aynı mı
korkulana dik durup mücadele etmek
ya da korktuğunu kendine itiraf edemeyip
korkusuz bir yer bulduğunu sanmak mı?
yaralarıma sen bastım.
dahaçok acısın diye.
senden kurtulmak için
sana gömülmek ne acı...
Cennette huriler varmış, kara gözlü
içkinin de ordaymış en güzeli
Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz
Bak bir yanda şarap, bir yanda sevgili..

(bkz: ömer hayyam)
bugun üzerimde sensizlik var
kalbimde, vucudumda bir kırgınlık
yüzmilyonlarca sen var içimde
milyonlarca sana bölünmşlük...
ne mutlu adı sanı bilinmeyene;
ipeklere, kürklere bürünmeyene;
anka gibi iki dünyadan da geçip
bu viranede baykuşa dönmeyene.
senden benden önce de vardı bu gün bu gece
felek dönüp durmakdaydı hep bu gördüğünce
usulca bas toprağa, çünkü bastığın yer
bir güzelin gözbebeğiydi beş on yıl önce.
şiirdin sen mısraları yüzüne dökülen
kafiyeleri gözlerinde gizlenen
ve ben seni anlattım tüm insanlığa
çünkü kalmalıydın yarınlara ...
© copyright 2005 - 2026