bugün
- monica bellucci ile 1 hafta vs 50 bin dolar3
- nasıl bir kadınla evlenilmeli9
- hem ahmet kayacı hem atatürkçü olmak15
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle41
- istiklal partisi2
- tip hariç kadınları aşık ettirebilecek şeyler2
- bu ülkede pezevenkler kemalisttir28
- murat soner4
- ezdirmem sana kendimi den sonra yapilabilecekler2
- laikliğin halka sorulmadan getirilmesi28
- petzold'un aynalar no 3 filmi2
- muhteşem üçlü2
- ona bir şey söyle19
- yazlıkçı teyzeler4
- dünyanın sonu5
- memesini küçülten kadına kocasının sitem etmesi7
- bitcoin2
- ispanyolca seviyesini bir cümle ile belli etmek3
- vincenzo italiano5
- uysaljakoben24
- fedoncu terör örgütü2
- özel'in talebiyle zeyrek'e 950 bin euro verdim15
- masumiyet körlüğü5
- gece yıldızları izlemek5
- mafyaya özenmek3
- evlilik masrafları17
- sözlüğe yeni gelmiş numarası yapan eski yazar4
- kendi değerini başkalarının gözünden ölçen insan10
- kadınların aradığı erkek modeli11
- kendini dinlemek5
- katatespizartmasi9
- ezdirmem sana kendimi2
- özgür özel mallığı6
- faizin olduğu yerde bereket olmaz5
- penis deliğinden içeri giren kene10
- mokv geldi mi8
- bu dünyaya çocuk getirmek17
- memelerde estetik algısının dönüşümü5
- galerinizde bulunan en saçma fotoğraf6
- buddy dude'nin fotosunun yapay zeka çıkması28
- sahte yatırım çetesine dev operasyon2
- istanbul'un en dik yokuşları2
- karton toplayan prenses ve yedi penisler7
- göt deliği yalatmak11
- mesai bittiği gibi çıkmanın ayıp sayılması9
- bir hatunu kıvama getirip yatağa atmak8
- milli takım'ın venezuela maçı hazırlığı2
- ıssız adaya düşmek3
- gül gibi kız olma kriterleri9
- nikol paşinyan'ın seçim videoları2
entry'ler (29)
en çok da son kıtasıyla beni benden alan edip cansever şiiri.
"görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce."
"görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce."
"boks"la alakalı bir filmi böylesine severek izleyeceğim aklıma gelmezdi. bir ara gaza gelip hadi vur, bi tane daha çak falan derken buldum kendimi hatta. çok ama çok etkileyici film. kusursuz diyebilirim. özellikler geçişler harika.
son cümlesiyle beni gafil avlayan kitap. evet müthiş tespitler hep vardı. hep orjinal, aykırı ve hep haklıydı bizim kahramanımız holden. ama bu kadar da harika bir son cümle yazılmaz ki:
"don't ever tell anybody anything. if you do, you start missing everybody."
"don't ever tell anybody anything. if you do, you start missing everybody."
ben bu oyunda j harfini harfin iki katı ve kelimenin 3 katına getirebilme ihtimalini sevdim.
yeditepe istanbul'da yusuf'un olcay'a okuduğu şiirdir. bu yüzden. hem yeditepe istanbul'a hem turgut uyar'a yeniden aşık olma sebebidir.
"çözdüğüm bütün bulmacalardan zorludur yüreğin"
"çözdüğüm bütün bulmacalardan zorludur yüreğin"
göğe bakma durağı'nın kitaba adını veren şiir ve kırlardan geliyorlar ile birlikte en güzel şiirlerinden biridir.
"ve yeni uyanışların ve yeni doğmuşların
ve herkesin ve herkesin
sesleriyle birlikte
bir haziran uygulayacak
kimse bölemiyecek ve kalbimiz
hızla gelişecek."
"ve yeni uyanışların ve yeni doğmuşların
ve herkesin ve herkesin
sesleriyle birlikte
bir haziran uygulayacak
kimse bölemiyecek ve kalbimiz
hızla gelişecek."
lise hazırlıkta okuduğum, felsefeye dair attığım ilk adım ve bana felsefeyi sevdiren kitap. etkileyici bir çok cümlesinden aklımda kalan yeganesi ise kitaptaki bölümlerden birinin başında yazan:
"alev alev yanan bir güneşin etrafında dönmekten yorulmuş bir gezegen gibi..."
"alev alev yanan bir güneşin etrafında dönmekten yorulmuş bir gezegen gibi..."
ayakkabıları gerçekten kalitesi olduğundan tevsiye edilmeyebilir, ama çantaları kullanılasıdır. değişik modelleri ve renkleri de var.
fenomen denebilecek bir facebook sayfası. severek takip ediyordum yakın zamana kadar. de bağlacını ayrı yazdıkları paylaşımlardan birine gayet kibar bir dille yaptığım yorum üzerine sayfa erişimimi engellemişler. evet çok mantıklı bir çözüm gerçekten. felsefe kulübü'yle aynı köydenmiş. al birini vur ötekine.
bilgelikle yaşama sanatı diye bir kitap yazmış. facebook'taki bir çok sayfa kendisinin reklamını yapıp duruyor. yalnız kendisini uyarmak lazım bu reklamlar bünyelerde ters tepkiye sebep olabilir. kitabı okuyacaksam da okumayasım geldi bu kadar reklamdan sonra.
aynı kitabın reklamını günde 1672 kere yapıp gına getirdikleri yetmezmiş gibi paylaşımın altına bu durumla ilgili uygun dille yorum yazınca yorumu silip üstüne üstlük sayfa erişimini engelliyorlar. başlıkta benzer olay yaşayan başkalarını da görünce daha da iyi idrak ettim olayı. bayrağını tuttuğu şeyle bu kadar zıt tutum sergilemesi gerçekten ironik bir durum olmuş. 2 milyona yakın takipçisi var ona yanarım.
hıçkıra hıçkıra ağlatan bir başka majid majidi filmi. muhteşem ayrıntılar, renkler barındıran bir dram.
--spoiler--
allah'ı bulana kadar
ellerimle her yere dokunacağım
ve bulduğumda da, kalbimin
bütün sırları dahil, herşeyi anlatacağım.
--spoiler--
--spoiler--
allah'ı bulana kadar
ellerimle her yere dokunacağım
ve bulduğumda da, kalbimin
bütün sırları dahil, herşeyi anlatacağım.
--spoiler--
sadece sağ(l)aklara göre üretildiği için kullanamadıkları eşyaları sıralayacak olursak: , mouse, cezve, meyve bıçağı, makas ve tabii ki en kötüsü ve belki de hayatı en çok etkileyeni kolçaklı sandalye. solak kolçaklı sandalyeler de var evet sayısı çok az ve bul bulabilirsen. 4 yıl boyunca o kolçaklı sandalyelerde derse girdim, not almaya çalıştım, daha da kötüsü saatlerce süren sınavlara girdim. olacak şey değil. mutlaka bir çözüm bulunmalı.
"dil bütün yanlış anlaşılmaların kaynağıdır."
"hiçbir şey mükemmel olamıyor."
"birinin sizi evcilleştirmesini kabul ettiyseniz, biraz olsun gözyaşı dökmeyi de göze alacaksiniz."
ve dahası. yıllar sonra yine yeniden okuduğum, ve bu okuyuşumla mutlak surette yeniden okuyacağıma emin olduğum kitap. şaheser.
"hiçbir şey mükemmel olamıyor."
"birinin sizi evcilleştirmesini kabul ettiyseniz, biraz olsun gözyaşı dökmeyi de göze alacaksiniz."
ve dahası. yıllar sonra yine yeniden okuduğum, ve bu okuyuşumla mutlak surette yeniden okuyacağıma emin olduğum kitap. şaheser.
üstüne kaç kitap daha okuduğumda bile sık sık aklıma düşmüş olan, okurken ve sonrasında beni hayata karşı yabancılaştıran kitap. vermek istediği mesajı bu kadar iyi yansıtabilen bir kitap, şüphesiz ki bir şaheserdir. içimi en çok acıtan ayrıntı ise:
annesinin ölümü üzerine patronundan izin almaya gittiğinde patronuyla geçen konuşmada patronun "annen mi öldü" demesi üzerine, "benim kabahatim değil" demesidir. bu küçük ayrıntı bana 'yabancı'laşmasının sebebinin belki de temelde suçluluk duygusuna dayandığını düşündürmüştür.
annesinin ölümü üzerine patronundan izin almaya gittiğinde patronuyla geçen konuşmada patronun "annen mi öldü" demesi üzerine, "benim kabahatim değil" demesidir. bu küçük ayrıntı bana 'yabancı'laşmasının sebebinin belki de temelde suçluluk duygusuna dayandığını düşündürmüştür.
codayi-i nadir ez simin gibi etkileyici başka bir asghar farhadi filmi. yalan olgusu açıktan açığa ve kader olgusu da alttan alta işlenmiş. bir grup insanın, öldükten sonra ölenin arkasından en yakınlarının nasıl düşüneceğini hiç umursamayıp, kendi çıkarlarını düşünerek bir yalana ortak olabilmesi çok ama çok manidardır. yalan'ı yine yalın bir şekilde anlatmıştır.
ayrıca kaos ortamında insanların farklı farklı tepkileri, kendini savunanları, etrafına saldıranları, ortamı yumuşatmaya çalışıp sağduyulu davrananları çok güzel yansıtılmış.
ayrıca kaos ortamında insanların farklı farklı tepkileri, kendini savunanları, etrafına saldıranları, ortamı yumuşatmaya çalışıp sağduyulu davrananları çok güzel yansıtılmış.
5. sezonun ortalarındayım, bitmesin diye gıdım gıdım ilerliyorum. dizi baştan sona muhteşem ve çok etkileyici ama benim favorim 4. sezon sonundaki house's head & wilson's heart ikilisi. hele ki house's head. daha bölümün ortasında kendime kendime, bu hayatım boyunca izlediğim izleyeceğim en güzel dizi bölümü diye düşündürtmüştür.
sadece harmandalı'nın rock versiyonunu dinlemek için bile izlemeye değerdir.
makarnası aldente kıvamında pişmişse ve kaliteli bir peynirle birlikteyse muhteşem olan yiyecek.
iki garip karakterli kahraman, geleceğim diye haber gönderen, ama bir türlü gelmek bilmeyen, sonunda gelmeyeceğini haber eden godot'yu beklemektedirler. ve beklerken zaman geçsin diye saçma şeylerden konuşup, garip şeyler yaparlar. eleştirmenler tarafından 'anlamsızlığın oyunu' olarak nitelendirilir. hayatımıza anlam katabilmek için, tutunabilmek için ve beklemek için anlamsız şeyler buluruz kendimize. çok okunası olmasa da verdiği mesajlar açısından pek bir mühim eserdir dolayısıyla ve "absürd tiyatro"nun önde gelen eserlerindendir.
