bugün
- diyetteyiz uludağ sözlük11
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması15
- nervio16
- adolf hitlerin adamın dibi olması9
- ciddi ciddi mehdi gelecek diyen insan9
- kaçak elektrik tüketimi yüzde 94 olan bölge9
- evli erkeklerin çekici olmasının nedeni5
- sevgilisini telefona hıdır diye kaydeden erkek3
- kürt devleti8
- sigara içen erkeklerin daha çekici olması18
- true denen hadsiz namussuz karaktersiz5
- ctrlx istesin anında nikahı kıyarım8
- velvet44
- puura10
- ukrayna rus savaşını dört yıl sürdüren batı dır6
- uludağ sözlük gazozu7
- gizemli sözlük yazarları5
- aşık olmayı bırakmak4
- puura yetkili olsun kampanyası6
- true yahudi mi10
- orta asyalı olmayan türk2
- habire1239
- sütyen takılan memenin boğulması3
- ben eskiden birinci nesildim6
- eşinizi haluk levent'in evine yollar mısınız3
- 7 şişe eker çilekli kefir içmek6
- chp'nin barajı aşacak olması2
- en merak ettiğin ulu yazarı4
- yeni parti24
- lezbiyenler kız hakkımızı yiyorlar7
- çekingen nazik saygılı erkek sevilir mi sorusu13
- pompeii de eli sikinde taş olan adam5
- mastürbasyon yapmayı unutmayın10
- ahmet sezer bey4
- true ile bacanak olmak2
- buzlu çorba4
- nick uzunluğu ile zeka arasındaki ters orantı6
- irfan can kahveci gerard lampard'a dönüşür mü4
- arkadaşlar bakar mısınız9
- insan olmaya ceyrek kala9
- buzlu salata yapmak4
- true vs yagmurcu12
- cumhuriyet halk partisi11
- haluk levent vs serdar ortaç9
- fake hesapların sahibi6
- bir kızdan kibarca nasıl domalmş fotoğrafı istenir7
- 8 temmuz 19932
- seri gizli artı oy veren meleğin yapay zeka olması4
- kızların keko erkek seviyoruz demesi13
- bir yazara uzaktan aşık olmak5
entry'ler (29)
en çok da son kıtasıyla beni benden alan edip cansever şiiri.
"görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce."
"görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce."
"boks"la alakalı bir filmi böylesine severek izleyeceğim aklıma gelmezdi. bir ara gaza gelip hadi vur, bi tane daha çak falan derken buldum kendimi hatta. çok ama çok etkileyici film. kusursuz diyebilirim. özellikler geçişler harika.
son cümlesiyle beni gafil avlayan kitap. evet müthiş tespitler hep vardı. hep orjinal, aykırı ve hep haklıydı bizim kahramanımız holden. ama bu kadar da harika bir son cümle yazılmaz ki:
"don't ever tell anybody anything. if you do, you start missing everybody."
"don't ever tell anybody anything. if you do, you start missing everybody."
ben bu oyunda j harfini harfin iki katı ve kelimenin 3 katına getirebilme ihtimalini sevdim.
yeditepe istanbul'da yusuf'un olcay'a okuduğu şiirdir. bu yüzden. hem yeditepe istanbul'a hem turgut uyar'a yeniden aşık olma sebebidir.
"çözdüğüm bütün bulmacalardan zorludur yüreğin"
"çözdüğüm bütün bulmacalardan zorludur yüreğin"
göğe bakma durağı'nın kitaba adını veren şiir ve kırlardan geliyorlar ile birlikte en güzel şiirlerinden biridir.
"ve yeni uyanışların ve yeni doğmuşların
ve herkesin ve herkesin
sesleriyle birlikte
bir haziran uygulayacak
kimse bölemiyecek ve kalbimiz
hızla gelişecek."
"ve yeni uyanışların ve yeni doğmuşların
ve herkesin ve herkesin
sesleriyle birlikte
bir haziran uygulayacak
kimse bölemiyecek ve kalbimiz
hızla gelişecek."
lise hazırlıkta okuduğum, felsefeye dair attığım ilk adım ve bana felsefeyi sevdiren kitap. etkileyici bir çok cümlesinden aklımda kalan yeganesi ise kitaptaki bölümlerden birinin başında yazan:
"alev alev yanan bir güneşin etrafında dönmekten yorulmuş bir gezegen gibi..."
"alev alev yanan bir güneşin etrafında dönmekten yorulmuş bir gezegen gibi..."
ayakkabıları gerçekten kalitesi olduğundan tevsiye edilmeyebilir, ama çantaları kullanılasıdır. değişik modelleri ve renkleri de var.
fenomen denebilecek bir facebook sayfası. severek takip ediyordum yakın zamana kadar. de bağlacını ayrı yazdıkları paylaşımlardan birine gayet kibar bir dille yaptığım yorum üzerine sayfa erişimimi engellemişler. evet çok mantıklı bir çözüm gerçekten. felsefe kulübü'yle aynı köydenmiş. al birini vur ötekine.
bilgelikle yaşama sanatı diye bir kitap yazmış. facebook'taki bir çok sayfa kendisinin reklamını yapıp duruyor. yalnız kendisini uyarmak lazım bu reklamlar bünyelerde ters tepkiye sebep olabilir. kitabı okuyacaksam da okumayasım geldi bu kadar reklamdan sonra.
aynı kitabın reklamını günde 1672 kere yapıp gına getirdikleri yetmezmiş gibi paylaşımın altına bu durumla ilgili uygun dille yorum yazınca yorumu silip üstüne üstlük sayfa erişimini engelliyorlar. başlıkta benzer olay yaşayan başkalarını da görünce daha da iyi idrak ettim olayı. bayrağını tuttuğu şeyle bu kadar zıt tutum sergilemesi gerçekten ironik bir durum olmuş. 2 milyona yakın takipçisi var ona yanarım.
hıçkıra hıçkıra ağlatan bir başka majid majidi filmi. muhteşem ayrıntılar, renkler barındıran bir dram.
--spoiler--
allah'ı bulana kadar
ellerimle her yere dokunacağım
ve bulduğumda da, kalbimin
bütün sırları dahil, herşeyi anlatacağım.
--spoiler--
--spoiler--
allah'ı bulana kadar
ellerimle her yere dokunacağım
ve bulduğumda da, kalbimin
bütün sırları dahil, herşeyi anlatacağım.
--spoiler--
sadece sağ(l)aklara göre üretildiği için kullanamadıkları eşyaları sıralayacak olursak: , mouse, cezve, meyve bıçağı, makas ve tabii ki en kötüsü ve belki de hayatı en çok etkileyeni kolçaklı sandalye. solak kolçaklı sandalyeler de var evet sayısı çok az ve bul bulabilirsen. 4 yıl boyunca o kolçaklı sandalyelerde derse girdim, not almaya çalıştım, daha da kötüsü saatlerce süren sınavlara girdim. olacak şey değil. mutlaka bir çözüm bulunmalı.
"dil bütün yanlış anlaşılmaların kaynağıdır."
"hiçbir şey mükemmel olamıyor."
"birinin sizi evcilleştirmesini kabul ettiyseniz, biraz olsun gözyaşı dökmeyi de göze alacaksiniz."
ve dahası. yıllar sonra yine yeniden okuduğum, ve bu okuyuşumla mutlak surette yeniden okuyacağıma emin olduğum kitap. şaheser.
"hiçbir şey mükemmel olamıyor."
"birinin sizi evcilleştirmesini kabul ettiyseniz, biraz olsun gözyaşı dökmeyi de göze alacaksiniz."
ve dahası. yıllar sonra yine yeniden okuduğum, ve bu okuyuşumla mutlak surette yeniden okuyacağıma emin olduğum kitap. şaheser.
üstüne kaç kitap daha okuduğumda bile sık sık aklıma düşmüş olan, okurken ve sonrasında beni hayata karşı yabancılaştıran kitap. vermek istediği mesajı bu kadar iyi yansıtabilen bir kitap, şüphesiz ki bir şaheserdir. içimi en çok acıtan ayrıntı ise:
annesinin ölümü üzerine patronundan izin almaya gittiğinde patronuyla geçen konuşmada patronun "annen mi öldü" demesi üzerine, "benim kabahatim değil" demesidir. bu küçük ayrıntı bana 'yabancı'laşmasının sebebinin belki de temelde suçluluk duygusuna dayandığını düşündürmüştür.
annesinin ölümü üzerine patronundan izin almaya gittiğinde patronuyla geçen konuşmada patronun "annen mi öldü" demesi üzerine, "benim kabahatim değil" demesidir. bu küçük ayrıntı bana 'yabancı'laşmasının sebebinin belki de temelde suçluluk duygusuna dayandığını düşündürmüştür.
codayi-i nadir ez simin gibi etkileyici başka bir asghar farhadi filmi. yalan olgusu açıktan açığa ve kader olgusu da alttan alta işlenmiş. bir grup insanın, öldükten sonra ölenin arkasından en yakınlarının nasıl düşüneceğini hiç umursamayıp, kendi çıkarlarını düşünerek bir yalana ortak olabilmesi çok ama çok manidardır. yalan'ı yine yalın bir şekilde anlatmıştır.
ayrıca kaos ortamında insanların farklı farklı tepkileri, kendini savunanları, etrafına saldıranları, ortamı yumuşatmaya çalışıp sağduyulu davrananları çok güzel yansıtılmış.
ayrıca kaos ortamında insanların farklı farklı tepkileri, kendini savunanları, etrafına saldıranları, ortamı yumuşatmaya çalışıp sağduyulu davrananları çok güzel yansıtılmış.
5. sezonun ortalarındayım, bitmesin diye gıdım gıdım ilerliyorum. dizi baştan sona muhteşem ve çok etkileyici ama benim favorim 4. sezon sonundaki house's head & wilson's heart ikilisi. hele ki house's head. daha bölümün ortasında kendime kendime, bu hayatım boyunca izlediğim izleyeceğim en güzel dizi bölümü diye düşündürtmüştür.
sadece harmandalı'nın rock versiyonunu dinlemek için bile izlemeye değerdir.
makarnası aldente kıvamında pişmişse ve kaliteli bir peynirle birlikteyse muhteşem olan yiyecek.
iki garip karakterli kahraman, geleceğim diye haber gönderen, ama bir türlü gelmek bilmeyen, sonunda gelmeyeceğini haber eden godot'yu beklemektedirler. ve beklerken zaman geçsin diye saçma şeylerden konuşup, garip şeyler yaparlar. eleştirmenler tarafından 'anlamsızlığın oyunu' olarak nitelendirilir. hayatımıza anlam katabilmek için, tutunabilmek için ve beklemek için anlamsız şeyler buluruz kendimize. çok okunası olmasa da verdiği mesajlar açısından pek bir mühim eserdir dolayısıyla ve "absürd tiyatro"nun önde gelen eserlerindendir.