bugün
- mesajlara sürekli geç cevap veren erkek11
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri9
- kiraz cicegi kolonyasi39
- sözlükteki israil sempatizyanları4
- ilk buluşmada esnaf lokantasına gitmek14
- seninle esnaf lokantasına bile gelirim diyen kadın9
- iskender10
- rahmi koç'un balığın kalanından çorba yapması10
- insan iyiyi kötüyü bilme iradesine aden de kavuştu7
- mutsuzken çirkin olmak7
- bu gün sözlük ne tatlı lan12
- küt saçlı hatun5
- seninle salam ekmek bile yerim diyen kız6
- güzel bir kazın yalnız olmasının nedenleri11
- kendine yalan söyleme eğilimi5
- ben bu çocukla ilgili evlencem ya3
- arkadaşlar çabuk buraya bakın4
- allah savaşa davet etmez vaatlerinden vazgeçmez3
- arkadaşlar ya3
- esnaf lokantasında çorba içerken hayatı sorgulamak10
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler13
- ona bir şey söyle7
- güne bir şiir dizesi bırak3
- seni severken valizini hazır tutan kadın10
- etli biber dolması yapan erkek9
- saygının ve ahlakın yeni nesli olmaz3
- erkekler tuvaletinde gizli kamera bulunması5
- sardalya4
- ismail kartal31
- ice latte ısmarlanacak sözlük yazarları6
- platon un mağara alegorisi15
- özgürlük nedir sorunsalı7
- true silik olsun10
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı51
- ilk buluşmada falafel yemek4
- yemek pişirirken hayatı sorgulamak4
- karınız için market poşetlerini taşır mısınız9
- loafer pabuç giyen tipin ortamlarda erkeğim demesi2
- üsküdar'a çöktükten sonra kutlama yapmak11
- sabahtan beri aç olmak5
- çay içen erkeklerden iğreniyorum ıyy diyen kız4
- tek kasa açan kalabalık market4
- hepimiz allah'ın çocuklarıyız3
- karınızı kucağınızda taşır mısınız16
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- işe giderken eve dönünce yapacaklarını düşünmek4
- martin eden3
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı46
- tavuk döner4
- moda olan yılan ejderha dövmeleri2
entry'ler (29)
en çok da son kıtasıyla beni benden alan edip cansever şiiri.
"görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce."
"görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
birleşiyoruz sessizce."
"boks"la alakalı bir filmi böylesine severek izleyeceğim aklıma gelmezdi. bir ara gaza gelip hadi vur, bi tane daha çak falan derken buldum kendimi hatta. çok ama çok etkileyici film. kusursuz diyebilirim. özellikler geçişler harika.
son cümlesiyle beni gafil avlayan kitap. evet müthiş tespitler hep vardı. hep orjinal, aykırı ve hep haklıydı bizim kahramanımız holden. ama bu kadar da harika bir son cümle yazılmaz ki:
"don't ever tell anybody anything. if you do, you start missing everybody."
"don't ever tell anybody anything. if you do, you start missing everybody."
ben bu oyunda j harfini harfin iki katı ve kelimenin 3 katına getirebilme ihtimalini sevdim.
yeditepe istanbul'da yusuf'un olcay'a okuduğu şiirdir. bu yüzden. hem yeditepe istanbul'a hem turgut uyar'a yeniden aşık olma sebebidir.
"çözdüğüm bütün bulmacalardan zorludur yüreğin"
"çözdüğüm bütün bulmacalardan zorludur yüreğin"
göğe bakma durağı'nın kitaba adını veren şiir ve kırlardan geliyorlar ile birlikte en güzel şiirlerinden biridir.
"ve yeni uyanışların ve yeni doğmuşların
ve herkesin ve herkesin
sesleriyle birlikte
bir haziran uygulayacak
kimse bölemiyecek ve kalbimiz
hızla gelişecek."
"ve yeni uyanışların ve yeni doğmuşların
ve herkesin ve herkesin
sesleriyle birlikte
bir haziran uygulayacak
kimse bölemiyecek ve kalbimiz
hızla gelişecek."
lise hazırlıkta okuduğum, felsefeye dair attığım ilk adım ve bana felsefeyi sevdiren kitap. etkileyici bir çok cümlesinden aklımda kalan yeganesi ise kitaptaki bölümlerden birinin başında yazan:
"alev alev yanan bir güneşin etrafında dönmekten yorulmuş bir gezegen gibi..."
"alev alev yanan bir güneşin etrafında dönmekten yorulmuş bir gezegen gibi..."
ayakkabıları gerçekten kalitesi olduğundan tevsiye edilmeyebilir, ama çantaları kullanılasıdır. değişik modelleri ve renkleri de var.
fenomen denebilecek bir facebook sayfası. severek takip ediyordum yakın zamana kadar. de bağlacını ayrı yazdıkları paylaşımlardan birine gayet kibar bir dille yaptığım yorum üzerine sayfa erişimimi engellemişler. evet çok mantıklı bir çözüm gerçekten. felsefe kulübü'yle aynı köydenmiş. al birini vur ötekine.
bilgelikle yaşama sanatı diye bir kitap yazmış. facebook'taki bir çok sayfa kendisinin reklamını yapıp duruyor. yalnız kendisini uyarmak lazım bu reklamlar bünyelerde ters tepkiye sebep olabilir. kitabı okuyacaksam da okumayasım geldi bu kadar reklamdan sonra.
aynı kitabın reklamını günde 1672 kere yapıp gına getirdikleri yetmezmiş gibi paylaşımın altına bu durumla ilgili uygun dille yorum yazınca yorumu silip üstüne üstlük sayfa erişimini engelliyorlar. başlıkta benzer olay yaşayan başkalarını da görünce daha da iyi idrak ettim olayı. bayrağını tuttuğu şeyle bu kadar zıt tutum sergilemesi gerçekten ironik bir durum olmuş. 2 milyona yakın takipçisi var ona yanarım.
hıçkıra hıçkıra ağlatan bir başka majid majidi filmi. muhteşem ayrıntılar, renkler barındıran bir dram.
--spoiler--
allah'ı bulana kadar
ellerimle her yere dokunacağım
ve bulduğumda da, kalbimin
bütün sırları dahil, herşeyi anlatacağım.
--spoiler--
--spoiler--
allah'ı bulana kadar
ellerimle her yere dokunacağım
ve bulduğumda da, kalbimin
bütün sırları dahil, herşeyi anlatacağım.
--spoiler--
sadece sağ(l)aklara göre üretildiği için kullanamadıkları eşyaları sıralayacak olursak: , mouse, cezve, meyve bıçağı, makas ve tabii ki en kötüsü ve belki de hayatı en çok etkileyeni kolçaklı sandalye. solak kolçaklı sandalyeler de var evet sayısı çok az ve bul bulabilirsen. 4 yıl boyunca o kolçaklı sandalyelerde derse girdim, not almaya çalıştım, daha da kötüsü saatlerce süren sınavlara girdim. olacak şey değil. mutlaka bir çözüm bulunmalı.
"dil bütün yanlış anlaşılmaların kaynağıdır."
"hiçbir şey mükemmel olamıyor."
"birinin sizi evcilleştirmesini kabul ettiyseniz, biraz olsun gözyaşı dökmeyi de göze alacaksiniz."
ve dahası. yıllar sonra yine yeniden okuduğum, ve bu okuyuşumla mutlak surette yeniden okuyacağıma emin olduğum kitap. şaheser.
"hiçbir şey mükemmel olamıyor."
"birinin sizi evcilleştirmesini kabul ettiyseniz, biraz olsun gözyaşı dökmeyi de göze alacaksiniz."
ve dahası. yıllar sonra yine yeniden okuduğum, ve bu okuyuşumla mutlak surette yeniden okuyacağıma emin olduğum kitap. şaheser.
üstüne kaç kitap daha okuduğumda bile sık sık aklıma düşmüş olan, okurken ve sonrasında beni hayata karşı yabancılaştıran kitap. vermek istediği mesajı bu kadar iyi yansıtabilen bir kitap, şüphesiz ki bir şaheserdir. içimi en çok acıtan ayrıntı ise:
annesinin ölümü üzerine patronundan izin almaya gittiğinde patronuyla geçen konuşmada patronun "annen mi öldü" demesi üzerine, "benim kabahatim değil" demesidir. bu küçük ayrıntı bana 'yabancı'laşmasının sebebinin belki de temelde suçluluk duygusuna dayandığını düşündürmüştür.
annesinin ölümü üzerine patronundan izin almaya gittiğinde patronuyla geçen konuşmada patronun "annen mi öldü" demesi üzerine, "benim kabahatim değil" demesidir. bu küçük ayrıntı bana 'yabancı'laşmasının sebebinin belki de temelde suçluluk duygusuna dayandığını düşündürmüştür.
codayi-i nadir ez simin gibi etkileyici başka bir asghar farhadi filmi. yalan olgusu açıktan açığa ve kader olgusu da alttan alta işlenmiş. bir grup insanın, öldükten sonra ölenin arkasından en yakınlarının nasıl düşüneceğini hiç umursamayıp, kendi çıkarlarını düşünerek bir yalana ortak olabilmesi çok ama çok manidardır. yalan'ı yine yalın bir şekilde anlatmıştır.
ayrıca kaos ortamında insanların farklı farklı tepkileri, kendini savunanları, etrafına saldıranları, ortamı yumuşatmaya çalışıp sağduyulu davrananları çok güzel yansıtılmış.
ayrıca kaos ortamında insanların farklı farklı tepkileri, kendini savunanları, etrafına saldıranları, ortamı yumuşatmaya çalışıp sağduyulu davrananları çok güzel yansıtılmış.
5. sezonun ortalarındayım, bitmesin diye gıdım gıdım ilerliyorum. dizi baştan sona muhteşem ve çok etkileyici ama benim favorim 4. sezon sonundaki house's head & wilson's heart ikilisi. hele ki house's head. daha bölümün ortasında kendime kendime, bu hayatım boyunca izlediğim izleyeceğim en güzel dizi bölümü diye düşündürtmüştür.
sadece harmandalı'nın rock versiyonunu dinlemek için bile izlemeye değerdir.
makarnası aldente kıvamında pişmişse ve kaliteli bir peynirle birlikteyse muhteşem olan yiyecek.
iki garip karakterli kahraman, geleceğim diye haber gönderen, ama bir türlü gelmek bilmeyen, sonunda gelmeyeceğini haber eden godot'yu beklemektedirler. ve beklerken zaman geçsin diye saçma şeylerden konuşup, garip şeyler yaparlar. eleştirmenler tarafından 'anlamsızlığın oyunu' olarak nitelendirilir. hayatımıza anlam katabilmek için, tutunabilmek için ve beklemek için anlamsız şeyler buluruz kendimize. çok okunası olmasa da verdiği mesajlar açısından pek bir mühim eserdir dolayısıyla ve "absürd tiyatro"nun önde gelen eserlerindendir.