bugün
- fatih terim'in fenerbahçe'nin başına geçmesi7
- görükle den moskova'ya yürümek10
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- trabzonspor17
- giresunlu olmanın zorlukları4
- 9 mayıs 2027 trabzonspor fenerbahçe maçı4
- japonya5
- asperger sendromu6
- true'nun çaylak olması12
- fuck taliban tişörtü3
- yallah arabistan a diyen tip7
- halloween kutlayan dejenere tip2
- kadın şoför8
- insanın kendiyle geçireceği zamana ihtiyacı olması9
- 28 ekim 20273
- fenerbahçe yi ayağa kaldıracak teknik direktör6
- bu kedi sevgisi nedir yahu5
- son aylarda tipimin iyice kaymış olması10
- ispanya3
- kedi sevmeyen insan4
- engineer2821
- okula verilen çocuktan netice alamamak5
- 29 ekim cumhuriyet bayramı3
- kadın ayağı öpmek güzeldir4
- tuncay şanlı ariel ortega serhat akın ümit özat2
- para kazanmak8
- gadi eizenkot5
- egzotikbirkul3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı78
- saban kırmak vs külot yırtmak2
- nervio abla20
- binyamin netanyahu12
- yağmur3
- kimseye zararı olmayan kişi4
- yeni evli çift aktiviteleri16
- galatasaray yüzyılı3
- uzun yol otobüsleri2
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak17
- nervio'ya evlenme teklif etmek29
- ismail kartal23
- gece uyanıkları5
- yağmurlu havada beyaz pantolon giyen insan2
- kelek çıkarsa gel götten sik beni abi diyen manav6
- modern türbanlı kadın vs mini etekli kadın3
- efendiler yarın cumhuriyet ilan edeceğiz6
- ayağını emojiyle kapatan insan4
- yerde para bulmak9
- günün sözü6
- ebu cehil karpuzu3
- izmirli erkek vs trabzonlu erkek2
sevdiği entry'ler
15 senedir ak parti dağılıyor, bölünüyor!
15 senedir bu malum zihniyet, tek haneli enflasyon ve faiz değerlerinde kriz üzerine kriz geçiriyor.
2001 ekonomik krizini krizden saymıyor.
Her seçim de ak parti hile ile kazanıyor!
Geçin bunları.
Allah hariç her şey ölümlüdür, bir sonu vardır.
Ak parti dağılsa bile bundan size bir zırnık çıkmaz. Sağ tekrar bir parti kurar, siz yine muhalefette kalırsınız.
Siz bay gılışdarın peşinden koşmaya devam edin.
15 senedir bu malum zihniyet, tek haneli enflasyon ve faiz değerlerinde kriz üzerine kriz geçiriyor.
2001 ekonomik krizini krizden saymıyor.
Her seçim de ak parti hile ile kazanıyor!
Geçin bunları.
Allah hariç her şey ölümlüdür, bir sonu vardır.
Ak parti dağılsa bile bundan size bir zırnık çıkmaz. Sağ tekrar bir parti kurar, siz yine muhalefette kalırsınız.
Siz bay gılışdarın peşinden koşmaya devam edin.
Cübbeli Ahmet hoca nın öğrettiği dinin sonucudur. E bundan sonrası ver elini ateizm.
Bu adamdan ettiğim nefreti bir kafirden etmiyorum, neden?
Çünkü Allah insanların sorunlarını çözmek için bir sistem indirmiştir. Bu denyo Allah ın indirmiş olduğu sistemden bahsetmez. Sorunlarınızı dua ile, ibadet ile çözün der. Alana gidesin. Bu adamlar bundan 25 yıl önce devlet üniversitelerine " küfrün okulu" " kendi medreselerine" Allah ın üniversitesi" diyorlardı. Medreseleri de de arapça dan başka bir şey öğrettiklerini görmedim. Aslında içimde çok şey var da keşke bir yerde karşıma cıksada " vadi vıdı vıdı " diye ötse.
Bu adamdan ettiğim nefreti bir kafirden etmiyorum, neden?
Çünkü Allah insanların sorunlarını çözmek için bir sistem indirmiştir. Bu denyo Allah ın indirmiş olduğu sistemden bahsetmez. Sorunlarınızı dua ile, ibadet ile çözün der. Alana gidesin. Bu adamlar bundan 25 yıl önce devlet üniversitelerine " küfrün okulu" " kendi medreselerine" Allah ın üniversitesi" diyorlardı. Medreseleri de de arapça dan başka bir şey öğrettiklerini görmedim. Aslında içimde çok şey var da keşke bir yerde karşıma cıksada " vadi vıdı vıdı " diye ötse.
Şirk tir. Çünkü din giderse herşey gider.
Kur an, bozuk bir toplumu aşama aşama ayetlerle düzelten vahiy kitabıdır.
Başlangıçta içki ve şıra kıyaslanarak dikkat çekmiştir. Sonra namazdan önce içki yasaklanmıştır. Son olarak tüm sarhoşluk veren alkolu içecekler yasaklanmıştır.
Islam daki kölelik savaş esirliğidir. Bu esırlerde savaş meydanı ve geri hizmet askerlerinden alınır. Esir alınma sebebi düşman elindeki müslüman eserlerin can ve namus güvenliği içindir.
En başta esirler hakkındaki inen ayetlerle sonraki inen ayetler farklı olup adeta bir geçiş evresi izler.
Savaş ayetleri ise savaş anında geçerlidir. Savaşın sebepleride bellidir. Hukuku da.
20 küsür yıl boyunca ahlak, savaş, yardımlaşma, anlaşma, hukuk, ibadet, barış, güven gibi konularda bozuk bir toplumu kademe kademe düzeltmek ve insanlığa çözüm getirmiş bir kitabı, ayetlerin nuzul sebebini de bilmeden " roman " gibi okursan bu yargıya düşme tehlikesi vardır. Onun için mutlaka en az üç tefsir den faydalanarak,takılınılan yerleri de uzman bir kişiye sorarak okumak kur anı anlama yolunda olmaktır.
Ha sonunda insan iman eder mi? o kişiye bağlı bir durumdur.
" biz o kur an la iman edenlerin imanını, küfredenlerin küfürlerini artırırız "
Kur an ayeti.
Başlangıçta içki ve şıra kıyaslanarak dikkat çekmiştir. Sonra namazdan önce içki yasaklanmıştır. Son olarak tüm sarhoşluk veren alkolu içecekler yasaklanmıştır.
Islam daki kölelik savaş esirliğidir. Bu esırlerde savaş meydanı ve geri hizmet askerlerinden alınır. Esir alınma sebebi düşman elindeki müslüman eserlerin can ve namus güvenliği içindir.
En başta esirler hakkındaki inen ayetlerle sonraki inen ayetler farklı olup adeta bir geçiş evresi izler.
Savaş ayetleri ise savaş anında geçerlidir. Savaşın sebepleride bellidir. Hukuku da.
20 küsür yıl boyunca ahlak, savaş, yardımlaşma, anlaşma, hukuk, ibadet, barış, güven gibi konularda bozuk bir toplumu kademe kademe düzeltmek ve insanlığa çözüm getirmiş bir kitabı, ayetlerin nuzul sebebini de bilmeden " roman " gibi okursan bu yargıya düşme tehlikesi vardır. Onun için mutlaka en az üç tefsir den faydalanarak,takılınılan yerleri de uzman bir kişiye sorarak okumak kur anı anlama yolunda olmaktır.
Ha sonunda insan iman eder mi? o kişiye bağlı bir durumdur.
" biz o kur an la iman edenlerin imanını, küfredenlerin küfürlerini artırırız "
Kur an ayeti.
Farkındaysanız kapanabilir miyim diye sormuyor. Zaten kararını vermiş.
Size de anca ya saygı duymak düşer ya da siktir olup gitmek.
Size de anca ya saygı duymak düşer ya da siktir olup gitmek.
seviyorsam "kendi tercihin" derim ve saygı duyarım.
Bir buçuk metre boyuyla Mustafa Kemal in adaylar arasında bile olmadığı hede.
(bkz: uzun adam)
(bkz: recep Tayyip Erdoğan)
(bkz: uzun adam)
(bkz: recep Tayyip Erdoğan)
ev arkadaşım hilmi ile eminönü'ne balık ekmek yemeye gittik. bu son bekar gezmemiz olacaktı. 2 hafta sonra hilmi dünya evine girecek ve ben yine bir arkadaşın ''karı kölesi'' olmasıyla yalnız kalacaktım. gelmişken bir arkadaşı da göreyim diye beni kuşçuların olduğu pazara götürdü. girdik içeri. cik cik cik binlerce kuş şakıyıp duruyordu. hilmi kuşçu arkadaşı ile konuşurken bir papağan dikkatimi çekti. limon gibi sarı, çok tatlı, yanaklarının yanında kırmızı allık gibi tüyü olan sultan papağanı idi. kafasını bir sağa bir sola hızlı hızlı çevirip bana bakıyordu. ötüyordu bakarken. iki sevgili gibiydik sanki, bakışlarımız etkiliyordu. pardon dedim bu kuş kaç para?
120 lira diye cevap verdi adam. kafesi, yemi falan hepsi kaça mâl olur dedim. 200 lira ama siz 180 verseniz yeter dedi. hilmi bana baktı. hayırdır alacak mısın lan ? dedi. '' aldım bile, sar abi bunu bana'' dedim. sar deyince ikisi birden güldü.
artık bir kuşum vardı benim. hilmi adını '' limon'' koyalım dedi ama ismi de benim gibi bir şey olmalıydı. adını çapkın koydum. çapkındı artık adı. çok tatlıydı.
hilmi evlendikten sonra koca evde biz çapkınla beraber kaldık. her gün, her akşam konuşuyordum onunla. 1 hafta geçtikten sonra kafesin kapağını açıp odada uçurmaya bile başladım. alışmıştı bana. dostlarım kızmasın ama en iyi dostum oldu kısa zamanda.
sabah 8- 8,5 arası sürekli ötüyordu '' sus be tipini siktimin'' derdim ama sesimi duyunca daha bir coşardı. içine ederdi uykunun. sus be çapkın. sus artık be.
yok , susmazdı işte gıcık.
ne kadar geveze bir kuş olsa da 3 ay geçince iyice alıştım şerefsize. akşam alem yapardım gelip masadaki çerezlerime dalardı.
görsel
bırak beni kuki, ben de içcem der gibi ortama girmek isterdi hep. sonra sonra ona da küçük bir tabak koyup içini yemle doldurdum. beraber takıldık her gece. ulan ne alıştırdı kendine be.
akşam saat 6 olup eve geldiğim zaman, hani anahtarı kapıya sokup açamaya çalıştığım zaman, o 2 tane çat çat diye kilit sesini duyunca ötmeye başlardı. duyardım ayakkabıları çıkarırken. daha kapıyı açmadan kilit sesine öterdi. içeriye girdiğim anda ise tünekte bir sağa bir sola yürüyüp adeta hoş geldin derdi. ulan beni kimse böyle sevmedi be.
ağzımdan su içerdi ya, candan erçetin'in çapkın şarkısını açtığım vakit dünya onun olurdu. kafasını sallayarak müziğe ritim yapardı. öyle de bir güzel sallardı ki, sarhoş kafayla ben de onunla beraber kafamı sallayıp beraber dans ederdik. bi o sallardı bi ben sallardım. gören deli der bize. eğlenirdik cıstlak cıstlak...
1 ay önce ishal oldu çapkın, nazar deydi sanırım. sağdan soldan duyduklarımla internetten okuduklarımla iyileştirdim onu. hatta sözlüğe espiriyle karışık '' kuşum çok hasta, boynu bükük keratanın, eskisi gibi ötmüyor artık '' diye entry bile girdim. çoğu geyik geçiyorum sandı, sikimi kastediyorum sanıp dalga geçti ama gerçekten de hastaydı kuşum işte.
o konuşmayınca, o ötmeyip yaramazlıklar yapmayınca, o uçmayıp soframı karıştırmayınca iyice kötü oldum. meğer ne alıştırmış yaramazlığa kendini. kafesin en altında kabarık bir şekilde onu hasta görmek insana nasıl koyuyor anca hayvan sahibi kişiler anlar ama şükür iyileşti kerata. eskisi gibi anahtar sesine ötüp durdu sonra.
kuş işte, hani kuş kadar canı var diye boşuna denmemiş. hastalığı atlattı derken tekrar ishal oldu 1 hafta önce.
yine boynu büküldü sıpanın. yine sesi soluğu kesildi. yine ötüp sinir etmedi sabahları. sus be tipini siktimin demeyi özler mi insan?
2 günde özlüyor be abim buna inan.
ama ne yapsam bu sefer hastalığı geçmedi. 3. güne girince korkmaya başladım ve apar topar veterinere götürdüm. küçük bir kutunun içinde vardık doktorun yanına. çıkardı kutudan çapkını veteriner aldı eline. elledi göğsünü. elledi ve göğüs kemiği erimiş bunun, yaşama şansı % 5 dedi. ulan nasıl da pat diye söyledi be. insanın boğazı düğümlenir mi küçük bir kuş için. ağlamaklı oldum duyunca. nasıl yani hiç şansı yok mu? yapabileceğiniz hiç bir şey yok mu? dedim. iğne yapalım, bir kaç da ilaç yazayım 2 saat de bir ağzından bir damla verirsiniz dedi ama kurtulması çok zor dedi. yapın siz iğneyi deneyeceğim dedim. yanımda sıra bekleyen başka biri de '' ona yapacağın masrafla yeni bir kuş al bence daha iyi, benimki de böyleydi öldü '' dedi. senin ben amına koyayım diyecektim kendimi zor tuttum. çapkını kutuya koyarak doğru eczaneye koştum.
koydum masaya çapkını, kuşum çok kötü dedim. eczacı kız gülmeye başladı. gülme dedim kuş burada.
görsel
baktı kız kutuya, aldı reçeteyi verdi ilaçları.
işten izin aldım çapkını iyileştirmek için. ilacını dakikası dakikasına verdim. bir sürü ilaç.
görsel
görsel
ulan öt be kuş be. bir kere konuş be. bir kere tipini sikim de nolur ya.
tüneye bile çıkamıyordu. saatler geçtikçe iyice bitkin olmaya başladı. artık adım dahi atamıyor, kafasını bile kaldırmıyordu yere düşüyor, düşünce kalkmak için çabalıyordu.
lan kalkamıyordu artık be. yan yattı sonra olduğu yere. açtım kafesi aldım elime.
ölüyordu çapkınım.
pıt pıt atan kalbi o kadar yavaşlamıştı ki, avucumun içinde can çekişiyordu. şöyle bir göz göze geldim, görünce ağlamaya başladım, çocuk gibi ağlıyordum, baktı bana çapkın, baktı ve gözleri kapanıp kafası aşağıya düştü. o kadar yorgundu ki, artık avucumun içinde atan o küçücük kalbini hissedemedim. sanki ben düştüm uçurumdan.
öldü.
öldü yaramazım.
görsel
mahsus fotoğraflarını çektim ki arada bir bakıp bakıp içeyim. arada bir bu yazıyı okuyup okuyup yad edeyim.
görsel
kolay değil be abi, seni karşılıksız seveni bulmak bu dünyada kolay değil, bunu anca hayvanlar yapabiliyor. sen onlara iyi davran daha da bir şey istemiyorlar. tek dertleri onları sevmen.
görsel
sen onları sev, onlar zaten seni seviyor ama sen tutup da insan olarak birine aşık ol, onu canından dahi çok sev, onun için öl, o seni muhakkak terk ediyor. hemi böyle usul usul değil, ansızın çekip gidiyor.
ama hayvanlar öyle değil işte abi, sen ölsen bile onlar mezarının başında uluyor. sen yeter ki sev, onlar asla sana ihanet etmiyor.
görsel
**
şimdi sokuyorum kapıya anahtarı, çeviriyorum, içerden ses yok.
konuş be tipini siktimin, şişir beynimi.
görsel
kalk, yine sev beni.
120 lira diye cevap verdi adam. kafesi, yemi falan hepsi kaça mâl olur dedim. 200 lira ama siz 180 verseniz yeter dedi. hilmi bana baktı. hayırdır alacak mısın lan ? dedi. '' aldım bile, sar abi bunu bana'' dedim. sar deyince ikisi birden güldü.
artık bir kuşum vardı benim. hilmi adını '' limon'' koyalım dedi ama ismi de benim gibi bir şey olmalıydı. adını çapkın koydum. çapkındı artık adı. çok tatlıydı.
hilmi evlendikten sonra koca evde biz çapkınla beraber kaldık. her gün, her akşam konuşuyordum onunla. 1 hafta geçtikten sonra kafesin kapağını açıp odada uçurmaya bile başladım. alışmıştı bana. dostlarım kızmasın ama en iyi dostum oldu kısa zamanda.
sabah 8- 8,5 arası sürekli ötüyordu '' sus be tipini siktimin'' derdim ama sesimi duyunca daha bir coşardı. içine ederdi uykunun. sus be çapkın. sus artık be.
yok , susmazdı işte gıcık.
ne kadar geveze bir kuş olsa da 3 ay geçince iyice alıştım şerefsize. akşam alem yapardım gelip masadaki çerezlerime dalardı.
görsel
bırak beni kuki, ben de içcem der gibi ortama girmek isterdi hep. sonra sonra ona da küçük bir tabak koyup içini yemle doldurdum. beraber takıldık her gece. ulan ne alıştırdı kendine be.
akşam saat 6 olup eve geldiğim zaman, hani anahtarı kapıya sokup açamaya çalıştığım zaman, o 2 tane çat çat diye kilit sesini duyunca ötmeye başlardı. duyardım ayakkabıları çıkarırken. daha kapıyı açmadan kilit sesine öterdi. içeriye girdiğim anda ise tünekte bir sağa bir sola yürüyüp adeta hoş geldin derdi. ulan beni kimse böyle sevmedi be.
ağzımdan su içerdi ya, candan erçetin'in çapkın şarkısını açtığım vakit dünya onun olurdu. kafasını sallayarak müziğe ritim yapardı. öyle de bir güzel sallardı ki, sarhoş kafayla ben de onunla beraber kafamı sallayıp beraber dans ederdik. bi o sallardı bi ben sallardım. gören deli der bize. eğlenirdik cıstlak cıstlak...
1 ay önce ishal oldu çapkın, nazar deydi sanırım. sağdan soldan duyduklarımla internetten okuduklarımla iyileştirdim onu. hatta sözlüğe espiriyle karışık '' kuşum çok hasta, boynu bükük keratanın, eskisi gibi ötmüyor artık '' diye entry bile girdim. çoğu geyik geçiyorum sandı, sikimi kastediyorum sanıp dalga geçti ama gerçekten de hastaydı kuşum işte.
o konuşmayınca, o ötmeyip yaramazlıklar yapmayınca, o uçmayıp soframı karıştırmayınca iyice kötü oldum. meğer ne alıştırmış yaramazlığa kendini. kafesin en altında kabarık bir şekilde onu hasta görmek insana nasıl koyuyor anca hayvan sahibi kişiler anlar ama şükür iyileşti kerata. eskisi gibi anahtar sesine ötüp durdu sonra.
kuş işte, hani kuş kadar canı var diye boşuna denmemiş. hastalığı atlattı derken tekrar ishal oldu 1 hafta önce.
yine boynu büküldü sıpanın. yine sesi soluğu kesildi. yine ötüp sinir etmedi sabahları. sus be tipini siktimin demeyi özler mi insan?
2 günde özlüyor be abim buna inan.
ama ne yapsam bu sefer hastalığı geçmedi. 3. güne girince korkmaya başladım ve apar topar veterinere götürdüm. küçük bir kutunun içinde vardık doktorun yanına. çıkardı kutudan çapkını veteriner aldı eline. elledi göğsünü. elledi ve göğüs kemiği erimiş bunun, yaşama şansı % 5 dedi. ulan nasıl da pat diye söyledi be. insanın boğazı düğümlenir mi küçük bir kuş için. ağlamaklı oldum duyunca. nasıl yani hiç şansı yok mu? yapabileceğiniz hiç bir şey yok mu? dedim. iğne yapalım, bir kaç da ilaç yazayım 2 saat de bir ağzından bir damla verirsiniz dedi ama kurtulması çok zor dedi. yapın siz iğneyi deneyeceğim dedim. yanımda sıra bekleyen başka biri de '' ona yapacağın masrafla yeni bir kuş al bence daha iyi, benimki de böyleydi öldü '' dedi. senin ben amına koyayım diyecektim kendimi zor tuttum. çapkını kutuya koyarak doğru eczaneye koştum.
koydum masaya çapkını, kuşum çok kötü dedim. eczacı kız gülmeye başladı. gülme dedim kuş burada.
görsel
baktı kız kutuya, aldı reçeteyi verdi ilaçları.
işten izin aldım çapkını iyileştirmek için. ilacını dakikası dakikasına verdim. bir sürü ilaç.
görsel
görsel
ulan öt be kuş be. bir kere konuş be. bir kere tipini sikim de nolur ya.
tüneye bile çıkamıyordu. saatler geçtikçe iyice bitkin olmaya başladı. artık adım dahi atamıyor, kafasını bile kaldırmıyordu yere düşüyor, düşünce kalkmak için çabalıyordu.
lan kalkamıyordu artık be. yan yattı sonra olduğu yere. açtım kafesi aldım elime.
ölüyordu çapkınım.
pıt pıt atan kalbi o kadar yavaşlamıştı ki, avucumun içinde can çekişiyordu. şöyle bir göz göze geldim, görünce ağlamaya başladım, çocuk gibi ağlıyordum, baktı bana çapkın, baktı ve gözleri kapanıp kafası aşağıya düştü. o kadar yorgundu ki, artık avucumun içinde atan o küçücük kalbini hissedemedim. sanki ben düştüm uçurumdan.
öldü.
öldü yaramazım.
görsel
mahsus fotoğraflarını çektim ki arada bir bakıp bakıp içeyim. arada bir bu yazıyı okuyup okuyup yad edeyim.
görsel
kolay değil be abi, seni karşılıksız seveni bulmak bu dünyada kolay değil, bunu anca hayvanlar yapabiliyor. sen onlara iyi davran daha da bir şey istemiyorlar. tek dertleri onları sevmen.
görsel
sen onları sev, onlar zaten seni seviyor ama sen tutup da insan olarak birine aşık ol, onu canından dahi çok sev, onun için öl, o seni muhakkak terk ediyor. hemi böyle usul usul değil, ansızın çekip gidiyor.
ama hayvanlar öyle değil işte abi, sen ölsen bile onlar mezarının başında uluyor. sen yeter ki sev, onlar asla sana ihanet etmiyor.
görsel
**
şimdi sokuyorum kapıya anahtarı, çeviriyorum, içerden ses yok.
konuş be tipini siktimin, şişir beynimi.
görsel
kalk, yine sev beni.
sov amacli harekettir.
ataturk'un de dogrulari ve yanlislari vardir. ataturk de bir insandir. putculuk yapmanin alemi yok.
ataturk'un de dogrulari ve yanlislari vardir. ataturk de bir insandir. putculuk yapmanin alemi yok.