bugün
- dhalsim9
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı55
- gocu34
- yazar kızdırmak4
- entry si silinen yazarın salya sümük ağlaması3
- yol tarif etmek2
- true nickli namussuz yazar14
- ispanya18
- lionel messi12
- 2026 dünya kupası23
- arjantin17
- haluk levent vs serdar ortaç7
- futbol13
- dünya18
- 19 temmuz 2026 dünya kupası finali14
- slavko vincic4
- sütlü buz2
- korku evi2
- messi'ye bir teselli ballon d or'u verilsin7
- aşk hayatı4
- ekonomi'nin 10 senedir berbat olması2
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
- bir kızın poposunu tokatlayarak cezalandırmak6
- ispanya arjantin maçı kaç kaç biter7
- resim hocaları5
- en pahalı internetin türkiye de olması2
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı11
- le cola'nın 67 tl olması5
- türkiyede güzel içecek satılmaması3
- sözlükle olan anlaşmayı fesh ediyorum4
- bugün sağlığın için ne yaptın13
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak9
- türklerin ileri olduğu konular21
- ilk torun olmak2
- kemal kılıçdaroğlu7
- sapık7
- gocu nerede8
- şehir kurma oyunları5
- marc cucurella5
- uyudunuz mu arkadaşlar3
- bir kadının en güzel bölgesi13
- uludağ sözlük diriltme operasyonu6
- kahveye naber lan avradını siktiklerim diye girmek4
- bilgisayardan anlıyorum hareketleri7
- allah varsa beni milli yapsın7
- muşlettin amca bey birader bey3
- donald trump6
- abd'nin iran'a girmesiyle olacak olan şeyler4
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- haluk levent denince akla gelenler4
entry'ler (206)
Amerikalı bir mucit, bilgisayar bilimcisi, fütürist ve yazardır. Teknolojinin geleceği üzerine yaptığı son derece cesur ve nokta atışı tahminlerle tanınır. Birçok otorite tarafından "günümüzün Thomas Edison'ı" ya da "yaşayan en büyük düşünme makinesi" olarak adlandırılır. 2012'den bu yana Google bünyesinde yapay zekâ ve doğal dil işleme alanlarında mühendislik direktörü olarak görev yapmaktadır.
Onu bu kadar önemli ve popüler yapan detaylar ise şunlardır:
1. "Teknolojik Tekillik" (Singularity) Kavramı
Kurzweil'ı dünya çapında ünlü yapan en büyük teorisi Teknolojik Tekilliktir. Ona göre, yapay zekâ o kadar hızlı gelişecek ki bir noktadan sonra insan zekasını katbekat aşacak.
Kurzweil, 2029 yılına kadar yapay zekanın Turing testini geçerek insan düzeyinde bir zekaya (AGI - Yapay Genel Zekâ) ulaşacağını öngörmektedir.
2045 yılını ise "Tekillik" yılı olarak hedef gösterir. Bu tarihte insan biyolojisi ile yapay zekanın tamamen birleşeceğini, beynimizi buluta bağlayarak zihinsel kapasitemizi milyonlarca kat artırabileceğimizi savunur.
2. Sıra Dışı Tahmin Başarısı
Kurzweil, sadece hayal kuran bir fütürist değildir; tahminlerini "Hızlanan Verim Kanunu" (Law of Accelerating Returns) adını verdiği matematiksel bir temele oturtur. Teknolojinin doğrusal değil, üstel (katlanarak) büyüdüğünü savunur.
1980'lerde, internetin 1990'larda tüm dünyayı saracağını tahmin etti.
Bilgisayarların 1998'e kadar dünya satranç şampiyonunu yeneceğini söyledi (Deep Blue, Garry Kasparov'u 1997'de yendi).
Akıllı telefonların, kablosuz internetin ve sesli asistanların (Siri, Google Asistan vb.) çıkışını yıllar öncesinden doğru bildi.
Kendi analizlerine göre, bugüne kadar yaptığı yüzlerce teknolojik tahminin %86 gibi devasa bir doğruluk oranı vardır.
3. Önemli icatları
Sadece teori üretmekle kalmamış, modern hayatı kolaylaştıran birçok teknolojinin de mucidi olmuştur:
ilk düz yataklı tarayıcıyı (scanner) geliştirdi.
Yazıları sese dönüştüren ve görme engellilerin kitap okumasını sağlayan ilk optik karakter tanıma (OCR) sistemini ve okuma makinesini icat etti.
Profesyonel müzik sentezleyicilerini (özellikle ünlü Kurzweil piyano klavyelerini) geliştirdi.
4. Transhümanizm ve Ölümsüzlük Arayışı
Kurzweil, insan ömrünün teknolojiyle sınırsız bir şekilde uzatılabileceğine inanan radikal bir transhümanisttir. Nanoteknoloji sayesinde kılcal damarlarımızda dolaşan robotların (nanobotlar) hastalıkları hücre seviyesinde tedavi edeceğini ve yaşlanmayı durduracağını savunur. Kendisi de bu "teknolojik ölümsüzlük" çağına yetişebilmek için her gün yüzün üzerinde besin takviyesi ve vitamin hapı yutmasıyla ünlüdür.
not: Kemal Kılıçdaroğlu ile aynı yaşdadır.
Onu bu kadar önemli ve popüler yapan detaylar ise şunlardır:
1. "Teknolojik Tekillik" (Singularity) Kavramı
Kurzweil'ı dünya çapında ünlü yapan en büyük teorisi Teknolojik Tekilliktir. Ona göre, yapay zekâ o kadar hızlı gelişecek ki bir noktadan sonra insan zekasını katbekat aşacak.
Kurzweil, 2029 yılına kadar yapay zekanın Turing testini geçerek insan düzeyinde bir zekaya (AGI - Yapay Genel Zekâ) ulaşacağını öngörmektedir.
2045 yılını ise "Tekillik" yılı olarak hedef gösterir. Bu tarihte insan biyolojisi ile yapay zekanın tamamen birleşeceğini, beynimizi buluta bağlayarak zihinsel kapasitemizi milyonlarca kat artırabileceğimizi savunur.
2. Sıra Dışı Tahmin Başarısı
Kurzweil, sadece hayal kuran bir fütürist değildir; tahminlerini "Hızlanan Verim Kanunu" (Law of Accelerating Returns) adını verdiği matematiksel bir temele oturtur. Teknolojinin doğrusal değil, üstel (katlanarak) büyüdüğünü savunur.
1980'lerde, internetin 1990'larda tüm dünyayı saracağını tahmin etti.
Bilgisayarların 1998'e kadar dünya satranç şampiyonunu yeneceğini söyledi (Deep Blue, Garry Kasparov'u 1997'de yendi).
Akıllı telefonların, kablosuz internetin ve sesli asistanların (Siri, Google Asistan vb.) çıkışını yıllar öncesinden doğru bildi.
Kendi analizlerine göre, bugüne kadar yaptığı yüzlerce teknolojik tahminin %86 gibi devasa bir doğruluk oranı vardır.
3. Önemli icatları
Sadece teori üretmekle kalmamış, modern hayatı kolaylaştıran birçok teknolojinin de mucidi olmuştur:
ilk düz yataklı tarayıcıyı (scanner) geliştirdi.
Yazıları sese dönüştüren ve görme engellilerin kitap okumasını sağlayan ilk optik karakter tanıma (OCR) sistemini ve okuma makinesini icat etti.
Profesyonel müzik sentezleyicilerini (özellikle ünlü Kurzweil piyano klavyelerini) geliştirdi.
4. Transhümanizm ve Ölümsüzlük Arayışı
Kurzweil, insan ömrünün teknolojiyle sınırsız bir şekilde uzatılabileceğine inanan radikal bir transhümanisttir. Nanoteknoloji sayesinde kılcal damarlarımızda dolaşan robotların (nanobotlar) hastalıkları hücre seviyesinde tedavi edeceğini ve yaşlanmayı durduracağını savunur. Kendisi de bu "teknolojik ölümsüzlük" çağına yetişebilmek için her gün yüzün üzerinde besin takviyesi ve vitamin hapı yutmasıyla ünlüdür.
not: Kemal Kılıçdaroğlu ile aynı yaşdadır.
Soda ayran deneyin. Bir de içerisine bir kaç yaprak fesleğen veya nane atın. çok acayip ferahlatır.
birisinin merkez bankasının rezervi, diğerinin ibb'nin yıllık bütçesinin iki katı olduğunun farkında olmayan, ülkenin son yıllardaki eğitim sistemi ile yetişmiş yetersiz beyin fonksiyonlarına sahip birey kıyaslamasıdır.
30 dakika sonra dayanamayıp kapattığım filim. Karı koca kavgası üzerine komedi filmi mi olur. Bir karı koca kavgası ne kadar komik olabilir. Yemin ediyorum Erdal ile Ece karakterlerinini kavgalarını dinlerken kulaklarım kanadı. Gereksiz bir film olmuş
Erşan Kuneri 2'inci sezon'u genel olarak beğenmedim. ilk sezonuna başladığım zamanan da ilk 2-3 bölümü çok beğenmemiştim ve espriler ve konular çok sıkıcı gelmişti ancak bölümler ilerledikçe sevmeye başlamıştım ve birinci sezon için içinde kalan his güzel iş olmuş tadındaydı. Ancak maalesef ikinci sezonun tamamını bitirmeme rağmen ilk sezondaki gibi sonradan sevme olayını bu sefer yaşayamadım. Genel olarak 2. sezonu sevmedim ancak bir kaç nokta gerçekten çok başarılı olmu. Örneğin, kostümler ve o dönemin dekorları çok iyiydi. Cem Yılmaz'ın yaşlı hali harikaydı bence orda büyük oyunculuk var ve sanıyorum ki Cem Yılmaz yaşlı Erşan Kuneri tiplemesinin konuşmasını yaratırken Aziz Yıldırım'ı örnek lazmış. Ben Erşan Kuneri'nin yaşlı halinin konuşma tarzını zaman zaman Fenerbahçe'nin eski başkanı Aziz Yıldırım'a benzettim . Bir de Nekes Hayat kabaresinin olduğu bölümleri çok sevdim. Özellikle o dönemde, dönemim başbakanının karşısında hükümeti ve devlet yönetimini eleştiren bir oyunun sahnelenebileceğinin gösterilmesi harikaydı.
Galatasaray'ın, kendilerine çalışmaya hazır ve nazır olan türk hakemlerine bol bol bahane vermesi için kadrosuna kattığı sorunlu karakter. Rams'da Fenerbahçe'nin 0-1 koyduğu maşın özetini izledim yeniden. Djiku'nun 2 sarı kartının da sarı kart ile alakası yok. Torreira şovmenliğini konuşturmuş. ilk sarı kart pozisyonunda herhalde yanından geçen Djiku'nun rüzgarından etkilenmiş olcak ki neredeyse evine kadar takla atarak gidecekti katıksız. ikinci sarı kart pozisyonunda da arda kardeşler sağolsun ne çime basan djiku'ya hiç tereddütsüz ikinci sarıyı çıkartı. Sanki ümit vaat eden atak varmış gibi. Bunların dışında Fred'in Torreira'dan orta sahada topu kapıp yine orta sahadan attığı gol, kimse kusura bakmasın buz gibi gol. Burda hokkabazlığı ile ortaya çıkan Torreira sanki bir şey olmuş gibi kendini yerlere attığı için Arda Kardeşler buz gibi golü vermedi. Bir de Fred'e düdükten sonra niye vuruyorsun diye kızıyor *
entrynin başında da dedim ya Torreira Galatasaray'ın kendi lehlerine çalışması için zaten hazır bekleyen türk hakemlerine bol bol bahane versin diye kadroya alınan bir sinema oyuncusudur.
entrynin başında da dedim ya Torreira Galatasaray'ın kendi lehlerine çalışması için zaten hazır bekleyen türk hakemlerine bol bol bahane versin diye kadroya alınan bir sinema oyuncusudur.
Konuyu iyi kavrayamayan dostlarım için başlıklar halinde bir toparlama yazısı yazayım.
Hamas'ın israil'e Saldırısı
Filistinli militan grup Hamas, 7 Ekim 2023 tarihinde israil'e yönelik bir saldırı başlattı. Bu saldırıda bir müzik festivali hedef alındı ve müzik dinlemek için Super Nova festivaline katılan israilli gençler hedef seçildiği söyleniyor. Hamasın bu saldırısı, israil'in Gazze Şeridi'nde bulunan bir camiye baskın düzenlediği ve Filistinlileri gözaltına aldığı iddiasının ardından gerçekleşti. Bu arada bu festivalde saldırı yüzünden 260 israil vatandaşının hayatını kaybettiği söyleniyor. Doğrudur yanlıştır bilmem ama ben böyle toplu ölümlerin olduğuna kanıt olabilecek herhangi bir görsel veya videoya henüz rastlamadım.
Hamas, saldırıyı israil'in işgaline karşı bir direniş eylemi olarak nitelendirdi. israil ise saldırıyı "terör" olarak nitelendirdi ve Hamas'ı sorumlu tuttu. Yani her iki tarafta 10 yılı aşkın süredir yaptıkları gibi yine birbirlerini suçluyorlar. Bu arada her bence her iki tarafın da haksız olduğu ve haklı olduğu yanlar var. yine de her hiç bir haklı veya haksız neden her iki taraftan bini aşkın kişinin öldürülmesini meşru kılmaz. Bu, kim yapmış olursa olsun insanlık suçudur.
Saldırı, israil ve Hamas arasında 4 gün süren çatışmalara yol açtı. Çatışmalarda her iki tarafta da yüzlerce kişi hayatını kaybetti.
Saldırının Nedenleri
Hamas'ın saldırısının nedenleri arasında şunlar yer alıyor:
israil'in Gazze Şeridi'ndeki işgali
israil'in Filistinlilere yönelik insan hakları ihlalleri
israil'in Batı Şeria'daki yerleşim politikası
Saldırının Sonuçları
Saldırı, israil ve Filistin arasında on yıllardır süregelen gerilimi daha da derinleştirdi. Çatışmalarda her iki tarafta da yüzlerce kişi hayatını kaybetti.
Saldırı, uluslararası toplumda da tepkilere yol açtı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, saldırıyı kınadı ve tarafları ateşkes çağrısında bulundu.
Saldırının Gelişmeleri
Saldırıların ardından, israil ve Hamas arasında 11 Ekim 2023 tarihinde ateşkes ilan edildi. Ateşkes, tarafların karşılıklı olarak saldırıları durdurması anlamına geliyor.
Ateşkesin ardından, israil ve Hamas arasındaki gerilim azalmaya başladı. Ancak, taraflar arasındaki temel sorunlar hala çözülmedi.
Tarafsız Bir Bakış
Hamas'ın saldırısı, israil ve Filistin arasındaki çatışmanın bir parçasıdır. Saldırı, israil'in işgaline karşı bir direniş eylemi olarak nitelendirilebilir. Ancak, saldırının bir terör eylemi olduğu da savunulabilir.
Saldırı, her iki tarafta da büyük bir insani trajediye yol açtı. Çatışmalarda yüzlerce kişi hayatını kaybetti ve binlerce kişi yaralandı.
Saldırı, israil ve Filistin arasında kalıcı bir barışa giden yolda önemli bir engel teşkil ediyor.
Hamas'ın israil'e Saldırısı
Filistinli militan grup Hamas, 7 Ekim 2023 tarihinde israil'e yönelik bir saldırı başlattı. Bu saldırıda bir müzik festivali hedef alındı ve müzik dinlemek için Super Nova festivaline katılan israilli gençler hedef seçildiği söyleniyor. Hamasın bu saldırısı, israil'in Gazze Şeridi'nde bulunan bir camiye baskın düzenlediği ve Filistinlileri gözaltına aldığı iddiasının ardından gerçekleşti. Bu arada bu festivalde saldırı yüzünden 260 israil vatandaşının hayatını kaybettiği söyleniyor. Doğrudur yanlıştır bilmem ama ben böyle toplu ölümlerin olduğuna kanıt olabilecek herhangi bir görsel veya videoya henüz rastlamadım.
Hamas, saldırıyı israil'in işgaline karşı bir direniş eylemi olarak nitelendirdi. israil ise saldırıyı "terör" olarak nitelendirdi ve Hamas'ı sorumlu tuttu. Yani her iki tarafta 10 yılı aşkın süredir yaptıkları gibi yine birbirlerini suçluyorlar. Bu arada her bence her iki tarafın da haksız olduğu ve haklı olduğu yanlar var. yine de her hiç bir haklı veya haksız neden her iki taraftan bini aşkın kişinin öldürülmesini meşru kılmaz. Bu, kim yapmış olursa olsun insanlık suçudur.
Saldırı, israil ve Hamas arasında 4 gün süren çatışmalara yol açtı. Çatışmalarda her iki tarafta da yüzlerce kişi hayatını kaybetti.
Saldırının Nedenleri
Hamas'ın saldırısının nedenleri arasında şunlar yer alıyor:
israil'in Gazze Şeridi'ndeki işgali
israil'in Filistinlilere yönelik insan hakları ihlalleri
israil'in Batı Şeria'daki yerleşim politikası
Saldırının Sonuçları
Saldırı, israil ve Filistin arasında on yıllardır süregelen gerilimi daha da derinleştirdi. Çatışmalarda her iki tarafta da yüzlerce kişi hayatını kaybetti.
Saldırı, uluslararası toplumda da tepkilere yol açtı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, saldırıyı kınadı ve tarafları ateşkes çağrısında bulundu.
Saldırının Gelişmeleri
Saldırıların ardından, israil ve Hamas arasında 11 Ekim 2023 tarihinde ateşkes ilan edildi. Ateşkes, tarafların karşılıklı olarak saldırıları durdurması anlamına geliyor.
Ateşkesin ardından, israil ve Hamas arasındaki gerilim azalmaya başladı. Ancak, taraflar arasındaki temel sorunlar hala çözülmedi.
Tarafsız Bir Bakış
Hamas'ın saldırısı, israil ve Filistin arasındaki çatışmanın bir parçasıdır. Saldırı, israil'in işgaline karşı bir direniş eylemi olarak nitelendirilebilir. Ancak, saldırının bir terör eylemi olduğu da savunulabilir.
Saldırı, her iki tarafta da büyük bir insani trajediye yol açtı. Çatışmalarda yüzlerce kişi hayatını kaybetti ve binlerce kişi yaralandı.
Saldırı, israil ve Filistin arasında kalıcı bir barışa giden yolda önemli bir engel teşkil ediyor.
Savaş Cebeci'nin oğlu varmış en çok ona üzüldüm ben. Onun dışında tüm olay konuşmalarla berber 90 sn. sürdü. Profesyonel dövüşçüyü neden profesyonel oluyormuş onu canlı izledik.
Hakkında yaptığım detaylı araştırmalar sonucu, alınmaması gerektiğini anladığım telefon markası. internette bir sürü şikayet var hakkında. X700 modeli görece daha iyi gibi ancak yine de alanların çoğu, biz yandık siz yanmayın modundalar. Kesin almayacağım.
1953 yılında, ABD'li bilim adamları Miller ve Urey, bir cam kabın içine su, metan, amonyak, hidrojen ve karbonmonoksit gibi maddeleri doldurarak deney yaptılar. Kabı ısıtarak buharlaşma sağladılar ve dünya atmosferindeki yıldırımları taklit etmek için elektrotlar aracılığıyla kıvılcımlar oluşturdular. Bir hafta boyunca ısıtma ve soğutma döngüsünü sürdürdüler ve sonunda sistemdeki karbonun %10-15'inin organik bileşikler, %2'sinin ise canlı hücrelerinin yapı taşı olan aminoasitler olduğunu gözlemlediler.
Deneyde, yeryüzündeki 20 farklı aminoasitten 5'inin oluştuğu gözlendi. Ancak 2008'de yapılan bir deneyde, gelişen teknoloji sayesinde 22 farklı aminoasitin oluştuğu kanıtlandı. Ayrıca, kalıtsal bilgi taşıyan moleküller olan DNA ve RNA'nın da oluştuğu gözlendi.
Bu deneyin önemi, cansız maddelerden aminoasitlerin sentezlenebileceğini ve kuyrukluyıldızlar ve meteorlarda da bulunduğunu göstermesidir. Örneğin, 1969'da Avustralya'ya düşen Murchison göktaşı üzerinde 70 farklı aminoasit bulunduğu keşfedildi.
Bu bulgular, aminoasitlerin dünya koşullarında oluşabileceğini ve meteorlar aracılığıyla dünyaya taşınabileceğini göstermektedir. Sonuç olarak, dünya üzerinde yaşamın başlaması için gereken koşullar mevcuttu.
Canlıların oluşumunu inceleyen bilim dalına "Abiyogenez" denir ve evrim bilimi canlıların değişimini inceler.
Dünya'nın 4,55 milyar yıl yaşında olduğu bilinmektedir. Bilim insanlarına göre, 4 milyar yıl önce ilk olarak RNA molekülü oluştu. Daha sonra bu molekül çift sarmal yapıya dönüşerek daha kararlı bir molekül olan DNA'ya evrildi. Bu molekülün zamanla bir hücre zarıyla çevrili olmasıyla ilk primitif tek hücreli organizmalar ortaya çıktı. Bu organizmaların ilk örnekleri, Stromatolitleri oluşturan siyanobakterilerdir ve yaklaşık 3,8 milyar yıldır dünyada yaşadıkları bilinmektedir.
700 milyon yıl öncesine kadar, tek hücreliler dünyada hüküm sürdü ve birbirleriyle rekabet ederek geliştiler. Kendilerini geliştiremeyen ve değişen koşullara uyum sağlayamayanlar doğal seçilim yasaları gereği yok oldu. 700 milyon yıl önce, tek hücrelilerin bir araya gelerek işbirliği yapmaya başlamasıyla çok hücreliler ortaya çıkmaya başladı. Kambriyen Dönemi'nde, yaklaşık 550 milyon yıl önce, çok hücreli türlerin ortaya çıkışında büyük bir patlama yaşandı. Bugün dünyada bulunan tüm Hayvanlar alemine ait 35 Filum ve Bitkilere ait 12 Filum, bu dönemde ortaya çıktı. insanlar olarak biz de Kordalılar (Chordata) filumuna aitiz.
Günümüzde, insan dahil olmak üzere yaklaşık 8.700.000 türün ortak ataları, yaklaşık 2 milyar yıl önce yaşamış tek hücreli mikroorganizmalardır.
Sonuç olarak, hayatın ortaya çıkışı mucizevi değildir. Zamanı gelince her şey olur. Zamanı gelince her şey ölür.
Deneyde, yeryüzündeki 20 farklı aminoasitten 5'inin oluştuğu gözlendi. Ancak 2008'de yapılan bir deneyde, gelişen teknoloji sayesinde 22 farklı aminoasitin oluştuğu kanıtlandı. Ayrıca, kalıtsal bilgi taşıyan moleküller olan DNA ve RNA'nın da oluştuğu gözlendi.
Bu deneyin önemi, cansız maddelerden aminoasitlerin sentezlenebileceğini ve kuyrukluyıldızlar ve meteorlarda da bulunduğunu göstermesidir. Örneğin, 1969'da Avustralya'ya düşen Murchison göktaşı üzerinde 70 farklı aminoasit bulunduğu keşfedildi.
Bu bulgular, aminoasitlerin dünya koşullarında oluşabileceğini ve meteorlar aracılığıyla dünyaya taşınabileceğini göstermektedir. Sonuç olarak, dünya üzerinde yaşamın başlaması için gereken koşullar mevcuttu.
Canlıların oluşumunu inceleyen bilim dalına "Abiyogenez" denir ve evrim bilimi canlıların değişimini inceler.
Dünya'nın 4,55 milyar yıl yaşında olduğu bilinmektedir. Bilim insanlarına göre, 4 milyar yıl önce ilk olarak RNA molekülü oluştu. Daha sonra bu molekül çift sarmal yapıya dönüşerek daha kararlı bir molekül olan DNA'ya evrildi. Bu molekülün zamanla bir hücre zarıyla çevrili olmasıyla ilk primitif tek hücreli organizmalar ortaya çıktı. Bu organizmaların ilk örnekleri, Stromatolitleri oluşturan siyanobakterilerdir ve yaklaşık 3,8 milyar yıldır dünyada yaşadıkları bilinmektedir.
700 milyon yıl öncesine kadar, tek hücreliler dünyada hüküm sürdü ve birbirleriyle rekabet ederek geliştiler. Kendilerini geliştiremeyen ve değişen koşullara uyum sağlayamayanlar doğal seçilim yasaları gereği yok oldu. 700 milyon yıl önce, tek hücrelilerin bir araya gelerek işbirliği yapmaya başlamasıyla çok hücreliler ortaya çıkmaya başladı. Kambriyen Dönemi'nde, yaklaşık 550 milyon yıl önce, çok hücreli türlerin ortaya çıkışında büyük bir patlama yaşandı. Bugün dünyada bulunan tüm Hayvanlar alemine ait 35 Filum ve Bitkilere ait 12 Filum, bu dönemde ortaya çıktı. insanlar olarak biz de Kordalılar (Chordata) filumuna aitiz.
Günümüzde, insan dahil olmak üzere yaklaşık 8.700.000 türün ortak ataları, yaklaşık 2 milyar yıl önce yaşamış tek hücreli mikroorganizmalardır.
Sonuç olarak, hayatın ortaya çıkışı mucizevi değildir. Zamanı gelince her şey olur. Zamanı gelince her şey ölür.
Bahisleri açıyorum ve Eylül 2023'de bu iş biter gibi.
Mehmet Şimşek, hem dolar rezervlerini koruma konusunda hem de kurları istikrarlı hale getirmek için nasıl bir yol izleneceğini merak ettiğim hazine ve maliye bakanıdır. Belirtmek isterim ki ön seçimler öncesi dolar kurunun sürekli olarak belirli bir seviyede tutulmasının sürdürülemez olduğu anlaşıldı. Kur, kontrolsüz bir şekilde yükselmeye devam ediyor. Artık kısa vadeli ve mantıksız müdahale yöntemleri geçerli değil. Dolara yönelik satışlar dışında yapılan müdahalelerin boşuna olduğu anlaşılacak. Şu an için kurun kendi değerini bulması kaçınılmaz. Orta ve uzun vadede kur düşürücü önlemler alınması gerektiğini göreceğiz. Yıl başından seçim öncesine kadar ucuz ve bol Türk lirası nedeniyle enflasyon yaşadık. Şimdi ise yabancı para kurları nedeniyle enflasyonla mücadele etmek zorundayız.
Doların artışının arka planını kısaca anlatmaya çalışayım dostlar. Ondan sonra size doların artışını nereye bağlamak isterseniz oraya bağlayın ama dolar bize göbekten bağlanmış haberiniz olsun.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, toplumsal refahın artırılmasının hükümetin temel hedefi olduğunu belirtmişti. Bence mantıklı ve olması gereken bir hedefti. Şeffaflık, tutarlılık, öngörülebilirlik ve uluslararası normlara uygunluk ilkelerinin Türkiye'nin rasyonel bir zemine dönmesinde önemli olduğunu vurgulaması ise yıllardır duymak istediğimiz cümlelerdi. Şimşek'in bu açıklamaları, faiz artışına zemin hazırlanabileceği beklentileriyle birlikte Fransız bankası Societe Generale tarafından yapılan şaşırtan faiz tahminine yol açtı. Banka, önümüzdeki faiz toplantısında 650 baz puanlık bir artış beklediğini açıkladı. SocGen analistleri, politika faizinin mevcut yüzde 8,5'ten yüzde 25'e çıkmasını beklediklerini ifade ettiler. Bunlar bize oha lan bu kadar da olmaz gibi gelebilir ama maalesef global normlarda bu rakamlar olması gereken rakamlar. Bankanın analistleri, Şimşek'in atanmasının Türkiye'de para politikasının yeniden düzenlenmesini sağlayacağını ve yeni para politikasının kredi genişlemesini sınırlamayı ve döviz rezervlerini yeniden inşa etmeyi amaçladığını belirtmişlerdi. Faiz artışı ve turizmden gelecek döviz gelirleri, lira üzerindeki baskıyı azaltabilir, ancak uzun vadede dış dengesizliklere ve kredi genişlemesine yönelik düzenlemeler yapılmazsa liranın yeniden düşebileceği uyarısı yapıldı. Goldman Sachs ise dolar/TL kur tahminini 28'e yükseltti. ve şu anda dolar 22 TL'yi aşmış durumda.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, toplumsal refahın artırılmasının hükümetin temel hedefi olduğunu belirtmişti. Bence mantıklı ve olması gereken bir hedefti. Şeffaflık, tutarlılık, öngörülebilirlik ve uluslararası normlara uygunluk ilkelerinin Türkiye'nin rasyonel bir zemine dönmesinde önemli olduğunu vurgulaması ise yıllardır duymak istediğimiz cümlelerdi. Şimşek'in bu açıklamaları, faiz artışına zemin hazırlanabileceği beklentileriyle birlikte Fransız bankası Societe Generale tarafından yapılan şaşırtan faiz tahminine yol açtı. Banka, önümüzdeki faiz toplantısında 650 baz puanlık bir artış beklediğini açıkladı. SocGen analistleri, politika faizinin mevcut yüzde 8,5'ten yüzde 25'e çıkmasını beklediklerini ifade ettiler. Bunlar bize oha lan bu kadar da olmaz gibi gelebilir ama maalesef global normlarda bu rakamlar olması gereken rakamlar. Bankanın analistleri, Şimşek'in atanmasının Türkiye'de para politikasının yeniden düzenlenmesini sağlayacağını ve yeni para politikasının kredi genişlemesini sınırlamayı ve döviz rezervlerini yeniden inşa etmeyi amaçladığını belirtmişlerdi. Faiz artışı ve turizmden gelecek döviz gelirleri, lira üzerindeki baskıyı azaltabilir, ancak uzun vadede dış dengesizliklere ve kredi genişlemesine yönelik düzenlemeler yapılmazsa liranın yeniden düşebileceği uyarısı yapıldı. Goldman Sachs ise dolar/TL kur tahminini 28'e yükseltti. ve şu anda dolar 22 TL'yi aşmış durumda.
Suadiye'de tasarımını çok sevdiğim oturması keyifli bir kafe. Fiyatları standarttan biraz pahalı. iddaları anne eli değmiş ürünler satıyor olmaları. Yani gerçekten endüstriyel mutfaktan çıkan yiyecekler sunmuyorlar. Gayet anne mutfağından çıkan ürünler var. Ancak tatıları gerçekten çok kötü. yani annem evde bu tarz tatlılar yapsa evde tatlı yemeyi bırakırım. Sağlıklı olabilir ancak maalesef tatları iyi değil. Bunu dışında salatalar çok iyi, kruvasanları harika. Kahvaltısı çok iyi. Tatlılar çok çeşitli ancak bir çok kez farklı farklı tatlılara şans vermiş olsam da tatlılar maalesef kötü. Çok sevdiğim bir ortam umarın tatlılarını daha iyi hale getirirler.
Kesinlikle olmasını beklediğim durumdur. işler Tayyip Erdoğan için hiç iyi gitmiyor. Her geçen gün biraz daha dibe batıyor. Her geçen gün kazanma ihtimali giderek küçülüyor. Bu nedenle seçimlere girip kaybetmek yerine, seçimler için kendisinin yerine bir halef göstereceğinden eminim ancak ispatlayamam. Tabi ki Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi hayatı bu seçim ile bitmeyecektir. Kendi girmediği seçim kaybedileceği için ben aday olsaydım kazanırdık diyebilecek. Gösterdiği aday kazanırsa ben olduğum için kazandı diyecek. Yani her türlü çok karlı ve mantıklı iş. Bu stratejide AK Parti kaybediyormuş gibi görünebilir ancak uzun vadede yine Recep Tayyip Erdoğan kazanır.
Artık burnumuzdan gelen durumdur. Zaten bu ülkenin gençleri yıllarca, siz erkenden emekli olup evinizde yatasınız diye daha faza çalışacaklar. Zaten saçma bir seçim politikası ile hatalı bir karar sonrası kazanılmış bir karardı ve iptal edilmesi gerekiyordu. Zaten yıllardır adına haklı mücadele dediğiniz şey, aslında sizin dışınızdakilerin haklarına alenen tecavüzdü, zaten normal şarlarda sizin böyle bir ayrıcalığınızın olmaması gerekiyordu. zaten siz 5-10 yıl daha az çalışın diye ülkenin ekonomisinin çarkları yerinden oynayacak. Bunlara rağmen, hatalı da olsa sizlere verilmiş bir haktı ve size hakkınız teslim edilmesi gerekiyordu. tüm ülke bu nedenle yanınızda durdu. Yıllarca direndiniz, mücadele ettiniz, ısrar ettiniz, size verilmiş hakların geri alınmamasını sağlamaya çalıştınız, helal olsun sonunda emekliliğe hak kazandınız. Mücadeleyi siz kazandınız. Ama yeter ya. Artık bir kaybolun ülkenin gündeminden. Sosyal Medya'da her yerde sizi görmek zorundamıyız biz? Depremde bir sürü can kaybettik. içimiz kabuk bağladı. Twitter'ı bir açıyoruz "EYT Hemen Şimdi" "Eyt daha neyi bekliyorsunuz" "Eyt cart" "Eyt curt" sürekli bir gündem yaratma çabasındasınız. Ama allah aşkına yeter artık ya. Biz sizinle hiç ilgilimiz olmadığı halde, hayatımızın bir köşesinde sizi barındırmak zorunda mıyız? Hakkınızı da aldınız. Helali hoş olsun, ama artık bi düşü yakamızdan, bi bitin artık ya.
Açık ara ateyizime güvenirim. Çünkü Ateyizim olayları bilim ile açıklar.
Öğrenciyken sık sık yaptığım eylemdir. Okuldan sonra evime gitmek için hemen hemen her gün otostop çekerdim. Ayrıca Otostop ile tüm Ege bölgesini dolaştım. Otobüse vereceğim parayı yemeye içmeye verdim. Çok da keyifli zamanlardı.
Hayatım boyunca bir daha asla hiç bir sigorta ürününü almayacağım sigorta şirketi. Yaklaşık 10 yıldır eşim ve ben Anadolu Sigorta'dan sağlık sigortası yaptırmaktayız. 5 yaşındaki kızım da doğduğu günden beri Anadolu Sigorta'dan sağlık sigortalı. Anadolu sigortayı seçmemizin en önemli nedeni Memorial hastanelerinde geçmesi. Çünkü kızımın, eşimin ve benim rutin gittiğimiz doktorların hepsi Memorial Ataşehir hastanesinde. Ayrıca check up kontrollerimizi de ilk günden beri Memorial hastanelerinde yaptırmaktayız. Geçen yıl sigorta acentesi ile sağlık sigortası yaptırırken ben her yılki paketin devam etmesini istedim. Onlar da bana yardımcı olmak için Eko paket diye bir üründen bahsettiler. Eko paket Memorial'da geçiyor mu diye sordum evet dediler. 3 ay öncesinde kadar hiç bir sorun yaşamadık. Hatta ben 1 de ameliyat geçirdim ve Anadolu sigorta biraz bizi uğraştırsa da sonunda ameliyat masraflarını ödedi. Lakin 15 gün önce kontrol için gittiğim Memorial hastanesinde artık Anadolu Sigorta'mın geçmediğini söylediler. Nedenini sorduğumda, Anadolu Sigorta'nın Eko Paket'i Memorial ile olan anlaşmasında kapsam dışına çıkardıklarını söylediler. Memorial halimden anlayıp, beni mağdur eden hatta verdiği taahhütleri tutmayarak alenen beni kazıklayan Anadolu Sigorta'nın yarattığı mağduriyeti gidermek için çok ciddi bir indirim yaptılar. Parayı ödedim ve hastaneden ayrıldım. sonrasında Anadolu Sigortayı aradım ve biri ile görüşmek için saatlerce uğraştım. maalesef müşteri hizmetleri numaralarından biri ile görüşme başlatmak ve derdinizi anlatmak çok zor. Sonunda birine ulaştım ve bana konu ile ilgili birimin beni arayacağını söyledi. Bir kaç saat sonra ilgili birim aradı ve tek yaptığı açıklama Hastane ile olan anlaşmamız bitmiştir. dedi. Yapabileceğimiz bir şey yok dedi ve telefonu kapadı. Daha öneki yıllarda da bir çok kez Anadolu sigorta hastanelerde bana ve ailme çok zor anlar yaşattı. Keşke başından beri hiç Anadolu Sigorta kullanmasaydım. Yıllarca hiç hastaneye gitmeden tüm primlerimizi ödedik ve sigortaya ihtiyaç duyduğumuz zaman geldiğinde Anadolu Sigorta hep işimizi zorlaştırdı. Sigorta yenileme dönemi geldiğinde her gün arayan ,ilgilenen, fiyat teklifleri yapan, güler yüzünü eksik etmeyen Anadolu Sigorta, hastane masraflarını ödeme sırası geldiğinde nedense ortadan kayboluyor. Bulabilene, ulaşabilene aşk olsun. Anadolu Sigorta pişmanlıktır ve bundan sonra asla hiç bir hizmetini kullanmayacağım. Kimseye de tavsiye etmiyorum. Anadolu Sigorta'dan sigortası olanlara da allah kurtarsın diyorum.
App ve siteleri doğru dürüst çalışmıyor. Telefonla da ulaşmak mümkün değil. Bir ip ucu vereyim, eğer acil ulaşmanız gerekiyorsa Twitter'dan mention yaparak yazın. O zaman daha hızlı ilgileniyorlar.
App ve siteleri doğru dürüst çalışmıyor. Telefonla da ulaşmak mümkün değil. Bir ip ucu vereyim, eğer acil ulaşmanız gerekiyorsa Twitter'dan mention yaparak yazın. O zaman daha hızlı ilgileniyorlar.
Şirket olarak asla iş yapmamanız gereken marka. iş yaparsınız, her dediklerini yerine getirmeye çalışırsınız, o kadar çok iş gönderirler ki ekibinizi büyütürsünüz sonra aylarca paranızı ödemezler. Kavga gürültü paranızı aldığınızda ise artık iş işten geçmiş olur. ekibiniz ve Telekom için çalıştığınız 3rd parti şirkeler aylarca paralarını ödeyemediğiniz için (çünkü siz Telekom'dan paranızı alamamışsınızdır) size sinir olurlar. Hatta bir kısmı ile mahkemelik bile olabilirsiniz. Milyonlarca insanın müşterisi olduğu Türk Telekom, müşteriniz olduğu zaman da pişmanlıktır.