bugün

entry'ler (17)

viskinin diğer içkilere üstünlüğü

slash'e o ilahi sololoları attırır...

nepentes

hüzne ve karasevdaya iyi geldiğine inanılan bir ilaç... ki en güzel haliyle baudelaire in kaleminden akar:

kurtulurum elbet çektiğim bu azaptan,
nepentesler baldıranlar emerek bütün
o güzelim uçlarından dimdik ğöğsünün,
ki altında yürek olmadı hiçbir zaman.

kayalar gölü

metaforik bir yer... başka işi gücü olmayan eleştirmenlerinin kayalar gölü etrafında uzunca saatler pinekleyip sanat eserlerini eleştirdikleri söylenir...*

solcu

sol sevici...bir de churchill in cümlesindeki anlamıyla varolanı mevcuttur elimizde: 'yirmisinde solcu olmayanın kalbi, ellisinde hala solcu olanın aklı yoktur'

the noose

bencilliklerin, samimiyetsizliğin evvel zaman içinde arındırıla arındırıla bir hale suretine bürünmesinin hikayesidir... a perfect circle başlar şarkıya, dinginlik hüküm sürmektedir aslında... istenmez gideni yaptıklarından dolayı suçlamak... ilahi tını bile tahammül edemez insanların kulağında birden bir patlamaya dönüşür: your halo slipping down ... ardından mırıldanan sesler geçmişi sayıklamanın ta kendisidir: more than just a little curious... nargisos un haketmediği halde güzel görünmek adına başına taç ettiği hale yavaş yavaş aşağıya düşer, sonunu getirmek üzere... **

kamasutra eğitimi almış uzak doğulu kız

sporla çoğalma yetisi olan, çekik gözlü, kızıl derili hatun

gazpacho

ispanyolların soğuk çorba olarak adlandırdıkları içecek... domates, salatalık, sirke, soğan,sarmısak,buz parçaları,bayat ekmek vs vs mikserde iyice karıştırılarak hazırlanır. daha da iyisi norveçli bir progressive rock grubu...

ball and chain

janis joplin parçası... hatunun sesinin çatladığı yerde yerçekimi bitiyor... dediği gibi yaşadı: tomorrow never happens.its all the same fucking day man... r.i.p

mersault

albert camus nün yabancı adlı kitabının baş karakteri... asıl yabancı diğerleriydi: yemin ederim gördüğüm dünya aslına çok benziyordu...sütlü kahve içerken akla gelip tebessüm ettiren...

pulp fiction

müzikleriyle esrime aldıran, anlam verilemeyen şekilde tekrar tekrar izlenilen karşılığında keyifleri yerine getiren ucuz bir film. toplam 7 yıl kıçta saklanan bir kol saati kadar değerli aynı zamanda*
-ben sinirlenince bir orospu çocuğu mutlaka vurulmuş olur*
-ne yazık ki ellemekten hoşlandığımız şeylerle gözümüze hoş gelenler çoğunlukla aynı olmuyor*

solitaire

fransızca da dünya işlerinden elini eteğini çekmiş, bütünüyle yalnız insan demektir

solidarite

fransızca da dayanışma anlamına gelen kelimedir ki solitaire kelimesiyle benzerliği neye uğradığını şaşırtır

time of no reply

nick drake parçası...*
summer was gone and the heat died down
and autumn reached for her golden crown
i looked behind as i heard a sigh
but this was the time of no reply.

the sun went down and the crowd went home
i was left by the roadside all alone
i turned to speak as they went by
but this was the time of no reply.

the time of no reply is calling me to stay
there is no hello and no goodbye
to leave there is no way.

the trees on the hill had nothing to say
they would keep their dreams till another day
so they stood and thought and wondered why
for this was the time of no reply.

time goes by from year to year
and no one asks why i am standing here
but i have my answer as i look to the sky
this is the time of no reply.

the time of no reply is calling me to stay
there`s no hello and no goodbye
to leave there is no way.

mephisto

gökteki prolog başlığında tanrıyla giriştiği bahis sebebiyle erdem yüklü, dünya üzerindeki tüm ilimleri öğrenmiş faustun ruhunu satın almış şeytandır kendileri... gösterdiği sanrılar en büyük silahıdır, insanları kandırarak mutlu olduklarını düşünmelerini sağlar ama mephisto nun kattığı hiçbir şey yoktur... onun tek yaptığı mutluluğu kendi ellerinden sunduğunu insanların düşünmesini sağlamaktır.
ayrıca tam ismi için (bkz: mephistopheles)

cift dusun

george orwellin 1984 adlı kitabında bahsettiği kavram... diyalektik kavramının 1984 versiyon söylenişidir... en çarpıcı örnek yine 1984 'ten gelsin:
savaş barıştır
özgürlük köleliktir
bilgisizlik kuvvettir...
ayrıca
(bkz: iki ucu boklu değnek)

lady in the radiator song

david lynchin ilk uzun metrajı eraserheadde radyatöre bakılıp ayak üstü görülen rüyaları tekrar tekrar hatra getiren şarkıdır kendileri... bir sahne üzerinde portakal yanaklı ama tuhaflığını mükemmel bir şekilde gizlemiş, sahneler için yaratılmış her daim utangaçlığını koruyan bir hanımefendi seslendirmekteydi filmde*... özünde bulunduğu karelere kene gibi yapışmış fon müziklerindendir kendileri, hangi sahne altına gizlenmişse onu seyrettirir dinleyenlerine... ayrıca elimizde bir adet pixies versiyonu da bulunmakta... sözleri de şöyle oluyor:

in heaven everything is fine
in heaven everything is fine
in heaven everything is fine

you've got your good things
and i've got mine

in heaven everything is fine
in heaven everything is fine
in heaven everything is fine

you've got your good things
and you've got mine

gölge

çinde insanların ruhlarını yansıttığına inanılan... ölen hanedan karısının ruhunun gölge oyunlarıyla tekrar hayata döndürülme çabasının malzemesi... chuck palahniuk un choke adlı kitabında kayalara çizilip sahibini ölümsüz kılan şey aynı zamanda..
© copyright 2005 - 2026