bugün
- 2026 uludağ sözlük analizi8
- ten uyumu vs kafa uyumu12
- bik bik'in mutfağına konuk olmak7
- kabir ziyareti5
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen24
- filistin52
- antipanik sahipsiz değildir6
- ne kadar yaşlısın16
- duyduğunuz en ağır laf3
- megan fox5
- birader bey olmayanlar4
- hiç kibir yoksa karakter büyük sıkıntı7
- lgbt bireylerinin asıl amacı4
- macron adamdır5
- fon kurdum para yatırır mısınız15
- türkiye azerbaycan ilişkilerinde israil tartışması6
- anın görüntüsü29
- mossat yaptı abi heralde yani9
- zeyd bin harise2
- yakışıklıksız sözlük erkeklerinin pazar kombileri4
- en sevdiğiniz seks pozisyonu nedir anketi2
- kamal6
- kadir mısıroğlu'nun vatan haini olması8
- sigara satışında kimlik şartı tartışması4
- fransız arabaları9
- asarız keseriz diyenleri yakmak2
- eğer bir dizi veya film karakteri olsaydınız3
- yanındakiyle yaşar aklındakiyle ölürsün7
- kadın cinayetlerinin asıl sebebi6
- bir erko kişisi ile arkadaş olunur mu17
- türklere karınız nasıl diye sormak6
- düşman ülkeler3
- trump'ın yanındaki garip tipli kadın4
- astral seyahat gerçek mi6
- sıkılmak2
- pazar günü evde oturan ezik ve yalnız insan4
- babülmendep boğazı2
- kız peşinde koşarken temiz bir dayak yemek5
- biraz bencil biraz egoist biraz göt olmak3
- neyir perisi siyirli necla2
- özelde uçuk pembe tangasını atan sözlük erkeği2
- iftira atmak3
- hülagü'nün çin varken suriye'ye saldırması5
- pahalı hediye almak2
- porno entelektüelliği9
- kendini evleneceği kıza saklayan erkek10
- bedelini ödeyen yazarlar17
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı2
- altın fiyatları6
- israil4
entry'ler (45)
iki duble içeceğim diye kendime söz vererek doldurduğum bardağın, şişeyi bitirmesiyle neticeye kavuşmasını izliyorum şuan.
Öyle bir eserdir...
Öyle bir eserdir...
Ben inerken en dibe ağır ağır, sen ilk gördüğüm günden bile güzelsin...
Belirli sebeplerden, belki mutluluktan, belki aşktan, belki yalnızlıktan gözüne uyku girmeyen insan kişisidir, iki duble rakıyla tsm eşliğinde unutmak istiyordur.
Ulan insanın canı yandıkça yarasına tuz basan şarkıları niye dinler ki? Niye içer yani unutamayacağını bile bile, sıçayım böyle ironiye...
Ulan insanın canı yandıkça yarasına tuz basan şarkıları niye dinler ki? Niye içer yani unutamayacağını bile bile, sıçayım böyle ironiye...
Enfes bir mavi sakal parçasıdır, bu parçayla ilgili bir anımı paylaşayım sizinle sevgili sözlük...
Çok küsür yıl sevdiğim bi' arkadaşım vardı, yıllarca peşinden koştum... Beren diyelim bu arkadaşa. Lise yıllarım boyunca, -ki bereni liseden önce tanıyordum- belki de hala salak gibi, sevdim ben bereni... Bir ara bi' ilişkim olmuştu kendisiyle, kısa sürdü, bitti. Ama ben öyle böyle sevmemiştim, o kadar zaman geçti hala görsem kalbimin farklı attığını hissederim. Mevsimler geldi geçti, unutamadığımdan, tamamen saf duygularımla tekrardan beraber olmak istedim, bi' bahane buldu. Yıllar geçti tekrardan istedim, başka bahaneler... Ama nasıl parçalanıyordu içim yanımda olmayınca. Ona karşı bir şeyler hissetmeden önce de arkadaştık çünkü, sonra bok oldu her şey, çok zaman "keşke sadece arkadaş olarak görebilseydim onu..." diye iç geçirmişimdir. Baktım bu mesafeler beni öldürüyor, uzunca bi' süre arkadaşı ayağına yattım... Öyle bi' boyuta geldi ki bu arkadaşlık, beren'e olan hislerimi kendisine söylesem bi' daha görüşmek istememesinden korkar bi' vaziyet almıştı...
Velhasıl-ı kelam, bir gün bir şekilde öğrendi beren benim hala onu sevdiğimi. Beraber geçirdiğimiz bunca zamandan sonra kendimi sevdirdiğimi düşünüyorum ki, bu seferki çabalarım bi' sonuç verecek gibi duruyordu. Tabii çok uğraştım, ilk defa hislerimi her yanıyla anlattım ona. Yıllarca nasıl beklediğimi, ona olan sevgimi, içimdeki umudu. Ve ona dedim ki, "bu kez son, ya bu çabalarım sonuç verir ve seninle güzel günlerimiz olur, ya da sonsuza dek hayatından çıkarım..."
Bazı durumları oturup düşünmüş olmalı ki, bu kez her şey iyi gitmeye başlamıştı. Beren'i ilk defa öpmüştüm, beraber çok güzel bir hafta geçirdik ve beni mezuniyetine kavalyesi olarak çağırdı. Demiştik ki, bu da ilk buluşmamız olsun...
Mezuniyete gittik sevgili sözlük, içim kıpır kıpır, otelin dışında bir yerde arkadaşımla sigara içiyorum, beren'in gelmesini bekliyorum. Onu karşılarken söyleyeceğim güzel sözler düşünüyorum. Tabi hiç bir şey planlandığı gibi gitmez ya, doğaçlama takılıyorum o an espirili bi' tavırla. Beren koluma giriyor, çok güzel göründüğünü söylememe gerek yok... Salona giriyoruz, kulağımda Clapton'dan wonderful tonight çalıyor adeta, öyle bir ruh hali içerisindeyim...
Gece ilerliyor dans ediyoruz, eğleniyoruz, beren'in yakın arkadaşları geliyorlar tanışıyorum, bazıları masaya oturuyor sohbet ediyorum. Yine Beren'in arkadaşlarından bazılarının geldiği bi' sırada, masada soğuk bi hava esiyor. Sonra bi' ara beren lavaboya gideceğim diyor, onunla gitmek istiyorum, sen gelme diyor. Bir saat boyunca gelmiyor sevgili sözlük. Aynı zamanda bir saat önce muhabbet ettiğimiz çocuk -ismi Ahmet olsun- ortadan kayboluyor, hani şu soğuk rüzgarlar estiren çocuk, ben safım tabi ahmet'le geleceğe dair planlarından filan konuşuyorum...
Tedirgin oluyorum, bir saat masada tek başıma oturuyorum, bereni arıyorum, lavabodayım diye geçiştiriyor. Geliyor sonunda, geçiştiriyor yine bi' şekilde, tamam diyorum. Dans ediyoruz, takılıyoruz. Beren lavaboya kaçıyor ikide bir, her gidişinde 15 dakika gelmiyor. Bir şeyler olduğunu biliyorum tabi, lavabolara giriyorum kimse yok, salonda kimse yok, dışarı çıkıyorum en sonunda. Biliyorum ki dışarıdan gelecek, kaç sigara içtiğimi ben bile hatırlamıyorum sözlük onu beklerken...
Ve Beren, Ahmet'le otelin arkasından bir yerden geliyor sözlük. Sigarayı yiyeceğim adeta, sanıyorum ki ne kadar duman çekersem, o kadar sahte olacak bu görüntü... Beren geliyor yanıma, yavaş yavaş, bitmiyor o yol, bitmesin istiyorum, bitiyor...
"Sadece konuştuk", susuyorum, beren ahmet'le aşağı iniyor. Bunun üstüne salonda dans ediyorlar söylenenlere göre. Sigaramı bitirip iniyorum, beren'e gecenin başında çekilmiş oldugumuz fotografı veriyorum ve tam giderken soruyor:
BRN: "Nereye gidiyorsun?"
SYS: "Nereye gideyim?"
Ve çıktıktan sonra düşünüyorum sözlük, "bu kez son, ya bu çabalarım sonuç verir ve seninle güzel günlerimiz olur, ya da sonsuza dek hayatından çıkarım..."
O günden beri iki yol'u dinleyemezdim sözlük, ta ki bugüne kadar. Bir düğüne giderken paylaşmış olduğu olağanüstü güzel fotoğrafları görene kadar...
Saygılar...
edit: imla
Çok küsür yıl sevdiğim bi' arkadaşım vardı, yıllarca peşinden koştum... Beren diyelim bu arkadaşa. Lise yıllarım boyunca, -ki bereni liseden önce tanıyordum- belki de hala salak gibi, sevdim ben bereni... Bir ara bi' ilişkim olmuştu kendisiyle, kısa sürdü, bitti. Ama ben öyle böyle sevmemiştim, o kadar zaman geçti hala görsem kalbimin farklı attığını hissederim. Mevsimler geldi geçti, unutamadığımdan, tamamen saf duygularımla tekrardan beraber olmak istedim, bi' bahane buldu. Yıllar geçti tekrardan istedim, başka bahaneler... Ama nasıl parçalanıyordu içim yanımda olmayınca. Ona karşı bir şeyler hissetmeden önce de arkadaştık çünkü, sonra bok oldu her şey, çok zaman "keşke sadece arkadaş olarak görebilseydim onu..." diye iç geçirmişimdir. Baktım bu mesafeler beni öldürüyor, uzunca bi' süre arkadaşı ayağına yattım... Öyle bi' boyuta geldi ki bu arkadaşlık, beren'e olan hislerimi kendisine söylesem bi' daha görüşmek istememesinden korkar bi' vaziyet almıştı...
Velhasıl-ı kelam, bir gün bir şekilde öğrendi beren benim hala onu sevdiğimi. Beraber geçirdiğimiz bunca zamandan sonra kendimi sevdirdiğimi düşünüyorum ki, bu seferki çabalarım bi' sonuç verecek gibi duruyordu. Tabii çok uğraştım, ilk defa hislerimi her yanıyla anlattım ona. Yıllarca nasıl beklediğimi, ona olan sevgimi, içimdeki umudu. Ve ona dedim ki, "bu kez son, ya bu çabalarım sonuç verir ve seninle güzel günlerimiz olur, ya da sonsuza dek hayatından çıkarım..."
Bazı durumları oturup düşünmüş olmalı ki, bu kez her şey iyi gitmeye başlamıştı. Beren'i ilk defa öpmüştüm, beraber çok güzel bir hafta geçirdik ve beni mezuniyetine kavalyesi olarak çağırdı. Demiştik ki, bu da ilk buluşmamız olsun...
Mezuniyete gittik sevgili sözlük, içim kıpır kıpır, otelin dışında bir yerde arkadaşımla sigara içiyorum, beren'in gelmesini bekliyorum. Onu karşılarken söyleyeceğim güzel sözler düşünüyorum. Tabi hiç bir şey planlandığı gibi gitmez ya, doğaçlama takılıyorum o an espirili bi' tavırla. Beren koluma giriyor, çok güzel göründüğünü söylememe gerek yok... Salona giriyoruz, kulağımda Clapton'dan wonderful tonight çalıyor adeta, öyle bir ruh hali içerisindeyim...
Gece ilerliyor dans ediyoruz, eğleniyoruz, beren'in yakın arkadaşları geliyorlar tanışıyorum, bazıları masaya oturuyor sohbet ediyorum. Yine Beren'in arkadaşlarından bazılarının geldiği bi' sırada, masada soğuk bi hava esiyor. Sonra bi' ara beren lavaboya gideceğim diyor, onunla gitmek istiyorum, sen gelme diyor. Bir saat boyunca gelmiyor sevgili sözlük. Aynı zamanda bir saat önce muhabbet ettiğimiz çocuk -ismi Ahmet olsun- ortadan kayboluyor, hani şu soğuk rüzgarlar estiren çocuk, ben safım tabi ahmet'le geleceğe dair planlarından filan konuşuyorum...
Tedirgin oluyorum, bir saat masada tek başıma oturuyorum, bereni arıyorum, lavabodayım diye geçiştiriyor. Geliyor sonunda, geçiştiriyor yine bi' şekilde, tamam diyorum. Dans ediyoruz, takılıyoruz. Beren lavaboya kaçıyor ikide bir, her gidişinde 15 dakika gelmiyor. Bir şeyler olduğunu biliyorum tabi, lavabolara giriyorum kimse yok, salonda kimse yok, dışarı çıkıyorum en sonunda. Biliyorum ki dışarıdan gelecek, kaç sigara içtiğimi ben bile hatırlamıyorum sözlük onu beklerken...
Ve Beren, Ahmet'le otelin arkasından bir yerden geliyor sözlük. Sigarayı yiyeceğim adeta, sanıyorum ki ne kadar duman çekersem, o kadar sahte olacak bu görüntü... Beren geliyor yanıma, yavaş yavaş, bitmiyor o yol, bitmesin istiyorum, bitiyor...
"Sadece konuştuk", susuyorum, beren ahmet'le aşağı iniyor. Bunun üstüne salonda dans ediyorlar söylenenlere göre. Sigaramı bitirip iniyorum, beren'e gecenin başında çekilmiş oldugumuz fotografı veriyorum ve tam giderken soruyor:
BRN: "Nereye gidiyorsun?"
SYS: "Nereye gideyim?"
Ve çıktıktan sonra düşünüyorum sözlük, "bu kez son, ya bu çabalarım sonuç verir ve seninle güzel günlerimiz olur, ya da sonsuza dek hayatından çıkarım..."
O günden beri iki yol'u dinleyemezdim sözlük, ta ki bugüne kadar. Bir düğüne giderken paylaşmış olduğu olağanüstü güzel fotoğrafları görene kadar...
Saygılar...
edit: imla
Müzik eğitim fakültesi masrafları için (yol, konaklama, sınav ücreti vs.) sevmediğim bir işte günde 14 saatimi harcayıp, mülakatlara hazırlanamamak. işi bıraksam sınavlara iyi hazırlanırım ama sınava gidemem, çalışmaya devam etsem sınava giderim ama sınavda bi' bok yapamam. Ben naabıcam ya **, naabıcam sözlük...
Sarı kıvırcıktır, saygılar...
bu aşk öyle büyür ki, bir süre sonra "Acaba ne yapıyor? kiminle? nasıl?" sorularıyla kafayı yemeniz muhtemeldir.
Sevmiyor beni, hiç o gözle bakmıyor, yıllarca denedim, bakamadı be sözlük. Unutmaya çalıştıysam da olmadı. ben de onu görebileyim diye sürekli bir bahaneyle yanında olmaya çalışıyorum. Hah, yarın işte, buluşacağız yine...
(bkz: tam bir malım)
Sevmiyor beni, hiç o gözle bakmıyor, yıllarca denedim, bakamadı be sözlük. Unutmaya çalıştıysam da olmadı. ben de onu görebileyim diye sürekli bir bahaneyle yanında olmaya çalışıyorum. Hah, yarın işte, buluşacağız yine...
(bkz: tam bir malım)
doğum günümdür, ne arayanım, ne ipleyenim, ne soranım, ne de heyecanım kalmıştır... sadece gitarım, içinde bir dal kalmış sigara paketim, belki bir gün gerçek olur diye, beynimin derinliklerine kazınmış ve artık göz önüne getirmekten korktuğum birkaç hayalim vardır...
Çağ dışı, geri kalmış, düşünme özürlü beyinsizlerin kendilerini daha iyi ifade edememeleri (bkz: militan müslümanlar) sonucu yapılmış saldırıdır.
AC/DC Highway to hell.
aynı zamanda armonikada kullanılan bir tekniktir. örneğin do majör diyatonik armonikada arızalı sesleri vermek için kullanılır.
Kendi annesini şu an baba dediği adam dışında birinin sikmiş olmasını hazmedemeyip, ateistleri kötülemiş beyinsizlere hitap eden geri zekalı söylemidir.
gerçek ismi doğuş olan yazardır... hoş gelmiştir. harbici adamdır, sağlam entrylerle bizi mest etmesini beklemekteyiz...
(bkz: sözlük yazarlarını ifşa etmek)
(bkz: sözlük yazarlarını ifşa etmek)
benim onu sevdiğim kadar beni sevse ya...
Acilen en yakın sağlık kurumuna gidilmelidir.
bunun bir de öyle bir sıçmak ki bir ineği bile sıçmak versiyonu vardır, fakirler duymasın...
açlık, sefillikten bir şey yemeyince, doğal olarak sıçacak pek bir şey de olmayacağından, insanın başına gelebilecek acınası durum.
The Beatles...
kışın geldiğini böylece anlayabilirsiniz...