bugün
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi12
- çakarlı araçlara yol vermiyoruz kampanyası5
- eskortluk yapan sözlük yazarı32
- aöf aşçılık4
- usualsuspects'in ayağı9
- anın görüntüsü19
- karın seni çok üzüyor diyen sekreter8
- uzaylı gelinler evlenirken duvar takıyor mu6
- kadınların yedekte erkek tutması9
- türk esnafı10
- fatma betül sayan kaya6
- ishale iyi gelen şeyler2
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası16
- kolye142
- türküm doğruyum çalışkanım11
- iltica27
- aykolik efendi6
- fon vurgunu29
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı6
- ben bir yahudiyim4
- keşke nickim şu yazarınki olsaydı denen nickler4
- 19 ekim 20262
- ofis pornosu13
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak11
- eski sevgilinin muhtarlar gününü kutlamak2
- sabahın 3 ünde gecelikle sarma getiren komşu kızı3
- ilişkiye ara vermek10
- cam açık ve çıplak uyumak6
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek8
- andımız3
- saraca096
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması9
- humboldt caddesi esperanza apartmanı2
- uzaylılar selam verir mi4
- ısparta da kanyonda mahsur kalan ihh gönüllüleri5
- marka giyinmek9
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir9
- sabah elinde bavulla kapıya dayanan bugs bunny2
- asansörde konuşmama kuralı9
- opera tarayıcı4
- güne bir şiir dizesi bırak2
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- 5 bin kişinin katıldığı konserde ölüm3
- saraca09'a yapılan haksızlık3
- sabahın 4 ünde ayakta olan 420 yazar2
- çoktan hareket etmiş trene el sallamak2
- öyle koşup varmak ki sen sonra gelmek2
- düşün ki o bunu okuyor3
- uzaylılar kovalasın seni3
entry'ler (45)
iki duble içeceğim diye kendime söz vererek doldurduğum bardağın, şişeyi bitirmesiyle neticeye kavuşmasını izliyorum şuan.
Öyle bir eserdir...
Öyle bir eserdir...
Ben inerken en dibe ağır ağır, sen ilk gördüğüm günden bile güzelsin...
Belirli sebeplerden, belki mutluluktan, belki aşktan, belki yalnızlıktan gözüne uyku girmeyen insan kişisidir, iki duble rakıyla tsm eşliğinde unutmak istiyordur.
Ulan insanın canı yandıkça yarasına tuz basan şarkıları niye dinler ki? Niye içer yani unutamayacağını bile bile, sıçayım böyle ironiye...
Ulan insanın canı yandıkça yarasına tuz basan şarkıları niye dinler ki? Niye içer yani unutamayacağını bile bile, sıçayım böyle ironiye...
Enfes bir mavi sakal parçasıdır, bu parçayla ilgili bir anımı paylaşayım sizinle sevgili sözlük...
Çok küsür yıl sevdiğim bi' arkadaşım vardı, yıllarca peşinden koştum... Beren diyelim bu arkadaşa. Lise yıllarım boyunca, -ki bereni liseden önce tanıyordum- belki de hala salak gibi, sevdim ben bereni... Bir ara bi' ilişkim olmuştu kendisiyle, kısa sürdü, bitti. Ama ben öyle böyle sevmemiştim, o kadar zaman geçti hala görsem kalbimin farklı attığını hissederim. Mevsimler geldi geçti, unutamadığımdan, tamamen saf duygularımla tekrardan beraber olmak istedim, bi' bahane buldu. Yıllar geçti tekrardan istedim, başka bahaneler... Ama nasıl parçalanıyordu içim yanımda olmayınca. Ona karşı bir şeyler hissetmeden önce de arkadaştık çünkü, sonra bok oldu her şey, çok zaman "keşke sadece arkadaş olarak görebilseydim onu..." diye iç geçirmişimdir. Baktım bu mesafeler beni öldürüyor, uzunca bi' süre arkadaşı ayağına yattım... Öyle bi' boyuta geldi ki bu arkadaşlık, beren'e olan hislerimi kendisine söylesem bi' daha görüşmek istememesinden korkar bi' vaziyet almıştı...
Velhasıl-ı kelam, bir gün bir şekilde öğrendi beren benim hala onu sevdiğimi. Beraber geçirdiğimiz bunca zamandan sonra kendimi sevdirdiğimi düşünüyorum ki, bu seferki çabalarım bi' sonuç verecek gibi duruyordu. Tabii çok uğraştım, ilk defa hislerimi her yanıyla anlattım ona. Yıllarca nasıl beklediğimi, ona olan sevgimi, içimdeki umudu. Ve ona dedim ki, "bu kez son, ya bu çabalarım sonuç verir ve seninle güzel günlerimiz olur, ya da sonsuza dek hayatından çıkarım..."
Bazı durumları oturup düşünmüş olmalı ki, bu kez her şey iyi gitmeye başlamıştı. Beren'i ilk defa öpmüştüm, beraber çok güzel bir hafta geçirdik ve beni mezuniyetine kavalyesi olarak çağırdı. Demiştik ki, bu da ilk buluşmamız olsun...
Mezuniyete gittik sevgili sözlük, içim kıpır kıpır, otelin dışında bir yerde arkadaşımla sigara içiyorum, beren'in gelmesini bekliyorum. Onu karşılarken söyleyeceğim güzel sözler düşünüyorum. Tabi hiç bir şey planlandığı gibi gitmez ya, doğaçlama takılıyorum o an espirili bi' tavırla. Beren koluma giriyor, çok güzel göründüğünü söylememe gerek yok... Salona giriyoruz, kulağımda Clapton'dan wonderful tonight çalıyor adeta, öyle bir ruh hali içerisindeyim...
Gece ilerliyor dans ediyoruz, eğleniyoruz, beren'in yakın arkadaşları geliyorlar tanışıyorum, bazıları masaya oturuyor sohbet ediyorum. Yine Beren'in arkadaşlarından bazılarının geldiği bi' sırada, masada soğuk bi hava esiyor. Sonra bi' ara beren lavaboya gideceğim diyor, onunla gitmek istiyorum, sen gelme diyor. Bir saat boyunca gelmiyor sevgili sözlük. Aynı zamanda bir saat önce muhabbet ettiğimiz çocuk -ismi Ahmet olsun- ortadan kayboluyor, hani şu soğuk rüzgarlar estiren çocuk, ben safım tabi ahmet'le geleceğe dair planlarından filan konuşuyorum...
Tedirgin oluyorum, bir saat masada tek başıma oturuyorum, bereni arıyorum, lavabodayım diye geçiştiriyor. Geliyor sonunda, geçiştiriyor yine bi' şekilde, tamam diyorum. Dans ediyoruz, takılıyoruz. Beren lavaboya kaçıyor ikide bir, her gidişinde 15 dakika gelmiyor. Bir şeyler olduğunu biliyorum tabi, lavabolara giriyorum kimse yok, salonda kimse yok, dışarı çıkıyorum en sonunda. Biliyorum ki dışarıdan gelecek, kaç sigara içtiğimi ben bile hatırlamıyorum sözlük onu beklerken...
Ve Beren, Ahmet'le otelin arkasından bir yerden geliyor sözlük. Sigarayı yiyeceğim adeta, sanıyorum ki ne kadar duman çekersem, o kadar sahte olacak bu görüntü... Beren geliyor yanıma, yavaş yavaş, bitmiyor o yol, bitmesin istiyorum, bitiyor...
"Sadece konuştuk", susuyorum, beren ahmet'le aşağı iniyor. Bunun üstüne salonda dans ediyorlar söylenenlere göre. Sigaramı bitirip iniyorum, beren'e gecenin başında çekilmiş oldugumuz fotografı veriyorum ve tam giderken soruyor:
BRN: "Nereye gidiyorsun?"
SYS: "Nereye gideyim?"
Ve çıktıktan sonra düşünüyorum sözlük, "bu kez son, ya bu çabalarım sonuç verir ve seninle güzel günlerimiz olur, ya da sonsuza dek hayatından çıkarım..."
O günden beri iki yol'u dinleyemezdim sözlük, ta ki bugüne kadar. Bir düğüne giderken paylaşmış olduğu olağanüstü güzel fotoğrafları görene kadar...
Saygılar...
edit: imla
Çok küsür yıl sevdiğim bi' arkadaşım vardı, yıllarca peşinden koştum... Beren diyelim bu arkadaşa. Lise yıllarım boyunca, -ki bereni liseden önce tanıyordum- belki de hala salak gibi, sevdim ben bereni... Bir ara bi' ilişkim olmuştu kendisiyle, kısa sürdü, bitti. Ama ben öyle böyle sevmemiştim, o kadar zaman geçti hala görsem kalbimin farklı attığını hissederim. Mevsimler geldi geçti, unutamadığımdan, tamamen saf duygularımla tekrardan beraber olmak istedim, bi' bahane buldu. Yıllar geçti tekrardan istedim, başka bahaneler... Ama nasıl parçalanıyordu içim yanımda olmayınca. Ona karşı bir şeyler hissetmeden önce de arkadaştık çünkü, sonra bok oldu her şey, çok zaman "keşke sadece arkadaş olarak görebilseydim onu..." diye iç geçirmişimdir. Baktım bu mesafeler beni öldürüyor, uzunca bi' süre arkadaşı ayağına yattım... Öyle bi' boyuta geldi ki bu arkadaşlık, beren'e olan hislerimi kendisine söylesem bi' daha görüşmek istememesinden korkar bi' vaziyet almıştı...
Velhasıl-ı kelam, bir gün bir şekilde öğrendi beren benim hala onu sevdiğimi. Beraber geçirdiğimiz bunca zamandan sonra kendimi sevdirdiğimi düşünüyorum ki, bu seferki çabalarım bi' sonuç verecek gibi duruyordu. Tabii çok uğraştım, ilk defa hislerimi her yanıyla anlattım ona. Yıllarca nasıl beklediğimi, ona olan sevgimi, içimdeki umudu. Ve ona dedim ki, "bu kez son, ya bu çabalarım sonuç verir ve seninle güzel günlerimiz olur, ya da sonsuza dek hayatından çıkarım..."
Bazı durumları oturup düşünmüş olmalı ki, bu kez her şey iyi gitmeye başlamıştı. Beren'i ilk defa öpmüştüm, beraber çok güzel bir hafta geçirdik ve beni mezuniyetine kavalyesi olarak çağırdı. Demiştik ki, bu da ilk buluşmamız olsun...
Mezuniyete gittik sevgili sözlük, içim kıpır kıpır, otelin dışında bir yerde arkadaşımla sigara içiyorum, beren'in gelmesini bekliyorum. Onu karşılarken söyleyeceğim güzel sözler düşünüyorum. Tabi hiç bir şey planlandığı gibi gitmez ya, doğaçlama takılıyorum o an espirili bi' tavırla. Beren koluma giriyor, çok güzel göründüğünü söylememe gerek yok... Salona giriyoruz, kulağımda Clapton'dan wonderful tonight çalıyor adeta, öyle bir ruh hali içerisindeyim...
Gece ilerliyor dans ediyoruz, eğleniyoruz, beren'in yakın arkadaşları geliyorlar tanışıyorum, bazıları masaya oturuyor sohbet ediyorum. Yine Beren'in arkadaşlarından bazılarının geldiği bi' sırada, masada soğuk bi hava esiyor. Sonra bi' ara beren lavaboya gideceğim diyor, onunla gitmek istiyorum, sen gelme diyor. Bir saat boyunca gelmiyor sevgili sözlük. Aynı zamanda bir saat önce muhabbet ettiğimiz çocuk -ismi Ahmet olsun- ortadan kayboluyor, hani şu soğuk rüzgarlar estiren çocuk, ben safım tabi ahmet'le geleceğe dair planlarından filan konuşuyorum...
Tedirgin oluyorum, bir saat masada tek başıma oturuyorum, bereni arıyorum, lavabodayım diye geçiştiriyor. Geliyor sonunda, geçiştiriyor yine bi' şekilde, tamam diyorum. Dans ediyoruz, takılıyoruz. Beren lavaboya kaçıyor ikide bir, her gidişinde 15 dakika gelmiyor. Bir şeyler olduğunu biliyorum tabi, lavabolara giriyorum kimse yok, salonda kimse yok, dışarı çıkıyorum en sonunda. Biliyorum ki dışarıdan gelecek, kaç sigara içtiğimi ben bile hatırlamıyorum sözlük onu beklerken...
Ve Beren, Ahmet'le otelin arkasından bir yerden geliyor sözlük. Sigarayı yiyeceğim adeta, sanıyorum ki ne kadar duman çekersem, o kadar sahte olacak bu görüntü... Beren geliyor yanıma, yavaş yavaş, bitmiyor o yol, bitmesin istiyorum, bitiyor...
"Sadece konuştuk", susuyorum, beren ahmet'le aşağı iniyor. Bunun üstüne salonda dans ediyorlar söylenenlere göre. Sigaramı bitirip iniyorum, beren'e gecenin başında çekilmiş oldugumuz fotografı veriyorum ve tam giderken soruyor:
BRN: "Nereye gidiyorsun?"
SYS: "Nereye gideyim?"
Ve çıktıktan sonra düşünüyorum sözlük, "bu kez son, ya bu çabalarım sonuç verir ve seninle güzel günlerimiz olur, ya da sonsuza dek hayatından çıkarım..."
O günden beri iki yol'u dinleyemezdim sözlük, ta ki bugüne kadar. Bir düğüne giderken paylaşmış olduğu olağanüstü güzel fotoğrafları görene kadar...
Saygılar...
edit: imla
Müzik eğitim fakültesi masrafları için (yol, konaklama, sınav ücreti vs.) sevmediğim bir işte günde 14 saatimi harcayıp, mülakatlara hazırlanamamak. işi bıraksam sınavlara iyi hazırlanırım ama sınava gidemem, çalışmaya devam etsem sınava giderim ama sınavda bi' bok yapamam. Ben naabıcam ya **, naabıcam sözlük...
Sarı kıvırcıktır, saygılar...
bu aşk öyle büyür ki, bir süre sonra "Acaba ne yapıyor? kiminle? nasıl?" sorularıyla kafayı yemeniz muhtemeldir.
Sevmiyor beni, hiç o gözle bakmıyor, yıllarca denedim, bakamadı be sözlük. Unutmaya çalıştıysam da olmadı. ben de onu görebileyim diye sürekli bir bahaneyle yanında olmaya çalışıyorum. Hah, yarın işte, buluşacağız yine...
(bkz: tam bir malım)
Sevmiyor beni, hiç o gözle bakmıyor, yıllarca denedim, bakamadı be sözlük. Unutmaya çalıştıysam da olmadı. ben de onu görebileyim diye sürekli bir bahaneyle yanında olmaya çalışıyorum. Hah, yarın işte, buluşacağız yine...
(bkz: tam bir malım)
doğum günümdür, ne arayanım, ne ipleyenim, ne soranım, ne de heyecanım kalmıştır... sadece gitarım, içinde bir dal kalmış sigara paketim, belki bir gün gerçek olur diye, beynimin derinliklerine kazınmış ve artık göz önüne getirmekten korktuğum birkaç hayalim vardır...
Çağ dışı, geri kalmış, düşünme özürlü beyinsizlerin kendilerini daha iyi ifade edememeleri (bkz: militan müslümanlar) sonucu yapılmış saldırıdır.
AC/DC Highway to hell.
aynı zamanda armonikada kullanılan bir tekniktir. örneğin do majör diyatonik armonikada arızalı sesleri vermek için kullanılır.
Kendi annesini şu an baba dediği adam dışında birinin sikmiş olmasını hazmedemeyip, ateistleri kötülemiş beyinsizlere hitap eden geri zekalı söylemidir.
gerçek ismi doğuş olan yazardır... hoş gelmiştir. harbici adamdır, sağlam entrylerle bizi mest etmesini beklemekteyiz...
(bkz: sözlük yazarlarını ifşa etmek)
(bkz: sözlük yazarlarını ifşa etmek)
benim onu sevdiğim kadar beni sevse ya...
Acilen en yakın sağlık kurumuna gidilmelidir.
bunun bir de öyle bir sıçmak ki bir ineği bile sıçmak versiyonu vardır, fakirler duymasın...
açlık, sefillikten bir şey yemeyince, doğal olarak sıçacak pek bir şey de olmayacağından, insanın başına gelebilecek acınası durum.
The Beatles...
kışın geldiğini böylece anlayabilirsiniz...