bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri74
- aykirikadin13
- duanın bir şeye yaramaması22
- akplisin yani8
- asla akp'ye oy vermem tabi ki devlet bahçeli6
- az kişinin bildiği müthiş lezzetler7
- fingirdeklerin kabuklarına çekilmesi7
- traveler of secret moments adamlığı5
- neden 50 tane arap devleti var11
- kaynana donu yakma geleneği4
- 21 ekim dünya diyarbakırlılar günü6
- kürtaj hak mıdır sorunsalı5
- fon vurgunu49
- izmirbeyefendisi'nin yakışıklı olması11
- ekepeliler den kurtulacağını zanneden hayalperest5
- akşamki tantana15
- dinden uzaklaşan avrupa'nın çöküşü5
- bugün uyuyakalmışım11
- 9 5 çalışan ipneler12
- saatlerce sözlükte gezip entry girmeyen yazar7
- sözlük yazarlarının seksi yaprakları6
- terlikle döven anne13
- cenazende kötü bilirdik denmesi12
- bismillahirahmanirahim4
- anonim yazar olmak3
- fatma betül sayan kaya18
- yapay zeka moderatörü5
- yan sen derdine benden ala mal yok yine sana9
- 25 yıldır hebele hubele akepe gidiyeeee2
- fransa da kısmi sokağa çıkma yasağının uzatılması6
- arap neferler9
- tavuk olmasa bu kadar insan ne yiyecekti3
- açtığınız başlığa entry girilmemesi7
- türküm doğruyum çalışkanım16
- sözlük kızlarının pek azgın olması3
- dolarla sigarasini yakan ogrenci4
- karın seni çok üzüyor diyen metres3
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı22
- laf yetistirmek2
- karısını aldatan yazarlar4
- hesabını gizleyen erkek yazar8
- güne yulaf ezmesi ve kahve ile başlamak4
- sözlükten bir yazarın cenazesine gitmek4
- uludede ile camiye gitmek5
- müşekkel3
- uludağ sözlük ün insana hiçbir şey kazandırmaması16
- ideal koca4
- gammazların gizli hesapları görebilmesi6
- poğaça yiyen kız6
- alevilerin camiye gitmemesi3
entry'ler (27)
facebook grup sayfaları ise buymuş
http://www.facebook.com/g...18889078146464&ref=ts
http://www.facebook.com/g...18889078146464&ref=ts
kimlerin açtığı henüz bellirsiz ama belli ki hınç almaya yeminliler. Bunu da eğlenceli bir şekilde yapmaktalar. ben girdim ve bir sürü film izledim. gerçekten de "bunlar da film " dedirtiyor insana.
Elmas Arus ve Haluk Arus'un yönetmenliğini yaptığı, Romanlar üzerine kapsamlı bir belgesel. Film, geçtiğimiz nisan ayında istanbul film festivali'nde gösterilmişti ve bundan sonra da bir çok festivalde karşımıza çıkacak gibidir.
"Eski ama hâlâ kullanılmakta olan tabire göre, dünyanın yetmiş iki milletinin yanında Romanlar "yetmiş iki buçukuncu" milleti oluşturuyor. Buçuk, kendisi de Roman kökenli olan Elmas Arus ile eşi Haluk Arus'un Türkiye'nin yedi bölgesine yaydıkları, otuz sekiz ili kapsayan, Romanlar üzerine yapılmış kapsamlı bir çalışma. Belgesel Çingeneleri, Türkiye'nin her yanındaki Romlar, Lomlar ve Domların yaşamları, kültürel farklılıkları, sosyal düzenleri, gelenekleri ve kendi aralarındaki çelişkilerini, sosyal, kültürel ve ekonomik açmazlarını anlatıyor."
"Eski ama hâlâ kullanılmakta olan tabire göre, dünyanın yetmiş iki milletinin yanında Romanlar "yetmiş iki buçukuncu" milleti oluşturuyor. Buçuk, kendisi de Roman kökenli olan Elmas Arus ile eşi Haluk Arus'un Türkiye'nin yedi bölgesine yaydıkları, otuz sekiz ili kapsayan, Romanlar üzerine yapılmış kapsamlı bir çalışma. Belgesel Çingeneleri, Türkiye'nin her yanındaki Romlar, Lomlar ve Domların yaşamları, kültürel farklılıkları, sosyal düzenleri, gelenekleri ve kendi aralarındaki çelişkilerini, sosyal, kültürel ve ekonomik açmazlarını anlatıyor."
Bilal Bay, Engin Behlül ve Mert Okter'in katılımıyla Eskişehir'de güzel bir gösterim olmuştur. "Kafayı kırmış bir kişi için, -bir kişiler için- eskişehir'e geldik" diyerek, film dağıtımlarından tutun da festivallere kadar bir çok konuda ateş püskürüp, alternatif çözüm yollarından bahsedip durdular.
Bir çoklarının bok attığı ama Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz gibi sinemacıların filmlerini montajladığı programdır. Piyasaya aldanmamak lazım, yarın öbür gün cs5 diye bir şey gelir! (geldi) Piyasanın a.ına koyar sonra o bok atanlar baştacı eder bu 10 numara programı.
Türk sinemasının "Plan Sekans"ı keşfettikten sonraki keşfi olan "belgesel ve kurmaca arası" türünde! bir yerlerde bulunan, ne tam belgesel ne de tam kurmaca olan film.
Görüntülerinin baştacı edildilmesine karşın benim hem sinemada hem dvd'de flu izlediğim, Cep telefonu kamerasına bile güzel fotoğraf veren Karadeniz'de Feza Çaldıran'ın ekstra bir şey yakalayamadığını, Nuri Bilge Ceylan'ın Karadeniz'de film çekse orayı görüntü anlamında nasıl osurtturacağını düşünmeme neden olan ancak ve ancak ilk film kontenjanından sıyırılabilen ve Onur Saylak'ı keşfettiren filmdir.
Nasıl bir güçse artık, bu film, festival festival dolaştı, bazı yerlerde ödül bile aldı. istanbul Film Festivali'nde izlerken salonda Nuri Bilge Ceylan'da vardı, Aslı Özge utandı mı utanmadı mı hala merak ediyorum. Sorun biraz da böyle filmlerin çekildikten sonra bunların itin götüne sokulmayarak onlara rahatlık verilmesinde. Böyle kötü filmleri rezil eden bir mekanizmanın oluşması lazım, bu adamlar böyle rezilce filmler çekip rahat rahat dolaşmamaları lazım, festivallerin tutarlı olmaları lazım ancak nerde onlarda o göt, onu bırakın ödüller alıyorlar baştacı ediliyorlar.
Bu film belgesel olarak başlanıp daha sonra" ulan biz bunu kurmaca yapalım" denilmiş ve bu hale getirilmiştir, dolayısıyla sadece bu sebepten bile ahlaksız bir filmdir.
Bu film belgesel olarak başlanıp daha sonra" ulan biz bunu kurmaca yapalım" denilmiş ve bu hale getirilmiştir, dolayısıyla sadece bu sebepten bile ahlaksız bir filmdir.
Festivallere kendini pazarlamayı başaran ve böylece gösterimler ödüller filan kazanmasından kaynaklı gazla yanılgıya düşünlerce iyi sayılabilecek ancak esasında beş para etmeyen Atalay Taşdiken filmidir. Kültür bakanlığından destek bile almıştır, utanmaz adamlar. Öyle utanmazlar ki bu utanmazlar ahh bu utanmaz arlanmazlar, filmi Berlin'de bile göstertmeyi başarmışlardır.
Filmlerinde çok fazla anlam aramaya kalkışmamak lazım zira kendisi de şöyle demiştir "Sizden hiç bir zaman anlamanızı istemedim. Yalnızca duyumsamanızı istedim." buna benzer bir lafı Andrei Tarkovski'de söyler.
Beni, bir yandan bilgisayarla uğraşıp ancak ikinci monitörden göz ucuyla izlemeye iten gözlük kabı. Evet, gözlük kabı. Film olmasın bunların adı. Film başka bir şey.
Gözlük kabı! bittikten sonra da salak bir arkadaşın odaya girip "abi, sonu nasıldı ya off yok böyle bir şey" söylemini hatırlıyorum.
Gözlük kabı! bittikten sonra da salak bir arkadaşın odaya girip "abi, sonu nasıldı ya off yok böyle bir şey" söylemini hatırlıyorum.
ilk filminden Jarmusch'un limitlerini gösteren Chris Parker'lı bu çok sıkı film New York Üniversitesi Tisch Sanat Okulu'ndaki (Tisch School of the Arts) tez jürisi tarafından "tam bir vakit kaybı" olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. John Lurie filmin müziklerini yapmakla beraber ilk uzun metraj oyunculuk deneyimini de yine bu filmde yaşamıştır.
Kesinlikle dehaydı. Yaptıklarıyla ilk filmini çekecek olanlara cesaret veren, vefatıyla birlikte "Bozkırda Deniz Kabuğu" adlı filmi yarım kalan sinemacı. O da yolu açanlardandı.
Dünyanın en yeteneksiz adamı olabilir. Kültür Bakanlığı kendisine çalışıyor.
(bkz: Zıkkımın Kökünün Sekiz Günü)
(bkz: Zıkkımın Kökünün Sekiz Günü)
Noah Baumbach ile yakın arkadaştır. Kendisi, Baumbach'ın The Squid and the Whale (mürekkep balığı ve balina) filminin yapımcılığını yapmıştır. Baumbach ise Anderson'un yönettiği The Life Aquatic with Steve Zissou filminin senaryo grubunda yer almıştır.
Jim Jarmusch'un başyapıtı. Düşük bütçeli bağımsız filmler için yol açmış ve onlara model teşkil etmiştir. Öyle bir film düşünün ki; mümkün olduğunca az şey söyleniyor ve hemen hemen hiç bir şey olmuyor. 90 dakikalık süresi plan sekanslara bölünmüş durumda ve bu sekansların büyük kısmında olabildiğince az hareket var.
Jarmusch, elindeki filmleri kullanarak arkadaşlarıyla 30 dakikalık "The New World"u çekmiştir. Daha sonraysa entresan yerlerden destek bulup The New World'e 2 bölüm daha ekleyebilmiş ve "Stranger Than Paradise"ı tamamlamıştır... Cennetten De Garip.
Jarmusch, elindeki filmleri kullanarak arkadaşlarıyla 30 dakikalık "The New World"u çekmiştir. Daha sonraysa entresan yerlerden destek bulup The New World'e 2 bölüm daha ekleyebilmiş ve "Stranger Than Paradise"ı tamamlamıştır... Cennetten De Garip.
1973 izlanda doğumlu yönetmen. 1999 yılında Danimarka Uluslararası Film Okulundan mezun olmuş ve mezuniyet filmi Lost Weekend'i çekmiştir. 2003 yılında ilk uzun metraj filmi Noi Albinoi'yi, 2005 yılında Voksne Mennesker(Tutunamayanlar)ı, 2009'da ise "The Good Heart"ı çekmiştir. Ayrıca kendisi, Noi Albinoi filminin müziklerini de yapan Slowblow müzik grubunun da bir üyesidir.
Atsan atılmaz satsan satılmaz
(bkz: Göt yarası)
(bkz: Göt yarası)
Film Siyah&Beyazdır ama çok güzel bir yerde cesurca renklenir ve orası akıllara kazınır.
Çakma (bkz: Nuri Bilge Ceylan) " (bkz: Selim Evci)" nin altı-üstü her yanı bomboş filmi. Yaklaşık 30 festivale filmini sokturtabilmiş ama ödül alamamıştır. Gücü o kadar demek, ilişkileri ancak filmi göstermeye yetiyor. ikinci filminde azmeder 40 festivalde gösterttirir filmini, 1-2 tane de ödül alır.