bugün
- kiraz cicegi kolonyasi16
- ctrlx10
- bir ayet reddedince dinden çıkmak18
- bik bik'in mutfağına konuk olmak9
- kendi kendini bıçaklayan adam6
- domalan kız5
- hoşlanılan kızın sizi ayaklarıyla tokatlaması7
- kuran da namazın olmaması21
- seni öldürmeyen şey seni güçlendirir8
- bir yazarı ensesinden tutup blowjob yaptırmak4
- cevabı bilinmeyen sorular6
- saraca finch house23
- bonnie tyler4
- kırım kongo kanamalı ateşi3
- en tehlikeli kadın tipi7
- iş arkadaşlığı9
- sevgiliyi 10 seneden beri görmemek8
- şeyhleri sallandırmak3
- 31 yaşında bakire olan kız9
- ekrem imamoğlu14
- şişman ronaldo2
- türk kadınlarındaki temizlik hastalığı5
- hepimizin uzaylı olduğu gerçeği3
- askerde günde iki kere duş alan erkek2
- ehli sünnet hocalar11
- yeditepe de kutsal metinden rahatsız olunması4
- kalça ellemek6
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı13
- arkadaşın karısının at gibi olması7
- aslan burcu kadını ile baş etme yöntemleri3
- akplilerin osmanlıyı yanlış yorumlaması2
- hiç kimsenin hiçbir şeyi olmamak6
- sözlük yazarları akıllı olsun5
- 23 mayıs 2027 amedspor fenerbahçe maçı2
- sabah gözünü kahve sigarayla açanlar13
- bizi ne zaman sevecekler2
- mehdiyetin yaklaşıyor olması4
- atatürk'ün abartılmış bir lider olması11
- kullanılmış bir prezervatif gibi kenarı atılmak2
- zam gelmeyen biralara zam yapan carrefoursa3
- ahmet telli2
- yaşaranların pisliği3
- sözlükteki teyzeler defolsun lütfen12
- huzur islamda9
- mini etekli kızlar şu anda ne yapıyor sorunsalı3
- sevilmemek2
- velvet30
- gaziantep te kardeş dehşeti2
- arabesk7
- evli olup sözlükte erkek arayan kadınlar4
john lurie' nin hem müziklerine katkıda bulunduğu hem de bir sahnede sokakta saksofon çalan adam olarak görüldüğü jim jarmusch filmi. aslında yönetmenin master tezi bir kısa filmken daha sonra jarmusch bunu uzun metraj olarak çekmiştir. sürekli tatil modunda olan 16 yaşında bir genci anlatır.
--spoiler değil--
"benim adım, aloysious christopher parker ve bir gün bir oğlum olursa adı charles christopher parker olacak. tıpkı charlie parker gibi. ama dostlarım bana kısaca allie der ve bu da benim hikâyem veya hikâyemin bir bölümü. size çok şey açıklayacağını sanmıyorum ama hikâye dediğiniz nedir ki zaten? olsa olsa, şu noktalarını birleştirince tanıdık bir şeyin resmini ortaya çıkardığınız türden bir çizim olabilir. olan biten sadece budur işte! benim için işler böyle yürür. bir yerden, bir insandan kalkar bir başka yere ya da bir başka insana giderim. ve işin doğrusu, aslında fazla bir şey de değişmez.
çok farklı türde insan tanıdım. onlarla takıldım, birlikte yaşadım kendi küçük rollerini oynamalarını izledim. ve benim için tanıdığım tüm bu insanlar,
sanki bir dizi oda gibiydiler tıpkı vaktimi geçirdiğim o yerler gibiydiler. yeni bir odaya ilk kez girdiğinde, merak içindesindir bir lamba, bir tv seti,
artık ne varsa ilgini çeker. ama bir süre sonra, o yenilik duygusu kaybolur hem de tamamen. ve işte o zaman ortaya sıkıntı ve endişe çıkar ürkütücü bir dehşet duygusu. neden söz ettiğimi anlamıyorsunuz sanırım. her neyse, galiba burada anlatmak istediğim husus, bir süre sonra bir şeyin sanki bir sesin sizi uyarması ve size "ayrılma vakti geldi" demesidir. başka yerlere gitme vaktidir artık.
i̇nsanlar temelde hep aynıdırlar. belki farklı bir buzdolabı, tuvalet vs kullanırlar. ya da başka bir ıvır zıvır. ama o şey size seslenir ve yeniden amaçsızca sürüklenmeye başlarsınız. siz gitmek istemeseniz bile, bazı şeyler size yol gösterir. ve işte, şimdi burada, konuşulan dili bile anlamadığım bir yerdeyim. ama bilirsiniz, yabancı her yerde yabancıdır.
--spoiler değil--
Dış sesiyle başlayan Jim Jarmusch'un ilk filmi.
"benim adım, aloysious christopher parker ve bir gün bir oğlum olursa adı charles christopher parker olacak. tıpkı charlie parker gibi. ama dostlarım bana kısaca allie der ve bu da benim hikâyem veya hikâyemin bir bölümü. size çok şey açıklayacağını sanmıyorum ama hikâye dediğiniz nedir ki zaten? olsa olsa, şu noktalarını birleştirince tanıdık bir şeyin resmini ortaya çıkardığınız türden bir çizim olabilir. olan biten sadece budur işte! benim için işler böyle yürür. bir yerden, bir insandan kalkar bir başka yere ya da bir başka insana giderim. ve işin doğrusu, aslında fazla bir şey de değişmez.
çok farklı türde insan tanıdım. onlarla takıldım, birlikte yaşadım kendi küçük rollerini oynamalarını izledim. ve benim için tanıdığım tüm bu insanlar,
sanki bir dizi oda gibiydiler tıpkı vaktimi geçirdiğim o yerler gibiydiler. yeni bir odaya ilk kez girdiğinde, merak içindesindir bir lamba, bir tv seti,
artık ne varsa ilgini çeker. ama bir süre sonra, o yenilik duygusu kaybolur hem de tamamen. ve işte o zaman ortaya sıkıntı ve endişe çıkar ürkütücü bir dehşet duygusu. neden söz ettiğimi anlamıyorsunuz sanırım. her neyse, galiba burada anlatmak istediğim husus, bir süre sonra bir şeyin sanki bir sesin sizi uyarması ve size "ayrılma vakti geldi" demesidir. başka yerlere gitme vaktidir artık.
i̇nsanlar temelde hep aynıdırlar. belki farklı bir buzdolabı, tuvalet vs kullanırlar. ya da başka bir ıvır zıvır. ama o şey size seslenir ve yeniden amaçsızca sürüklenmeye başlarsınız. siz gitmek istemeseniz bile, bazı şeyler size yol gösterir. ve işte, şimdi burada, konuşulan dili bile anlamadığım bir yerdeyim. ama bilirsiniz, yabancı her yerde yabancıdır.
--spoiler değil--
Dış sesiyle başlayan Jim Jarmusch'un ilk filmi.
ilk filminden Jarmusch'un limitlerini gösteren Chris Parker'lı bu çok sıkı film New York Üniversitesi Tisch Sanat Okulu'ndaki (Tisch School of the Arts) tez jürisi tarafından "tam bir vakit kaybı" olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. John Lurie filmin müziklerini yapmakla beraber ilk uzun metraj oyunculuk deneyimini de yine bu filmde yaşamıştır.
jim jarmusch'un ruh halini ve nasıl bir yönetmen olduğunu anlamak için izlenmesi gereken bir film. binanın çatısında başı dönene kadar dönüp, sokaklarda başıboş gezen, önüne çıkan herkesle konuşabilecek kadar rahat ve doğaçlama yaşayan bir adamın hikayesini anlatan bir film. ayrıca seslerin insanlar üzerinde bıraktığı o 'derin' mevzudan da bahsediyor. *
filmin son sahnesinde allie'ın içinden geçenleri duymaktayızdır, filmin özeti gibi bir paragraf.
--spoiler--
--spoiler--
"Gemiye binerken ona yazdığım mektubu düşünüyordum. Ama böyle bir şeyi birine nasıl anlatabilirsiniz ki? Ben herhangi bir yerde kalmaya karar kılacak tipte biri değilim ki. Asla değişmeyeceğimi düşünüyorum. Artık açıklanabilecek herhangi bir şey kalmadı. Zaten başlangıçta izah etmeye çalıştığım da buydu. Ben öyle biri değilim. Bir işim, bir evim olsun, vergi ödeyeyim istemiyorum. Ama bir arabam olsaydı şikâyet etmezdim. Şimdi uzaklaşıyorum ya, oradayken bulunmak istediğimden, daha çok arıyorum orayı. Diyebiliriz ki ben bir tür turistim. Sürekli tatilde olan bir turist."
--spoiler--
--spoiler--
kimileri de böyledir işte, böyle olduğu için kızamayız.
--spoiler--
--spoiler--
"Gemiye binerken ona yazdığım mektubu düşünüyordum. Ama böyle bir şeyi birine nasıl anlatabilirsiniz ki? Ben herhangi bir yerde kalmaya karar kılacak tipte biri değilim ki. Asla değişmeyeceğimi düşünüyorum. Artık açıklanabilecek herhangi bir şey kalmadı. Zaten başlangıçta izah etmeye çalıştığım da buydu. Ben öyle biri değilim. Bir işim, bir evim olsun, vergi ödeyeyim istemiyorum. Ama bir arabam olsaydı şikâyet etmezdim. Şimdi uzaklaşıyorum ya, oradayken bulunmak istediğimden, daha çok arıyorum orayı. Diyebiliriz ki ben bir tür turistim. Sürekli tatilde olan bir turist."
--spoiler--
--spoiler--
kimileri de böyledir işte, böyle olduğu için kızamayız.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar