bugün
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- günlük tutan erkek19
- halk başkanlık sistemini istiyor7
- wc'ye telefonsuz girmek4
- her yerde sümkürebilen insan6
- defterini kalpli kağıtla kaplayan erkek3
- gratisin içini merak etmek8
- 12 inci nesil olmanın çok ayıp olması2
- merhabalarr5
- sözlükte kavga olacak hissi4
- ay diyen erkek2
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil11
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler10
- erkeğe şiddet uygulayan kadın4
- merfulu6
- modern insan dertlerini şımarıkça olması2
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde5
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz17
- çok su içmek2
- kötü biri olduğunu fark etmek2
- bana gel film izleriz diyen erkek16
- kendini fazla ciddiye almak2
- mekke anlaşması14
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi19
- kendinden sıkılmak2
- arda güler2
- sözlük yazarlarının 1999 yılından beklentileri6
- spor olsun diye her yere yürüyen insan2
- arkadaşlar nasılsınız11
- iyi parti'nin çerçeve yasaya muhalefet şerhi3
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması13
- sözlük yazarlarına bir şey söyle8
- kavalali mehmet ali pasa4
- cansever18
- simko317
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- 40 hadis3
- futbol24
- gece yolda yürürken çöpten fırlayan adam5
- açlık krizi nasıl bastırılır8
- türkiye'ye en uygun yönetim şekli islami komünizm3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları15
- insan sevmemek6
- kendine bir soru sor5
- hewal ebo9
- bir erkeğe en çok yakışan şey4
- sözlüğün kırbacı5
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü7
- arkadaşlar önce soğan mı kavrulur yoksa biber mi4
- sarapci koala7
1984 tarihli jim jarmusch'un klasikleşmiş filmi.amerika'da bir oda, işsiz güçsüz erkek, onun yakın arkadaşı, bir adet teyze, macaristan'dan gelen güzel bir kuzen, uzun plan sekanslar, abartılmış bir minimalizm, siyah beyaz görüntüler ve oldukça hoş bir son.kısaca adını nick olarak seçecek kadar sevdiğim bir sinema başyapıtı.
gülmekten kırıp geçiren bir lotte hala var. konuşmalarına dikkat edin.
lotte halanın kesinlikle en renkli karakter olduğu, bana insanlar arasındaki iletişim kopukluğuyla ilgiliymiş gibi gelen jim jarmusch filmi.
bağımsız sinemanın özgün senaryoya sahip en iyi filmlerinden bir tanesi. ara geçişler oldukca yavaş olsada bağımsız sinema severlerin muakkat izlemesi gereken film derim. eğer filmin 10 dakikasında sıkılacak olursanız hiç izlemeyen vakti kaybı diye tepkiler verebilir bünye,o kişi tabi populer kültür sinemasının çarklarına takılmış insan olucaktır.
Jim Jarmusch'un başyapıtı. Düşük bütçeli bağımsız filmler için yol açmış ve onlara model teşkil etmiştir. Öyle bir film düşünün ki; mümkün olduğunca az şey söyleniyor ve hemen hemen hiç bir şey olmuyor. 90 dakikalık süresi plan sekanslara bölünmüş durumda ve bu sekansların büyük kısmında olabildiğince az hareket var.
Jarmusch, elindeki filmleri kullanarak arkadaşlarıyla 30 dakikalık "The New World"u çekmiştir. Daha sonraysa entresan yerlerden destek bulup The New World'e 2 bölüm daha ekleyebilmiş ve "Stranger Than Paradise"ı tamamlamıştır... Cennetten De Garip.
Jarmusch, elindeki filmleri kullanarak arkadaşlarıyla 30 dakikalık "The New World"u çekmiştir. Daha sonraysa entresan yerlerden destek bulup The New World'e 2 bölüm daha ekleyebilmiş ve "Stranger Than Paradise"ı tamamlamıştır... Cennetten De Garip.
kendini 'amerikalı' ilan eden ve bu yaşam tarzını benimsemiş bir adamdan yola çıkarak amerikan yaşam tarzını, kıskançlığı hatta akrabalık bağlarına kadar her şeyi komik ve sade bir biçimde anlatan bir film.
Harika bir film.Sinemadan zevk almak istiyorsanız izleyin bu filmi.
jarmusch ustanın en iyi işlerinden biri. izlediğim her yeni filmi için bunu söylüyorum biliyorum ama napim lan, her filminde şaşırtıyor adam.. o değilde sonu hem çok kötü hem de çok komik bitti lan, gülsem mi üzülsem mi bilemedim resmen. sonra gülmeye karar verdim tabi.
üzerine düşünülmesi gereken bir jim jarmusch filmi. sadece anlattıkları veya filmde olanlar anlamında değil. düşük bütçeyle kısıtlı imkanlarla, kasmadan yormadan neler yapılabileceğinin de anlaşılması anlamında.
1984 yapımı olmasına rağmen siyah-beyaz, bütün sahneleri tek planda çekilmiş bir film. anlatımıyla fransız yeni dalga filmlerini andırıyor. hatta direkt bande a part'ı getiriyor akıllara. ama ondan daha sade bir anlatımı var. oldukça akıcı bir film, olağanüstü bir senaryo olmamasına rağmen su gibi akıyor. karakterlerin gerçekçiliği mi plansız olmaları mı sürüklüyor bilmiyorum. ama görünürde sıkılmak için bir sürü bahane varken sıkılmıyorsun.
ya kısacası jim jarmusch sinemayla alay etmiş sanki. bu kadar büyütmeyin olum bu işleri demiş. şuraya senaryonun ana hatlarını yazsam izlemeyen biri "bu mu lan konuştuğun filmin konusu" der. öyle düz. ama izleyin. düz bir senaryo nasıl sürüklüyor onu görmek için bile izlenir.
edit: imla
1984 yapımı olmasına rağmen siyah-beyaz, bütün sahneleri tek planda çekilmiş bir film. anlatımıyla fransız yeni dalga filmlerini andırıyor. hatta direkt bande a part'ı getiriyor akıllara. ama ondan daha sade bir anlatımı var. oldukça akıcı bir film, olağanüstü bir senaryo olmamasına rağmen su gibi akıyor. karakterlerin gerçekçiliği mi plansız olmaları mı sürüklüyor bilmiyorum. ama görünürde sıkılmak için bir sürü bahane varken sıkılmıyorsun.
ya kısacası jim jarmusch sinemayla alay etmiş sanki. bu kadar büyütmeyin olum bu işleri demiş. şuraya senaryonun ana hatlarını yazsam izlemeyen biri "bu mu lan konuştuğun filmin konusu" der. öyle düz. ama izleyin. düz bir senaryo nasıl sürüklüyor onu görmek için bile izlenir.
edit: imla
jim jarmusch'un sinemada kadraj anlayışını yerle bir ettiği filmi. genelde filmde, genel olarak kullanılan çerçevelerin tamamiyle dışına çıkılmıştır, belki bir kaç sahnesi dışında. bunun dışında film neredeyse toplam 20 plan sekans'tan oluştuğu için de daha ikinci filmin de böyle bir şeye kalkıştığı için bile jim jarmusch sırf bu filmi ile sinemayı çok iyi bilen, yetenekli bir yönetmen olarak anılabilir. zaten sonraki işleriyle bir usta olduğunu kanıtlamıştır. başka bir filmde yanlış olarak düşünülebilecek kadrajların bu filmde böyle algılanamamasının sebebi ise filmdeki biçim-hikaye uyumudur. yani durup dururken ve bir şey bilmeden böyle bir şeye kalkışmanın hiçbir anlamı yoktur normalde. işte jim jarmusch'un en büyük başarısı da burada yatmaktadır. zor ve tehlikeli bir işe kalkışmış, popüler sinemanın bütün kalıplarından kendini sıyırmış, bağımsız sinemanın en önemli filmlerinden birine imzasını atmıştır.
bu film (nedenini tam bilmemekle birlikte) hoşuma gitti. sadeliğinden mi, kaçıp gitme isteğini uyandırdığından mı, kendi yoksunluğuma yakın hissettirdiği için mi yoksa eva karakterinin güzelliğinden mi ... ayrıca komedi unsuru bulamadım; ruh halimden kaynaklanıyor olabilir.
toplamda on iki kere izlediğim bir (bkz: jim jarmusch) filmi. başlı başına bir hüzün abidesi. her izleyişte farklı bir tadın damağınıza yapışıp, damağınızdan tüm eklemlerinize doğru yayıldığını somut olarak hissedersiniz.
gerçekçidir. o kadar ki; o sessiz ve gri odada oturanın, arabada giderken hiç konuşmadan pencereden dışarıya bakanın siz olduğunuza o kadar kendinizi inandırırsınız ki, kalkıp masadan bir sigara alıp yakmaya, sigarının külünü dökmek için arabanın penceresini açmaya çalışırsınız. karlı bir görüntü gelir ekrana ve siz üzerinize giydiğiniz penyenin üzerine gider bir hırka giyer ve sıkıca sarılırsınız.
gerçekçidir. o kadar ki; o sessiz ve gri odada oturanın, arabada giderken hiç konuşmadan pencereden dışarıya bakanın siz olduğunuza o kadar kendinizi inandırırsınız ki, kalkıp masadan bir sigara alıp yakmaya, sigarının külünü dökmek için arabanın penceresini açmaya çalışırsınız. karlı bir görüntü gelir ekrana ve siz üzerinize giydiğiniz penyenin üzerine gider bir hırka giyer ve sıkıca sarılırsınız.
bir buçuk saat boyunca sakin sakin izleyebileceğiniz siyah beyaz yabancı film. klişe filmlerden uzak bir havası var seyir zevkinizi yükseltebilirsiniz.
(bkz: jim jarmusch)
(bkz: jim jarmusch)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar