bugün
- macron koşacak diye park kapatan akepe18
- kadinlarin erkekleri dm den taciz etmesi7
- 12 temmuz 2026 arjantin isviçre maçı6
- aşırı çıplaklığın rahatsız edici olması25
- uzun entry giren yazar enayiliği11
- akp bitince ne olacak7
- trump'ın tr'ye 5 f 35 vereceğiz açıklaması9
- f 35 leri kendimiz yapalım3
- erling braut haaland12
- ölümün en iyi tanımı14
- otel odasında ölü bulunmak7
- mini etekli kız isimleri top 103
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler4
- her yazarın eşit olmaması4
- 7 temmuz 2026 arjantin mısır maçı13
- dünya kupasının en zayıf takımı2
- egay sucukcu2
- evlenince seni çalıştırmam diyen erkek2
- kol saati takmanın anlamsızlığı10
- yorgun mermi7
- sevgiliyle tatile gitmek7
- sizce uzay milyarlarca dolar harcamaya değer mi5
- 7 temmuz 2026 messi balonunun patlaması7
- 2026 dünya kupası25
- günün sözü4
- iş arkadaşı ile her gün 8 saat geçirmek4
- isviçre'nin çeyrek finalde arjantin'in rakibi olma4
- arjantin4
- belçika7
- ispanya6
- 7 temmuz 2026 isviçre kolombiya maçı10
- ölümden sonra yaşamın var olduğu gerçeği4
- ingiltere6
- norveç5
- isviçre3
- fas5
- sürekli vurduran kadın nasıl anlaşılır5
- trump'ın rahip brunson olayını yine anlatması2
- fransa2
- damadını tüfekle poposundan yaralayan kayınpeder2
- ona bir şey söyle12
- nato liderler zirvesi akşam yemeği menüsü3
- yazarların en sevdiği hayvan4
- fakir evinin olmazsa olmazları2
- yazarların mezun olduğu okullar17
- iş toplantıları2
- novak djokovic2
- koparmadan 24 cm sıçtıktan sonra tansiyon düşmesi2
- beyaz yakalıların yüzde 90'ı işsiz kalacak4
- arjantin mısır maçı13
kutsal kitaplardan biridir, okuduktan sonra uzun süre sessiz kalınasıdır. nietzsce adorno'yu tanısaydı, daha doğrusu onun yazınını bilseydi acaba ne düşünürdü? popper gibi bir ağacın yüzeysel yaklaşımına kulaklarını kapayarak okunduğunda minima moralia'da en çok bunu merak etmiştim. ve kitaptaki ilginç bir bölümde bu sorunun tersine cevap bulmuştum. metin aynen şöyle...
"gerçekliğin payını vermek amacıyla öznenin önce kendisine sonra da başkalarına zulmetmek zorunda kalmayan her iş en umutsuz uğraşma anlarında bile zevktir. verdiği özgürlük, burjuva toplumunun sadece dinlenme saatleri için ayırdığı ve sırf böyle sınıflandırdığı için aynı anda geri de almış olduğu özgürlüğün aynısıdır. buna karşılık, özgürlüğü tanımış olan herkes bu toplumun hoşgördüğü bütün eğlenceleri katlanılmaz bulacak ve burjuvanın "kültür" diye iş dışı saatlere havale ettiği kendi işinin dışında hiçbir zaman ikame zevke gönül indirmeyecektir. çalışırken çalış,oynarken oyna-baskıcı özdisiplinin ana kurallarından biri budur. çocuklarının eve iyi karne getirmesini onur sorunu yapan anababalar, çocuğun gece geç saatlere kadar okumasına ya da aşırı zihin zorlaması saydıkları faaliyetlere girişmesine en azından izin verme eğilimindeydiler. bu ahmaklıklarının içinden sınıflarının dehası konuşuyordu. ılımlılık ve ölçülülüğün makul insana en uygun erdem olduğunu öne süren ve Aristo'dan beri kişilerin eğitiminde başrolü oynayan doktrin, başka amaçların yanında,insanı birbirinden bağımsız işlevlere ayıran o toplumsal olarak zorunlu işbölümünün iyice perçinlenmesine de hizmet eder; o kadar ki, bu işlevlerin hiçbirinin aklına ötekilerin kapısını çalmak ve onlara insanı anımsatmak gelmemektedir. ama dış odadaki sekreterin telefona baktığı bir ofiste akşam beşe kadar masasında oturup da işi bittiğinde golf oynamaya giden bir Nietzsche de düşünemeyiz. toplumun basıncına karşı gerçek deneyimi hala mümkün kılan şey, zevkle işin kurnazca birbirine dolanması olabilir ancak. bur türden bir deneyim gittikçe toplumun hoşgörü sınırlarının dışına itilmektedir. düşünsel denen meslekler için de geçerlidir bu: ticari faaliyeti andırdıkları ölçüde her türlü haz öğesinden de yoksun kalıyorlardır. atomlaşma, sadece bireylerin birbirinden kopmasında değil, bireyin kendi içinde bölünmesinde ve yaşamının çeşitli alanları arasında duvarların belirlenmesinde gösterir kendini. hiçbir ruhsal doyum payı tanınmamalıdır işe ki, amaçlar bütünlüğü içindeki işlevsel alçakgönüllülüğünü yitirmesin; boş zamanın içine de hiçbir düşünce kıvılcımı karışmamalıdır ki, iş dünyasına sıçrayıp onu ateşe vermeye kalkmasın. yapıları açısından iş ve eğlence gittikçe birbirini daha çok andırmaya başladığı halde, aralarındaki ayrım da görünmez sınır çizgileriyle sürekli pekiştirilmektedir. sevinç ve zihin ikisinden de kovulmuştur: hüküm süren, vahşi ciddiyet ve sahte faaliyettir ikisinde de." (alıntı: minima moralia, bölüm no:84)
biraz daha sessizlik lütfen, sadece sessizlik...
"gerçekliğin payını vermek amacıyla öznenin önce kendisine sonra da başkalarına zulmetmek zorunda kalmayan her iş en umutsuz uğraşma anlarında bile zevktir. verdiği özgürlük, burjuva toplumunun sadece dinlenme saatleri için ayırdığı ve sırf böyle sınıflandırdığı için aynı anda geri de almış olduğu özgürlüğün aynısıdır. buna karşılık, özgürlüğü tanımış olan herkes bu toplumun hoşgördüğü bütün eğlenceleri katlanılmaz bulacak ve burjuvanın "kültür" diye iş dışı saatlere havale ettiği kendi işinin dışında hiçbir zaman ikame zevke gönül indirmeyecektir. çalışırken çalış,oynarken oyna-baskıcı özdisiplinin ana kurallarından biri budur. çocuklarının eve iyi karne getirmesini onur sorunu yapan anababalar, çocuğun gece geç saatlere kadar okumasına ya da aşırı zihin zorlaması saydıkları faaliyetlere girişmesine en azından izin verme eğilimindeydiler. bu ahmaklıklarının içinden sınıflarının dehası konuşuyordu. ılımlılık ve ölçülülüğün makul insana en uygun erdem olduğunu öne süren ve Aristo'dan beri kişilerin eğitiminde başrolü oynayan doktrin, başka amaçların yanında,insanı birbirinden bağımsız işlevlere ayıran o toplumsal olarak zorunlu işbölümünün iyice perçinlenmesine de hizmet eder; o kadar ki, bu işlevlerin hiçbirinin aklına ötekilerin kapısını çalmak ve onlara insanı anımsatmak gelmemektedir. ama dış odadaki sekreterin telefona baktığı bir ofiste akşam beşe kadar masasında oturup da işi bittiğinde golf oynamaya giden bir Nietzsche de düşünemeyiz. toplumun basıncına karşı gerçek deneyimi hala mümkün kılan şey, zevkle işin kurnazca birbirine dolanması olabilir ancak. bur türden bir deneyim gittikçe toplumun hoşgörü sınırlarının dışına itilmektedir. düşünsel denen meslekler için de geçerlidir bu: ticari faaliyeti andırdıkları ölçüde her türlü haz öğesinden de yoksun kalıyorlardır. atomlaşma, sadece bireylerin birbirinden kopmasında değil, bireyin kendi içinde bölünmesinde ve yaşamının çeşitli alanları arasında duvarların belirlenmesinde gösterir kendini. hiçbir ruhsal doyum payı tanınmamalıdır işe ki, amaçlar bütünlüğü içindeki işlevsel alçakgönüllülüğünü yitirmesin; boş zamanın içine de hiçbir düşünce kıvılcımı karışmamalıdır ki, iş dünyasına sıçrayıp onu ateşe vermeye kalkmasın. yapıları açısından iş ve eğlence gittikçe birbirini daha çok andırmaya başladığı halde, aralarındaki ayrım da görünmez sınır çizgileriyle sürekli pekiştirilmektedir. sevinç ve zihin ikisinden de kovulmuştur: hüküm süren, vahşi ciddiyet ve sahte faaliyettir ikisinde de." (alıntı: minima moralia, bölüm no:84)
biraz daha sessizlik lütfen, sadece sessizlik...
her türlü ahlakın modeli ahlaksızlıktır
ve bugüne kadar da birincisi ikincisini hep yeniden üretmiştir.
sahiden kötüdür köle ahlakı: efendi ahlakının sona ermeyişidir.
ve bugüne kadar da birincisi ikincisini hep yeniden üretmiştir.
sahiden kötüdür köle ahlakı: efendi ahlakının sona ermeyişidir.
sağlam kitaptır.. zamanında lafını söylemiştir.. bilene anlayana...
ara vermeden bitirenin önünde saygıyla eğilinecek kitap. ve evet ben halen bitiremeyenlerdenim.
Gündemdeki Haberler