bugün
- macron koşacak diye park kapatan akepe31
- tefsiriyle okusak ülkenin yarısı dinden çıkar7
- bedenen yorulmak mı beynen yorulmak mı4
- arkadaşlar lütfen bilgi içerikli entry girelim12
- oruç açı anlamak içinse açlar neden oruç tutar7
- fusya semsiyeli yabanci26
- akp bitince ne olacak19
- aşırı çıplaklığın rahatsız edici olması34
- bezelye yemeği9
- gaddar kerim in mesleği nedir3
- mehdi olmayı düşünmek5
- öğretmen olmak2
- atla gel saban filmindeki kokan adam3
- güzel zannedilen kadınların sıradan olmaları9
- sözlük hatunlarının nefsimi kabartması sorunsalı10
- kestel de orman yangını2
- ekşi sözlükteki başlıkları uludağ sözlükte görmek7
- ilahi bir gücün sizi frenlediği düşüncesi7
- alaçatı da hayır lokmasını talan eden teyzeler8
- uzun zamandır yapmadığınız şeyler10
- otel odasında ölü bulunmak12
- altay cem meriç2
- size nasıl yardımcı olabilirim4
- vajina sıcaklığı6
- ölümün en iyi tanımı17
- kol saati takmanın anlamsızlığı15
- ciguli kral20
- çanakkale halkı2
- recep peker2
- gocu nickli şahıs buraya bak arslanım9
- akrabalarla tüm alakayı kesmek4
- futbol22
- evlenince seni çalıştırmam diyen erkek10
- sözlük yazarlarının lahmacunları10
- 2026 fifa dünya kupası2
- 6 aydır üstüne çalıştığım ktç taklidim5
- 12 temmuz 2026 arjantin isviçre maçı9
- japonya islam cumhuriyeti2
- annenin kanser olması ve karpuzun en kırmızı yeri2
- uludağ sözlük hatunlarının taş gibi olması7
- her gün söylenen ufak tefek yalanlar9
- kadınların erkek jinekolog tercihi5
- sözlükte emoji olmasın mı3
- lahmacun4
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler9
- nato zirvesine sızan kedi4
- abd'nin kucağında siyaset yapmak8
- 2026 dünya kupası26
- true denilen yazar3
- resim ogretmeni4
kutsal kitaplardan biridir, okuduktan sonra uzun süre sessiz kalınasıdır. nietzsce adorno'yu tanısaydı, daha doğrusu onun yazınını bilseydi acaba ne düşünürdü? popper gibi bir ağacın yüzeysel yaklaşımına kulaklarını kapayarak okunduğunda minima moralia'da en çok bunu merak etmiştim. ve kitaptaki ilginç bir bölümde bu sorunun tersine cevap bulmuştum. metin aynen şöyle...
"gerçekliğin payını vermek amacıyla öznenin önce kendisine sonra da başkalarına zulmetmek zorunda kalmayan her iş en umutsuz uğraşma anlarında bile zevktir. verdiği özgürlük, burjuva toplumunun sadece dinlenme saatleri için ayırdığı ve sırf böyle sınıflandırdığı için aynı anda geri de almış olduğu özgürlüğün aynısıdır. buna karşılık, özgürlüğü tanımış olan herkes bu toplumun hoşgördüğü bütün eğlenceleri katlanılmaz bulacak ve burjuvanın "kültür" diye iş dışı saatlere havale ettiği kendi işinin dışında hiçbir zaman ikame zevke gönül indirmeyecektir. çalışırken çalış,oynarken oyna-baskıcı özdisiplinin ana kurallarından biri budur. çocuklarının eve iyi karne getirmesini onur sorunu yapan anababalar, çocuğun gece geç saatlere kadar okumasına ya da aşırı zihin zorlaması saydıkları faaliyetlere girişmesine en azından izin verme eğilimindeydiler. bu ahmaklıklarının içinden sınıflarının dehası konuşuyordu. ılımlılık ve ölçülülüğün makul insana en uygun erdem olduğunu öne süren ve Aristo'dan beri kişilerin eğitiminde başrolü oynayan doktrin, başka amaçların yanında,insanı birbirinden bağımsız işlevlere ayıran o toplumsal olarak zorunlu işbölümünün iyice perçinlenmesine de hizmet eder; o kadar ki, bu işlevlerin hiçbirinin aklına ötekilerin kapısını çalmak ve onlara insanı anımsatmak gelmemektedir. ama dış odadaki sekreterin telefona baktığı bir ofiste akşam beşe kadar masasında oturup da işi bittiğinde golf oynamaya giden bir Nietzsche de düşünemeyiz. toplumun basıncına karşı gerçek deneyimi hala mümkün kılan şey, zevkle işin kurnazca birbirine dolanması olabilir ancak. bur türden bir deneyim gittikçe toplumun hoşgörü sınırlarının dışına itilmektedir. düşünsel denen meslekler için de geçerlidir bu: ticari faaliyeti andırdıkları ölçüde her türlü haz öğesinden de yoksun kalıyorlardır. atomlaşma, sadece bireylerin birbirinden kopmasında değil, bireyin kendi içinde bölünmesinde ve yaşamının çeşitli alanları arasında duvarların belirlenmesinde gösterir kendini. hiçbir ruhsal doyum payı tanınmamalıdır işe ki, amaçlar bütünlüğü içindeki işlevsel alçakgönüllülüğünü yitirmesin; boş zamanın içine de hiçbir düşünce kıvılcımı karışmamalıdır ki, iş dünyasına sıçrayıp onu ateşe vermeye kalkmasın. yapıları açısından iş ve eğlence gittikçe birbirini daha çok andırmaya başladığı halde, aralarındaki ayrım da görünmez sınır çizgileriyle sürekli pekiştirilmektedir. sevinç ve zihin ikisinden de kovulmuştur: hüküm süren, vahşi ciddiyet ve sahte faaliyettir ikisinde de." (alıntı: minima moralia, bölüm no:84)
biraz daha sessizlik lütfen, sadece sessizlik...
"gerçekliğin payını vermek amacıyla öznenin önce kendisine sonra da başkalarına zulmetmek zorunda kalmayan her iş en umutsuz uğraşma anlarında bile zevktir. verdiği özgürlük, burjuva toplumunun sadece dinlenme saatleri için ayırdığı ve sırf böyle sınıflandırdığı için aynı anda geri de almış olduğu özgürlüğün aynısıdır. buna karşılık, özgürlüğü tanımış olan herkes bu toplumun hoşgördüğü bütün eğlenceleri katlanılmaz bulacak ve burjuvanın "kültür" diye iş dışı saatlere havale ettiği kendi işinin dışında hiçbir zaman ikame zevke gönül indirmeyecektir. çalışırken çalış,oynarken oyna-baskıcı özdisiplinin ana kurallarından biri budur. çocuklarının eve iyi karne getirmesini onur sorunu yapan anababalar, çocuğun gece geç saatlere kadar okumasına ya da aşırı zihin zorlaması saydıkları faaliyetlere girişmesine en azından izin verme eğilimindeydiler. bu ahmaklıklarının içinden sınıflarının dehası konuşuyordu. ılımlılık ve ölçülülüğün makul insana en uygun erdem olduğunu öne süren ve Aristo'dan beri kişilerin eğitiminde başrolü oynayan doktrin, başka amaçların yanında,insanı birbirinden bağımsız işlevlere ayıran o toplumsal olarak zorunlu işbölümünün iyice perçinlenmesine de hizmet eder; o kadar ki, bu işlevlerin hiçbirinin aklına ötekilerin kapısını çalmak ve onlara insanı anımsatmak gelmemektedir. ama dış odadaki sekreterin telefona baktığı bir ofiste akşam beşe kadar masasında oturup da işi bittiğinde golf oynamaya giden bir Nietzsche de düşünemeyiz. toplumun basıncına karşı gerçek deneyimi hala mümkün kılan şey, zevkle işin kurnazca birbirine dolanması olabilir ancak. bur türden bir deneyim gittikçe toplumun hoşgörü sınırlarının dışına itilmektedir. düşünsel denen meslekler için de geçerlidir bu: ticari faaliyeti andırdıkları ölçüde her türlü haz öğesinden de yoksun kalıyorlardır. atomlaşma, sadece bireylerin birbirinden kopmasında değil, bireyin kendi içinde bölünmesinde ve yaşamının çeşitli alanları arasında duvarların belirlenmesinde gösterir kendini. hiçbir ruhsal doyum payı tanınmamalıdır işe ki, amaçlar bütünlüğü içindeki işlevsel alçakgönüllülüğünü yitirmesin; boş zamanın içine de hiçbir düşünce kıvılcımı karışmamalıdır ki, iş dünyasına sıçrayıp onu ateşe vermeye kalkmasın. yapıları açısından iş ve eğlence gittikçe birbirini daha çok andırmaya başladığı halde, aralarındaki ayrım da görünmez sınır çizgileriyle sürekli pekiştirilmektedir. sevinç ve zihin ikisinden de kovulmuştur: hüküm süren, vahşi ciddiyet ve sahte faaliyettir ikisinde de." (alıntı: minima moralia, bölüm no:84)
biraz daha sessizlik lütfen, sadece sessizlik...
her türlü ahlakın modeli ahlaksızlıktır
ve bugüne kadar da birincisi ikincisini hep yeniden üretmiştir.
sahiden kötüdür köle ahlakı: efendi ahlakının sona ermeyişidir.
ve bugüne kadar da birincisi ikincisini hep yeniden üretmiştir.
sahiden kötüdür köle ahlakı: efendi ahlakının sona ermeyişidir.
sağlam kitaptır.. zamanında lafını söylemiştir.. bilene anlayana...
ara vermeden bitirenin önünde saygıyla eğilinecek kitap. ve evet ben halen bitiremeyenlerdenim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar