bugün
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi19
- kolye142
- cep telefonu21
- ben yokken sözlükte neler oldu4
- nokia19
- hacker saldırısı gazileri4
- son parti4
- ıpkis'in bir işe yaramaması5
- esaretin bedeli5
- asla evlenilmeyecek kızlar5
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- hitler dönemi fenerbahçe dominasyonu3
- istersem sozlugu hacklerim5
- istanbul daki konserde fenalaşan 1 kişinin ölümü2
- 20013
- konya denilince akla gelenler7
- samsunspor3
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
- cimer'e yazılan öğretmen şikayetleri6
- anın görüntüsü20
- ardahan2
- ismailağa cemaati3
- uludağ sözlüğün hacklenmesi skandalı3
- sözlükte aynı anda iki hesap kullanan tip7
- karpuzcu liboş pandanın gerçek kimliği3
- fon vurgunu22
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız4
- sel7
- ismet gürbüz'ün sözlüğü hacklemesi4
- aşk12
- yol6
- ismailağa işletti akp korudu mahmut öldü3
- pazarları çizgi film izlemek için erken uyanmak6
- hakta birlik partisi2
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver13
- doğu ekspresinde cinayet2
- ismet gurbuz'ün tırnakları2
- yüksek enflasyon18
- pizza bira ikilisi6
- rüzgar12
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı22
- uludağ sözlük yönetim politikası3
- lale14
- nerde bu sözlük nerde bu zall nerde bu mod4
- manita yapınca sözlüğü bırakan yazar3
- bal10
kendi dilinden hayatı:
1976 yılında istanbul'da doğdum. ilköğretimi Çapa, orta öğretimi Özel Kültür Koleji ve liseyi Kabataş Erkek Lisesi'nde bitirdim. 1994 yılından bu yana istanbul Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Mühendisliği bölümünde okuyorum. 1997'den beri çeşitli edebiyat dergilerinde (Düşlem, Yeni Biçem, imece, Altamira, Uç, Varlık, Bir Bilet Gidiş-Dönüş) şiir, deneme, hikaye yayınlamaktayım. ilk şiirim Düşlem'in 1997 Aralık sayısında yayınlandı. 1994'te Mehmet Batur ve Emre Sururi ile birlikte ilk tohumlarını attığımız Mizan dergisi nihayet 1999 mayısında ilk sayısını çıkardı. Bugünlerde dergi dışında, 1999 sonlarında Liman yayınlarından çıkması planlanan ama çok ağırdan giden bir de kitap çalışmam var... 1999 Yılı sonunda inkılap Yayınlarının açtığı Yarışmada şiir ödülüne layık görüldüm. 'iki Şehir Arası Gece Ve Şeyler' ismindeki kitabım bu yayınevinden bu yıl sonuna kadar çıkacak. Ayrıca Liman Yayınlarından ilk kitabım Metropol Aşkları'nı çıkardım. (Kasım 1999)
1976 yılında istanbul'da doğdum. ilköğretimi Çapa, orta öğretimi Özel Kültür Koleji ve liseyi Kabataş Erkek Lisesi'nde bitirdim. 1994 yılından bu yana istanbul Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Mühendisliği bölümünde okuyorum. 1997'den beri çeşitli edebiyat dergilerinde (Düşlem, Yeni Biçem, imece, Altamira, Uç, Varlık, Bir Bilet Gidiş-Dönüş) şiir, deneme, hikaye yayınlamaktayım. ilk şiirim Düşlem'in 1997 Aralık sayısında yayınlandı. 1994'te Mehmet Batur ve Emre Sururi ile birlikte ilk tohumlarını attığımız Mizan dergisi nihayet 1999 mayısında ilk sayısını çıkardı. Bugünlerde dergi dışında, 1999 sonlarında Liman yayınlarından çıkması planlanan ama çok ağırdan giden bir de kitap çalışmam var... 1999 Yılı sonunda inkılap Yayınlarının açtığı Yarışmada şiir ödülüne layık görüldüm. 'iki Şehir Arası Gece Ve Şeyler' ismindeki kitabım bu yayınevinden bu yıl sonuna kadar çıkacak. Ayrıca Liman Yayınlarından ilk kitabım Metropol Aşkları'nı çıkardım. (Kasım 1999)
aşk herşeydir isimli şiiri:
Eteğini küllere bulamış bir ejderhanın sürekli yüzü duruyor sokaklarda
Bu yüz binbir gece masallarının sonundaki gün kadar esrarlı
Ve bi’o kadar da çağ dışı -çağdışı bir masal oluyor zamanla-
Yontuyorum düşgücümü, çok değerli metalin üzerinde sürgünler yaşıyor spatulam
Damarı bulmanın sevinci ile esriyorum güneşin altında
Nehirleri taşırıyor kösnümem:şehvetimin nesneleşmesi.
Buna aşk dahil değil elbet, aşk yankıları ile peydahlanıyor
Külleri ile sürekleniyor sokaklarda
Esrarı kendinden mürekkep, mürekkebi baldıran, kadehi ilkel ve eskil
Tarih-dışı cinayetleri, müsveddeleri, kullanımı olmayan daktilo şeritlerini
iç yüzünde bir kalaycı gibi parlatan aşk, elbet dahil değil tüm bu kadınadalarına.
Eteğini küllere bulamış bir ejderhanın sürekli yüzü duruyor sokaklarda
O sokaklarda etekleri sıyrılmış kadınlar, fahişeler yüz görümlüğü arıyor
Simya bir mumun alevinde pervanesini arıyor çıkmazlarda: sokak nefes alıyor
Ben eşzamanlı kahroluşlar yaşıyorum, tüm çağlarda
Sokak adına düşüyorum, öpüyorum asfaltı, kaldırımları, çöpleri…
Sürekli yüzün önünde otobüs şoförleri, uç kağıtçı körler, dilsizler,
ince saten hayaller, kahramanlar, çıplak baldırlar, bebekler,
azgın duruşlar, müşteriler: şeyler’i kentimizin.
Bu yüz binbir gece masallarının sonundaki gün kadar esrarlı
Ve bi’o kadar da çağ dışı -çağdışı bir masal oluyor zamanla-
Geceden çıkıldığında, kimyasını bilmediğimiz o kurtlar düşer ya yüzümüze
Şehir şebekesinden emekli yüz mumluk zenci ampüllerimizi yakar güneş
içimizde bir mum söner, aynaya bakar, diş fırçalar, kahvaltı yapar ve karılarımızı öperiz
Oysa bütün gece sokakta yatmışız gibi kokar ağzımız,
-sokakta yatmışsızdır bir orospu kıvamında
orospular bi’kez evlerinde yatmışlar, arabuluclar mevlit okutmuşlar
kıyamet’in alametleri bi’gecelik susmuş, israfil’in suruna çomak tıkamışızdır-
Düşgücünün tüm dişleri çürümüş, evleri yağmalanmıştır
Ben
Yontuyorum düşgücümü, çok değerli metalin üzerinde sürgünler yaşıyor spatulam
Sizler iç geçiriyorsunuz, sokaklardaki ejderha yüzlerine bakarak
Bir yıldız kayıyor
Buna aşk dahil değil elbet, aşk yankıları ile peydahlanıyor
Külleri ile sürekleniyor sokaklarda
Esrarı kendinden mürekkep, mürekkebi baldıran, kadehi ilkel ve eskil
Tarih-dışı cinayetleri, müsveddeleri, kullanımı olmayan daktilo şeritlerini
iç yüzünde bir kalaycı gibi parlatan aşk, elbet dahil değil tüm bu hüzünadalarına.
Bu ada binbir gece masallarının sonundaki gün kadar esrarlı
Ve bi’o kadar da çağ dışı -çağdışı bir masal oluyor zamanla-
Yontuyorum düşgücümü, tenimin üzerinde sürgünler yaşıyor spatulam
Damarı bulmanın sevinci ile esriyorum güneşin altında
Nehirleri taşırıyor kösnümem:şehvetimin nesneleşmesi.
Esrarı kendinden mürekkep, mürekkebi baldıran, kadehi ilkel ve eskil
Tarih-dışı cinayetleri, müsveddeleri, kullanımı olmayan daktilo şeritlerini
iç yüzünde bir kalaycı gibi parlatan aşk, elbet dahil değil tüm bu hüzünadalarına.
Çünkü aşk herşeydir..
Eteğini küllere bulamış bir ejderhanın sürekli yüzü duruyor sokaklarda
Bu yüz binbir gece masallarının sonundaki gün kadar esrarlı
Ve bi’o kadar da çağ dışı -çağdışı bir masal oluyor zamanla-
Yontuyorum düşgücümü, çok değerli metalin üzerinde sürgünler yaşıyor spatulam
Damarı bulmanın sevinci ile esriyorum güneşin altında
Nehirleri taşırıyor kösnümem:şehvetimin nesneleşmesi.
Buna aşk dahil değil elbet, aşk yankıları ile peydahlanıyor
Külleri ile sürekleniyor sokaklarda
Esrarı kendinden mürekkep, mürekkebi baldıran, kadehi ilkel ve eskil
Tarih-dışı cinayetleri, müsveddeleri, kullanımı olmayan daktilo şeritlerini
iç yüzünde bir kalaycı gibi parlatan aşk, elbet dahil değil tüm bu kadınadalarına.
Eteğini küllere bulamış bir ejderhanın sürekli yüzü duruyor sokaklarda
O sokaklarda etekleri sıyrılmış kadınlar, fahişeler yüz görümlüğü arıyor
Simya bir mumun alevinde pervanesini arıyor çıkmazlarda: sokak nefes alıyor
Ben eşzamanlı kahroluşlar yaşıyorum, tüm çağlarda
Sokak adına düşüyorum, öpüyorum asfaltı, kaldırımları, çöpleri…
Sürekli yüzün önünde otobüs şoförleri, uç kağıtçı körler, dilsizler,
ince saten hayaller, kahramanlar, çıplak baldırlar, bebekler,
azgın duruşlar, müşteriler: şeyler’i kentimizin.
Bu yüz binbir gece masallarının sonundaki gün kadar esrarlı
Ve bi’o kadar da çağ dışı -çağdışı bir masal oluyor zamanla-
Geceden çıkıldığında, kimyasını bilmediğimiz o kurtlar düşer ya yüzümüze
Şehir şebekesinden emekli yüz mumluk zenci ampüllerimizi yakar güneş
içimizde bir mum söner, aynaya bakar, diş fırçalar, kahvaltı yapar ve karılarımızı öperiz
Oysa bütün gece sokakta yatmışız gibi kokar ağzımız,
-sokakta yatmışsızdır bir orospu kıvamında
orospular bi’kez evlerinde yatmışlar, arabuluclar mevlit okutmuşlar
kıyamet’in alametleri bi’gecelik susmuş, israfil’in suruna çomak tıkamışızdır-
Düşgücünün tüm dişleri çürümüş, evleri yağmalanmıştır
Ben
Yontuyorum düşgücümü, çok değerli metalin üzerinde sürgünler yaşıyor spatulam
Sizler iç geçiriyorsunuz, sokaklardaki ejderha yüzlerine bakarak
Bir yıldız kayıyor
Buna aşk dahil değil elbet, aşk yankıları ile peydahlanıyor
Külleri ile sürekleniyor sokaklarda
Esrarı kendinden mürekkep, mürekkebi baldıran, kadehi ilkel ve eskil
Tarih-dışı cinayetleri, müsveddeleri, kullanımı olmayan daktilo şeritlerini
iç yüzünde bir kalaycı gibi parlatan aşk, elbet dahil değil tüm bu hüzünadalarına.
Bu ada binbir gece masallarının sonundaki gün kadar esrarlı
Ve bi’o kadar da çağ dışı -çağdışı bir masal oluyor zamanla-
Yontuyorum düşgücümü, tenimin üzerinde sürgünler yaşıyor spatulam
Damarı bulmanın sevinci ile esriyorum güneşin altında
Nehirleri taşırıyor kösnümem:şehvetimin nesneleşmesi.
Esrarı kendinden mürekkep, mürekkebi baldıran, kadehi ilkel ve eskil
Tarih-dışı cinayetleri, müsveddeleri, kullanımı olmayan daktilo şeritlerini
iç yüzünde bir kalaycı gibi parlatan aşk, elbet dahil değil tüm bu hüzünadalarına.
Çünkü aşk herşeydir..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar