bugün

entry'ler (36)

500 bin pornocu teknik takibe takıldı

http://ekonomi.haberturk....-izleyenler-hapis-yatacak

haberturk'ün haberi. iyice okuyun, özümseyin, analiz edin haberi. sonra yarın ananıza babanıza mahkeme celbi geldiğinde, yaraklara geldim aneey türküsünü çığırmayın.

porno indirenler, paylaşımını yapanlar bin üçyüz liraya yakın para cezası ve yer yer 5 yıla kadar mapus cezası yiyecekmiş.

çok arşiv yaktırır bu haber.

- sen niye girdin mapusa?
+ sikişten.
- tecavüz mü?
+ yok, el sikişinden. 31. maddeden.

edit: bana niye kızdınız olum? komser değilim, haberturk muhabiri değilim, davayı açan avukat değilim, avukatın müvekkili değilim. bana ne kızdınız?

6 temmuz 2010 zall ın götünün tutuşması

göt dedim, kusura bakma. ama bu bi deyim yani. götünün tutuşması. gerçek götten bahsedilmiyor. bırakır mısın çaylak butonunu! dinle bi, açıklama yapıyorum. deyim bu deyim. 120 gün mü? allahsızlık yapmaa lan! çek elini o butondan.

uludağ sözlük e yasal işlem başlatılması başlığından sonra yüksek ihtimalle meydana gelen tutuşma. söz konusu savcı demez mi, "lan bunca poropaganda yapılmış diyorlar senin sitende, sen ne iş yapıyordun o esnada? zaten askere gitmiyormuşsun, bir röportajda dile getirmişsin; sempatizan mısın lan sen" diye omuzlarından tutup sarsalamaz mı adamı?

ben itfaiyeye mail atıyorum, hortumları kapıp koşsunlar.

aşk-ı memnu dizisinin verdiği mesaj

yengenizi sikmeyin. ölür.

cool adam

ulan iki gündür şurdayım, kalkıp lavaboya gitsem cool adam kusucam. cool adam'ın aslında fakir bi delikanlı oluşu üzerinden yapılan deniz seviyesinin altındaki espiriler(!) falan. of anam.

paraya kıyın da gidip bir iki tane mizah dergisi alın. en olmadı, bu işi geçmişte hakkıyla yapmış olanb sözlük yazarlarını okuyun. bir şeyler kapmaya çalışın. mizahın en deli olduğu sözlüklerde ince ince yasemince, türk malı, adanalı tandansı yaşatmayın adama.

6 bin kere çiğnenmiş sakızı tekrar ağza almaktan ne anlıyorsunuz? cool adam'ın çorabı yırtıkmış aslında. eeheeee, iieee süper.

olveyzsilipi

günaydın sözlük..

bu nick sol frame'e düşünce aklıma geldi. bunu eski yazar alwayssleepy nam kişinin çakması sandım. kandım, aldandım.

şahsen, bizzat kendisi alwayssleepy'ymiş zaten. bir zamanlar buralarda "ımmpfhhsss, sözlük çok kalitesizleşti yea" diyerek isyanlara yelken açmış biri. geri dönmüş. demek ki sözlük artık süper kaliteli bir yer. aman allahım, çok kaliteli bir yer. aman yarabbim şahane bir yer. aman tanrım yok böyle bir yer.

ahahaha latife ediyorum lan alwayssleepy'nin bir başarısı falan olmadığı gibi, sözlükün düzeldiği de yok. her şey aynı.

sndn ayrlyrm

- sndn ayrlyrm
+ lynyrd skynyrd var bide. o da sağlam gruptur.

nutellaya bok karıştırıp sözlükçülere yedirmek

ilk zirvede kalkışacağım eylem, fiil, fail, mefail.

ne nutellaymış lan, yeter!

bak oğlum, hakkaten seviyorsanız eyvallah, lafım olmaz. ama sözlüklerin gazına gelip de, ömründe nutellayı görmemiş adamlar burada nutella da sevdiğim, nutella da bir danem, nutella da sevdalım diye türküler yakıyorsa, çok ayıp ediyor.

ben uyarayım da, zirvenin birinde boklu nutellayı yiyip "lan şimdi tadını beğenmedim desem sözlük ortamlarına bir daha sokmazlar, aforoz ederler" diyip kaşık kaşık götürmek zorunda kalmayın.

mmmmm, bu benzersiz lezzete asla hayır diyemiyorum

rica etsem pompalar mısınız diyen minili bayan

benzinciye gitmiş mini cooperlı bayan

az önce 6 yaşındaki oğlum bu başlığı okudu ve tam terbiyesi bozulacakken, kendisine bu açıklamayı yaptım. oğlumu terbiyesizliğin eşiğinden aldım.

nick altı yazması için mesaj atan yazar

nick altı yazması:

nick altı yazması, özellikle kütahya-uşak yöresi kadınlarının kullandığı bir yazma-eşarp türü. el emeğiyle dokunan ve kenarına oyalar oynanan bu yazma, saflığı temizliği ve anaçlığı temsil eder. al, sarı renkleri makbuldür. çene altı yazmasıyla sıkça karıştırıldığı görülmüştür.

edit: olayı da canlandıralım da kafalarda soru işareti kalmasın:

- gülümser teyze (nasıl isim lan o), memleketten dönerken bana nick altı yazması getireblrmsn? kib bye:)

bizde göte göt denir diyenin götünü kesmek

urfalı 19 kardeşler döner-kebap-pide salonundan döner bıçağı çaldım bu eylem için.

yeter canım arkadaşım, yeter güzel kardeşim, yeter klişelere sığınarak artislik yapmayı şiar edinmiş genç dostum. yeter! bu nasıl bir artislik merakıdır? bu nasıl bir orospulaşmış deyimle aşk yaşamaktır?

bir gün bir yiğit çıkar, senin delikanlı dillerini kopartıp sokak kedilerine yedirir. o anki artislikle dikleşen omuzlarından tutup sarsalar seni. o lafı ettikten sonra etrafa harbi çocuk bakışı fırlatan gözlerinin kapağını kapatıp kilidi vurur. ve en nihayetinde, bu memlekette göte göt derler derken alır döner bıçağını zuladan ve götünden bir dilim janbon kesiverir. yahut çıkartır cebinden şırıngasını ve götünden 10 miligram kan alır.

yapma şu lüzumsuz artisliği, ziyan ettirme kendini.

anlam verilemeyen lüzumsuz karı tripleri

sevgili olsun, arkadaş olsun, ana-bacı-anaanne olsun, hemen hepsinin yok yere girdiği bazı tripler.

ne olduğunu, ne dediğini, ne yanlış yaptığını anlayamazsın. 70 yaşında da olsa, küçük kız küsüşkenliğine döner, triplere dalar.

la bi derdini söyle, açık açık bir konuş ele. kafa kafaya verip dermanını bulalım! yok, olmaz..

sizi prenses gibi yetiştirip şımartan babalarınıza sormak lazım tabi.

karı: halk dilinde (halk dili diyince yabancılık hissedersin diye açıklıyorum, anan baban da bu kelimeyi kullanıyor) kadın manasında kullanılan kelime. kibarcık gençler de hatun diyor buna ama bana göre hatun, karıdan çok daha aşağılayıcı bi kullanım.

yüzyılın matematik problemini çözen adam

(bkz: devlet bahçeli)

kaldı mı dohuz?

mesire alanına sıçıp ateşi de söndürmeyen adam

yedinci nesil taze yazar *
gecenin 2'sinde kendisi neden aklıma geldi bilemiyorum. ama hakkaten insanlık dışı bişeydir bu zat.

terbiyesiz mamut, az önce ailecek yemek yedin o muhitte. kızarmış etleri, buz gibi karpuzları midenle buluşturdun. şimdi 5 metre öteye gidip sıçmanın mantığı yok bence. git evinde sıç!

piknik ateşini de söndürmemişsin zaten. önce gübreyi attın ormana, sonra ateşe vermeye yeltendin. bu ne yaman çelişki?

iğrençsin sen. iğrenç bir aile babasısın! senin şu toparlak evladın yarın öbür gün sizin salona sıçsa, kulağına fiske vurmaya hakkın olmaz.

mangalı yellerken de yellenmişsin gibime geliyor. her türlü gözümden düştün.

cansu dere çirkin yeaa diyen karıların bacak boyu

tam araştıramadım ama tahminimce cansu dere'nin kol boyu kadar falandır.

devlet istatistik enstitüsü başkanına tüm servetimi yedirip (sümüğüyle beraber) araştırttırmak istiyorum. lan diz kapağını siktiğimin dünyasında, nerde güzel bir kız peydah olsa, sözlük karıları hemen oklarını fırlatmaya başlıyor: ay o muuu, çok çirkiiiiin, vıyyyy, at gibiii, oyyyy estetikliiiii, öyyy, çöp gibiiii. bacılarım, hele birer fotoğrafınızı çekin de yükleyin şu uludağ moderne de, görelim ne melem bir şeymişsiniz. tamam, suratınız görünmesin, bacak boyuyla kalınlığı yeterli. hele bi görelim bu iddialı entryler nasıl tiplerden çıkıyor.

cansu dere çirkinse, seni hakkaten çok merak ettim.

servisin camından sarkıp havaya rastgele laf atmak

o kuytu köşede beklerdim seni
elinde kitaplar koşardın bana
tertemiz duygular kaplardı bizi
hiç unutulur mu okul yılları...

söz konusu servisin okul servisi olduğunu anlatabilmek için cengiz kurdoğlu'nu entrymin başına getirdim. ha, ömrü hayatında bir kez olsun fabrika servisinden kafalarını dışarı sarkıtıp yoldan geçenlere laf atan elleri nasırlı işçileri görmüş biri çıkar derse ki, artistlik yapmak maksadıyla uzun cümle kurmaya yöneldin ama sonunu getiremedin, hızlı atın boku derse hak vermekten başka yapabileceğim hiçbir şey olmaz.

beni en çok korkutan şeylerin başında geliyor bu. kendimi, kısa deri montlu serseriler tarafından java motosikletlerin üstünde zincir sallayarak tacize uğramış gibi hissederim (öyle bi korku ki, cümle devrim devrim devrik). camdan yarı beline kadar sarkıp 'şişşş laaaaan sakallıııaaaaa' diye bağıran 13-17 yaş arası piç kız! çok büyük tehdit unsurusun benim hiçin. ve de mecip türk milleti için.

karşılık versen çare olmaz. en iyisi başını öne eğip yürüyüp gitmek. tek sakallı sen değilsin. ya da mavi kazaklı tek mal (ki kendisi bu ifadeyi kullanmaktan zerrece çekinmedi)...

şimdi işin diğer tarafına bakalım. hayata, o okul servisinin camından bakalım. içerden, olayların tam ortasından, göbeğinden. oradaydım belgeselinin bu bölümünde sibel var. sibel, o anda ve ona benzer her anda servisin içindeydi. evet, bu hareketinin nedenini açıklar mısın bize? amaç neydi o eylemde?

- ne biliiim yaaa, canım istedi işte.

cevap bu işte. canım istedi yeaaa! işin bir de üçüncü boyutu var:

ahmet bey 42 yaşında. bıyığı ve gözlüğünden de rahatlıkla anlaşılabileceği gibi, o bir baba. kız babası. kızını çok seviyor, bir dediğini iki etmiyor. üzerine titriyor.

çok sıkılmadıysan, olayın dördüncü ve son boyutuna (valla bu son bak) da göz atalım: ahmet bey'in içindeki diğer ahmet'e. o yıllarca bastırılan, ortaya çıkmaması için büyük çaba sarfedilen iç ahmet. şu kızı bi adam akıllı dövebileydik, böyle başına buyruk olmazdı. canım istedi yeaaa'yla olmaz ki canım! terbiye veremedik buna. yarın öbür gün kaçar gider bu. kaçar gider de 4 gün sonra haberimiz olur. şimdi nerde misal? arkadaşında ders çalışıyor. ben geri zekalıyım ya! bi döveydik adam akıllı...

uyuyakaldıktan sonraki kendi yatağına nakil işlemi

"...çocuk hemen uyudu
uykusunda güldü"

aşağıdakilerden hangisi, acıyı daha net ve acımasızca tarif eder?

a) eve haciz gelmesi
b) isot
c) sınavdan 99 beklerken sadece 9 almak
d) oğlum hadi kalk da yatağına yat hadi, diyen anne sesi.

tüm paramı tüm içtenliğimle tüm kararlılığımla d şıkkına yatırırım. ben böyle acı görmedim be urfalım!

gerek insanlığın genel tarihi, gerekse benim özel tarihim şunu gayet net gösterir ki, uykuların en güzeli televizyon karşısında, koltukta filan olmadık zamanda uyuyakalmaktır.

anne/abi/sevgilim/tüm sevdiklerim. sözlerim sizedir:

n'olur n'olur n'olur (kendini bana ver) ben salonda, mutfakta, banyoda, antrede, balkonda; nerde olursa olsun, tv izlerken, yazı yazarken, okurken, s.çarken; ne şekilde olursa olsun, uyuyakaldığımda içinizden biri çıkıp da tüm iyi niyetine rağmen tüm acımasızlığıyla kalk hadi yatağına yat demesin. ağlamaklı oluyorum her seferinde. abi yok böyle bi azap yaa! dünyanın tüm okyanusları mürekkep olsa (ben de gençken hoşlanılan kıza böyle sözler etmişimdir, muhakkak) gelse yüreğime dolsa bunu anlatmaya yetmez.

üşüyceksin diye de kılıf uydurmayın buna ey sevenlerim. bırakın üşüyeyim, itler gibi titreyeyim, her bi yanım tutulsun da sabah evden iki büklüm çıkayım. yeter ki an o uyku devam etsin.

kendi yatağına nakil işlemi olmasın! ay ben dört işlemi bile beceremem ki...

şehirler arası otobüs filmleri

"uzun ince bir yoldayım
gidiyorum gündüz gece
bilmiyorum ne haldayım
gidiyorum gündüz gece" aşık veysel

"yol uzun, 2 tane film atıver izlesinler" otobüs şoförü.

yolu daha da çekilmez kılan, bol gürültülü hazmı kolay filmler olup, kafa skmeye bire birdir bunlar. şoförler odası bi liste hazırladı da, bu filmleri izletmezseniz yolcu başına 15er kırbaç vuracaz diye çok büyük laf mı etti nedir!

yol üzerine binlerce şiir yazılmış, şarkı söylenmiş, ağıt yakılmış be kaptan körk! izlenmesi gereken filmler bunlardan mı ibaret? be praym taymını yediğim! yetmez mi bu kadar izlediğimiz?

içim dışım üçüncü sınıf film oldu. otobüse binmek aşıya gitmek kadar ürkütücü olmaya başladı. yanında cengiz küçükayvaz'la ne kadar yolculuk edebilirsin ki be kamilim koçum, öz malatyalım? yarinden ayrılıp otobüse binmiş bi adamı peker açıkalın izlemeye mecbur kılmak insanlık mıdır?

maskeli beşler şurda burda, recep ivedik, hababam sınıfları, deli yürek bişey cehennemi, çılgın dersane...
transporter (isminden dolayı yakınlık duyulduğu için olabilir), hitman, görevimiz tehlike, vurdulu kırdılı filmler, bilimum romantik komediler...

ezberimde alayı!

parmağını yalayarak bilet kesen otobüs biletcisi

şu entriyi hemen yazayım da, tören salonuna gidip 'yılın en açıklayıcı başlığı' ödülünü almam gerekiyormuş. şimdicik aradılar. aptala anlatır gibi bi başlık olmuş. yüreğime sağlıkmış. bu arada, yüreğine sağlık diyen adamdan ölesiye soğurum. bak parmak uçlarım donmaya başladı hafiften.

çoluğum çocuğum var benim biletci amca. evde yaşlı bir anam, kendisi ve de bünyesi bi hayli zayıf gül yüzlü bir yarim, osuruktan nem kapan hastalık hastası huysuz bir de babam var. nerden baksan, domuz gribi denen adı batasıca hususunda risk grubundayım. kronik hastalığım da var. geceleri çok çişe kalkıyorum. böyle afedersin pipimin iç çeperlerinden tanklar geçiyormuş gibi acılar hissediyorum. her gece darbe çıkıyor güney prostatit halk cumhuriyetimde.

biletci dayı, ben seni alsam dağa kaldırsam. tahta iskemleye oturtup, ellerini kalın sicimle bağlasam da televizyonun ana haber bültenini açsam. domuz gribinin tehlikelerini, yayılma şekillerini, temizliğe azami ehemmiyet gösterilmesi gerekliliğini izletsem, bi faydası olur mu sana ve dolayısıyla güzel ankaramıza?

biletci kardeş, senin o yalayıp bilet kestiğin parmağını oturarak 24, ayakta 62 kişi sksin! halkın sağlığıyla oynayan küçük çaplı terörist! insan değilsin, çok açık ve netim bu konuda. hapşurmaya başladım şimdiden. çoluğum çocuğum, yaşlı anam var. bulaştırıp sebep olmak istemem. hadi senin gibi bencil bireyselliğin dibini görüp, onları bi anlığına önemsemeyelim. ben n'olucam? şu gün ölsem çok eminim ki, öbür dünyada ateşler içinde yatarım da ne katarin düşürebilir ateşi, ne parol ne minoset.

parmağını yalayan dilini french domuzlar öpe öpe koparsın biletci dayı. temizliğe azami dikkat gösterecek asgari insanlığa sahip değilsin hadi, şu an ismini hatırlayamayacağım o parmağı sürtüp de koçandan bileti daha kolay koparmaya yarayan icada da mı sahip değilsin?

boğa burcu erkeği ve kadını sevgili olursa

- hamileyim murat.
+ iyi, hemen doğur da seneye kurban bayramında satarız.
- bi yaşını doldurmadan kurban olmaz ki muradım.
+ olaydı iyi olurdu. o parayla sana tek taş yüzük alırdım.
- yaahaaaa, aşkıııımm!

zihinde kötü anıları canlandıran şarkılar

anılar anılar
şimdi gözümde canlandılar
anılar anılar
beni bu akşam ağlattılar

çok açık ve net konuşuyorum, içinizden biri aşağılara bi yere, tüm vicdansızlığıyla anket lan bu, anket rapsody, anketim biçim biçim, anket of my dreams gibi şeyler yazacak olursa, bir anda ardında beliririm ve o kişinin korkudan altına sıçması suretiyle ölümüne sebebiyet veririm.

kimi şarkılar vardır ki sevgili dostlar (sezen cumhur önal sakalımla) kişisel tarihimin kimi dönemlerine damga vurmuştur. yaşar'ın kumralım şarkısı çalarken ağlamaya başlayan bir kişi daha çıksın, kan kardeşim edecem onu.

askerliğimi yapmış olduğum koca bi şehri kibariye'nin bi şarkısıyla hatırlıyorum resmen. yani, haritadan o şehri çıkar, yerine kibariyenin sorgulayan ama aynı zamanda cevabı kendisi de bilmeyen suratını koy. yahut o şehrin plaka numarasını al, kibariye'nin iki kaşını koy. o derece.

daha fazla örnek verip dördüncü sınıf müzik zevkimi açığa vurmak istemiyorum. demem odur ki, az önce bi şarkı çaldı ve ben gül yüzlü anamın sicim gibi inen gözyaşlarını anımsadım. sonra, orta okulda yediğim muazzam dayağı, sonra fen lisesini kazanamayışımı, sonra ayaklarımı çok üşüttüğümdeki acılı işeyişlerimi bile anımsadım. nasıl bi şarkıysa var sen hesab et.

şimdi, geriye çekilip de kuş bakışı bakınca, bu entry böyle bitmemeli kanısına vardım. uzadıkça uzasın, bitmeyen şarkı olsun istedim. yoğurt koydum dolaba türküsünde (müzik zevkim iyice ortalara döküldü. bunun dönüşü yok artık. sevgili genç kardeşim, aşık gülabi'ye uzanacağından korktuğum bu dikenli yolda daha fazla yürümeni istemem. sen daha fazla okuma istersen) az önce borsada 20 bin kaybetmişim kadar hüzünlenirim. bu arada, borsayla haşir neşir olmuş hiçbir beyaz yakalı beyaz bebek suratlı, hırslı ve bu oyunla dünyanın hamına koyduğunun hiç farkında olmayan adamı aileme yaklaştırmam, evime almam, kapıya gelip bi bardak su istese açar götümü gösteririm, çirkinleşirim.

sözlükte yeniyim dayılar. yeni tanıştığın adamla uzun sohbetler etmenin zorluğunu bilirsiniz. arada uzun susuşlar olur. olması da doğal. fazla hızlı gitmeyelim isterseniz, birbirimizi tanıyalım biraz. olur mu? çeker misin elini bacaklarımdan! aaa...
© copyright 2005 - 2026