bugün

sevdiği entry'ler

kizmeslektekierkek

Geçmiş doğum günü kutlu olsun yazarı.

yazarlar hakkinda bilinmesi gerekenler

Offfff olayları bilmeyenler çok tatlısınız ya.
Abla demek yasak.. bana sadece nervio de.

10 yıl sonraki kendine bir mesaj bırak

Eğer aksi bir şey çıkmazsa yaşamaya devam edeceğini varsayaraktan yazıyorum otopsi.
Kendine değer ver ve kalbinin sesini dinle. Evet, şu an için her şey sana bir mantıktan ibaret geliyor olabilir ama bil ki her şey sadece mantıktan ibaret değildir. Olamaz.
Zarar görmekten korktuğun için tatmaktan kaçtığın tüm şeyleri umarım yaşamaktan pişman olmamış bir şekilde deneyimlersin.
Sonra... kendini sev, ayaklarının üstünde durmayı başaracak, başaran o kız çocuğuna sarıl çünkü biliyorum ki buna ihtiyacı var. Hayat sen yok olduğun anda anlamını yitirecek ve bitecek. Bitecek şeyler için uzun sürecek duygular, hisler yaşama. Biriktirme. Hak edilene hak ettiği değeri vermeyi bil. Aslında çok var da uzatmanın anlamı yok, eminim ki o güne dek zaten biliyor olacaksın. Sadece son olarak yazmayı bırakma. Her şeyi bırak ama yazmayı asla. Yazmak, içindeki o kız çocuğuna her gün bir adım yaklaşman ve iç huzurun demek. Mutluluğun, en çok sen olduğun anlar demek. O zaman ki ben seninle nasıl anlaşır, ne kadar sever bilemem ama şu an ki ben sana inanıyor ve güveniyorum. Sağlıklı ve mutlu kal.

düşün ki o bunu okuyor

Bilmiyorum hala aynı mıyız aynı frekansta mıyız ama umarım yollarımız yine bir yerde kesişir ve sen benim hep hayatımda olursun. iyi bir dosta çok ihtiyacım var..

seninle şöyle olabilirdik

görsel

anın şarkısı

https://open.spotify.com/...si=1qURUM_CTFm-4E6fs7kqMg

Allllaaaaahhhhhh.
Gibi-Kahır.

ameliyat sonrası his kaybı

Ameliyat sonrası his kaybı (uyușukluk, karıncalanma veya dokunmayı az hissetme) oldukça sık görülebilen bir durumdur. Genelde ameliyat sırasında o bölgedeki sinirlerin etkilenmesi ile olur. Sinirler minik elektrik kabloları gibidir. Ameliyat sırasında gerilebilir, sıkışabilir ya da nadiren kesilebilir.

Evet bende de his kaybı var. Çok büyük oranda hem de ama bugün yeni bir şey fark ettik ve bunu da ameliyatlara bağlıyorum.
Bana çok güçlü biri bile masaj yaptığında acı hissetmiyorum aslında omuz bölgemden bir ameliyat geçirmedim ama bugün bunun üzerine konuşurken bu sonuca vardık. Herkes nasıl o kadar sert güç uygulamasına tepki vermediğime şok oluyordu. Sebep muhtemelen bu.
Ameliyat yerlerine gelirsek o bölgelerde hissizlik var bir yılı geçti ameliyatlarımın üzerinden. Bu hissizlik bence geçici de değil gibi geliyor. Kalbimizin hissizliğinin yanına bir de bu eklendi iyi mi. *

öylesine bir şeyler yaz

"Sanki içtiğim su tam yutarken, boğazımdan geçerken cam parçalarına dönüşmüş gibi. Ya da öyle muhtaçmışım ki o suya ve o kadar önemliymiş ki benim için onu sadece almam, en başından beri parça parça cam olduğunun farkında bile değilmişim. Alırsam geçecek sandığım o hisle almış olduğum kararın beni daha kötü yapacak olduğunu bilmeden heyecanla, ihtiyaçla sadece almak peşinden koşmuşum. Kan kusacağımı, acı çekeceğimi bilmeden yahut belki de bilerek ama bunu görmezden gelerek sadece koşmuşum işte.
Şimdi camı bırakın, istediğimin su olduğunu da varsaymayın.
Bir sevgi, görülme uğruna neden acı çekiyoruz? Bunların yaşanması bir acı çekmeyle var olmayacakken neden inatla bunun için çabalıyoruz, uğraşıyoruz?
Acı çekmek için neden canını ortaya koyar bir insan?
Neden boğazımıza sarılı o telden dikenleri, sevdiğimiz için acısına katlandığımız o gülün dikenleri gibi görürüz? Bunu neden yapıyoruz?
Sevdiği insanın zarar görmesinden korkan bir insanken neden bunları bir başkasının da bizim için yaşayabileceği ihtimalini hiç varsaymıyoruz?
Cam kırıklıkları, dikenler... Neden bunlara reva görüyoruz kendimizi?
Üstelik... Günden güne reva gördüklerimize dönüşüp içten içe bir de kendimize kendimizin zarar verdiğini fark etmeden neden bunları yaşatırız kendimize?"

düşünürüm

"Gelir geçer günler,
Sensizdirler.
Kalbimde kambur
Ne çok hatıra biriktirmişler.

Gelir geçer günler
Nasıl bi' kere bile karşılaşmayız?
Bu tozlu ve dar şehirde.

Düşünürüm... olanları.
Ne kadar geç kaldığımı
Düşünürüm, ne demiştin o sabah?
Uyandığımda seni usulca, öperken...

Düşünürüm, bütün suç sende miydi?
Yoksa, şefkatsiz miydim çoğu zaman?
Üzülürüm, dönüşü olmayan yollardan
Yürümüşüz beraber diye
Habersiz iki genç el ele.

Sevinirim, rüyama gelirsen uyanırım
Aniden hatırlamak için suya anlatırım,
Annem... öyle derdi.

Düşünürüm olanları,
üzülürüm,
Sevinirim,
Uyanırım...

Gelir geçer günler,
Gelir geçer günler,
Gelir geçer günler."

Bir kalben şarkısı.

sevilen yazarın silik yemesi

insanı elbet üzer. O kadar konuşmuşluk olur ve bir hukukunuz vardır. Pataganak gitmesi boşluğa düşmek gibi sarar bedeni. Çok enteresan. işte bu yüzden yeni yazarlarla samimi olmamaya çalışıyorum yoruldum artık.

hayat

Hayat kolay değil evet ama yine de yaşanmaya değer.
Alıyorsak bir nefes ve görebiliyorsak bu dünyayı, çevremizi; duyabiliyorsak şarkıları, hissedebiliyorsak soluduğumuz havayı ve biraz da sevmiş ya da sevilebiliyorsak yaşanmaya inanın değer.
Okunacak pek çok kitap, gezilecek çokça yer var. izlenecek onlarca dizi, denenecek yemekler ve hayatlarına dokunabileceğiniz insanlar...
Hayat, gözümüzün önündeki o dümdüz yoldan ibaret değil. Farklı yerlerden geçen ve aynı sonuca ulaşan, aynı sonuca ulaşırken farklı şeylere vesile olan bu hayatta hâlâ yapılacak o kadar şey var ki.
Siz bu yazdıklarıma umut, ben heves diyeyim.
Siz gereksiz ve ben de değer diyeyim.
Kendinize biraz olsun değer verebiliyorsanız emin olun bu hayatın da yaşanmaya değer olacağını fark edeceksiniz.
Upuzun ve musmutlu, kendinize veriyor olduğunuz değerin karşılığını alıyor olduğunuz bir yaşama.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

Kendimi hep çevremde bulundurduğum insanlar tarafından oynatılmaya mahkum bir kukla gibi hissederdim. Aile, arkadaşlar, konuştuğum rastgele birisi... Onlara göre şekil almalı ve onların mutlu olmasını sağlamalıydım. kötüysem bile, o an ki ortamı bozmamalı içimde yaşamalıydım. kısaca ben, ben olmamalıydım. Belki tam bugün değil ama bugüne gelen bu günlerde şunun farkına vardım: Beni bir kukla gibi oynatması yetmiyormuşcasına bir de kanatmaya çalışan ve pekâlâ görünmüyor olsa da bunu başaran; bana yön veren, daha doğrusu kimi zaman istemediğim bir yolda yürümeme sebep olan ve kimi zaman da iyiymiş gibi hissettirerek ne istediğimi anlamama engel olan, o ipi kesmeliydim. Yaptım da. Kendi kendimi kanatacak kadar dibinden kestim o ipi. Kendim gibi olmak istedim.
Olmasın ama olur ya... Umarım kesmiş olduğum o ipler bir urgan olup bana geri dönmezler. Çünkü ben, beni ruhsal olarak boğup her yerimi yara içinde bırakan o iplerden kurtulmak isterken ne ölmeyi düşündüm ne de canımın daha çok acıyacak, yanacak olmasını. Tek isteğim; güzel ve dolu bir hayat. Mutlu bir yaşam. Bunu daha önce bu kadar net ve doğrudan yazdım mı bilmiyorum ama mutlu olmayı hak ediyorum. Bu bir şans, bir istek olamazdı. Hak işte. Bilmiyorum. Sanırım, neyden olduğunu bile pek bilmeden veya kendime açıklamaktan korkar bir şekilde korkuyorum bir şeylerden. Öyle işte.

seninle şöyle olabilirdik

görsel

anın görüntüsü

görsel

bir ölümlüyü sevmek

Ancak bir başka ölümlünün hiç ölmeyecekmişcesine yaptığıdır.

anın görüntüsü

görsel

kitap alıntıları

"Benim de hiç kimseyle olmak istemediğim anlar yok muydu? içimden ona hak verdim; kendime yükledim suçu her zaman olduğu gibi."

anın görüntüsü

görsel

seninle şöyle olabilirdik

görsel

bir şarkı sözü der ki

"bensiz mutluysan,
hep öyle kal."
© copyright 2005 - 2026