bugün
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması6
- 0 0 716
- nabersiniz geçler2
- zorunlu nöbetin felsefi temelsizliği3
- devletin bekası4
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin36
- demagoji yaparak üste çıktığını sanan mallar2
- acı gerçekler16
- güne başlarken3
- üniversite sınavı kaldırılmalıdır10
- devlet adına çalışıp geçmişin temizlenmesi5
- 24 eylül 2026 norveç danimarka maçı2
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı7
- rte denince akla gelen seyler3
- kale3112'deki kale hangi kale10
- arda güler7
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- buz gibi bira8
- sabah alarm çaldığı anda hissedilenler2
- demir çelik5
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız16
- en lezzetli balık24
- en iyi pizza içeriği10
- sözlükte flört etmemek9
- sözlük kızlarının küfürbaz olması6
- 30 yaşından sonra hayattan keyif almanın bitmesi9
- bursa6
- cedidacer3
- karşı cinsteki en itici özellik16
- sabahları nefret edilen şeyler7
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- sıcak şarap4
- köy9
- arkadaşlar lütfen4
- ecevit denince akla gelen şeyler2
- anın görüntüsü22
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog8
- gece vardiyası3
- yeni biriyle nerede tanışılır13
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- gammazlar göreve8
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın11
- gece tostu4
- en enayi huyunuz4
- sözlükte aile kurmak8
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği37
- hünkar beğendi vs alinazik9
- ağlamak7
- paradox interactive3
- true nickli yazar24
sevdiği entry'ler
cıvan haco- ey dilbere isimli kürtçe şarkı. açık ve net.
aşık olamayan değil yaşadığı tecrübelerden dolayı aşık olmayan erkek vardır.
Ucuz sitcom mu lan bu?
Hiç bir şey umrumda değil, hayattan haz alamıyorum, çok üşengeç bir insanım. Hiç derdim olmadığı için dertliyim. Dertsizlik derdim. Hissizleştiğimi düşünüyorum. Günlerdir uyumuyorum, kahve tek besin kaynağım. Benim gibi bir sürü insanın olması ve şu küçücük evrende varlığımızdan söz edilemeyecek kadar küçük olmamız.. Açıkcası hiç değerli değiliz, bir nokta kadar değerimiz yok.
benim durum, yalnızız dostlar bu gecede.
evet çiftleri görünce üzülüyoruz, mutluluklarında gözümüz yok bir parça da bize gelse şu mutluluk yeterdi...
evet çiftleri görünce üzülüyoruz, mutluluklarında gözümüz yok bir parça da bize gelse şu mutluluk yeterdi...
Profesyonel olarak yaptıgim tek bir şey varsa o da budur.
"mektupsuz koma beni,
yılların sana öğrettiğini sen bana öğret,
parmaklarının gölgesini gönder."
yılların sana öğrettiğini sen bana öğret,
parmaklarının gölgesini gönder."
Bu ne yahu. Profil fotografini kaldirdiktan sonra kimse siklememeye basladi. Sekilciler sizi
başka insanların mutluluğuna, aşklarına tahammül edemiyorum, ben böyleyken..
Nazar değmemek için, öyle bi manzara gördüğüm zaman, hemen kafamı başka yere çeviriyorum.
Nazar değmemek için, öyle bi manzara gördüğüm zaman, hemen kafamı başka yere çeviriyorum.
Gitmek ister bazen insan hayatın da herkesden kaçmak, uzaklasmak kalabalıktan, yalnız kalmak.. bedenini, ruhunu aydınlatmak.. bir an hafızasını yitirmek ister kimi zaman acı çeken kalbini söküp atmak dipsiz kuyuya, ardına bakmadan koşmak, arkasından dur diyen birilerinin olmamasını ister.. çünkü ruhuna zarar veren herşey ' o ' şehirin içindedir engel olmamalı bir ses tonu bile kalmak için, basit bahaneler üretebilir her an gitmemek için.. sever insan büyüdüğü şehri, güzelliklerini, şehrin içinde ki yaşayan değerli kıldıklarını belkide o şehir değil, onun içindekilerdir şehri vazgeçilmez kılan..
ve.. iki sözcük içimi acıtan; dışarda ağlayan bulutlarla gözyaşlarım karışıyor, kalabalığın ortasın da durakladım. lütfen söyle bir daha gözyaşlarım akmalı özgürce mutluluktan iyi ki bu şehir iyi ki sen hoşgeldin bebek yüzlüm..
insanlardan geriye kalan yaşanmışlıklar ve söylenen sözler değilmidir ? en çok canımızı içten fetheden, kalbimizi acıtan, kimi zaman gülümseten..
yorgun bedenimi sürüklerken bu şehirden iki sözcük, sıcak bir sarılışa hapsoldum yine bu kalabalık saçma şehire.. nefesinle can buldum, gözlerinde kayboldum, sana baktığım da; denizin maviliğinde, çimenlerin yeşilliğinde, bembeyaz karların saflığın da, güneşin sıcaklığındaydım.. ışıl ışıl yaşam dolu yine yeniden der gibi ortak olmak her sevince, her mutluluk ve hüzne, dudaklarımızdan hiç eksilmeyen 'seni seviyorum sakın gitme' sözcükleri...
'ben sende yaşam buldum' derken ne kadar da güzel bakıyorduk bize.. en kötü günlerimizde bile tebessüm eksik olmamıştı bizden.. hiç bu kadar kopmamıştık en berbat hayatı yaşarken bile, her gün lanet okunan hayattan bir aşk yaratmıştık. küçük dünyamız da onu büyütmüştük, beklentimiz yoktu hiç birşeyden sadece 'biz' sadece 'ikimiz' can buluyorduk tenlerimizde, sanki bir daha hiç karşılaşmayacakmışız gibi değerliydik ikimizde kalplerimizde..
gözyaşlarım hiç bu kadar mutsuzluktan akmamıştı, biz bi oyun oynadık ben hayatımı, sen benden vazgeçmeyi ortaya koydun. oysa ne kadar mutluyduk gerçek gözüken yalan aşktta..
"Derin derin nefesimi çekince farkettim kokun yastığıma sinmiş özlenen insan"
ve bu saçma şehirden, kocaman bir hoşçakal yarım kalmışlığım...
ve.. iki sözcük içimi acıtan; dışarda ağlayan bulutlarla gözyaşlarım karışıyor, kalabalığın ortasın da durakladım. lütfen söyle bir daha gözyaşlarım akmalı özgürce mutluluktan iyi ki bu şehir iyi ki sen hoşgeldin bebek yüzlüm..
insanlardan geriye kalan yaşanmışlıklar ve söylenen sözler değilmidir ? en çok canımızı içten fetheden, kalbimizi acıtan, kimi zaman gülümseten..
yorgun bedenimi sürüklerken bu şehirden iki sözcük, sıcak bir sarılışa hapsoldum yine bu kalabalık saçma şehire.. nefesinle can buldum, gözlerinde kayboldum, sana baktığım da; denizin maviliğinde, çimenlerin yeşilliğinde, bembeyaz karların saflığın da, güneşin sıcaklığındaydım.. ışıl ışıl yaşam dolu yine yeniden der gibi ortak olmak her sevince, her mutluluk ve hüzne, dudaklarımızdan hiç eksilmeyen 'seni seviyorum sakın gitme' sözcükleri...
'ben sende yaşam buldum' derken ne kadar da güzel bakıyorduk bize.. en kötü günlerimizde bile tebessüm eksik olmamıştı bizden.. hiç bu kadar kopmamıştık en berbat hayatı yaşarken bile, her gün lanet okunan hayattan bir aşk yaratmıştık. küçük dünyamız da onu büyütmüştük, beklentimiz yoktu hiç birşeyden sadece 'biz' sadece 'ikimiz' can buluyorduk tenlerimizde, sanki bir daha hiç karşılaşmayacakmışız gibi değerliydik ikimizde kalplerimizde..
gözyaşlarım hiç bu kadar mutsuzluktan akmamıştı, biz bi oyun oynadık ben hayatımı, sen benden vazgeçmeyi ortaya koydun. oysa ne kadar mutluyduk gerçek gözüken yalan aşktta..
"Derin derin nefesimi çekince farkettim kokun yastığıma sinmiş özlenen insan"
ve bu saçma şehirden, kocaman bir hoşçakal yarım kalmışlığım...