bugün
- galatasaray9
- aklınıza gelen şarkı sözü6
- bennu gerede'nin boynunda taktığı vibratörlü kolye3
- taşaklardan birinin kayıp olması5
- sözlükler arası savaş çıksa11
- dönmek istenilen yıl2
- ütü13
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri3
- yediği restoranda kirlileri mutfağa götüren kişi2
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- çay içen kız9
- anın fotoğrafı14
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- uludağ sözlük çeteleri9
- bir şeyler söyle4
- duyulan en ilginç isim5
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- oralet içen erkek5
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- çaya şeker atan erkek5
- en boktan on yıl7
- mutsuz olmak3
- kalem4
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek3
- galatasaray 3 rennes 33
- 2 ağustos 2026 galatasaray rennes maçı3
- yıkık yazarlar4
- latte içen erkek4
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- patates kızartması4
- red flag erkek listesi9
- gocu bak bi5
- menemen9
- ona bir şey söyle13
- en tehlikeli insan tipleri2
- yerinde dur3
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı9
- yelpaze3
- ayrılık8
- smallville'deki konuk oyuncular3
- hırvatistan14
- dolma kalem3
- doa otomatı3
- borç ve kira olupta iyi olan para7
- erdal beşikçioğlu8
- yunanistan29
- bik bik'in mutfağına konuk olmak29
- telefona cevap vermeyen kız3
- veda mesajları hep yanlış yazılır2
halk edebiyatı açısından son derece ehemmiyetli bir tasavvur sanatıdır.
'Ne olduğunu bilmiyorum ama duyduğumda tanıyorum' diyor amerikalı bir yazar.
'şiir, duyuşun deyişe dönüşmesidir.' *
herkesin mutlaka yapabileceği sanattır.iyi yada kötü fark eder mi?
şairinden başkasının anlamadığı ya da herkesçe farklı anlaşılan. objektif şiir yoktur!
aşık olunduğunda yazılan büyülü sözler.
havada hasret, özlem ve derin bir korku.. ay gökyüzüne küsmüş, yıldızlar öksüz, geceler yalnız ve dipsiz, öyle bir korku ki bu; hava karardığında yeri göğü ışıl ışıl parlatan, eşi benzeri bulunmayan, aydınlığın abidesi olan o şaşalı ay bile perdesini çekmiş usulca, içten içe ağlıyor. nedenmi çünkü çünkü sen yoksun be gülüm sen yoksunnn... ay ışıksız, gündüz güneşsiz ve ben sensiz... (seloojann)
kelimelerin dansıdır.
"şiir her zaman çözümlemedir, resim ve heykel ise hemen her zaman bireşim"
g.lessing
g.lessing
bazen de okuyunca şöyle bir his uyandıran yazım türüdür.
SOKAK ÇOCUĞU
Sayfa no yok
Cilt no yok
Hane no yok
Ana adı, ben sokak çocuğuyum abi
Hani şu uçurtması gökyüzünde asılı kalan,
Bilyelerini rüyalarında unutan,
Ve oyuncaklarını masal kahramanlarına çaldıran,
Çocuk varya o benim işte, o benim abi...
Sahi bir annem olmalıydı dimi
Ben dudaklarımda sokakları besteliyorum oysa
Sahi abi tadı nasıldı anne sütünün
Anneler nasıl okşardı çocuklarını
Anne kokusu nasıldır kim bilir
Ana ha, bir anne çizebilirmisin benim için
Karanlığın kar soğuğu parmak uçlarına bir anne
Ve yanına beni eklermisin abi
Tıpkı suluboya resimlerdeki gibi sımsıcak
Sahi abi senin gözlerini kesmiyor değil mi
Bir köprünün soğuk, gergin ve karanlık bedeni
Sahi sen hiç seyrettin mi aydedeyi bir köprünün altından,
Üşüdün mü abi kayan bir yıldıza bakarken,
Boşver...
Gel boyat istersen ayakkabılarını
Ben şu ayakkabıların bağcıklarından asılıyorum hayata
Gel boyat ayakkabılarını
Boyatta resmi çıksın dostun, düşmanın tüm kaldırımların
Sayfa no yok
Cilt no yok
Hane no yok
Yokların varlığında tam göbek bağından hiç yakalandın mı hayata
Bir de bir de babam olmalıydı di mi?
Beni dövecek bir babam bile yok biliyor musun?
Nasırlı ellerinde şevkat arayacağım bir insan
Kimbilir, bayramlarda neler alır babalar çocuklarına
Unutmuşum, bayramlarınız da vardı sizin öyle değil mi, arifeleriniz
Bayramlarda temize çekilen dostluklar vardı sonra
Oysa ben kırık dökük ıslıklar ısmarlıyorum güneşe ve mehtaba
Yankısız, bestelenmemiş ve bestelenmeyecek serseri ıslıklar
Bir babam olsaydı belki yeterdi
Çocuk olurdum eskisi gibi, şımarırdım öylesine
Boşver abi...
Kimin neyine bayram, kimin neyine hediye
Baba kimin neyine abi
Sahi senin düşlerin vardır
Göremediğin rüyanın düşünü kurar mısın hiç
Ahmet bir düş görmüş geçenlerde
Köprü altında tanıştık, soğuk ve geç gelen bir gecede
Utanırken anlattı, anlatırken utandı.
Bir ip bağlamış gökkuşağına,
Bak ana diyormuş uçurtmamı gördün mü,
Ya uçurtmamın gölgesinde bilye oynayan çocukları.
Ahmet'in düşü işte...
Bana düşlerini kiralar mısın abi,
Bedava boyarım ayakkabılarını,
Bana düşlerini, düşlerini abi
Boşver, boşver...
Bak iyi parlayacak bu ayakkabılar,
En parlak ayakkabılarınla yürüyeceksin yaşama
Sen düşünme, sokaklar düşünsün beni,
Gazete manşetleri,
Üçüncü sayfa haberleri düşünsün,
isimsiz bir damla gözyaşı düşünsün,
Sen beni düşünme, düşünme be abi...
Nasıl olsa ben,
olmayan ayakkabılarımın sıcaklığıyla basıyorum tüm kaldırımlara,
Olmasa da anne babası sokakların
Sokak çocuğuyum ben, sokak çocuğuyum...
Kazanılmadan kaybedilmiş bir geleceğin herhangi bir yerinde,
Ben sokak çocuğuyum abi,
Hani şu uçurtması gökyüzünde asılı kalan,
Bilyelerini rüyalarında unutan,
Oyuncaklarını masal kahramanlarına çaldıran çocuk varya,
işte o benim, o benim abi, o benim abi...
SOKAK ÇOCUĞU
Sayfa no yok
Cilt no yok
Hane no yok
Ana adı, ben sokak çocuğuyum abi
Hani şu uçurtması gökyüzünde asılı kalan,
Bilyelerini rüyalarında unutan,
Ve oyuncaklarını masal kahramanlarına çaldıran,
Çocuk varya o benim işte, o benim abi...
Sahi bir annem olmalıydı dimi
Ben dudaklarımda sokakları besteliyorum oysa
Sahi abi tadı nasıldı anne sütünün
Anneler nasıl okşardı çocuklarını
Anne kokusu nasıldır kim bilir
Ana ha, bir anne çizebilirmisin benim için
Karanlığın kar soğuğu parmak uçlarına bir anne
Ve yanına beni eklermisin abi
Tıpkı suluboya resimlerdeki gibi sımsıcak
Sahi abi senin gözlerini kesmiyor değil mi
Bir köprünün soğuk, gergin ve karanlık bedeni
Sahi sen hiç seyrettin mi aydedeyi bir köprünün altından,
Üşüdün mü abi kayan bir yıldıza bakarken,
Boşver...
Gel boyat istersen ayakkabılarını
Ben şu ayakkabıların bağcıklarından asılıyorum hayata
Gel boyat ayakkabılarını
Boyatta resmi çıksın dostun, düşmanın tüm kaldırımların
Sayfa no yok
Cilt no yok
Hane no yok
Yokların varlığında tam göbek bağından hiç yakalandın mı hayata
Bir de bir de babam olmalıydı di mi?
Beni dövecek bir babam bile yok biliyor musun?
Nasırlı ellerinde şevkat arayacağım bir insan
Kimbilir, bayramlarda neler alır babalar çocuklarına
Unutmuşum, bayramlarınız da vardı sizin öyle değil mi, arifeleriniz
Bayramlarda temize çekilen dostluklar vardı sonra
Oysa ben kırık dökük ıslıklar ısmarlıyorum güneşe ve mehtaba
Yankısız, bestelenmemiş ve bestelenmeyecek serseri ıslıklar
Bir babam olsaydı belki yeterdi
Çocuk olurdum eskisi gibi, şımarırdım öylesine
Boşver abi...
Kimin neyine bayram, kimin neyine hediye
Baba kimin neyine abi
Sahi senin düşlerin vardır
Göremediğin rüyanın düşünü kurar mısın hiç
Ahmet bir düş görmüş geçenlerde
Köprü altında tanıştık, soğuk ve geç gelen bir gecede
Utanırken anlattı, anlatırken utandı.
Bir ip bağlamış gökkuşağına,
Bak ana diyormuş uçurtmamı gördün mü,
Ya uçurtmamın gölgesinde bilye oynayan çocukları.
Ahmet'in düşü işte...
Bana düşlerini kiralar mısın abi,
Bedava boyarım ayakkabılarını,
Bana düşlerini, düşlerini abi
Boşver, boşver...
Bak iyi parlayacak bu ayakkabılar,
En parlak ayakkabılarınla yürüyeceksin yaşama
Sen düşünme, sokaklar düşünsün beni,
Gazete manşetleri,
Üçüncü sayfa haberleri düşünsün,
isimsiz bir damla gözyaşı düşünsün,
Sen beni düşünme, düşünme be abi...
Nasıl olsa ben,
olmayan ayakkabılarımın sıcaklığıyla basıyorum tüm kaldırımlara,
Olmasa da anne babası sokakların
Sokak çocuğuyum ben, sokak çocuğuyum...
Kazanılmadan kaybedilmiş bir geleceğin herhangi bir yerinde,
Ben sokak çocuğuyum abi,
Hani şu uçurtması gökyüzünde asılı kalan,
Bilyelerini rüyalarında unutan,
Oyuncaklarını masal kahramanlarına çaldıran çocuk varya,
işte o benim, o benim abi, o benim abi...
istanbul'u arşınlayacağız beraber.
Sokaklar, caddeler, yollar bizi özleyecek.
biz tekrar geçelim de, gün tekrar doğsun diye...
Sokaklar, caddeler, yollar bizi özleyecek.
biz tekrar geçelim de, gün tekrar doğsun diye...
insanın mutsuz anlarında hüznüne hüzün katmak için kendi yaşadıklarından parçalar aradığı sözler dizesi.
Rüveyda
fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı
yetim çığlıklarımı duyurmak üzre sana
koşup geldim; iliştir beni memnu bahtına
adını söylemek istemiyorum
her hecesi amansız bir kor dudaklarımda
her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım
zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım
adını söylemek istemiyorum
rüveyda dediğim zaman
anla ki, senin için yürüyor kelimeler
çığlığımın atardamarlarından
hangi yıldızdır bilmem, gözlerin
kayar da üzerime rüveyda
önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime
sonra açılır önümde ıstırab vadileri
silik renkleriyle adımlarıma
çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir
hayalin bittiği menfeze doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru
uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair
yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda
oysa rüveyda
baştanbaşa ben
kevser akan, gül kokan bir kalbin filiziyim.
kitaplara sürdüğüm kapkara lekelerden
bir anlatsam nasıl utandığımı
bir doğrulsam eğildiğim yerlerden
ağarır tanyeri nilüferlerin
alaca bir at koşar içimde
ezer toynakları ile anılarımı
sular köpürmemeliydi rüveyda
kırılmamalıydı ıslak dalları hasret selvilerinin
ben zehire alışkınım, şerbete değil
rüyalar hefret eder avare duruşumdan
kabuslar çeker ancak derdimi yeryüzünde
sen gün boyu simsiyah bir ufukla beraber
ben her gece bir Mehdi türküsüyle çilekeş
yargılamak için zeval kayıtlarını
inkılab bekliyorum
hangi umut çiçeğidir bilmem, ellerin
uzanır da gönlüme rüveyda
derinden bir ok saplanır bağrıma
beynimi çağıran bir sese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru
varlığın cinayettir memleketimde işlenen
akıtır kanını en asil pehlivanların
yokluğun sükunettir kuşatır evrenimi
varlığın ve yokluğun ölümüdür baharın
artık eskisi gibi bakamıyorsun
göklerinde bir belkıs otururdu rüveyda
binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin
güneş bir anne gibi dururdu başucunda
artık dokunamıyor kakülün bulutlara
karalara bürünmüş saçlarında dolunay
ben bu kadar zulme layık mıyım rüveyda
hangi ressamı vurur bilmem, endamın
sarar da benliğimi
ben beni tanımam kaldırımlarda
kafesleri yutan kafese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru
kırmızı bir kurdela bağlayarak alnına
duydun mu orkideye dua eden birini
bu ısmarlama yüzler yok mu rüveyda
bu yapmacık bebekler
gözyaşı akıtırken gülenler yok mu
beni kahrediyor geceler boyu
hangi çağın gelişidir bilmem, gülüşün
soluk bir dünyanın mezarlarına
gömerek gurbetimi
kapadı karanlığa Yesrip, kapılarını
meydan okuyuşun çağın ordularına
bilmem hangi mevsimin başlangıcıdır
doruklardan öte hevese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru
yasını tutuyorum kararttığım düşlerin
yıpranmış divaneler gibiyim sokaklarda
amansız bir ütopya üfleyen pencereler
lif lif yoluyor dram seyyahı bedenimi
önümde, haksızlığın hesaba çekildiği
hiç kimsenin kimseyi tanımadığı mahşer
arkamda, kare kare ömrümü belirleyen
hatırladıkça yanıp tutuştuğum resimler
söyle, nasıl aşarım pişmanlık dağlarını
yeniden bir nil olup taşar mıyım çöllere
kim giydirir başıma tacını nihayetin
kim takar bileğime hürriyet künyesini
karada balık gibi nasıl yaşarım, söyle
rüveyda, seziyorum; tahammülün kalmadı
ama dur, boşaltayım bütün çığlıklarımı
asırlardır köhne barınaklarda
küflenen, çürüyen çığlıklarımı
at vuruldu; içim paramparça rüveyda
gölgelerin ardına sakladım kusurumu
sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin
ben burda damla damla eriyip akıyorum
yine de, çiğnetemem kimseye gururumu
istenmediğim yeri sessizce terkederim
hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu
mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim
Nurullah Genç
fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı
yetim çığlıklarımı duyurmak üzre sana
koşup geldim; iliştir beni memnu bahtına
adını söylemek istemiyorum
her hecesi amansız bir kor dudaklarımda
her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım
zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım
adını söylemek istemiyorum
rüveyda dediğim zaman
anla ki, senin için yürüyor kelimeler
çığlığımın atardamarlarından
hangi yıldızdır bilmem, gözlerin
kayar da üzerime rüveyda
önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime
sonra açılır önümde ıstırab vadileri
silik renkleriyle adımlarıma
çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir
hayalin bittiği menfeze doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru
uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair
yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda
oysa rüveyda
baştanbaşa ben
kevser akan, gül kokan bir kalbin filiziyim.
kitaplara sürdüğüm kapkara lekelerden
bir anlatsam nasıl utandığımı
bir doğrulsam eğildiğim yerlerden
ağarır tanyeri nilüferlerin
alaca bir at koşar içimde
ezer toynakları ile anılarımı
sular köpürmemeliydi rüveyda
kırılmamalıydı ıslak dalları hasret selvilerinin
ben zehire alışkınım, şerbete değil
rüyalar hefret eder avare duruşumdan
kabuslar çeker ancak derdimi yeryüzünde
sen gün boyu simsiyah bir ufukla beraber
ben her gece bir Mehdi türküsüyle çilekeş
yargılamak için zeval kayıtlarını
inkılab bekliyorum
hangi umut çiçeğidir bilmem, ellerin
uzanır da gönlüme rüveyda
derinden bir ok saplanır bağrıma
beynimi çağıran bir sese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru
varlığın cinayettir memleketimde işlenen
akıtır kanını en asil pehlivanların
yokluğun sükunettir kuşatır evrenimi
varlığın ve yokluğun ölümüdür baharın
artık eskisi gibi bakamıyorsun
göklerinde bir belkıs otururdu rüveyda
binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin
güneş bir anne gibi dururdu başucunda
artık dokunamıyor kakülün bulutlara
karalara bürünmüş saçlarında dolunay
ben bu kadar zulme layık mıyım rüveyda
hangi ressamı vurur bilmem, endamın
sarar da benliğimi
ben beni tanımam kaldırımlarda
kafesleri yutan kafese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru
kırmızı bir kurdela bağlayarak alnına
duydun mu orkideye dua eden birini
bu ısmarlama yüzler yok mu rüveyda
bu yapmacık bebekler
gözyaşı akıtırken gülenler yok mu
beni kahrediyor geceler boyu
hangi çağın gelişidir bilmem, gülüşün
soluk bir dünyanın mezarlarına
gömerek gurbetimi
kapadı karanlığa Yesrip, kapılarını
meydan okuyuşun çağın ordularına
bilmem hangi mevsimin başlangıcıdır
doruklardan öte hevese doğru
alaca bir at koşar içimde
zamansız, mekansız nefese doğru
yasını tutuyorum kararttığım düşlerin
yıpranmış divaneler gibiyim sokaklarda
amansız bir ütopya üfleyen pencereler
lif lif yoluyor dram seyyahı bedenimi
önümde, haksızlığın hesaba çekildiği
hiç kimsenin kimseyi tanımadığı mahşer
arkamda, kare kare ömrümü belirleyen
hatırladıkça yanıp tutuştuğum resimler
söyle, nasıl aşarım pişmanlık dağlarını
yeniden bir nil olup taşar mıyım çöllere
kim giydirir başıma tacını nihayetin
kim takar bileğime hürriyet künyesini
karada balık gibi nasıl yaşarım, söyle
rüveyda, seziyorum; tahammülün kalmadı
ama dur, boşaltayım bütün çığlıklarımı
asırlardır köhne barınaklarda
küflenen, çürüyen çığlıklarımı
at vuruldu; içim paramparça rüveyda
gölgelerin ardına sakladım kusurumu
sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin
ben burda damla damla eriyip akıyorum
yine de, çiğnetemem kimseye gururumu
istenmediğim yeri sessizce terkederim
hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu
mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim
Nurullah Genç
deli olduğunu kabullenemeyen yazarların sığındığı limandır. bir duyguyu en ince ayrıntısına kadar anlatıp okuyucuya ulaşmak varken, okuyucuyu kendi düşünce dünyasının içerdiği anlamlarla baş başa bırakmaktır. yazı yazmaktan korkan kişinin kalemidir şiir. az sözle çok şey anlatmaya çalışır. sözcüklerin sayısı azaldıkça çağrışım yapacak hislerin, duyguların sayısıda azalacaktır. saygıyla.
karanlığın sesini duydum dün gece
konuştu sanki benimle hece hece
ona sensizliğimi söyleyince
çekip gitti odamdan gizlice
deli olduğumu düşünen tek o değilmiş
duman kaplı odama sensizliğin kokusu sinmiş
akılda kalan belki yırtık bir resimmiş
yürekteki umutların hepsi silinmiş
geceye yürüdüm dün akşam
dedim ben hep burada kalsam
güneşsiz sabahlara uyansam
kimsesiz bir çocuk olsam
gece kalbine almadı beni
git dedi bul içindeki seni
kalbinde besleme sebepsi kini
gönlünden geleni dinle kendi sesini
sığınacak bir liman yok bana
bende yenildim geçen zamana
söyleyeceklerim olursa sana
dinleme beni hiç konuşma
beynime pranga bağladın
sen gittin ardına bakmadın
bir gülüşünle yeniden umutlandım
kavuşmak imkansız anladım
royal001.
karanlığın sesini duydum dün gece
konuştu sanki benimle hece hece
ona sensizliğimi söyleyince
çekip gitti odamdan gizlice
deli olduğumu düşünen tek o değilmiş
duman kaplı odama sensizliğin kokusu sinmiş
akılda kalan belki yırtık bir resimmiş
yürekteki umutların hepsi silinmiş
geceye yürüdüm dün akşam
dedim ben hep burada kalsam
güneşsiz sabahlara uyansam
kimsesiz bir çocuk olsam
gece kalbine almadı beni
git dedi bul içindeki seni
kalbinde besleme sebepsi kini
gönlünden geleni dinle kendi sesini
sığınacak bir liman yok bana
bende yenildim geçen zamana
söyleyeceklerim olursa sana
dinleme beni hiç konuşma
beynime pranga bağladın
sen gittin ardına bakmadın
bir gülüşünle yeniden umutlandım
kavuşmak imkansız anladım
royal001.
herkes seni sordu
boşlukta düşen bir avuç kumdu
gözyaşların
hiç aklımdan çıkmadı
o hain
konuşmaların.
boşlukta düşen bir avuç kumdu
gözyaşların
hiç aklımdan çıkmadı
o hain
konuşmaların.
Özdemir ASAF.
duygusal insanın küfrüdür şiir, eğer içini dökemiyorsa ve vuramıyorsa sinirini bir yerlere ya da kıyamıyorsa, insanın sakinleştici ilacıdır şiir...
Ne zamandır ertelediğim her acı,
Çıt çıkarıyor artık, başlıyor yeni bir ezgi,
-bu şiir -
Sendelerken yaşamım ve bilinmez yönlerim,
Dost kalmak zorunda bana ve
sizlere!
Nilgün Marmara.
Çıt çıkarıyor artık, başlıyor yeni bir ezgi,
-bu şiir -
Sendelerken yaşamım ve bilinmez yönlerim,
Dost kalmak zorunda bana ve
sizlere!
Nilgün Marmara.
ardı sıra ve alt alta genellikle kafiyeli ve uyaklı yazımıyla içtensiz içtenliği ile beni öldüren yazım biçimi.
Duyguların en güzel ifade biçimidir şiir. Ruhun en gizli köşelerindeki anlatılmaz sandığımız duyguları o kadar kolay anlatır ki bize, çoğu zaman bu duygularla bir şiiri okuduktan sonra şair bu şiirinde beni anlatmış diyebilirsiniz. Şiir, ölümsüzdür. Çünkü, dün okuduğunuz herhangi bir şiir bugün sizi anlatabilir, bügun okuyacağınız bir şiir de ilerde yine sizi. Divan şiirlerini okuruz, bizi anlattığını görürüz, bir ayna gibidir şiir bu anlamda hayata. Hayatı yansıtır, duyguları yansıtır, bizi yansıtır.
Aşık oluruz, en güzel aşk şiirlerinde buluruz kendimizi, aşkı anlatırız 'Tek Hece*' şiirinde..
Kahramanlıklarımızı anımsarız, bunları yaşar gibi okuruz 'Çanakkale Şehitlerine*' yi..
Aşık oluruz, en güzel aşk şiirlerinde buluruz kendimizi, aşkı anlatırız 'Tek Hece*' şiirinde..
Kahramanlıklarımızı anımsarız, bunları yaşar gibi okuruz 'Çanakkale Şehitlerine*' yi..
sanırım en güzel tanımı 'ruhun konuşuşu' olan...
edebiyatın olmazsa olmazıdır.kelimelerin birbiriyle bir ahenk içinde anlam kazandığı bir yazı türüdür.bazen külli aşkı bazen cüzi aşkı dile getirdiğimiz yoldur.yaşam tarzıdır.ruhu dinlendirir. hayata bakış açınızı değiştirir.
Kayıtsızım ne varsa toplayıp silkeledim
Tam vaktidir,öncü rüzgar şaşırdı kalbimden geçti
Kraliçe kovanda tutsak, uyanmayacak sanırım
Arıların yazgısında çiçeklerin ömrü gizli
Uygunsuz bir tohumdum, toprak altında bekleyen
Kar yağdı, aydınlandı gece, ama çekirdek buz kesti
Kimse gelmesin, konuşmasın böyle olmayacak
Denizden geçen bulutlar sudan rengini çekti
Sırtımı döndüm kendime, tanımadım hiç kimseyi
Tanısam da fark etmez hepsi önceden söylenti
Kurşunlanmış bir akşam ovada şimşekler çakıyor
Artık aldırmıyorum olsa olsa yağmur güncesi
Adını bilirim, sesini duyarım kapımda bekleyen aşk
Fotoğrafını çektim ansızın karıştı gerçekliği
Yürüdüm usuldan, çok kayıp vermişim anlıyorum
Yalnızdılar, umarsız, derin kuyularda boğuldu sesleri
Kırıldı bitti dedim, en sonunda tükendi sözler
Sarmaşık güldü bir zamanlar zincire vurdum şiiri
Özel Arabul..
Tam vaktidir,öncü rüzgar şaşırdı kalbimden geçti
Kraliçe kovanda tutsak, uyanmayacak sanırım
Arıların yazgısında çiçeklerin ömrü gizli
Uygunsuz bir tohumdum, toprak altında bekleyen
Kar yağdı, aydınlandı gece, ama çekirdek buz kesti
Kimse gelmesin, konuşmasın böyle olmayacak
Denizden geçen bulutlar sudan rengini çekti
Sırtımı döndüm kendime, tanımadım hiç kimseyi
Tanısam da fark etmez hepsi önceden söylenti
Kurşunlanmış bir akşam ovada şimşekler çakıyor
Artık aldırmıyorum olsa olsa yağmur güncesi
Adını bilirim, sesini duyarım kapımda bekleyen aşk
Fotoğrafını çektim ansızın karıştı gerçekliği
Yürüdüm usuldan, çok kayıp vermişim anlıyorum
Yalnızdılar, umarsız, derin kuyularda boğuldu sesleri
Kırıldı bitti dedim, en sonunda tükendi sözler
Sarmaşık güldü bir zamanlar zincire vurdum şiiri
Özel Arabul..
o özgün duyguların, sis bulutundan geçip, derelerden süzülerek, tek tek beyaz kağıda dökülmüş halidir. iç karmaşasına ait gerçeklerin, gerçekten uzak dışa vurumudur. ekmeğe çokokrem sürer gibi leziz ve akıcıdır.
ismini kalbime kazıdım,
Sen sol gözümden akan bir damla gözyaşımdın.
Bir ayyaş misali kaldırımlarda sabahladım,
Bütün bunlar olurken sen farkında mıydın?
Masallar diyarında uçtum bu gece.
Hayatımda ki her isim sanki bir bilmece.
Sen yoktun yanımda haykırdığım saatlerde,
Yağmurun yağdığı o kahrolası günlerde.
Bir bülbül ağlar baş ucumda,
Ölüm varmış en sonunda.
Hayatı karalamakmış tüm olup biten.
Bir hoşçakal sözüyle yitirilip giden.
Sen sol gözümden akan bir damla gözyaşımdın.
Bir ayyaş misali kaldırımlarda sabahladım,
Bütün bunlar olurken sen farkında mıydın?
Masallar diyarında uçtum bu gece.
Hayatımda ki her isim sanki bir bilmece.
Sen yoktun yanımda haykırdığım saatlerde,
Yağmurun yağdığı o kahrolası günlerde.
Bir bülbül ağlar baş ucumda,
Ölüm varmış en sonunda.
Hayatı karalamakmış tüm olup biten.
Bir hoşçakal sözüyle yitirilip giden.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar