bugün
- izmirde bok kokusunun kaybolması7
- var olmak için popüler yazarlara sataşma taktiği5
- fusya şemsiyeli ve hipopotam9
- öleceğin günü bilmek4
- nervioya talip olmak5
- istanbul da cirit atmak5
- kayseri ceosu olan yazarlar4
- azerbaycan da öğretmenlere başörtüsü yasağı3
- mehdi'nin namaz kılmayıp sürekli dolaşması4
- kız sanılan yazarlar11
- hilafetin türklere faydası18
- güllü davası nda tuğyan'ın savunması2
- çerkezköy kapıkule tren hattı4
- istanbul'un başına geçseniz ne yaparsınız8
- kibarhergele14
- iki elin doluyken burnun kaşınması3
- arkadaşlar ben geri gelsem ayıp olur mu4
- libertaryen öğretmenin zümre toplantısı2
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz29
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı3
- george washington7
- evde tekken yan odadan gelen khkaha ve ağlama sesi9
- gocu8
- sözlüğün kırbacı10
- sorusormayin7
- elektrik süpürgesinin kafasının güzel olması2
- süpermarket dolabının arkasında 10 yıl ölü kalmak8
- kütüphanelerde risale'i nurlar olmalı4
- masum sözlük kızları3
- rahmi koç2
- ucan tekme atan hipopotam45
- fenerbahçe adası4
- hangi yazarla çift olursunuz28
- pavyonları dönüştürmek5
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı12
- cuma namazına gitmeyen yazarlar silinsin8
- alman mezarlığı2
- laptop a notebook ya da dizustu demek2
- pforzheim2
- cehennemde sigara içme yasağı5
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- sohbet eder gibi entry yazan yazar5
- ismet gurbuz bey bey3
- kuz3
- yazarların sağlık sorunları7
- unutulmayan anılar2
- whatsapp telegram discord grupları sözlüğü bitirdi18
- bir sözlük hanımı dmye nasıl davet edilir4
- lahana sarma turşusu3
Antep de sanayi ve modifiye işlerinin akıl almaz raddede olması...
sebebini bilmiyorum ama nedense burada satılan arabaları çoğu zaman önermiyorlar.
sürekli şehitkamil'den araba alınmaz falan tarzı şeyleri çok görüyorum.
nedenini bilen yeşillendirsin.
sürekli şehitkamil'den araba alınmaz falan tarzı şeyleri çok görüyorum.
nedenini bilen yeşillendirsin.
Şehit Kâmile
Anasının elinden tutarak yürüyordu,
Düşman askerlerini gezerek görüyordu.
Diyordu anacığım evimize varalım,
Diz çöküp ağlayarak Allaha yalvaralım.
Duamızı duyarak yüzümüzü güldürsün,
Mehmetçiğin süngüsü onları yere sersin.
Sözünü bitirmeden bir devriye göründü,
Yabancı erkek için kadın biraz büründü.
Dedi Kâmil evladım biraz yaklaş yanıma,
Adamın bakışları dokunuyor kanıma.
Artık hiç vakti yoktu, birazcık durmak için,
Kısa yol bulmalıydı evine varmak için.
Heyhat ki birdenbire, bir süngü parlamıştı,
O köpek soylu düşman, kadına hırlamıştı.
Her halinden belliydi "yüzünü aç" diyordu,
Vahşi bir ihtirasla sevinip gülüyordu.
Küçük Kâmil ağlayıp bir âh etti derinden,
Bir taş kucaklayarak fırlatmıştı yerinden.
O küçük pençesiyle yerden aldığı taş,
Bu namus hırsızının kırılsın diye başı.
Bütün iman gücüyle ileriye atmıştır
Fakat düşman süngüsü sağ yanına batmıştı.
Kanları fışkırarak düştü upuzun yere,
Anasının feryadından dile geldi dağ, dere.
işte o gün Antepin ayranı kabarmıştı,
Ve cefa çemberini kanıyla koparmıştı.
Bu millet asırlardır namusunu koruyor,
Tarihten daha eski ve daha dik duruyor.
Anasının elinden tutarak yürüyordu,
Düşman askerlerini gezerek görüyordu.
Diyordu anacığım evimize varalım,
Diz çöküp ağlayarak Allaha yalvaralım.
Duamızı duyarak yüzümüzü güldürsün,
Mehmetçiğin süngüsü onları yere sersin.
Sözünü bitirmeden bir devriye göründü,
Yabancı erkek için kadın biraz büründü.
Dedi Kâmil evladım biraz yaklaş yanıma,
Adamın bakışları dokunuyor kanıma.
Artık hiç vakti yoktu, birazcık durmak için,
Kısa yol bulmalıydı evine varmak için.
Heyhat ki birdenbire, bir süngü parlamıştı,
O köpek soylu düşman, kadına hırlamıştı.
Her halinden belliydi "yüzünü aç" diyordu,
Vahşi bir ihtirasla sevinip gülüyordu.
Küçük Kâmil ağlayıp bir âh etti derinden,
Bir taş kucaklayarak fırlatmıştı yerinden.
O küçük pençesiyle yerden aldığı taş,
Bu namus hırsızının kırılsın diye başı.
Bütün iman gücüyle ileriye atmıştır
Fakat düşman süngüsü sağ yanına batmıştı.
Kanları fışkırarak düştü upuzun yere,
Anasının feryadından dile geldi dağ, dere.
işte o gün Antepin ayranı kabarmıştı,
Ve cefa çemberini kanıyla koparmıştı.
Bu millet asırlardır namusunu koruyor,
Tarihten daha eski ve daha dik duruyor.
Kamil, alaca işleyen fakir bir babanın oğlu idi. Dedesi Kemal kendircilik yapar ailece kendir soyarak geçinirlerdi. 21 Ocak Cuma günü de, 14 yaşındaki Kamil annesiyle beraber dedesinin yanından çöp soymadan geliyordu.Kamilin ve annesinin sırtında soydukları çöpler, Fransızların askeri fırın olarak kullandıkları binanın önünden geçerken, Kozanlı tarafından gelen 3 Fransız askeri kadının yolunu kesip peçesini açmak istiyorlar.
Hatice peçesine uzanan eli ısırıyor ve bağırıyor; -Kamil yetiş!..Annesinin saldırıya uğradığını gören Kamil, sırtındaki çöpleri yere atıp koşuyor. Yerden bir taş alıp öndeki askere vuruyor. Bu sırada bir çığlık doluyor çarşıya -Ah anam Vurdular beni!.. Anası Hatice, tüfek süngüsümüy dü, uzun bir bıçakmıydı bilemedim, sapladılar yavruma, diye anlatıyordu. Kamilin vuruldum sesini, anasınınçığlık ve feryadını duyan halk koşuyor. Fransız askerleri, hemen askeri fırına kaçarak kapıları kapatıyorlar. Olay yeri bir anda ana-baba gününe dönüyor.
Küçük bir oğlanı vurmuşlar! Haberini duyanlar, kiminin elinde kazma, kiminde balta, kiminde satır, koşuyorlar askeri fırına Fransızlar korku içinde fırının kapısını kapatmışlar, arkasına odun ve eşya yığmışlar. Pencereden de bir makineli tüfeği kalabalığa çevirmişler. Onlar korku, halk öfke ve heyecan içinde -Açın kapıyı namussuzlar! Bir çocuğu süngülemek nasılmış, açında gösterelim size Korkaklar, alçaklar Kapılara,pencerelere baltalar, kürekler, et satırları ile vuruyorlar Açabilseler Fransızların hepsini parçalayacaklar. Olay yerine Komiser Hakkı Efendi ile jandarma komutanı Çopur Kemal yetişiyor. Halkın arasına giriyorlar: -Kapıyı kırmayın, merak etmeyin, hakkınızı koymayacağız intikamınızı alacağız. Siz şimdi dağılın, bizlere güvenin. Halk büyük bir heyecan ve üzüntü içinde Kamilin kanlı cesedini alıp Musullu Sokaktaki evine getiriyor. Avlunun ortasına yatırdıkları Kamil sanki uyuyor. Evin içi, sokaklar, acılı, kinli ve öfkeli insanlarladolup taşıyor. Küçük şehidin cenazesi 22 Ocak günü muazzam bir törenle kaldırılıyor. Sanki bütün Antep geliyor cenazeyi götürmeye. Dükkanlar kapanmış, alışveriş durmuş, cenaze töreni, Fransızlara gözdağı verme gösterisine dönüşmüş. Fransız komutanAlbay Saint Marie, Kamilin cenazesi eve götürüldükten sonra askeri vasıtalarla fırına gitmiş, oraya saklanan askerlerini alıp, kolejdeki karargahına götürmüştü. Olayın halkta yarattığı heyecanı ve muazzam cenaze törenini öğrenince telaşa kapılıyor. Olayın bir harp başlangıcı olması ihtimalinden çekiniyor ve Heyet-i Merkeziyeye haber gönderiyor. Belediyeye gelip şehir halkı adına heyetten özür dilemek, Kamilin babası Ökkeş Ağanın da gönlünü almak istediğini bildiriyor. Heyet-i Merkeziye şehirde harbin başlamasını henüz istemiyordu. Çünkü hazırlıklar tamamlanmamıştı. Ökkeş Ağa önce direndi. Sonra Heyet-i Merkeziyenin ısrarına karşı koyamadı. istemeyerek gitti belediyeye. Fransız komutan birkaç subayı ve tercümanı ile birlikte belediyeye gitmişti. Tercüman vasıtasıyla Ökkeş Ağaya başsağlığı diledi. Ufak bir tazminat olarak 200 altını uzattı. Ökkeş Ağa almadı. Bu olayın sebep olduğu öfke ve heyecan günlerce yatışmadı. Çarşı ve dükkanlar günlerce kapalı kaldı. Ve küçük şehitin acısı tüm Antepi yasa boğdu.
Ökkeş Dilek, oğlu Şehit Kamil'in Şehadeti üzerine, kendisine teklif edilen 200 Fransız Altınını kabul etmeme asaletini göstererek; "kana kan, cana can isterim" demiştir. Antep Heyet-i Merkeziye'si bu asil davranışı üzerine 50 altın yardım yapmıştır kendisine. Şehit Babası olarak Ökkeş Ağa'ya maaş bağlanmıştır.Ve Antep Şehit Kamil'e sahip çıktı. Şehit Kamil'in adı Merkez ilçelerimizden birisine verildi. Şehit Kamil Belediyesi, Şehit Kamil Caddesi, Şehit Kamil ilköğretim Okulu, Şehit Kamil Kültür Sitesi'ne adı verildi. Ayrıca Şehit Kamil'in Anıtı dikild
Hatice peçesine uzanan eli ısırıyor ve bağırıyor; -Kamil yetiş!..Annesinin saldırıya uğradığını gören Kamil, sırtındaki çöpleri yere atıp koşuyor. Yerden bir taş alıp öndeki askere vuruyor. Bu sırada bir çığlık doluyor çarşıya -Ah anam Vurdular beni!.. Anası Hatice, tüfek süngüsümüy dü, uzun bir bıçakmıydı bilemedim, sapladılar yavruma, diye anlatıyordu. Kamilin vuruldum sesini, anasınınçığlık ve feryadını duyan halk koşuyor. Fransız askerleri, hemen askeri fırına kaçarak kapıları kapatıyorlar. Olay yeri bir anda ana-baba gününe dönüyor.
Küçük bir oğlanı vurmuşlar! Haberini duyanlar, kiminin elinde kazma, kiminde balta, kiminde satır, koşuyorlar askeri fırına Fransızlar korku içinde fırının kapısını kapatmışlar, arkasına odun ve eşya yığmışlar. Pencereden de bir makineli tüfeği kalabalığa çevirmişler. Onlar korku, halk öfke ve heyecan içinde -Açın kapıyı namussuzlar! Bir çocuğu süngülemek nasılmış, açında gösterelim size Korkaklar, alçaklar Kapılara,pencerelere baltalar, kürekler, et satırları ile vuruyorlar Açabilseler Fransızların hepsini parçalayacaklar. Olay yerine Komiser Hakkı Efendi ile jandarma komutanı Çopur Kemal yetişiyor. Halkın arasına giriyorlar: -Kapıyı kırmayın, merak etmeyin, hakkınızı koymayacağız intikamınızı alacağız. Siz şimdi dağılın, bizlere güvenin. Halk büyük bir heyecan ve üzüntü içinde Kamilin kanlı cesedini alıp Musullu Sokaktaki evine getiriyor. Avlunun ortasına yatırdıkları Kamil sanki uyuyor. Evin içi, sokaklar, acılı, kinli ve öfkeli insanlarladolup taşıyor. Küçük şehidin cenazesi 22 Ocak günü muazzam bir törenle kaldırılıyor. Sanki bütün Antep geliyor cenazeyi götürmeye. Dükkanlar kapanmış, alışveriş durmuş, cenaze töreni, Fransızlara gözdağı verme gösterisine dönüşmüş. Fransız komutanAlbay Saint Marie, Kamilin cenazesi eve götürüldükten sonra askeri vasıtalarla fırına gitmiş, oraya saklanan askerlerini alıp, kolejdeki karargahına götürmüştü. Olayın halkta yarattığı heyecanı ve muazzam cenaze törenini öğrenince telaşa kapılıyor. Olayın bir harp başlangıcı olması ihtimalinden çekiniyor ve Heyet-i Merkeziyeye haber gönderiyor. Belediyeye gelip şehir halkı adına heyetten özür dilemek, Kamilin babası Ökkeş Ağanın da gönlünü almak istediğini bildiriyor. Heyet-i Merkeziye şehirde harbin başlamasını henüz istemiyordu. Çünkü hazırlıklar tamamlanmamıştı. Ökkeş Ağa önce direndi. Sonra Heyet-i Merkeziyenin ısrarına karşı koyamadı. istemeyerek gitti belediyeye. Fransız komutan birkaç subayı ve tercümanı ile birlikte belediyeye gitmişti. Tercüman vasıtasıyla Ökkeş Ağaya başsağlığı diledi. Ufak bir tazminat olarak 200 altını uzattı. Ökkeş Ağa almadı. Bu olayın sebep olduğu öfke ve heyecan günlerce yatışmadı. Çarşı ve dükkanlar günlerce kapalı kaldı. Ve küçük şehitin acısı tüm Antepi yasa boğdu.
Ökkeş Dilek, oğlu Şehit Kamil'in Şehadeti üzerine, kendisine teklif edilen 200 Fransız Altınını kabul etmeme asaletini göstererek; "kana kan, cana can isterim" demiştir. Antep Heyet-i Merkeziye'si bu asil davranışı üzerine 50 altın yardım yapmıştır kendisine. Şehit Babası olarak Ökkeş Ağa'ya maaş bağlanmıştır.Ve Antep Şehit Kamil'e sahip çıktı. Şehit Kamil'in adı Merkez ilçelerimizden birisine verildi. Şehit Kamil Belediyesi, Şehit Kamil Caddesi, Şehit Kamil ilköğretim Okulu, Şehit Kamil Kültür Sitesi'ne adı verildi. Ayrıca Şehit Kamil'in Anıtı dikild
gaziantep merkezde bulunan iki ilceden birisi. digeri icin; sahinbey.
gaziantep in merkezinin 90 li yillarin basinda ayrilmasiyla olusan iki ilceden kuzey tarafinda bulunani. güneyindekinin ismi ise sahinbeydir. ismini antep savunmasinda 14 yasindayken annesini fransiz askerlerinden korumak isterken sehit düsen kücük kamilden alir.
Gaziantep te bulunan merkez ilçe
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar