/169
Ceza' nında dediği gibi: 'Kimsenin aklına gelmez ölüm ama hepimizi bekler kara bir toprak' .
Ölüm aslında bir son olmamıştır hiçbir zaman. Yeni bir dünya için bir kapıdır. ve o dünya sonsuzdur, yani bu dünya gibi ortalama 80 yıllık değil. insanlar korkarlar ölümden ama korkulacak birşey değil ve her insanın elbet bir gün kesilecek nefesi.
--spoiler--
--spoiler--
Bizden önce gelenler
Biz geldiğimizde yoklardı. Gitmişler.,
Güneş tepemizde irileşirken, terimiz düştü yere
şimdi kirpiklerimizin ıslaklığında serinliyoruz
Uzayın derinliklerini dinlerken
Çiğneyip geçtiğimiz yerlerde çığlık
Anlıyoruz ki, toprağın altında.,
Yarım kalmış bütün işler..
Ölüm hayatın anlamı bence, çünkü bugünü hiç açıklayamasakta ölümde gömüldüğü yerden başka bir diyara gidildiğine inanan orada her şeyi açıklığa kavuşturuyor.
ölüm; ruhun özgürlüğe kavuşması bedenin ise toprakta yok olmasıdır.
göze perde inmesi ve sonrasını hatırlamamak.
Bütün nefislerin tadacağı bir gerçek olgudur !
"o" gittiğinden beri karanlık odamda yaşanan tek gerçeklik.
"Ölüm aslında hiç olmadı uyduruldu o bir masaldı hep , uyanacağız bir gün ölüm denilen uykudan..."
kişinin miladını tamamlaması. sonrasında cesedini böceklerin yemesinden başka bi bok olmıcak bişey bekleme.
yaşlı ve ölüm döşeğinde olup, sürünen kişi için kurtuluş; genç yaşta ölen için erken vedadır.
doğanın evrim sürecinde, daha iyisini geliştirmek için uyguladığı reengineering etkinliğinin kaçınılmaz kuralıdır.

bir mağara dönemi insana bak, bir de uzayın sırlarını çözen insana.

öle öle bugünlere geldik.
gerçekttir.
en büyük gerçek hatta çoğu zaman tek gerçek.
tamam ulan "ölüm allah'ın emri" ama gencecik bir adama gelince isyan ettiriyor...
şimdi "her ölüm erken ölümdür" klişesini kullanacağım ama bazı ölümler gerçekten çok erken be.
sana ne diyim dünya...
adaletin sikilsin.
götüne pamuk tıkanmasına itiraz edememektir.
öyle ya da böyle şu an şu dk her türlü varım diyeceğim tat.
sözlükte iki dakika kafa dağıtmak için girdiğin anda karşılaşınca hayatı bir süreliğine anlamsız kılan... "yaşamasam da olur lan." dedirten... karşılaştıkça kendine çeken ve daha az korkutan...
her canlının tadacağı mutlak son..
kişinin kendi kıyametidir.
(bkz: bilinmezlik)
geride kalanlar için üzüntü, ölen için ise yeni bir başlangıca doğumdur.
* *
yaşarken bu mertebeye ermiş büyüklerimize şahit olunmuştur.mevzuyu bir şiirle özetlemek gerek:

Yaşayan Ölü
Bir ölü gelecek evine yarın
Gözlerinde yarım kalmış arzular
Dalıp hayaline hatıraların
Duracak kapında sabaha kadar

Duyunca kapının çalındığını
Korkulu gözlerle dışarı bakma
Bütün odaların yak ışığını
Bir benim kaldığım odayı yakma.

Siyahlar giyin de pencereye çık
Aç kapıyı korkma yabancı değil
Bir ölü ki yaşıyor, gözleri açık

Ölüm seni sevmekten acı değil
Aradı bu ölü hayatı sende
Öldü artık, sevsen de sevmesen de

ÜMiT YAŞAR OĞUZCAN
Geliyor sıram
ansızın atlayacağım boşluğa
ne çürüyen etimden haberim olacak
ne gözlerimin çukurunda dolaşan böceklerden
durup dinlenmeden ölümü düşünüyorum
sıram yakın demek.
ne geliyorum der ne de kendini belli eder, ansızın çıkıp gelir aha işte öyle apışıp kalırsın.
ölüm ne saçma lan! kesinlikle insanlar ne zaman öleceğini bilmeli. sen git bu boktan hayatta güzel bir şekilde yaşamak için çaba sarfet, sonra aniden yaşama veda et. ee ne olacak o uğruna harcadığın çabalar? hepsi yalan oluyor seninle beraber. ne zaman öleceğimizi bilelim ki, ona göre yaşamaya bakalım şu salak dünyada. boş işlerle uğraşmış olmayalım...
gerçekleşinceye kadar bilinemeyen birçok şeyi anlayacağımız,göreceğimiz şey.belki yakın belki uzak ama her dakika ona doğru ilerliyoruz,çoğu zaman bu gerçeği beynimizin en dip kısımlarına sıkıştırsak da ..
hayatın bir parçası.
© copyright 2005 - 2026