bugün
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı21
- süt ısıtıp içine kahve ve şeker katmak2
- sözlükteki galatasaraylılar3
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi21
- damarsız tüysüz manisa yaprağı26
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler24
- tayt giyen kevaşeyi götten sikmek8
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorum fk maçı6
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi15
- iremga32
- zallın 1 aylık kazancını yazarlarına dağıtma planı5
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması34
- ona bir şey söyle3
- dusan vlahovic9
- mehdi saçmalığı ile kandırılan milyonlar9
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni16
- distopik film önerisi6
- mehdi nereye inecek sorunsalı10
- hazırız ve kararlıyız hedef 20712
- monica bellucci bakışı4
- lamba2
- aşkım sakso ne demek diye soran kız4
- velvet15
- umreye gidene ve gelene ne denir7
- anın görüntüsü31
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması29
- galatasaray12
- sözlükte marka olmak11
- sözlükte iki gündür dönen erkek memesi muhabbeti8
- kedi tekmelemek11
- victor osimhen14
- beni biraz da şu tarafa doğru sev3
- yağmur yağdıktan sonra oluşan koku6
- sebahattin şirin21
- ishal olmak5
- uludağ sözlük evreni9
- discordçu iki arkadaşa rastlamak3
- bir bela geliyor8
- haftanın gammazları listesi25
- galatahahahahahaha3
- sözlük erkeklerinin göğüsleri19
- süleymancılar14
- z kuşağı3
- yandım çavuş ayranı3
- yemek yapmayı bilmeyen kadın17
- uludağ sözlük hacc organizasyonu5
- alevi kızların alev alev yanması7
- biranın üstüne rakı içmek2
- kızlar acilen konuşmamız gerek19
- dursun özbek3
(bkz: farmville) dir.
turkiye'de yapilmamasi gereken meslek. baba meslegiyse bile bugunden tez yok birakmanizi tavsiye ediyorum. emeginize, tarlada gunesin altinda gecirdiginiz onca saate yazik gunah. dunyadaki diger buyuk ulkelerin - abd, cin, canada, avustralya - tarima ve ciftciye halen en buyuk onemi verdigini goz onune alirsak, turkiye ve turk ciftcisi durup bir dusunmeli. ulkemizde ciftcilikle geciniyorum derseniz, durumunuzu daha fazla aciklmaya gerek kalmiyor. gecinemiyorsunuzdur biz bunu hemen anliyoruz. turkiye halen arpasini, bugdayini, bakliyatini yurtdisindan ithal etsin, ne geregi var ulkede tarim yapmanin.
Dünyanın zor işlerinden birisidir. Evet.
ölmüş olandır.
baba meslegidir
elimizden geldigi kadar devam ettiriyoruz iste.
elimizden geldigi kadar devam ettiriyoruz iste.
Dedemin, babamın ve abimin mesleği.
Ayçiçeği ve buğday ekiyorlar. Eskiden babam kanola da ekerdi ama çok uğraş ve emek gerektirdiği için artık ekmiyor.
Çiftçilik eskisi gibi değil artık, örnek vermem gerekir ise eskiden iki öküzün yaptığı işi şimdi traktörler yapıyor. Gübre ve ilaç atmak gerekiyor. Ve tüm bunları küçük çiftçi yapamadığı için tarlasını satıp şehir merkezine fabrikada çalışmaya gidiyor.
Bir traktöre her çiftçi 170 bin lira para veremiyor, her sene babamın mazota verdiği para ile bir ailenin tüm yıllık masrafı karşılanır. 1 çuval gübre ile de iş bitmiyor.
Yani tarlası fazla olan çiftçilik yapar, olmayan kar bile edemeden bitirir yılı.
Yani Türkiye’de destek bu kadar az iken yapması zor olan meslek.
Ayçiçeği ve buğday ekiyorlar. Eskiden babam kanola da ekerdi ama çok uğraş ve emek gerektirdiği için artık ekmiyor.
Çiftçilik eskisi gibi değil artık, örnek vermem gerekir ise eskiden iki öküzün yaptığı işi şimdi traktörler yapıyor. Gübre ve ilaç atmak gerekiyor. Ve tüm bunları küçük çiftçi yapamadığı için tarlasını satıp şehir merkezine fabrikada çalışmaya gidiyor.
Bir traktöre her çiftçi 170 bin lira para veremiyor, her sene babamın mazota verdiği para ile bir ailenin tüm yıllık masrafı karşılanır. 1 çuval gübre ile de iş bitmiyor.
Yani tarlası fazla olan çiftçilik yapar, olmayan kar bile edemeden bitirir yılı.
Yani Türkiye’de destek bu kadar az iken yapması zor olan meslek.
Allah yardımcıları olsun tam Emek işidir.
Profesyonel olarak icra ettiğim meslek.
artık eş anlamlı kelimesi zarar etmektir türkiye çiftçisi zarar ediyor çiftçi toplumun temel taşıdir devlet destek çıkmalı.
Gübre ve mazot fiyatları sonrası bitmiştir.
toprak insanı yaşlandırıyor.
Bir zamanların en güzel mesleklerinden biri.
bizi besleyen çiftçilerdir, hepsine selam olsun.
Türkiyede yapılmayandır. Ekşisözlükte konuştuğum bu işten anlayan çok değerli bir abi bu durumu şöyle özetledi:" ben Hollanda'da 1300 dönüm bir çiftliği ziyarete gittim. Kullandıkları traktörler çok eski markaydı öyle ki ben türkiyede bu kadar eski traktör görmedim ama adamlar ekipmanları son model ve en iyi marka idi. 12000 Euro değerinde gübre serpme makinesi gördüm. Türkiyedeki çiftçiler ise ihtiyacı olmadığı halde sürekli traktör değiştiriyor. Bunun da sebebi göre gör mantığı komşum aldı ben de alıyım veya 10 saatte süreceği yeri 8 saatte sürüp kahvede daha fazla oturmak için alıyor." Gibi ve daha nice büyük tespitlerde anlatıyor.
ekmeğini topraktan çıkaran meslek grubuna verilen ad.
çiftçinin kendine has takvimi yani anadolu takvimi vardır. nasıl ki biz standart vatandaşlar takvimi 12 aya bölüyoruz, onlar da nesillerin tecrübelerine dayanarak kendilerince "tabii" takvim oluşturmuşlar. 6 şubat itibarı ile fidan dikmişler, 20 şubatta birinci cemrenin havaya düşmesine 27şubatta da ikinci cemrenin suya düşmesine tanıklık etmişler. martın başında ağaçlara su yürütmüşler, hemen akabinde de cemrenin toprağa düşmesi ile şenlenmişler.
kadınlar günü dediğimiz 8 martta bağ budamışlar, bir sonraki gün kalem aşılamışlar, sırasıyla asmalara su yürütmüşler ve kocakarı soğuklarına hazırlık yapmışlar. martın ortasında kocakarı soğuklarını atlatmış, belki de mart martlığını yapmış ve sürpriz bir kar yağışıyla karşılaşmış, ayın sonuna doğru da ağaçların yeşermesine şahit olmuşlar ve de oluyorlar.
nisan başında çiçekler açmış, laleler yeşermiş, april yani abrulun beşinde camız kıran beş gününü yaşamış -kork aburulun beşinden öküzü ayırır eşinden- mayıs ortalarında güllerin açmasını izlemiş, yine aynı ayın sonunda da "engirkıran" denilen kar yağışına maruz kalmış. haziran gelmiş, yaprak aşısı yapmış, sıcaklar artmış ve temmuz ortasında üzümlere alaca düşmüş. ağustosta olgunlaşan meyveleri toplamış, eylül başında sebzelere girişmiş, 9 eylülde ceviz çırpmış, aynı ayın ortasında bağ bozumu olmuş, ekimde yine ağaç fidanı ekmiş ve mevcutları budamış, yine adı ile müsemma ekimde arpalar, buğdaylar ekmiş, aralıkta da yaprak dökümüne şahitlik etmiştir çiftçiler.
yani zemheriye, erbaine, hamsine, berdelacuza, göcüğe, abrulun beşine, gün dönümü fırtınalarına, yaz sıcaklarına, ilk güze, orta güze, son güze ve yine karakışa aşinadır adına "çiftçiler" dediğimiz toprak ve iklim zanaatkarları. baş tacı edilmeleri gerekirken hakir görülenlerdir ki, hamsin ya da zemheri dönemi bile onlara bu kadar ıstırap vermemiştir. tüm zorlu koşullara, komisyonculara, aracılara ve berbat politik fiyatlandırmalara rağmen ekmeye devam etmiş, sefa değil cefa çekmeye devam etmiş ve etmektedirler.
bugün muhtelif yerlerde çıkan çiftçi isyanlarına burun kıvıran ve aşağılayan sözüm ona burjuva (!) sözlük yazarlarının bilmem nereleri hayalarına denk ki, anadolu insanının acılarından ve koşulsuzluklarından bi' haberdir. onların siyasi görüşlerine odaklanıp, derinlerine inmemekte bir beis görmezler. çünkü onların aldığı eğitimi, dünya görüşlerini, okazyonlarını ve olanaklarını sıradan bir periferi veyahut dağ çiftçisi de almıştır gibi addederler. ne diyebiliriz ki, kürekle dövülesidirler.
çiftçinin kendine has takvimi yani anadolu takvimi vardır. nasıl ki biz standart vatandaşlar takvimi 12 aya bölüyoruz, onlar da nesillerin tecrübelerine dayanarak kendilerince "tabii" takvim oluşturmuşlar. 6 şubat itibarı ile fidan dikmişler, 20 şubatta birinci cemrenin havaya düşmesine 27şubatta da ikinci cemrenin suya düşmesine tanıklık etmişler. martın başında ağaçlara su yürütmüşler, hemen akabinde de cemrenin toprağa düşmesi ile şenlenmişler.
kadınlar günü dediğimiz 8 martta bağ budamışlar, bir sonraki gün kalem aşılamışlar, sırasıyla asmalara su yürütmüşler ve kocakarı soğuklarına hazırlık yapmışlar. martın ortasında kocakarı soğuklarını atlatmış, belki de mart martlığını yapmış ve sürpriz bir kar yağışıyla karşılaşmış, ayın sonuna doğru da ağaçların yeşermesine şahit olmuşlar ve de oluyorlar.
nisan başında çiçekler açmış, laleler yeşermiş, april yani abrulun beşinde camız kıran beş gününü yaşamış -kork aburulun beşinden öküzü ayırır eşinden- mayıs ortalarında güllerin açmasını izlemiş, yine aynı ayın sonunda da "engirkıran" denilen kar yağışına maruz kalmış. haziran gelmiş, yaprak aşısı yapmış, sıcaklar artmış ve temmuz ortasında üzümlere alaca düşmüş. ağustosta olgunlaşan meyveleri toplamış, eylül başında sebzelere girişmiş, 9 eylülde ceviz çırpmış, aynı ayın ortasında bağ bozumu olmuş, ekimde yine ağaç fidanı ekmiş ve mevcutları budamış, yine adı ile müsemma ekimde arpalar, buğdaylar ekmiş, aralıkta da yaprak dökümüne şahitlik etmiştir çiftçiler.
yani zemheriye, erbaine, hamsine, berdelacuza, göcüğe, abrulun beşine, gün dönümü fırtınalarına, yaz sıcaklarına, ilk güze, orta güze, son güze ve yine karakışa aşinadır adına "çiftçiler" dediğimiz toprak ve iklim zanaatkarları. baş tacı edilmeleri gerekirken hakir görülenlerdir ki, hamsin ya da zemheri dönemi bile onlara bu kadar ıstırap vermemiştir. tüm zorlu koşullara, komisyonculara, aracılara ve berbat politik fiyatlandırmalara rağmen ekmeye devam etmiş, sefa değil cefa çekmeye devam etmiş ve etmektedirler.
bugün muhtelif yerlerde çıkan çiftçi isyanlarına burun kıvıran ve aşağılayan sözüm ona burjuva (!) sözlük yazarlarının bilmem nereleri hayalarına denk ki, anadolu insanının acılarından ve koşulsuzluklarından bi' haberdir. onların siyasi görüşlerine odaklanıp, derinlerine inmemekte bir beis görmezler. çünkü onların aldığı eğitimi, dünya görüşlerini, okazyonlarını ve olanaklarını sıradan bir periferi veyahut dağ çiftçisi de almıştır gibi addederler. ne diyebiliriz ki, kürekle dövülesidirler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar