bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı72
- terapi niteliğindeki şeyler8
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim25
- sözlükte kim kimle sevgili27
- iyi menemenin sırrı7
- nervio43
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar10
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- sözlüğün en şık erkeği12
- kadınların yaptığı en büyük hata9
- iyi memenin sırrı7
- almanca bilmek5
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri7
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- siyah sütyen5
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok6
- kale3112 ifşa8
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- fenerbahçeli yazarlar7
- meme4
- güzel bir kız nasıl tavlanır6
- passatı olan erkek6
- giresunlu kızlar6
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- 8 haziran 2016 sözlükte yaşanan ifşa skandalı7
- kız sanılan ama erkek çıkan poposu güzel yazar6
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı7
- muslettin amca14
- gece uyumadan önce düşünülen şeyler5
- ese dezze8
- engineer288
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız7
- true esaretten kurtulacak4
- selahattin demirtaşın hapiste 10 yılını doldurması3
- yakın zamanda çaylak olacakmış gibi hissetmek4
- yarın iş olması3
- kassız erkek neye benzer5
- aşk9
- sözlük klasikleri12
- futbol17
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- bütün gün giyilmiş sıcacık kadın botu kokusu8
- anın görüntüsü32
- herkesin beni evlendirmeye çalışması5
- aleksey batrakov27
- gel münihe sözünü tut travel4
- tacettin libosoglu4
- ben jesus olsam4
- türkiye'nin haritada büyümesi3
(bkz: farmville) dir.
turkiye'de yapilmamasi gereken meslek. baba meslegiyse bile bugunden tez yok birakmanizi tavsiye ediyorum. emeginize, tarlada gunesin altinda gecirdiginiz onca saate yazik gunah. dunyadaki diger buyuk ulkelerin - abd, cin, canada, avustralya - tarima ve ciftciye halen en buyuk onemi verdigini goz onune alirsak, turkiye ve turk ciftcisi durup bir dusunmeli. ulkemizde ciftcilikle geciniyorum derseniz, durumunuzu daha fazla aciklmaya gerek kalmiyor. gecinemiyorsunuzdur biz bunu hemen anliyoruz. turkiye halen arpasini, bugdayini, bakliyatini yurtdisindan ithal etsin, ne geregi var ulkede tarim yapmanin.
Dünyanın zor işlerinden birisidir. Evet.
ölmüş olandır.
baba meslegidir
elimizden geldigi kadar devam ettiriyoruz iste.
elimizden geldigi kadar devam ettiriyoruz iste.
Dedemin, babamın ve abimin mesleği.
Ayçiçeği ve buğday ekiyorlar. Eskiden babam kanola da ekerdi ama çok uğraş ve emek gerektirdiği için artık ekmiyor.
Çiftçilik eskisi gibi değil artık, örnek vermem gerekir ise eskiden iki öküzün yaptığı işi şimdi traktörler yapıyor. Gübre ve ilaç atmak gerekiyor. Ve tüm bunları küçük çiftçi yapamadığı için tarlasını satıp şehir merkezine fabrikada çalışmaya gidiyor.
Bir traktöre her çiftçi 170 bin lira para veremiyor, her sene babamın mazota verdiği para ile bir ailenin tüm yıllık masrafı karşılanır. 1 çuval gübre ile de iş bitmiyor.
Yani tarlası fazla olan çiftçilik yapar, olmayan kar bile edemeden bitirir yılı.
Yani Türkiye’de destek bu kadar az iken yapması zor olan meslek.
Ayçiçeği ve buğday ekiyorlar. Eskiden babam kanola da ekerdi ama çok uğraş ve emek gerektirdiği için artık ekmiyor.
Çiftçilik eskisi gibi değil artık, örnek vermem gerekir ise eskiden iki öküzün yaptığı işi şimdi traktörler yapıyor. Gübre ve ilaç atmak gerekiyor. Ve tüm bunları küçük çiftçi yapamadığı için tarlasını satıp şehir merkezine fabrikada çalışmaya gidiyor.
Bir traktöre her çiftçi 170 bin lira para veremiyor, her sene babamın mazota verdiği para ile bir ailenin tüm yıllık masrafı karşılanır. 1 çuval gübre ile de iş bitmiyor.
Yani tarlası fazla olan çiftçilik yapar, olmayan kar bile edemeden bitirir yılı.
Yani Türkiye’de destek bu kadar az iken yapması zor olan meslek.
Allah yardımcıları olsun tam Emek işidir.
Profesyonel olarak icra ettiğim meslek.
artık eş anlamlı kelimesi zarar etmektir türkiye çiftçisi zarar ediyor çiftçi toplumun temel taşıdir devlet destek çıkmalı.
Gübre ve mazot fiyatları sonrası bitmiştir.
toprak insanı yaşlandırıyor.
Bir zamanların en güzel mesleklerinden biri.
bizi besleyen çiftçilerdir, hepsine selam olsun.
Türkiyede yapılmayandır. Ekşisözlükte konuştuğum bu işten anlayan çok değerli bir abi bu durumu şöyle özetledi:" ben Hollanda'da 1300 dönüm bir çiftliği ziyarete gittim. Kullandıkları traktörler çok eski markaydı öyle ki ben türkiyede bu kadar eski traktör görmedim ama adamlar ekipmanları son model ve en iyi marka idi. 12000 Euro değerinde gübre serpme makinesi gördüm. Türkiyedeki çiftçiler ise ihtiyacı olmadığı halde sürekli traktör değiştiriyor. Bunun da sebebi göre gör mantığı komşum aldı ben de alıyım veya 10 saatte süreceği yeri 8 saatte sürüp kahvede daha fazla oturmak için alıyor." Gibi ve daha nice büyük tespitlerde anlatıyor.
ekmeğini topraktan çıkaran meslek grubuna verilen ad.
çiftçinin kendine has takvimi yani anadolu takvimi vardır. nasıl ki biz standart vatandaşlar takvimi 12 aya bölüyoruz, onlar da nesillerin tecrübelerine dayanarak kendilerince "tabii" takvim oluşturmuşlar. 6 şubat itibarı ile fidan dikmişler, 20 şubatta birinci cemrenin havaya düşmesine 27şubatta da ikinci cemrenin suya düşmesine tanıklık etmişler. martın başında ağaçlara su yürütmüşler, hemen akabinde de cemrenin toprağa düşmesi ile şenlenmişler.
kadınlar günü dediğimiz 8 martta bağ budamışlar, bir sonraki gün kalem aşılamışlar, sırasıyla asmalara su yürütmüşler ve kocakarı soğuklarına hazırlık yapmışlar. martın ortasında kocakarı soğuklarını atlatmış, belki de mart martlığını yapmış ve sürpriz bir kar yağışıyla karşılaşmış, ayın sonuna doğru da ağaçların yeşermesine şahit olmuşlar ve de oluyorlar.
nisan başında çiçekler açmış, laleler yeşermiş, april yani abrulun beşinde camız kıran beş gününü yaşamış -kork aburulun beşinden öküzü ayırır eşinden- mayıs ortalarında güllerin açmasını izlemiş, yine aynı ayın sonunda da "engirkıran" denilen kar yağışına maruz kalmış. haziran gelmiş, yaprak aşısı yapmış, sıcaklar artmış ve temmuz ortasında üzümlere alaca düşmüş. ağustosta olgunlaşan meyveleri toplamış, eylül başında sebzelere girişmiş, 9 eylülde ceviz çırpmış, aynı ayın ortasında bağ bozumu olmuş, ekimde yine ağaç fidanı ekmiş ve mevcutları budamış, yine adı ile müsemma ekimde arpalar, buğdaylar ekmiş, aralıkta da yaprak dökümüne şahitlik etmiştir çiftçiler.
yani zemheriye, erbaine, hamsine, berdelacuza, göcüğe, abrulun beşine, gün dönümü fırtınalarına, yaz sıcaklarına, ilk güze, orta güze, son güze ve yine karakışa aşinadır adına "çiftçiler" dediğimiz toprak ve iklim zanaatkarları. baş tacı edilmeleri gerekirken hakir görülenlerdir ki, hamsin ya da zemheri dönemi bile onlara bu kadar ıstırap vermemiştir. tüm zorlu koşullara, komisyonculara, aracılara ve berbat politik fiyatlandırmalara rağmen ekmeye devam etmiş, sefa değil cefa çekmeye devam etmiş ve etmektedirler.
bugün muhtelif yerlerde çıkan çiftçi isyanlarına burun kıvıran ve aşağılayan sözüm ona burjuva (!) sözlük yazarlarının bilmem nereleri hayalarına denk ki, anadolu insanının acılarından ve koşulsuzluklarından bi' haberdir. onların siyasi görüşlerine odaklanıp, derinlerine inmemekte bir beis görmezler. çünkü onların aldığı eğitimi, dünya görüşlerini, okazyonlarını ve olanaklarını sıradan bir periferi veyahut dağ çiftçisi de almıştır gibi addederler. ne diyebiliriz ki, kürekle dövülesidirler.
çiftçinin kendine has takvimi yani anadolu takvimi vardır. nasıl ki biz standart vatandaşlar takvimi 12 aya bölüyoruz, onlar da nesillerin tecrübelerine dayanarak kendilerince "tabii" takvim oluşturmuşlar. 6 şubat itibarı ile fidan dikmişler, 20 şubatta birinci cemrenin havaya düşmesine 27şubatta da ikinci cemrenin suya düşmesine tanıklık etmişler. martın başında ağaçlara su yürütmüşler, hemen akabinde de cemrenin toprağa düşmesi ile şenlenmişler.
kadınlar günü dediğimiz 8 martta bağ budamışlar, bir sonraki gün kalem aşılamışlar, sırasıyla asmalara su yürütmüşler ve kocakarı soğuklarına hazırlık yapmışlar. martın ortasında kocakarı soğuklarını atlatmış, belki de mart martlığını yapmış ve sürpriz bir kar yağışıyla karşılaşmış, ayın sonuna doğru da ağaçların yeşermesine şahit olmuşlar ve de oluyorlar.
nisan başında çiçekler açmış, laleler yeşermiş, april yani abrulun beşinde camız kıran beş gününü yaşamış -kork aburulun beşinden öküzü ayırır eşinden- mayıs ortalarında güllerin açmasını izlemiş, yine aynı ayın sonunda da "engirkıran" denilen kar yağışına maruz kalmış. haziran gelmiş, yaprak aşısı yapmış, sıcaklar artmış ve temmuz ortasında üzümlere alaca düşmüş. ağustosta olgunlaşan meyveleri toplamış, eylül başında sebzelere girişmiş, 9 eylülde ceviz çırpmış, aynı ayın ortasında bağ bozumu olmuş, ekimde yine ağaç fidanı ekmiş ve mevcutları budamış, yine adı ile müsemma ekimde arpalar, buğdaylar ekmiş, aralıkta da yaprak dökümüne şahitlik etmiştir çiftçiler.
yani zemheriye, erbaine, hamsine, berdelacuza, göcüğe, abrulun beşine, gün dönümü fırtınalarına, yaz sıcaklarına, ilk güze, orta güze, son güze ve yine karakışa aşinadır adına "çiftçiler" dediğimiz toprak ve iklim zanaatkarları. baş tacı edilmeleri gerekirken hakir görülenlerdir ki, hamsin ya da zemheri dönemi bile onlara bu kadar ıstırap vermemiştir. tüm zorlu koşullara, komisyonculara, aracılara ve berbat politik fiyatlandırmalara rağmen ekmeye devam etmiş, sefa değil cefa çekmeye devam etmiş ve etmektedirler.
bugün muhtelif yerlerde çıkan çiftçi isyanlarına burun kıvıran ve aşağılayan sözüm ona burjuva (!) sözlük yazarlarının bilmem nereleri hayalarına denk ki, anadolu insanının acılarından ve koşulsuzluklarından bi' haberdir. onların siyasi görüşlerine odaklanıp, derinlerine inmemekte bir beis görmezler. çünkü onların aldığı eğitimi, dünya görüşlerini, okazyonlarını ve olanaklarını sıradan bir periferi veyahut dağ çiftçisi de almıştır gibi addederler. ne diyebiliriz ki, kürekle dövülesidirler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar