bugün
- 500 ve 1000 tl lik banknotların çıkmama nedeni3
- kasiyer kıza nasıl açılırım12
- sabah bi kalktın kadınsın napardın20
- arkadaşlar sizce bu etek nasıl18
- kız arkadaşa gökyüzünü hediye etmek14
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması13
- true'nin hiç sevgilisi olmasın mı12
- velvet47
- yaşlı kadın yuzırlar10
- en kibirli yuzır11
- gaylik alametleri8
- freddy krueger ı oynayabilecek türk aktör2
- karşısından gelen güzel kıza bakmayan erkek12
- sinagog tavanına çiğ köfte yapıştırmak7
- habire1239
- en merak ettiğin ulu yazarı12
- friedrich hegel la bi cay icek10
- hamburger kırmızı çizgimiz10
- hırsızların evdeki altını bulamamasını sağlamak8
- yeni parti25
- sözlük abilerinden genç yazarlara tavsiyeler6
- ulaşamadığı kadına mundar demek5
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması15
- diyetteyiz uludağ sözlük12
- nervio19
- velvet vs nervio24
- 40 yaş üzeri insanlar mesajlaşıyor mu sorunsalı2
- muslettin amca ile sinagoga gidiyoruz zirvesi5
- sabah gece yazdıklarından utanmak5
- g'i l d'e d l'i l y16
- hoşlanılan kızın buluşmaya opel tigra ile gelmesi4
- 50 yıllık yuzır5
- uludağ sözlük magazin servisi5
- her kadının hoşuna gidecek şey4
- ciddi ciddi mehdi gelecek diyen insan10
- bıyığımı alsam ben var'ya diyen kız4
- ruh hastası sapık yazarlar5
- çekingen nazik saygılı erkek sevilir mi sorusu13
- kezoyu delirtmek5
- merak ediyorsan yaz7
- anadolu insanının anlatıldığı kadar saf olmaması5
- duvara işeyerek sevgilinin ismini yazmak4
- özgünlüğün faydasız olması6
- ormanda gezerken baygın bir bayanla karşılaşmak4
- puura10
- adolf hitlerin adamın dibi olması9
- kaçak elektrik tüketimi yüzde 94 olan bölge9
- kızların keko erkek seviyoruz demesi13
- true vs yagmurcu12
- true yahudi mi10
(bkz: farmville) dir.
turkiye'de yapilmamasi gereken meslek. baba meslegiyse bile bugunden tez yok birakmanizi tavsiye ediyorum. emeginize, tarlada gunesin altinda gecirdiginiz onca saate yazik gunah. dunyadaki diger buyuk ulkelerin - abd, cin, canada, avustralya - tarima ve ciftciye halen en buyuk onemi verdigini goz onune alirsak, turkiye ve turk ciftcisi durup bir dusunmeli. ulkemizde ciftcilikle geciniyorum derseniz, durumunuzu daha fazla aciklmaya gerek kalmiyor. gecinemiyorsunuzdur biz bunu hemen anliyoruz. turkiye halen arpasini, bugdayini, bakliyatini yurtdisindan ithal etsin, ne geregi var ulkede tarim yapmanin.
Dünyanın zor işlerinden birisidir. Evet.
ölmüş olandır.
baba meslegidir
elimizden geldigi kadar devam ettiriyoruz iste.
elimizden geldigi kadar devam ettiriyoruz iste.
Dedemin, babamın ve abimin mesleği.
Ayçiçeği ve buğday ekiyorlar. Eskiden babam kanola da ekerdi ama çok uğraş ve emek gerektirdiği için artık ekmiyor.
Çiftçilik eskisi gibi değil artık, örnek vermem gerekir ise eskiden iki öküzün yaptığı işi şimdi traktörler yapıyor. Gübre ve ilaç atmak gerekiyor. Ve tüm bunları küçük çiftçi yapamadığı için tarlasını satıp şehir merkezine fabrikada çalışmaya gidiyor.
Bir traktöre her çiftçi 170 bin lira para veremiyor, her sene babamın mazota verdiği para ile bir ailenin tüm yıllık masrafı karşılanır. 1 çuval gübre ile de iş bitmiyor.
Yani tarlası fazla olan çiftçilik yapar, olmayan kar bile edemeden bitirir yılı.
Yani Türkiye’de destek bu kadar az iken yapması zor olan meslek.
Ayçiçeği ve buğday ekiyorlar. Eskiden babam kanola da ekerdi ama çok uğraş ve emek gerektirdiği için artık ekmiyor.
Çiftçilik eskisi gibi değil artık, örnek vermem gerekir ise eskiden iki öküzün yaptığı işi şimdi traktörler yapıyor. Gübre ve ilaç atmak gerekiyor. Ve tüm bunları küçük çiftçi yapamadığı için tarlasını satıp şehir merkezine fabrikada çalışmaya gidiyor.
Bir traktöre her çiftçi 170 bin lira para veremiyor, her sene babamın mazota verdiği para ile bir ailenin tüm yıllık masrafı karşılanır. 1 çuval gübre ile de iş bitmiyor.
Yani tarlası fazla olan çiftçilik yapar, olmayan kar bile edemeden bitirir yılı.
Yani Türkiye’de destek bu kadar az iken yapması zor olan meslek.
Allah yardımcıları olsun tam Emek işidir.
Profesyonel olarak icra ettiğim meslek.
artık eş anlamlı kelimesi zarar etmektir türkiye çiftçisi zarar ediyor çiftçi toplumun temel taşıdir devlet destek çıkmalı.
Gübre ve mazot fiyatları sonrası bitmiştir.
toprak insanı yaşlandırıyor.
Bir zamanların en güzel mesleklerinden biri.
bizi besleyen çiftçilerdir, hepsine selam olsun.
Türkiyede yapılmayandır. Ekşisözlükte konuştuğum bu işten anlayan çok değerli bir abi bu durumu şöyle özetledi:" ben Hollanda'da 1300 dönüm bir çiftliği ziyarete gittim. Kullandıkları traktörler çok eski markaydı öyle ki ben türkiyede bu kadar eski traktör görmedim ama adamlar ekipmanları son model ve en iyi marka idi. 12000 Euro değerinde gübre serpme makinesi gördüm. Türkiyedeki çiftçiler ise ihtiyacı olmadığı halde sürekli traktör değiştiriyor. Bunun da sebebi göre gör mantığı komşum aldı ben de alıyım veya 10 saatte süreceği yeri 8 saatte sürüp kahvede daha fazla oturmak için alıyor." Gibi ve daha nice büyük tespitlerde anlatıyor.
ekmeğini topraktan çıkaran meslek grubuna verilen ad.
çiftçinin kendine has takvimi yani anadolu takvimi vardır. nasıl ki biz standart vatandaşlar takvimi 12 aya bölüyoruz, onlar da nesillerin tecrübelerine dayanarak kendilerince "tabii" takvim oluşturmuşlar. 6 şubat itibarı ile fidan dikmişler, 20 şubatta birinci cemrenin havaya düşmesine 27şubatta da ikinci cemrenin suya düşmesine tanıklık etmişler. martın başında ağaçlara su yürütmüşler, hemen akabinde de cemrenin toprağa düşmesi ile şenlenmişler.
kadınlar günü dediğimiz 8 martta bağ budamışlar, bir sonraki gün kalem aşılamışlar, sırasıyla asmalara su yürütmüşler ve kocakarı soğuklarına hazırlık yapmışlar. martın ortasında kocakarı soğuklarını atlatmış, belki de mart martlığını yapmış ve sürpriz bir kar yağışıyla karşılaşmış, ayın sonuna doğru da ağaçların yeşermesine şahit olmuşlar ve de oluyorlar.
nisan başında çiçekler açmış, laleler yeşermiş, april yani abrulun beşinde camız kıran beş gününü yaşamış -kork aburulun beşinden öküzü ayırır eşinden- mayıs ortalarında güllerin açmasını izlemiş, yine aynı ayın sonunda da "engirkıran" denilen kar yağışına maruz kalmış. haziran gelmiş, yaprak aşısı yapmış, sıcaklar artmış ve temmuz ortasında üzümlere alaca düşmüş. ağustosta olgunlaşan meyveleri toplamış, eylül başında sebzelere girişmiş, 9 eylülde ceviz çırpmış, aynı ayın ortasında bağ bozumu olmuş, ekimde yine ağaç fidanı ekmiş ve mevcutları budamış, yine adı ile müsemma ekimde arpalar, buğdaylar ekmiş, aralıkta da yaprak dökümüne şahitlik etmiştir çiftçiler.
yani zemheriye, erbaine, hamsine, berdelacuza, göcüğe, abrulun beşine, gün dönümü fırtınalarına, yaz sıcaklarına, ilk güze, orta güze, son güze ve yine karakışa aşinadır adına "çiftçiler" dediğimiz toprak ve iklim zanaatkarları. baş tacı edilmeleri gerekirken hakir görülenlerdir ki, hamsin ya da zemheri dönemi bile onlara bu kadar ıstırap vermemiştir. tüm zorlu koşullara, komisyonculara, aracılara ve berbat politik fiyatlandırmalara rağmen ekmeye devam etmiş, sefa değil cefa çekmeye devam etmiş ve etmektedirler.
bugün muhtelif yerlerde çıkan çiftçi isyanlarına burun kıvıran ve aşağılayan sözüm ona burjuva (!) sözlük yazarlarının bilmem nereleri hayalarına denk ki, anadolu insanının acılarından ve koşulsuzluklarından bi' haberdir. onların siyasi görüşlerine odaklanıp, derinlerine inmemekte bir beis görmezler. çünkü onların aldığı eğitimi, dünya görüşlerini, okazyonlarını ve olanaklarını sıradan bir periferi veyahut dağ çiftçisi de almıştır gibi addederler. ne diyebiliriz ki, kürekle dövülesidirler.
çiftçinin kendine has takvimi yani anadolu takvimi vardır. nasıl ki biz standart vatandaşlar takvimi 12 aya bölüyoruz, onlar da nesillerin tecrübelerine dayanarak kendilerince "tabii" takvim oluşturmuşlar. 6 şubat itibarı ile fidan dikmişler, 20 şubatta birinci cemrenin havaya düşmesine 27şubatta da ikinci cemrenin suya düşmesine tanıklık etmişler. martın başında ağaçlara su yürütmüşler, hemen akabinde de cemrenin toprağa düşmesi ile şenlenmişler.
kadınlar günü dediğimiz 8 martta bağ budamışlar, bir sonraki gün kalem aşılamışlar, sırasıyla asmalara su yürütmüşler ve kocakarı soğuklarına hazırlık yapmışlar. martın ortasında kocakarı soğuklarını atlatmış, belki de mart martlığını yapmış ve sürpriz bir kar yağışıyla karşılaşmış, ayın sonuna doğru da ağaçların yeşermesine şahit olmuşlar ve de oluyorlar.
nisan başında çiçekler açmış, laleler yeşermiş, april yani abrulun beşinde camız kıran beş gününü yaşamış -kork aburulun beşinden öküzü ayırır eşinden- mayıs ortalarında güllerin açmasını izlemiş, yine aynı ayın sonunda da "engirkıran" denilen kar yağışına maruz kalmış. haziran gelmiş, yaprak aşısı yapmış, sıcaklar artmış ve temmuz ortasında üzümlere alaca düşmüş. ağustosta olgunlaşan meyveleri toplamış, eylül başında sebzelere girişmiş, 9 eylülde ceviz çırpmış, aynı ayın ortasında bağ bozumu olmuş, ekimde yine ağaç fidanı ekmiş ve mevcutları budamış, yine adı ile müsemma ekimde arpalar, buğdaylar ekmiş, aralıkta da yaprak dökümüne şahitlik etmiştir çiftçiler.
yani zemheriye, erbaine, hamsine, berdelacuza, göcüğe, abrulun beşine, gün dönümü fırtınalarına, yaz sıcaklarına, ilk güze, orta güze, son güze ve yine karakışa aşinadır adına "çiftçiler" dediğimiz toprak ve iklim zanaatkarları. baş tacı edilmeleri gerekirken hakir görülenlerdir ki, hamsin ya da zemheri dönemi bile onlara bu kadar ıstırap vermemiştir. tüm zorlu koşullara, komisyonculara, aracılara ve berbat politik fiyatlandırmalara rağmen ekmeye devam etmiş, sefa değil cefa çekmeye devam etmiş ve etmektedirler.
bugün muhtelif yerlerde çıkan çiftçi isyanlarına burun kıvıran ve aşağılayan sözüm ona burjuva (!) sözlük yazarlarının bilmem nereleri hayalarına denk ki, anadolu insanının acılarından ve koşulsuzluklarından bi' haberdir. onların siyasi görüşlerine odaklanıp, derinlerine inmemekte bir beis görmezler. çünkü onların aldığı eğitimi, dünya görüşlerini, okazyonlarını ve olanaklarını sıradan bir periferi veyahut dağ çiftçisi de almıştır gibi addederler. ne diyebiliriz ki, kürekle dövülesidirler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar