bugün
- sözlük yazarlarının bebeksi kombinleri10
- kadınlarda beyaz saç modası9
- heyt bea10
- fatma betül sayan kaya'nın tmsf'ye iadesi29
- 6 ekim 2026 istanbul imam hatip bıçaklı kavgası15
- yazarların severek okuduğu yazarlar3
- iş yerinde sadece işle meşgul olup defolup gitmek4
- sözlükte niye kimse kavga etmiyor sorunsalı6
- erkek kaşarları3
- devlet millet bağının kopması5
- ne kadar yaşlısın7
- arkadaşlar bişe dicem ya4
- en ucuz sigara 100 lira olmalıdır3
- sözlükteki anaerkil düzen9
- dua lipa'yı görünce aşırı sinirlenmek3
- iltica36
- tek adam rejimi4
- hadisler3
- sandviç dükkanı açmak4
- nervio'nun erkek olması26
- izmir bombası13
- teke tek kavgada dua lipa'yı tokatlarım3
- dışarıya karşı sert erkek görünen kılıbık4
- resim yüklenemedi3
- from gold from dust26
- sözlükteki gizli gaylerin meme sevdası maskesi3
- lıke la lıke la beni lıke la wallahi geldim tava2
- saçını sarıya boyatan esmer kadın4
- reis hangisine yetişsin3
- mutlu sözlük kadınları mutlu sözlük demektir3
- çalışarak zengin olmak5
- gece 03 43 mesaisi yapan low lullaby çetesi2
- pastırma yazı4
- game of thrones taki kerhaneci21
- nihavent reyiz5
- kadın kadın kadın kadın2
- memduh bashgan2
- ayıp olmasın diye depeche mode dinlemek3
- yürütmede erdoğan yasamada mhp2
- evlenince ayrı eve çıkmak3
- baş meriç2
- sözlük erkeklerinin karın kası fotoğrafları11
- sözlük meriçleri ve kanarya severler derneği2
- özelden muzunu atan yazar14
- meriç olmayanların incel veya gay olması2
- bekir bozdağ7
- başmeriç2
- bulgur pilavı vs pirinç pilavı8
- 6 ekim büyük ulu sözlük olayı11
- osman arıkan nacar5
ekmeğini topraktan çıkaran meslek grubuna verilen ad.
çiftçinin kendine has takvimi yani anadolu takvimi vardır. nasıl ki biz standart vatandaşlar takvimi 12 aya bölüyoruz, onlar da nesillerin tecrübelerine dayanarak kendilerince "tabii" takvim oluşturmuşlar. 6 şubat itibarı ile fidan dikmişler, 20 şubatta birinci cemrenin havaya düşmesine 27şubatta da ikinci cemrenin suya düşmesine tanıklık etmişler. martın başında ağaçlara su yürütmüşler, hemen akabinde de cemrenin toprağa düşmesi ile şenlenmişler.
kadınlar günü dediğimiz 8 martta bağ budamışlar, bir sonraki gün kalem aşılamışlar, sırasıyla asmalara su yürütmüşler ve kocakarı soğuklarına hazırlık yapmışlar. martın ortasında kocakarı soğuklarını atlatmış, belki de mart martlığını yapmış ve sürpriz bir kar yağışıyla karşılaşmış, ayın sonuna doğru da ağaçların yeşermesine şahit olmuşlar ve de oluyorlar.
nisan başında çiçekler açmış, laleler yeşermiş, april yani abrulun beşinde camız kıran beş gününü yaşamış -kork aburulun beşinden öküzü ayırır eşinden- mayıs ortalarında güllerin açmasını izlemiş, yine aynı ayın sonunda da "engirkıran" denilen kar yağışına maruz kalmış. haziran gelmiş, yaprak aşısı yapmış, sıcaklar artmış ve temmuz ortasında üzümlere alaca düşmüş. ağustosta olgunlaşan meyveleri toplamış, eylül başında sebzelere girişmiş, 9 eylülde ceviz çırpmış, aynı ayın ortasında bağ bozumu olmuş, ekimde yine ağaç fidanı ekmiş ve mevcutları budamış, yine adı ile müsemma ekimde arpalar, buğdaylar ekmiş, aralıkta da yaprak dökümüne şahitlik etmiştir çiftçiler.
yani zemheriye, erbaine, hamsine, berdelacuza, göcüğe, abrulun beşine, gün dönümü fırtınalarına, yaz sıcaklarına, ilk güze, orta güze, son güze ve yine karakışa aşinadır adına "çiftçiler" dediğimiz toprak ve iklim zanaatkarları. baş tacı edilmeleri gerekirken hakir görülenlerdir ki, hamsin ya da zemheri dönemi bile onlara bu kadar ıstırap vermemiştir. tüm zorlu koşullara, komisyonculara, aracılara ve berbat politik fiyatlandırmalara rağmen ekmeye devam etmiş, sefa değil cefa çekmeye devam etmiş ve etmektedirler.
bugün muhtelif yerlerde çıkan çiftçi isyanlarına burun kıvıran ve aşağılayan sözüm ona burjuva (!) sözlük yazarlarının bilmem nereleri hayalarına denk ki, anadolu insanının acılarından ve koşulsuzluklarından bi' haberdir. onların siyasi görüşlerine odaklanıp, derinlerine inmemekte bir beis görmezler. çünkü onların aldığı eğitimi, dünya görüşlerini, okazyonlarını ve olanaklarını sıradan bir periferi veyahut dağ çiftçisi de almıştır gibi addederler. ne diyebiliriz ki, kürekle dövülesidirler.
çiftçinin kendine has takvimi yani anadolu takvimi vardır. nasıl ki biz standart vatandaşlar takvimi 12 aya bölüyoruz, onlar da nesillerin tecrübelerine dayanarak kendilerince "tabii" takvim oluşturmuşlar. 6 şubat itibarı ile fidan dikmişler, 20 şubatta birinci cemrenin havaya düşmesine 27şubatta da ikinci cemrenin suya düşmesine tanıklık etmişler. martın başında ağaçlara su yürütmüşler, hemen akabinde de cemrenin toprağa düşmesi ile şenlenmişler.
kadınlar günü dediğimiz 8 martta bağ budamışlar, bir sonraki gün kalem aşılamışlar, sırasıyla asmalara su yürütmüşler ve kocakarı soğuklarına hazırlık yapmışlar. martın ortasında kocakarı soğuklarını atlatmış, belki de mart martlığını yapmış ve sürpriz bir kar yağışıyla karşılaşmış, ayın sonuna doğru da ağaçların yeşermesine şahit olmuşlar ve de oluyorlar.
nisan başında çiçekler açmış, laleler yeşermiş, april yani abrulun beşinde camız kıran beş gününü yaşamış -kork aburulun beşinden öküzü ayırır eşinden- mayıs ortalarında güllerin açmasını izlemiş, yine aynı ayın sonunda da "engirkıran" denilen kar yağışına maruz kalmış. haziran gelmiş, yaprak aşısı yapmış, sıcaklar artmış ve temmuz ortasında üzümlere alaca düşmüş. ağustosta olgunlaşan meyveleri toplamış, eylül başında sebzelere girişmiş, 9 eylülde ceviz çırpmış, aynı ayın ortasında bağ bozumu olmuş, ekimde yine ağaç fidanı ekmiş ve mevcutları budamış, yine adı ile müsemma ekimde arpalar, buğdaylar ekmiş, aralıkta da yaprak dökümüne şahitlik etmiştir çiftçiler.
yani zemheriye, erbaine, hamsine, berdelacuza, göcüğe, abrulun beşine, gün dönümü fırtınalarına, yaz sıcaklarına, ilk güze, orta güze, son güze ve yine karakışa aşinadır adına "çiftçiler" dediğimiz toprak ve iklim zanaatkarları. baş tacı edilmeleri gerekirken hakir görülenlerdir ki, hamsin ya da zemheri dönemi bile onlara bu kadar ıstırap vermemiştir. tüm zorlu koşullara, komisyonculara, aracılara ve berbat politik fiyatlandırmalara rağmen ekmeye devam etmiş, sefa değil cefa çekmeye devam etmiş ve etmektedirler.
bugün muhtelif yerlerde çıkan çiftçi isyanlarına burun kıvıran ve aşağılayan sözüm ona burjuva (!) sözlük yazarlarının bilmem nereleri hayalarına denk ki, anadolu insanının acılarından ve koşulsuzluklarından bi' haberdir. onların siyasi görüşlerine odaklanıp, derinlerine inmemekte bir beis görmezler. çünkü onların aldığı eğitimi, dünya görüşlerini, okazyonlarını ve olanaklarını sıradan bir periferi veyahut dağ çiftçisi de almıştır gibi addederler. ne diyebiliriz ki, kürekle dövülesidirler.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar