bugün
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler48
- sözlükte boş beleş başlık açmak6
- sarı tekeri tokatlamak6
- yılmaz güney adamlığı6
- sözlük kapatılsın9
- ilkokul bebesine türbanı savunmak62
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek43
- buz gibi havada deri ceket giyen kız3
- romanya11
- sözlükteki bölücüler16
- diğer sözlük adamdır3
- benim de devletim olsun diyen kürt9
- sinem dedetaş'ın ahında boğulacaksınız20
- ana bacı ya küfür eden insan4
- buz gibi havada dondurma yiyen insan2
- nervionun kahve tutan zarif ve güzel elleri3
- soğuk gecelerde sokaklara çöken kömür kokusu2
- cumaya gitmeyen erkekleri aşağılayan kadın8
- sarı renkli top7
- ağlıyorum sözlük21
- edepsiz yuzır2
- yogartiksen21
- akdeniz suyu2
- kürtlerin futbol oynaması4
- cezaevine girmek için rte'ye hakaret eden adam7
- parcalandim toparlanamiyorum314
- ben vuruldukça çoğalırım yılanoğlu7
- türkiyelilik4
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı74
- pandaların neslinin tükenmesinden banane2
- türkiye5
- fon vurgunu21
- coffy pumpkin latte2
- ekonomi3
- cuma namazına gitmek yerine sözlükte takılmak16
- süper lig maçlarının artık izlenemez olması4
- türk arapsız yaşayamaz8
- istanbul'un göbeğinde 3 gün elektrik olmaması5
- bugün2
- 15 ekim 2026 hoffenheim beşiktaş maçı20
- dem parti'nin dönüş takvimi beklentisi4
- ahmet hakan'ın ben böyle yağmur görmedim yazısı11
- sen farklısın diyen erkek20
- manifest dinleyen erkek10
- beni seviyor musun sözlük16
- donuzlanan başlığıma yazmasın8
- aşk8
- libya4
- seren serengil6
- sözlük ablası16
şu anda atvde yayınlanmakta olan fikret kuşkan ve bahar kerimoğlu nun başrollerini paylaştıkları televizyon filmi..
kesinlikle gece yapılanı daha güzeldir.
yeni bir altıncı nesil yazar. koştursun efenim sözlükte. *
"gitmek mi zor, kalmak mı zor" sorusunun başlangıcıdır.
bırakıp gidensen, gitmek zordur. bırakılansan kalmak zordur. ama gidensen eğer gittiğin yer değişikliklere gebedir. dolayısıyla gitmek daha az acıtır insanın canını
bırakıp gidensen, gitmek zordur. bırakılansan kalmak zordur. ama gidensen eğer gittiğin yer değişikliklere gebedir. dolayısıyla gitmek daha az acıtır insanın canını
sevgilisinden yeni ayrılmış havası veren yazar.
6.nesil, nezaket sahibi yazar. hoş gelmiş...
teşekür ederim;hoşbulduk...
sevgilimden yeni ayrılmadım ayrıca*
sevgilimden yeni ayrılmadım ayrıca*
entryler doğru söylemez.
sözlükte koşturamayan yazar.
sözlüğe giremiyor efenim, aslında giriyor da başlıklara bakamıyor. ben sayfasından başka bir şey çalışmıyor, başlığa tıkladığı zaman donuyormuş...
(bkz: bu yazar da koştursun efenim sözlükte) *
sözlüğe giremiyor efenim, aslında giriyor da başlıklara bakamıyor. ben sayfasından başka bir şey çalışmıyor, başlığa tıkladığı zaman donuyormuş...
(bkz: bu yazar da koştursun efenim sözlükte) *
kısacık sohbetinin keyif verdiği, eğlenceli yazar. ben de merak ediyordum, neden hiç girmiyor sözlüğe, diye. meğer giremiyormuş, geçmiş olsun. *
murat çelik'in pek bir eğlenceli şarkısı.
--spoiler--
Zamanı geldi ayrılığın doğumla ölüm gibi
Yalnız biz değildik ki kendini kandıran
Gidişin senin olur bırakırsan sesini
Paylaşmak hep bahane tanımadan içini
Yalnızlık var içimde yağmuru andıran
Ayrılık beyaz bir sayfa yolumda duran
Kelimeler hep bahane duymadan konuşursan
Yerçekimi bu yüzümüzün toprağını arayan
Aynalar buldum yürüdüğüm yollarda
Kendimi izimden seçtim
Sorular gördüm baktığım yüzlerde
Kendimi kendimden ittim, seni gördüm
Seni buldum ben sonra doğdum
Sen gittin ben yoruldum
--spoiler--
--spoiler--
Zamanı geldi ayrılığın doğumla ölüm gibi
Yalnız biz değildik ki kendini kandıran
Gidişin senin olur bırakırsan sesini
Paylaşmak hep bahane tanımadan içini
Yalnızlık var içimde yağmuru andıran
Ayrılık beyaz bir sayfa yolumda duran
Kelimeler hep bahane duymadan konuşursan
Yerçekimi bu yüzümüzün toprağını arayan
Aynalar buldum yürüdüğüm yollarda
Kendimi izimden seçtim
Sorular gördüm baktığım yüzlerde
Kendimi kendimden ittim, seni gördüm
Seni buldum ben sonra doğdum
Sen gittin ben yoruldum
--spoiler--
şu sıralar bilgisayarının sözlükle ne alıp veremediği olduğunu şiddetle merak eden yazar*
sözlük'e cafe'den giriş yapmak durumunda kalan yazar. tavsiyemiz biraz daha yavaş gülmesidir.
kırk yılın başı cafeden giren ve onda da başına gelmeyen kalmamış yazardır. az önce de sağnak yağmur başlamıştır,buyursundur burdan yaksındır.bu ne biçim cümledir.tanım yapacağım diye yazar kendinden geçmiştir.
onu hak eden insanlarla karşılaşmasını dilediğim çok tatlı yazar... umudunu yitirmeyeceğine inanıyorum...
(bkz: devr i alem)
iç hesaplaşma için en güzel zamanlardan biri. geçen kilometreler düşüncelerini derinleştirdikçe derinleştirir. hele birde kulagında hafif hafif çalan bir müzik varsa, tadından yenmez. gözelerin yoldaki çizgilere, agaçlara, bulutlara takıla takıla yaparsin yaptıklarının muhasebesini.
eve doğruysa o yol hemen bitsin istenendir. evden uzaklaşmak için çırpınıp 2 hafta sonra pesedenler vardır umarım ve yalnız değilimdir.
bu yolculuk, uyku ile diz bağının çözülmesi arasında ki ilişki, az evvel çıktığım patikanın yollarında, saçlarımda gezinir tüm yalnız başına kalmış devrik cümlelerin sahipsiz bakışları.
beynim çatlarcasına, gözlerim kanarcasına, ve dilimin dua okuduğu tüm soğuk gecelerin buğusuna salıp, nokta koymayı hiç istemediğim yazılarımın arasında, hiç içmediğim bir viski şişesi ile sızıp kalmak belkide bu anlamını tarf edemediğim yolculuk.
hayat kavramını sıkıştırıp yaşadığımız şu günceler, göz bebeklerimizin hiç buluşmadığı, yüzümüzdeki sahte tebessümlere yelken açtıran zaman dilimi, sevgisiz, saygısız ruhsuz bir kum saati.. dönüp geriye bakmak gerekir mi? yoksa ayak topuklarımızdan yükselen su, biz ilerledilçe arkamızdan gelecek mi? artık minareler suyun altında kalmıştır. kuşlar okyanuslarda mola verdiği adayı bulamamak tadır. hayat değişmiştir. yolculuk vaktidir. vakit yol almaktır umuda, umuda sıkılan kurşunların peşi sıra güneşe bakmaktır. siyah bir gül goncası ile uçurumdan atlamaktır bu yolculuk.
yazdığım tüm müsveddeleri topladım. bir elimde kibrit, diğerinde yaşadığım hatıratların bir bileşkesi.. elim varmıyor kağıtlara dokunmaya, kibrit nazlı nazlı yanıp sönüyor. arkamdaki gölge kafamı okşuyor önce, sonra yanağıma bir öpücük kondurup süzülüyor gecenin içine.
yirmidokuz harfin kombinasyonu meğer ne çokmuş. meğer ne aşk öyküleri sığarmış bu kombinasyon ile kitaplara. bu yolculuk uzun sürmeyecek. 29 harf ile yanyana. bu yolculuk geceden sabaha.
beynim çatlarcasına, gözlerim kanarcasına, ve dilimin dua okuduğu tüm soğuk gecelerin buğusuna salıp, nokta koymayı hiç istemediğim yazılarımın arasında, hiç içmediğim bir viski şişesi ile sızıp kalmak belkide bu anlamını tarf edemediğim yolculuk.
hayat kavramını sıkıştırıp yaşadığımız şu günceler, göz bebeklerimizin hiç buluşmadığı, yüzümüzdeki sahte tebessümlere yelken açtıran zaman dilimi, sevgisiz, saygısız ruhsuz bir kum saati.. dönüp geriye bakmak gerekir mi? yoksa ayak topuklarımızdan yükselen su, biz ilerledilçe arkamızdan gelecek mi? artık minareler suyun altında kalmıştır. kuşlar okyanuslarda mola verdiği adayı bulamamak tadır. hayat değişmiştir. yolculuk vaktidir. vakit yol almaktır umuda, umuda sıkılan kurşunların peşi sıra güneşe bakmaktır. siyah bir gül goncası ile uçurumdan atlamaktır bu yolculuk.
yazdığım tüm müsveddeleri topladım. bir elimde kibrit, diğerinde yaşadığım hatıratların bir bileşkesi.. elim varmıyor kağıtlara dokunmaya, kibrit nazlı nazlı yanıp sönüyor. arkamdaki gölge kafamı okşuyor önce, sonra yanağıma bir öpücük kondurup süzülüyor gecenin içine.
yirmidokuz harfin kombinasyonu meğer ne çokmuş. meğer ne aşk öyküleri sığarmış bu kombinasyon ile kitaplara. bu yolculuk uzun sürmeyecek. 29 harf ile yanyana. bu yolculuk geceden sabaha.
Bir yaz günü odamda kaparken bavulumu
Çekecek koltuğumun parmakları kolumu
Her zamanki sesiyle bana "Otur" diyecek
Bütün kış geceleri duyduğum laflarıyla
Çıplak bir kadın gibi beyaz çarşaflarıyla
Beni uyutmak için yatağım esneyecek
Yolda, adımlarımı çağıracak geriye
Aralık duran kapım, belki dönerim diye
Penceremde buğudan bir damla yaş donacak
Yürürken sağ omzuma hafif sesle ötüşüp
- Bir evden anlaşılmaz fısıltılarla düşüp -
Bembeyaz bir el gibi bir güvercin konacak
Dudağımı gizlice çekerek dudağına
Akşam gibi düşecek vagon basamağına
Garda beyaz, dumandan bir kadının bedeni
Son kampana çalacak ve son düdük ötecek
Mesafeler bir nokta halinde küçültecek
Külrengi istasyonda mendil sallayan beni...
Sabri Esat Siyavuşgil..
Çekecek koltuğumun parmakları kolumu
Her zamanki sesiyle bana "Otur" diyecek
Bütün kış geceleri duyduğum laflarıyla
Çıplak bir kadın gibi beyaz çarşaflarıyla
Beni uyutmak için yatağım esneyecek
Yolda, adımlarımı çağıracak geriye
Aralık duran kapım, belki dönerim diye
Penceremde buğudan bir damla yaş donacak
Yürürken sağ omzuma hafif sesle ötüşüp
- Bir evden anlaşılmaz fısıltılarla düşüp -
Bembeyaz bir el gibi bir güvercin konacak
Dudağımı gizlice çekerek dudağına
Akşam gibi düşecek vagon basamağına
Garda beyaz, dumandan bir kadının bedeni
Son kampana çalacak ve son düdük ötecek
Mesafeler bir nokta halinde küçültecek
Külrengi istasyonda mendil sallayan beni...
Sabri Esat Siyavuşgil..
bir çağan ırmak - fikret kuşkan klasiği harika film.
http://www.pcdefteri.com/...lmi-full-online-izle.html
http://www.pcdefteri.com/...lmi-full-online-izle.html
başladığı yerde biten bir süreçtir.
doğum yeri: dünya
ölüm yeri : dünya
doğum yeri: dünya
ölüm yeri : dünya
insanlardan bir insandı.
Yollardan bir yol göründü günlerden bir gün ona.
Daha önce hiç kimsenin gitmediği bir yol,
Durmadı, düşünmedi, sual etmedi, hemen koyuldu yola.
Dağlar tepeler aştı.
Köyler, kasabalar, şehirler geçti.
Günler, aylar, yıllar boyu adım adım yürüdü yolu.
Sonra bir an geldi, yol bitiverdi.
Yolun bittiği yerde durup önce geriye baktı.
Arkasında bıraktığı o uzun yolculuğu geçirdi içinden.
Sonra döndü, âlemin yürümekle tükenmeyen uçsuz bucaksızlığına baktı sessizce.
içine bir fısıltı düştü o anda.
Fısıltının gösterdiği istikamete doğru yürümeye başladı yine.
O yürüdükçe yol peşinden geldi.
O durunca yol da durdu.
Yolculuk kendi devri içinde sürüp gitti böyle.
Yolcu yol, yol da yolcu olmuştu artık.
(bkz: gökhan özcan)
Yollardan bir yol göründü günlerden bir gün ona.
Daha önce hiç kimsenin gitmediği bir yol,
Durmadı, düşünmedi, sual etmedi, hemen koyuldu yola.
Dağlar tepeler aştı.
Köyler, kasabalar, şehirler geçti.
Günler, aylar, yıllar boyu adım adım yürüdü yolu.
Sonra bir an geldi, yol bitiverdi.
Yolun bittiği yerde durup önce geriye baktı.
Arkasında bıraktığı o uzun yolculuğu geçirdi içinden.
Sonra döndü, âlemin yürümekle tükenmeyen uçsuz bucaksızlığına baktı sessizce.
içine bir fısıltı düştü o anda.
Fısıltının gösterdiği istikamete doğru yürümeye başladı yine.
O yürüdükçe yol peşinden geldi.
O durunca yol da durdu.
Yolculuk kendi devri içinde sürüp gitti böyle.
Yolcu yol, yol da yolcu olmuştu artık.
(bkz: gökhan özcan)
kamil koç bünyesindeki dergidir, yolculuk. biraz kurcalayayım diye alıp yol boyunca bırakamadım elimden. içindeki fotoğraflar gerçekten görülmeye değer.
http://www.yolculuk.com.tr/sayi_84/1_yolculuk
http://www.yolculuk.com.tr/sayi_84/1_yolculuk
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar