bugün

şu anda atvde yayınlanmakta olan fikret kuşkan ve bahar kerimoğlu nun başrollerini paylaştıkları televizyon filmi..
kesinlikle gece yapılanı daha güzeldir.
yeni bir altıncı nesil yazar. koştursun efenim sözlükte. *
"gitmek mi zor, kalmak mı zor" sorusunun başlangıcıdır.
bırakıp gidensen, gitmek zordur. bırakılansan kalmak zordur. ama gidensen eğer gittiğin yer değişikliklere gebedir. dolayısıyla gitmek daha az acıtır insanın canını
sevgilisinden yeni ayrılmış havası veren yazar.
6.nesil, nezaket sahibi yazar. hoş gelmiş...
teşekür ederim;hoşbulduk...
sevgilimden yeni ayrılmadım ayrıca*
entryler doğru söylemez.
sözlükte koşturamayan yazar.
sözlüğe giremiyor efenim, aslında giriyor da başlıklara bakamıyor. ben sayfasından başka bir şey çalışmıyor, başlığa tıkladığı zaman donuyormuş...

(bkz: bu yazar da koştursun efenim sözlükte) *
kısacık sohbetinin keyif verdiği, eğlenceli yazar. ben de merak ediyordum, neden hiç girmiyor sözlüğe, diye. meğer giremiyormuş, geçmiş olsun. *
murat çelik'in pek bir eğlenceli şarkısı.

--spoiler--
Zamanı geldi ayrılığın doğumla ölüm gibi
Yalnız biz değildik ki kendini kandıran
Gidişin senin olur bırakırsan sesini
Paylaşmak hep bahane tanımadan içini

Yalnızlık var içimde yağmuru andıran
Ayrılık beyaz bir sayfa yolumda duran
Kelimeler hep bahane duymadan konuşursan
Yerçekimi bu yüzümüzün toprağını arayan

Aynalar buldum yürüdüğüm yollarda
Kendimi izimden seçtim
Sorular gördüm baktığım yüzlerde
Kendimi kendimden ittim, seni gördüm

Seni buldum ben sonra doğdum
Sen gittin ben yoruldum
--spoiler--
şu sıralar bilgisayarının sözlükle ne alıp veremediği olduğunu şiddetle merak eden yazar*
sözlük'e cafe'den giriş yapmak durumunda kalan yazar. tavsiyemiz biraz daha yavaş gülmesidir.
kırk yılın başı cafeden giren ve onda da başına gelmeyen kalmamış yazardır. az önce de sağnak yağmur başlamıştır,buyursundur burdan yaksındır.bu ne biçim cümledir.tanım yapacağım diye yazar kendinden geçmiştir.
onu hak eden insanlarla karşılaşmasını dilediğim çok tatlı yazar... umudunu yitirmeyeceğine inanıyorum...
(bkz: devr i alem)
iç hesaplaşma için en güzel zamanlardan biri. geçen kilometreler düşüncelerini derinleştirdikçe derinleştirir. hele birde kulagında hafif hafif çalan bir müzik varsa, tadından yenmez. gözelerin yoldaki çizgilere, agaçlara, bulutlara takıla takıla yaparsin yaptıklarının muhasebesini.
eve doğruysa o yol hemen bitsin istenendir. evden uzaklaşmak için çırpınıp 2 hafta sonra pesedenler vardır umarım ve yalnız değilimdir.
bu yolculuk, uyku ile diz bağının çözülmesi arasında ki ilişki, az evvel çıktığım patikanın yollarında, saçlarımda gezinir tüm yalnız başına kalmış devrik cümlelerin sahipsiz bakışları.

beynim çatlarcasına, gözlerim kanarcasına, ve dilimin dua okuduğu tüm soğuk gecelerin buğusuna salıp, nokta koymayı hiç istemediğim yazılarımın arasında, hiç içmediğim bir viski şişesi ile sızıp kalmak belkide bu anlamını tarf edemediğim yolculuk.

hayat kavramını sıkıştırıp yaşadığımız şu günceler, göz bebeklerimizin hiç buluşmadığı, yüzümüzdeki sahte tebessümlere yelken açtıran zaman dilimi, sevgisiz, saygısız ruhsuz bir kum saati.. dönüp geriye bakmak gerekir mi? yoksa ayak topuklarımızdan yükselen su, biz ilerledilçe arkamızdan gelecek mi? artık minareler suyun altında kalmıştır. kuşlar okyanuslarda mola verdiği adayı bulamamak tadır. hayat değişmiştir. yolculuk vaktidir. vakit yol almaktır umuda, umuda sıkılan kurşunların peşi sıra güneşe bakmaktır. siyah bir gül goncası ile uçurumdan atlamaktır bu yolculuk.

yazdığım tüm müsveddeleri topladım. bir elimde kibrit, diğerinde yaşadığım hatıratların bir bileşkesi.. elim varmıyor kağıtlara dokunmaya, kibrit nazlı nazlı yanıp sönüyor. arkamdaki gölge kafamı okşuyor önce, sonra yanağıma bir öpücük kondurup süzülüyor gecenin içine.

yirmidokuz harfin kombinasyonu meğer ne çokmuş. meğer ne aşk öyküleri sığarmış bu kombinasyon ile kitaplara. bu yolculuk uzun sürmeyecek. 29 harf ile yanyana. bu yolculuk geceden sabaha.
Bir yaz günü odamda kaparken bavulumu
Çekecek koltuğumun parmakları kolumu
Her zamanki sesiyle bana "Otur" diyecek

Bütün kış geceleri duyduğum laflarıyla
Çıplak bir kadın gibi beyaz çarşaflarıyla
Beni uyutmak için yatağım esneyecek

Yolda, adımlarımı çağıracak geriye
Aralık duran kapım, belki dönerim diye
Penceremde buğudan bir damla yaş donacak

Yürürken sağ omzuma hafif sesle ötüşüp
- Bir evden anlaşılmaz fısıltılarla düşüp -
Bembeyaz bir el gibi bir güvercin konacak

Dudağımı gizlice çekerek dudağına
Akşam gibi düşecek vagon basamağına
Garda beyaz, dumandan bir kadının bedeni

Son kampana çalacak ve son düdük ötecek
Mesafeler bir nokta halinde küçültecek
Külrengi istasyonda mendil sallayan beni...

Sabri Esat Siyavuşgil..
bir çağan ırmak - fikret kuşkan klasiği harika film.

http://www.pcdefteri.com/...lmi-full-online-izle.html
başladığı yerde biten bir süreçtir.

doğum yeri: dünya
ölüm yeri : dünya
insanlardan bir insandı.
Yollardan bir yol göründü günlerden bir gün ona.
Daha önce hiç kimsenin gitmediği bir yol,
Durmadı, düşünmedi, sual etmedi, hemen koyuldu yola.
Dağlar tepeler aştı.
Köyler, kasabalar, şehirler geçti.
Günler, aylar, yıllar boyu adım adım yürüdü yolu.
Sonra bir an geldi, yol bitiverdi.
Yolun bittiği yerde durup önce geriye baktı.
Arkasında bıraktığı o uzun yolculuğu geçirdi içinden.
Sonra döndü, âlemin yürümekle tükenmeyen uçsuz bucaksızlığına baktı sessizce.
içine bir fısıltı düştü o anda.
Fısıltının gösterdiği istikamete doğru yürümeye başladı yine.
O yürüdükçe yol peşinden geldi.
O durunca yol da durdu.
Yolculuk kendi devri içinde sürüp gitti böyle.
Yolcu yol, yol da yolcu olmuştu artık.

(bkz: gökhan özcan)
(#7486441)
(#10507011)
(#10506986)
(#6858784)
(#6859350)

noktalama işaretinden sonra boşluk bırakmasını önerdiğim, 6. nesil yazar.
kamil koç bünyesindeki dergidir, yolculuk. biraz kurcalayayım diye alıp yol boyunca bırakamadım elimden. içindeki fotoğraflar gerçekten görülmeye değer.

http://www.yolculuk.com.tr/sayi_84/1_yolculuk
© copyright 2005 - 2026