bugün
- hamas10
- 14 eylül 2026 gaziantepspor fenerbahçe maçı28
- bir bela geliyor28
- özelden yürünen kızın sıranı bekle demesi18
- hakan fidan'a türklere azınlık dedi iftirası3
- cedidacer6
- burcunu açıklamayan insan12
- liberteryan öğretmen olmak3
- filistin2
- chp'nin temyizden feragat kararı2
- gocunun inanılmaz tartışma tekniği8
- sözlüğün çapkın erkekleri14
- sözlükte herkesin birine yavşıyor olması11
- film önerileri10
- tai lung'un yakışıklı olma ihtimali9
- damarlı kol kası fetişi11
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz20
- ak partililerin apoya villa yaptırması27
- kolejle devlet okulunun farkı10
- 14 eylül 2026 saçımı boyamaya karar vermem11
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı10
- bugün can sıkan şeyler10
- artık özlemek istemiyorum6
- gocu'ya lakap buluyoruz kampanyası26
- bik bik'in mutfağına konuk olmak24
- sözlükte kim kiminle sevgili7
- laf atan erkeklere tepki göstermeyen kızlar6
- depresyondaki bir kızla evlenilir mi7
- karması eksi olan bayan yazar6
- sonbaharda yapılacak en iyi şey15
- ismail kartal30
- gocu35
- uludağ sözlüğün inci sözlük clonuna dönüşmesi9
- atatürkün dirileceğine inanan insan9
- sözlük yazarlarının ölüm sonrası tahminleri7
- evliliğin ne mükemmel olduğunu bilmeyen kerizler7
- spor salonundan hiç fotoğraf paylaşmamış kız6
- her derdini içine atan insan5
- enayimiknatisina turşu kargolamak7
- cenap abi10
- duyusal biri olmak5
- bekarlık7
- sözlük yazarlarının yelekleri12
- g i l d e d l i l y4
- 13 eylül 2026 galatasaray kocaelispor maçı28
- sarapci koala hatayi20
- beni seven var mı aranızda5
- anın görüntüsü25
- osmanlının tekrar kurulacağına inanan insan8
- tai lung7
2011 türkiye istatistik kurumu verilerine göre her 100 kişiden 16 kişinin sahip olduğu sıfattır.
http://www.imdb.com/title/tt0253966/
burada görüleceği üzere başrollerinde kemal sunal'ın oynadığı 1986 yapımı komedi dram dalında bir film.çay yok bok için repliği bu filmde geçer.
burada görüleceği üzere başrollerinde kemal sunal'ın oynadığı 1986 yapımı komedi dram dalında bir film.çay yok bok için repliği bu filmde geçer.
an itibariyle samanyolu tv de izlenebilen kemal sunal filmi.
yok u sahiplenmiş kişiler.
konu: Büyük bir işhanında çaycı olarak çalışan Yoksul tecrübeli, saf ve iyi niyetli bir adamdır. Çay ocağının sahibi Süleyman onun iyi niyetinden her konuda yararlanmaktadır. Aynı işhanında tekstil atölyesinde çalışan aşık olduğu kız da Yoksulun temiz duygularıyla oynamakta ve ondan ödenmeyen borçlar almaktadır. Bir gün bir işyeri sahibi olan Kerim Bey Yoksula nasıl davranması gerektiği hakkında öğüt verir. Yoksulun yaşadığı bu olaylar çok sıradan gözükse de aslında tüm rolleri değiştirecek bir güce sahiptir.
zeki ökten'in yönetttiği, başrolünde kemal sunal'ın oynadığı 1986 yapımı film.
işveren ve işçi ilişkisini, sömürü düzenini basit ve etkili bir üslüpla anlatır.
http://www.kemalsunalfilmleri.com/yoksul.html
işveren ve işçi ilişkisini, sömürü düzenini basit ve etkili bir üslüpla anlatır.
http://www.kemalsunalfilmleri.com/yoksul.html
kaybetmek için olsun bir şey kazanamayan...
parası çok maneviyatı(insanlığı) az olan insan kişiyi tanımlamak için kullanılan sıfat.
Yoksuldu baba...
Çok zor kosullarda, zar zor büyüttü oglunu...
emedi ona yedirdi, giymedi onu giydirdi.
En büyük ideali yavrusunun kendi ayaklari üzerinde durabildigi günleri görüp Avrupa'ya yerlesmekti.
Orada iyi para kazanacak, bundan böyle adam gibi yasayacakti.
***
Zamanla oglan büyüyüp serpildi, bagimsizligini ilan etti.
Ancak bir arkadasiyla ayri evde oturdugu halde, kendi harçligini çikaramiyor, hala babasinin eline bakiyordu. Üstelik ev arkadasiyla da kavgaliydi. Baba yine de her eziyete katlaniyor, disinden tirnagindan artirdigini ogluna aktariyordu. Ne de olsa o, kendi kanindan, kendi soyundandi.
Bir yaz günü, oglanin evinde büyük bir kavga koptu.
Evladinin dövüldügünü duyan baba sopayi kapip evi basti; öfkeyle oglunun ev arkadasinin kafasini yardi. Tabii bütün mahalle ayaga kalkti.
Herkes babayı suçladi.
Adi "belali"ya çikmisti.
***
Yillar geçti... Baba bir daha dayak yemesin diye, oglunun yanindan hiç ayrilmadi; ona as, para, silah verdi, yanina adam koydu.
Artik yavrusunun güvencede oldugunu düsünüyor, kendi düslerinin pesine düsme vaktinin geldigine inaniyordu. Yeni bir hayata kanatlanmak üzere vize kuyruguna girdi. Ancak "Sen giremezsin"dediler, "Haneye tecavüz etmissin".
"Ama oglumu dövüyorlardi" diyecek oldu, dinlemediler. Yikildi baba... Yavrusunu koruma ugruna büyük idealinden olmustu. Kimi dostlari "Oglani evlatliktan reddet,
kurtul. O zaman alirlar seni" dedi.
Baba "Insan hiç oglundan vazgeçer mi" diye direndi, dinlemedi.
***
Gel zaman git zaman, yoldan çikti bizim oglan... Kirli islere bulasti. Evinde uyusturucu ticareti yaptigi, silah sakladigi, kanun disiislere bulastigi haberleri geliyordu. Babasindan zengin hale gelmisti, ama hala ondan harçlik aliyordu. Üstüne üstlük babasini da sevmiyor, "Basima ne geldiyse senin yüzünden" diye dikleniyordu. Zavalli adamcagiz, onu kollayacagim diye hem fakirlesmis, hem yalnizliga itilmis, hem de istikbal planlarini ertelemisti. Simdi kendisini sevmeyen problemli bir oglanla bas basa kalmisti.
***
Sonra bir gün, araya aracilar girdi, oglan ev arkadasiyla baristirildi. Eski kavgalari unuttular, birlikte vize alip güle oynaya Avrupa'nin yolunu tuttular. Babanin düslerinin ülkesiydi orasi... Baba "Madem onlar baristi, ben de gideyim" diyecek oldu, ama yine ayni gerekçeyle kapidan kovuldu: "Sen bir süre daha bekleyeceksin. O arada sicilini düzeltmeye çalis."
Simdi baba, bir yandan ogluna harcamaktan biriktiremedigi paralari biriktirmeye, bir yandan da oglu yüzünden bozulan sicilini düzeltmeye çalisiyor. Ve boynunu büküp, eski kavgalisiyla, el ele kendi mutluluk diyarina uçan oglunun ardindan el salliyor:
"Oglum, Kıbrıs'ım!
Sen mutlu ol yeter... Belki bana da bir gün verirler. Ben de bir gün yüzü görürüm
Çok zor kosullarda, zar zor büyüttü oglunu...
emedi ona yedirdi, giymedi onu giydirdi.
En büyük ideali yavrusunun kendi ayaklari üzerinde durabildigi günleri görüp Avrupa'ya yerlesmekti.
Orada iyi para kazanacak, bundan böyle adam gibi yasayacakti.
***
Zamanla oglan büyüyüp serpildi, bagimsizligini ilan etti.
Ancak bir arkadasiyla ayri evde oturdugu halde, kendi harçligini çikaramiyor, hala babasinin eline bakiyordu. Üstelik ev arkadasiyla da kavgaliydi. Baba yine de her eziyete katlaniyor, disinden tirnagindan artirdigini ogluna aktariyordu. Ne de olsa o, kendi kanindan, kendi soyundandi.
Bir yaz günü, oglanin evinde büyük bir kavga koptu.
Evladinin dövüldügünü duyan baba sopayi kapip evi basti; öfkeyle oglunun ev arkadasinin kafasini yardi. Tabii bütün mahalle ayaga kalkti.
Herkes babayı suçladi.
Adi "belali"ya çikmisti.
***
Yillar geçti... Baba bir daha dayak yemesin diye, oglunun yanindan hiç ayrilmadi; ona as, para, silah verdi, yanina adam koydu.
Artik yavrusunun güvencede oldugunu düsünüyor, kendi düslerinin pesine düsme vaktinin geldigine inaniyordu. Yeni bir hayata kanatlanmak üzere vize kuyruguna girdi. Ancak "Sen giremezsin"dediler, "Haneye tecavüz etmissin".
"Ama oglumu dövüyorlardi" diyecek oldu, dinlemediler. Yikildi baba... Yavrusunu koruma ugruna büyük idealinden olmustu. Kimi dostlari "Oglani evlatliktan reddet,
kurtul. O zaman alirlar seni" dedi.
Baba "Insan hiç oglundan vazgeçer mi" diye direndi, dinlemedi.
***
Gel zaman git zaman, yoldan çikti bizim oglan... Kirli islere bulasti. Evinde uyusturucu ticareti yaptigi, silah sakladigi, kanun disiislere bulastigi haberleri geliyordu. Babasindan zengin hale gelmisti, ama hala ondan harçlik aliyordu. Üstüne üstlük babasini da sevmiyor, "Basima ne geldiyse senin yüzünden" diye dikleniyordu. Zavalli adamcagiz, onu kollayacagim diye hem fakirlesmis, hem yalnizliga itilmis, hem de istikbal planlarini ertelemisti. Simdi kendisini sevmeyen problemli bir oglanla bas basa kalmisti.
***
Sonra bir gün, araya aracilar girdi, oglan ev arkadasiyla baristirildi. Eski kavgalari unuttular, birlikte vize alip güle oynaya Avrupa'nin yolunu tuttular. Babanin düslerinin ülkesiydi orasi... Baba "Madem onlar baristi, ben de gideyim" diyecek oldu, ama yine ayni gerekçeyle kapidan kovuldu: "Sen bir süre daha bekleyeceksin. O arada sicilini düzeltmeye çalis."
Simdi baba, bir yandan ogluna harcamaktan biriktiremedigi paralari biriktirmeye, bir yandan da oglu yüzünden bozulan sicilini düzeltmeye çalisiyor. Ve boynunu büküp, eski kavgalisiyla, el ele kendi mutluluk diyarina uçan oglunun ardindan el salliyor:
"Oglum, Kıbrıs'ım!
Sen mutlu ol yeter... Belki bana da bir gün verirler. Ben de bir gün yüzü görürüm
yönetmenliğini zeki ökten'in yaptığı bir kemal sunal filmi.
#499268 nolu entry'sinde saglam izlenim, kaliteli tesbih, goz doldurucu bir performans, hırs, sevk ve heyecan duygularının hat safada olageldigini gorup, 'cigerini sevdigim nasil da yazmis' demeden gecip gidemedigim asker olacakdir, tanimasam da cabuk gelsin su teskere dedigimdir..
(bkz: o şimdi asker)
konu basligi altindaki entry'sinde ayni konu basligina gizli bakiniz veren nesildasim.. hosgelmistir..
hemşehrim olduğunu öğrendiğim 3. nesil yazar.*
kemal sunal'ın bir filminin başkarakteridir. Çaycıdır kendisi.Filmin de adı yoksuldur.
maddi durumu düşük insan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar