bugün
- gocu20
- bu koyden olsam ne olacak17
- kötü hissedildiğinde rahatlamak için yapılan şey5
- şu an hissedilen duygu5
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı19
- aylık 777 bin lira iyi para mıdır sorunsalı6
- ilişkiler üzerine bir tavsiye bırak4
- çaylak yapın beni11
- soğan yiyen kız11
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı16
- rahatsız ettiğim herkesten özür dilerim9
- sarapci koala77
- dinlerin yalan olması13
- ama ben bipolarım10
- fenerbahçe'nin tüm kulvarlarda favori olması6
- damdan düşer gibi3
- geceye hayatta öğrendiğin bir şey bırak2
- am lazerinin içine kamera koyan güzellik merkezi3
- 15 temmuz yalanı3
- anayasanın ilk 3 maddesi ile kavgalı kitle3
- safiyenin kocası faik5
- gecenin şarkısı3
- sarı torba2
- yalnızlık4
- ay kavga var galiba6
- asmacayı seven kızlar dernegi3
- bkono5
- enayimiknatisii4
- sözlüğü nezih bir ortama çevirmek4
- her yer bok kokuyor arkadaş her yer11
- 30 ağustos zafer bayramı19
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası8
- sözlükte korunan bir yazar olmak5
- herkesin birbiriyle kavga ettiği sözlük4
- anderson talisca nın beşiktaşa transferi3
- istatistiklerin yenilenmemesi3
- sihirli annem izleyen erkek4
- sözlük kızları adam mıdır5
- katatespizartmasi10
- sözlükte artı eksi dengesinin normal olmaması3
- nepal'deki sel felaketi4
- kktc de 3 günlük yas ilan edilmesi4
- kavga eden yazarlar5
- zorunlu eğitim19
- türkiye savaşa girecek5
- yazım hataları4
- boşnaklar3
- uzun yolda ara yollara sapmak2
- emre tayanç2
- tobey maguire lı spiderman3
40 bin alevi'yi defterlere kaydettirip sonra defterlerin dürülmesi emrini veren ve yezit'in kerbela'da işlediği cinayetlere yüzyıllar sonra rahmet okutan 9. osmanlı firavununa layık olan isimdir efendim.
(bkz: yezit sultan selim in alevi katliamı)
(bkz: yezit sultan selim in alevi katliamı)
(bkz: yavuz kasap selim)
torunları maraş'ta, çorum'da ve sivas'ta destanlar(!) yazan 9. osmanlı firavunu.
tebrizde sünnileri haftalarca katleden ve bu katliama karşı çıkan annesini de boğduran şah ismail'in kendisine rakip gördüğü osmanlı sultanı. ve esas adı yavuz sultan selim'dir...
empati kurmamış, zalim osmanlı padişahı.
Bölücü bir lakaptır. Şii ve Alevi Türkmenlerin yavuz Sultan SElim han'ı sevmemeleri anlaşılabilir. hatta başlığında hatalarını, günahlarını, kızdığımız noktaları ne sünni, ne şii, ne de alevi değil sadece ve sadece Türk olarak yazdık.
Lakin onu yezitle bir tutmak onu seven, en azından saygı duyanlara en büyük hakarettir. Şahımız ismail'e nasıl dinsiz şii, fars, katlettiği sünni Türkmenler üzerinden de binbir Türlü lakap takmak kendini bilmezlik hatta şerefsizlikse Padişahımız yavuz Sultan Selim Han'a da yezit lakabını takmak bir o kadar şerefsizliktir.
Lakin onu yezitle bir tutmak onu seven, en azından saygı duyanlara en büyük hakarettir. Şahımız ismail'e nasıl dinsiz şii, fars, katlettiği sünni Türkmenler üzerinden de binbir Türlü lakap takmak kendini bilmezlik hatta şerefsizlikse Padişahımız yavuz Sultan Selim Han'a da yezit lakabını takmak bir o kadar şerefsizliktir.
yezid yazayı bilemyen, yezid'in kimlere dendiğini bilmeyen, yezidin kim olduğunu bilmeyen, atasını ecdadını tanımayan, dünyadan bi haber insanların kullanacağı terimdir.
Sultan Selim han, islamiyeti daim kılan padişahtır. kendisi olmasaydı, şuanda hz muhammed yerine, hz ali kurallarına göre din yaşıyor olacaktık.
ayrıca sultan selim han, savaş kararını zevk için almamıştır. Zamanın safevi devleti hükümdarı, şah ismail o dönemde, sunni olan herkesi işkencelerden geçirerek vahşi bir şekilde öldürüyordu. bunun üzerine sultan süleyman han, sahra çölünde yolculuğa çıkmıştır, aylarca susuz bir şekilde 80 bin asker ile yolculuk yapmıştır. çölde su bulmak imkansızdır ve çok nadir olan su kaynaklarını, şah ismail zehir dökerek kullanılmaz hale getirmiştir... neticede iki ordu birbiriyle çarpışmış ve cihan padişahı, padişahlar padişahı h.z sultan selim han galip ayrılmıştır elhamdülillah.
savaş sırasında tabikide ölümler yaşanmıştır ama bu ki ordununda kayıplarıdır. sultan selim han savaş sonrasında kazandığı tebrize girdiğinde ise, halka özgürlük getirmiştir. herkes istediğine inanarak adil bir şekilde yaşayacak, zararları karşılanacaktır.
ulan utanıyorum be, böyle bi ecdadın böyle torunları olmasından utanıyorum lan. yazıklar olsun lan. kimsenin kitap okuduğu tarihine baktığı yok.
konuyla ilgili doğuş reyizinde açıklamaları vardır. https://www.youtube.com/watch?v=rAVJPnG1U68
Sultan Selim han, islamiyeti daim kılan padişahtır. kendisi olmasaydı, şuanda hz muhammed yerine, hz ali kurallarına göre din yaşıyor olacaktık.
ayrıca sultan selim han, savaş kararını zevk için almamıştır. Zamanın safevi devleti hükümdarı, şah ismail o dönemde, sunni olan herkesi işkencelerden geçirerek vahşi bir şekilde öldürüyordu. bunun üzerine sultan süleyman han, sahra çölünde yolculuğa çıkmıştır, aylarca susuz bir şekilde 80 bin asker ile yolculuk yapmıştır. çölde su bulmak imkansızdır ve çok nadir olan su kaynaklarını, şah ismail zehir dökerek kullanılmaz hale getirmiştir... neticede iki ordu birbiriyle çarpışmış ve cihan padişahı, padişahlar padişahı h.z sultan selim han galip ayrılmıştır elhamdülillah.
savaş sırasında tabikide ölümler yaşanmıştır ama bu ki ordununda kayıplarıdır. sultan selim han savaş sonrasında kazandığı tebrize girdiğinde ise, halka özgürlük getirmiştir. herkes istediğine inanarak adil bir şekilde yaşayacak, zararları karşılanacaktır.
ulan utanıyorum be, böyle bi ecdadın böyle torunları olmasından utanıyorum lan. yazıklar olsun lan. kimsenin kitap okuduğu tarihine baktığı yok.
konuyla ilgili doğuş reyizinde açıklamaları vardır. https://www.youtube.com/watch?v=rAVJPnG1U68
yavuz sultan selim' e dimağı bulanıklarca yapılan bir yanlış yakıştırmadır. elin macar kıyıcısı atilla' yı kahraman diye bağrına basıp kendi atalarının zaferlerini gölgelemeyi entellektüel objektiflik adleden orhanik pamuğumsuların türemesiyle daha çok karşılaşacağımız yanılsamalardandır.
yavuz sultan selim değildir.
(bkz: güneş balçıkla sıvanmaz)
(bkz: güneş balçıkla sıvanmaz)
sözlüğümüzdeki firavun kullarının tüylerini diken diken eden şahsiyettir. yezit sultan selim gibi firavunlar varlıklarını bu tıynetteki insanlara borçludurlar.
sadece allah'a kul olanlar için katile katil demekte bir skaınca yoktur, olmamıştır ve olmayacaktır.
insana kul olursan o'nun bütün pisliği sana bulaşır.
allah'a kul olursan tertemiz yaşar tertemiz ölürsün.
aradaki fark budur.
sadece allah'a kul olanlar için katile katil demekte bir skaınca yoktur, olmamıştır ve olmayacaktır.
insana kul olursan o'nun bütün pisliği sana bulaşır.
allah'a kul olursan tertemiz yaşar tertemiz ölürsün.
aradaki fark budur.
kendisiyle gurur duyduğumuz büyük sultandır.
geçmişine sövmeyi marifet sayan zihniyetin bok yemesi afedersin.
asıl yezit şah ismaildir. olayları ilk o başlatmış yavuzun öldürdüğü alevi sayısının 2 katı kadar sünni öldürtmüştür.
tahtı devraldığında 2.375.000 km2 olan osmanlı topraklarını sekiz yıl gibi kısa bir sürede 2,5 kat büyütmüş ve ölümünde imparatorluk topraklarının 1.702.000 km2'si avrupa'da, 1.905.000 km2'si asya'da, 2.905.000 km2'si afrika'da olmak üzere toplam 6.557.000 km2'ye çıkarmıştır.[4] padişahlığı döneminde anadolu'da birlik sağlanmış; halifelik abbasilerden osmanlı hanedanına geçmiştir. ayrıca devrin en önemli iki ticaret yolu olan i̇pek ve baharat yolu'nu ele geçiren osmanlı, bu sayede doğu ticaret yollarını tamamen kontrolü altına almıştır.
bu başlığı açan arkadaşa sormak lazım sen ne yaptın?beğenmediğin yezid bile dünya kadar yer fethetmiştir.tarihte en çok hakkı yenen insanlardan biridir.
bu başlığı açan arkadaşa sormak lazım sen ne yaptın?beğenmediğin yezid bile dünya kadar yer fethetmiştir.tarihte en çok hakkı yenen insanlardan biridir.
(bkz: durun siz kardeşsiniz)
yezit değil, yezidin ağababası. toprakları bilmem kaç kat büyüttü de bana mı büyüttü, diye düşündüren. sağı solu istila edip, yakıp yıkan, tecavüz talan eden alevi düşmanıdır. firavun demek ayıptır, günahtır.
40 bin aleviyi katlettiği yalanı ortalarda yıllardır dolanan bir padişaha bazı kendini bilmezler tarafından edilen hakarettir;
"Yıllar önce Bakü'de bir müzeyi geziyoruz. Adının irade olduğunu öğrendiğimiz hanım rehberimiz Şah ismail'in Çaldıran savaşını Osmanlı topları yüzünden kaybettiğini ağlamaklı bir tonda anlatıyor. Besbelli hayranı olduğu Şah ismail Çaldıran'da bir duvar teşkil eden toplarımızı geçemeyince hiddetinden kılıcıyla topun ağzına öyle bir vurmuş ki, tuncu paramparça etmiş!
Burada efsanenin kendisine takılmayın derim. "Türk" olduğunu düşündüğümüz Azeri kardeşlerimizin bu savaşta Şah ismail'in ordusunda saf tutmaları ve Yavuz'u saldırgan bir işgalci olarak görmeleriydi beni asıl şaşırtan.
Bir de özellikle bazı Osmanlı karşıtı kesimlerin dillerine doladıkları ve maalesef ismail Hami Danişmend gibi ateşli Osmanlı yanlısı Sünniler'in de Şii-Alevi husumetlerinden ötürü köpürttükleri "Yavuz'un 40 bin Alevi'yi kestiği" söylentisi var. Ne yalan söyleyeyim, her iki kamp da bu tehlikeli ateşe odun taşımakta fevkalade mahirler. Halbuki Fethullah Gülen hocaefendinin yakınlarda yaptığı "mum söndü iftirası" hakkında sağduyuya çağıran konuşmasını okusalar, bu meseleye nasıl bir denge bilinciyle yaklaşacaklarına dair değerli ipuçlarını yakalayabilirlerdi.
Yavuz Sultan Selim, Doğu'da namağlup unvanına sahip Şah ismail'in adamlarının Tokat'ı ele geçirip kendi adına hutbe okuttuğu, hatta Kütahya önlerine kadar geldiği, Bursa'yı tehdit ettiği ve Rumeli'deki kardeşleriyle buluşmalarına ramak kaldıkları bir ortamda tahta çıkmış buldu kendisini. Üstelik de bir Osmanlı şehzadesi olan yeğeni Murad, Şiiliği kabul etmiş ve Şah ismail'in yanına kaçmıştı. Yani Safevi etkisi, bırakın halka yayılmayı, bizzat saraya kadar girmişti.
Burada özellikle belirtmek istiyorum ki, Yavuz'un birinci sorunu, bir inanç olarak Alevilik değil, Fransız tarihçi Jean-Louis Bacque-Grammont'un akıl dolu deyişiyle, Safevi Devleti'nin Anadolu'daki Alevileri "beşinci kol", yani istihbarat unsuru olarak, daha da önemlisi, devleti yıkacak tertipler içine girecek potansiyel bir işbirlikçi güç olarak kullanmaya kalkmasıydı. Şah ismail'in gerçek niyetinin Osmanlı'yı Şiî bir devlete dönüştürerek bir darbede başına geçmek olduğuna ve bu uğurda çalıştığına dair güçlü kanıtlar bulunuyor. Nitekim 1511 Nisan-Temmuz aylarında Bursa'dan Antalya ve Kayseri'ye kadar yayılan, Anadolu'nun büyük bölümünün yakılıp yıkılmasına ve 50 bin insanın ölümüne yol açan Şahkulu isyanı da gerçek bir ders olmuştur Yavuz'a.
Anadolu'daki Aleviler ya iran'a göç edip Şah ismail'in saflarına katılıyor veya muhtemel bir Anadolu seferinde ona destek vereceklerine dair işaretler veriyorlardı. Osmanlı Devleti'nin 1402'de içine yuvarlandığı fetret devri yeniden yaşanacak mıydı? Bu soru, 112 yıldır hiç bu kadar sarsıcı olmamıştı.
Bunun üzerine Yavuz, hem iran'a insan kaynağı sağlayan göçü önlemek, hem de Safeviler üzerine düzenleyeceği seferde arkasını sağlama almak için Mustafa Akdağ'ın deyişiyle, "Şah ismail'e bağlılıkları, sadece dinî bir inanç olma çizgisini aşarak, para yardımı, asker olarak gidip ordusuna katılma, Kızılbaşlık propagandası yapmak ve şaha casusluk etmek gibi yollarla hizmet ettikleri sabit olanlar hakkında kovuşturma başlattı". Bu kovuşturmanın bir tür fişlemeye dönüştüğünü biliyoruz. Tutulan defterlere yukarıdaki eylemlere karışmış 40 bin Kızılbaş'ın adının geçirildiğini, bunların tutuklanıp sorguya çekildiklerini biliyoruz. Suçlu bulunanlar elbette idam veya hapisle cezalandırılmıştır. Ancak bu kovuşturma sonunda ne kadarının idam edildiğini, ne kadarının hapse atıldığını veya sürgüne gönderilip serbest bırakıldığını bilmiyoruz.
işte o 40 bin kişi, bu kovuşturma maksadıyla fişlenen ve yakalanan casuslar, düşmana yardım ve yataklık yapanlar, daha önce Şah ismail'in ordusunda savaşmış olanlar, propagandasını yapanlardı. Ve hepsinin öldürüldüğüne dair en ufak bir kanıt olmadığını ben değil, yine Bacque-Grammont söylüyor:
"Göründüğü kadarıyla, bu 'büyücü avı', özellikle olaylara bulaşan tımar sahiplerini yerlerinden atmak ve bilinen elebaşıları öldürmekten ibaret kaldı. 1513 ya da 1514'te olan 40.000 sapkının kırılması efsanesinin destekleyen hiçbir kanıt yok elimizde; sayılar karşısında doğulu baş dönmesiyle alabildiğine damgalı görünüyor bu." (Bkz. Ed.: Robert Mantran, Osmanlı imparatorluğu Tarihi, I, Cem Yay. 1995, s. 173)
40 bin aileyi, yani ortalama 200 bin nüfusu ilgilendiren böylesine büyük çaplı bir "katliam"ın belgelere de bir şekilde yansıması gerekmiyor muydu? işte Alevi kökenli olduğu bilinen tarihçi Mustafa Akdağ, "Yavuz Selim'in o zaman, Kızılbaş mezhepli 40 bin kişi öldürttüğü hakkında tarihlere geçmiş bir rivayet vardır; Ancak, biz bunu pek şişirilmiş bir sayı bulmaktayız. Çünkü, bu Padişah devrine ait pek çok mahkeme defterleri hâlâ elimizdedir. Bunlar üzerinde yaptığımız araştırmalarda, bu çapta kitle idamlarına rastlayamadık. Eğer öyle kanlı bir olay geçseydi, bu defterlerde yer alması zorunlu idi" sözleriyle bu balonu patlatıyor. (Türkiye'nin iktisadî ve içtimaî Tarihi, 2, Tekin Yay., 1979, s. 154)"
mustafa armağan
"Yıllar önce Bakü'de bir müzeyi geziyoruz. Adının irade olduğunu öğrendiğimiz hanım rehberimiz Şah ismail'in Çaldıran savaşını Osmanlı topları yüzünden kaybettiğini ağlamaklı bir tonda anlatıyor. Besbelli hayranı olduğu Şah ismail Çaldıran'da bir duvar teşkil eden toplarımızı geçemeyince hiddetinden kılıcıyla topun ağzına öyle bir vurmuş ki, tuncu paramparça etmiş!
Burada efsanenin kendisine takılmayın derim. "Türk" olduğunu düşündüğümüz Azeri kardeşlerimizin bu savaşta Şah ismail'in ordusunda saf tutmaları ve Yavuz'u saldırgan bir işgalci olarak görmeleriydi beni asıl şaşırtan.
Bir de özellikle bazı Osmanlı karşıtı kesimlerin dillerine doladıkları ve maalesef ismail Hami Danişmend gibi ateşli Osmanlı yanlısı Sünniler'in de Şii-Alevi husumetlerinden ötürü köpürttükleri "Yavuz'un 40 bin Alevi'yi kestiği" söylentisi var. Ne yalan söyleyeyim, her iki kamp da bu tehlikeli ateşe odun taşımakta fevkalade mahirler. Halbuki Fethullah Gülen hocaefendinin yakınlarda yaptığı "mum söndü iftirası" hakkında sağduyuya çağıran konuşmasını okusalar, bu meseleye nasıl bir denge bilinciyle yaklaşacaklarına dair değerli ipuçlarını yakalayabilirlerdi.
Yavuz Sultan Selim, Doğu'da namağlup unvanına sahip Şah ismail'in adamlarının Tokat'ı ele geçirip kendi adına hutbe okuttuğu, hatta Kütahya önlerine kadar geldiği, Bursa'yı tehdit ettiği ve Rumeli'deki kardeşleriyle buluşmalarına ramak kaldıkları bir ortamda tahta çıkmış buldu kendisini. Üstelik de bir Osmanlı şehzadesi olan yeğeni Murad, Şiiliği kabul etmiş ve Şah ismail'in yanına kaçmıştı. Yani Safevi etkisi, bırakın halka yayılmayı, bizzat saraya kadar girmişti.
Burada özellikle belirtmek istiyorum ki, Yavuz'un birinci sorunu, bir inanç olarak Alevilik değil, Fransız tarihçi Jean-Louis Bacque-Grammont'un akıl dolu deyişiyle, Safevi Devleti'nin Anadolu'daki Alevileri "beşinci kol", yani istihbarat unsuru olarak, daha da önemlisi, devleti yıkacak tertipler içine girecek potansiyel bir işbirlikçi güç olarak kullanmaya kalkmasıydı. Şah ismail'in gerçek niyetinin Osmanlı'yı Şiî bir devlete dönüştürerek bir darbede başına geçmek olduğuna ve bu uğurda çalıştığına dair güçlü kanıtlar bulunuyor. Nitekim 1511 Nisan-Temmuz aylarında Bursa'dan Antalya ve Kayseri'ye kadar yayılan, Anadolu'nun büyük bölümünün yakılıp yıkılmasına ve 50 bin insanın ölümüne yol açan Şahkulu isyanı da gerçek bir ders olmuştur Yavuz'a.
Anadolu'daki Aleviler ya iran'a göç edip Şah ismail'in saflarına katılıyor veya muhtemel bir Anadolu seferinde ona destek vereceklerine dair işaretler veriyorlardı. Osmanlı Devleti'nin 1402'de içine yuvarlandığı fetret devri yeniden yaşanacak mıydı? Bu soru, 112 yıldır hiç bu kadar sarsıcı olmamıştı.
Bunun üzerine Yavuz, hem iran'a insan kaynağı sağlayan göçü önlemek, hem de Safeviler üzerine düzenleyeceği seferde arkasını sağlama almak için Mustafa Akdağ'ın deyişiyle, "Şah ismail'e bağlılıkları, sadece dinî bir inanç olma çizgisini aşarak, para yardımı, asker olarak gidip ordusuna katılma, Kızılbaşlık propagandası yapmak ve şaha casusluk etmek gibi yollarla hizmet ettikleri sabit olanlar hakkında kovuşturma başlattı". Bu kovuşturmanın bir tür fişlemeye dönüştüğünü biliyoruz. Tutulan defterlere yukarıdaki eylemlere karışmış 40 bin Kızılbaş'ın adının geçirildiğini, bunların tutuklanıp sorguya çekildiklerini biliyoruz. Suçlu bulunanlar elbette idam veya hapisle cezalandırılmıştır. Ancak bu kovuşturma sonunda ne kadarının idam edildiğini, ne kadarının hapse atıldığını veya sürgüne gönderilip serbest bırakıldığını bilmiyoruz.
işte o 40 bin kişi, bu kovuşturma maksadıyla fişlenen ve yakalanan casuslar, düşmana yardım ve yataklık yapanlar, daha önce Şah ismail'in ordusunda savaşmış olanlar, propagandasını yapanlardı. Ve hepsinin öldürüldüğüne dair en ufak bir kanıt olmadığını ben değil, yine Bacque-Grammont söylüyor:
"Göründüğü kadarıyla, bu 'büyücü avı', özellikle olaylara bulaşan tımar sahiplerini yerlerinden atmak ve bilinen elebaşıları öldürmekten ibaret kaldı. 1513 ya da 1514'te olan 40.000 sapkının kırılması efsanesinin destekleyen hiçbir kanıt yok elimizde; sayılar karşısında doğulu baş dönmesiyle alabildiğine damgalı görünüyor bu." (Bkz. Ed.: Robert Mantran, Osmanlı imparatorluğu Tarihi, I, Cem Yay. 1995, s. 173)
40 bin aileyi, yani ortalama 200 bin nüfusu ilgilendiren böylesine büyük çaplı bir "katliam"ın belgelere de bir şekilde yansıması gerekmiyor muydu? işte Alevi kökenli olduğu bilinen tarihçi Mustafa Akdağ, "Yavuz Selim'in o zaman, Kızılbaş mezhepli 40 bin kişi öldürttüğü hakkında tarihlere geçmiş bir rivayet vardır; Ancak, biz bunu pek şişirilmiş bir sayı bulmaktayız. Çünkü, bu Padişah devrine ait pek çok mahkeme defterleri hâlâ elimizdedir. Bunlar üzerinde yaptığımız araştırmalarda, bu çapta kitle idamlarına rastlayamadık. Eğer öyle kanlı bir olay geçseydi, bu defterlerde yer alması zorunlu idi" sözleriyle bu balonu patlatıyor. (Türkiye'nin iktisadî ve içtimaî Tarihi, 2, Tekin Yay., 1979, s. 154)"
mustafa armağan
atatürk ün takip ettiği liderdir. atatürk de alevilere sultan selim gibi davranmıştır. ikisi de önderdir, liderdir. teröristlere gereken cevabı vermişlerdir.
kendisinin 40 bin aleviyi öldürdüğü söylentisi yalandır, yalandır, yalandır, yalandır.
200 bin kişilik bir nüfusu etkilemesi beklenecek böyle bir olayın tarihte herhangi bir yerde hiçbir şekilde kaydı yoktur.
200 bin kişilik bir nüfusu etkilemesi beklenecek böyle bir olayın tarihte herhangi bir yerde hiçbir şekilde kaydı yoktur.
alevilerin sevmediği padişah. çünkü onlar şah ismailci. aynı katliamı şah ismailin yaptığına inanmazlar.
ayrıca 40bin gayet uydurma bir rakamdır. sallamayın bu kadarda. o zaman 40 bin demek sivas ve çevresindeki bütün insanları öldürmek demek ki buda yalandır zaten.
duygusallığı bir kenara bırakırsak, o günün şartlarında dünya paylaşılırken gereğini yapmış padişahtır. şiilik iranın tekelindeydi ve arap sunni dünyasına hakim olmak için osmanlının sunniliği ön plana çıkarması gerekiyordu. haliyle aleviler durumdan hoşnut kalmadı.
sonrası, sonrası iyilik güzellik değil, elbette.
sonrası, sonrası iyilik güzellik değil, elbette.
Osmanlı tarihine adını altın harflerle yazdırmış, halifeliğin osmanlı hanedanına geçmesine vesile olan yüce şahsiyet. bazı götü boklu trollerin , ki bunlar devşirme torunlarıdır, bu yüce padişahı alevi düşmanı olmakla suçlaması inanılır gibi değil. okumadan, araştırmadan, birkaç yobazın bilgisinin arkasına sığınan fareler gibi atıp sıkılamak dünyanın en kolay işi. oku evladım oku. ufkun açılsın, atın altına yatıp , gözlüğünü ve çükünü kendine monte edip bakma dünyaya. senin bok atmaya çalıştığın padişahların hayatlarını, yaşadıklarını, elin amerikalısı gelip osmanlı arşivlerinden araştırıyor, sorguluyor. senin şakirt kitabevlerinden çıkan, sana dayatılan ilkokul kitaplarından değil, devletin koruma altına aldığı, türk vatandaşlarnın dahi giremediği osmanlı arşivlerinden. sen ise 3-5 zibidinin yazdığı kulaktan dolma bilgilerle gelip buraya yazıyorsun.sana öğretilen atatürkün 19 mayıs 1919 da samsuna çıktığıdır. bu kadardır. git baş şakirtine sor neden samsun ? git kralına sor neden samsun? bul cevabını pm at. ben anında tükürdüklerimi yalarım. işte adam bunu araştırmaya geliyor. bunu senin universitede feyz aldığın ideoloji çapsızı hocanda bilmez, ben tarihçiyim diye geçinen idol troll ünde. illa başlık sıçmak istiyorsan böyle birşeyler sıç ki, kamuya faydan dokunsun.
edit: seri eksileyen ipneler, 1500 lü yıllarda yaşanılan olayları günümüz sosyo ekonomik şartları ile yargılamadan önce. bi gusül abdesti al
edit: seri eksileyen ipneler, 1500 lü yıllarda yaşanılan olayları günümüz sosyo ekonomik şartları ile yargılamadan önce. bi gusül abdesti al
alevilerin zamanın şartlarına tek taraflı bakıp kötüledikleri, kendisi ile aynı cürmü
işleyen şah ismaili ise akılları sıra görmezden gelmeye çalışıp burun kıvırdıkları osmanlının en ulu ve yüce padişahşarından birisi. Kendisini yezit ile aynı kefeye koyanların hz. hüseyini kandırıp şehit olmasında parmağı bulunan taiflilerden zerre farkları yoktur. Siz ne kadar kötüleyip küçücük beyinlerinizle aşağılamaya çalışsanız bizim nazarımızda güneş gibi yükselen osmanlı padişahı.Atam.
işleyen şah ismaili ise akılları sıra görmezden gelmeye çalışıp burun kıvırdıkları osmanlının en ulu ve yüce padişahşarından birisi. Kendisini yezit ile aynı kefeye koyanların hz. hüseyini kandırıp şehit olmasında parmağı bulunan taiflilerden zerre farkları yoktur. Siz ne kadar kötüleyip küçücük beyinlerinizle aşağılamaya çalışsanız bizim nazarımızda güneş gibi yükselen osmanlı padişahı.Atam.
babasından yediği beddua ile ciğerleri dökülerek ölen yezittir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar