bugün
- bu durumda ne yapardınız8
- bir gün herkes ak partili olacak14
- enayimiknatisi5
- televole kültürünün dilimize kazandırdığı terimler9
- yok çok sevişmenin hiç zararı yok11
- izmire ilk hizmetin 30 sene sonra ulaşması6
- küfür etmeyi maharet sanan insan modeli5
- 7 ekim 2026 cemil tugay'ın akp'ye katılması10
- iltica ve mel'in birlikte sunduğu radyo programı14
- gavur izmir den mümin izmir e7
- mezut barzani nin yahudi olması18
- ak partinin chp'ye diz çöktürmesi11
- alttan bir şeyin dokunması3
- cedidacer5
- dudak dolgusu yaptıran kadınların ördeğe dönüşmesi2
- parcalandim toparlanamiyorum314
- gece denize kız arkadaşıyla giren eleman4
- bursa da kadın katiline sosyal medya ilgisi14
- sözlük kavgasını en iyi anlatacak yönetmen19
- arkadaşlar ex şirketim aradı3
- cesete hakaret13
- mürdüm rengi2
- çocuğa israil diye isim koymak17
- ak parti'nin cemil tugay paylaşımı18
- sözlük yazarlarının seksi kombinleri6
- tartışmayı kazanmak değil yanlışını bulmak2
- arkadaşlar şifalandım11
- dönek3
- huysuz virjin3
- kadir mısıroğlunun ingilterede işi neydi5
- çarşamba günü yapılabilecek şeyler5
- yıgaç2
- kadir mısıroğlu fan clup8
- kahvaltıda 32 adet cherry domates yemek4
- kahveleri gezerek tebliğ yapanlar9
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- dindar geçinip zina yapan erkek8
- ak partili ahlakı14
- ceset başlığı niye hala yerinde8
- ak partiye geçen herkesin mutlu olması2
- melih gökçek soruşturması ne oldu5
- güzel kadın görünce bokunu yirim diyen erkek2
- veresiye için kpssden 85 puan isteyen kahveci3
- anın görüntüsü29
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet21
- linç zamanları sansürsüz küfür için ideal2
- allah varsa nerede6
- ucan tekme atan hipopotam28
- iltica38
- togg4
"Yaşadık işte yani ölmediğimize göre bişeyler biliyoruz." Dediğimdir.
Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?
Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?
-Yaşama!
-Ya bileydim?
Yazar: Mıydım
Hiç: Şiir.
Diyor ismet özel..
yazının ya da yazmanın bir kıyısından tutmuş insanlar* özellikle de şair olanları yaşamayı bilmezler.. Bilseler yazmazlardı. Bilselerdi Diğer yaşayanlar gibi, nerede duracağını bilmedikleri çarkın bir yerine tutunup devam ederlerdi nefes alıp vermelere. Alınan her nefesin verilmek zorunda olduğunu bildiklerinden bir başka deyişle alınan her nefesin son ödeme saniyesi gelmiş bir borç olduğunu bildiklerinden yaşamayı bilemediler. Peki ya yaşayanlar nasıl yapabiliyorlardı bunu? Farkında olmadiklarından mı yoksa doğuştan gelen bir yetenekle farkında olup da buna bir şekilde adaptasyonla mı karşı gelebiliyorlardı. Asla cevabı bilinmeyecek bir soru bu galiba..
Yazmayı beceremesem de yaşamayı bilmeyenlerdenim ben de. Yaşamayı bilmeyenlerin en adisi. Çünkü yazmayı da beceremiş biriyim. O veya bu şekilde bir yere tutunamamamış biri.. Yaşama tutunmaya çalıştığım çok oldu. Her defasında elim sistemin çarklarının dişlileri arasında ezildi, tırnaklarım parçalandı, kanadı.. Parmaklarımın düzelmesi için epey bir süreye ihtiyacım vardı. işte o kadar süre geçti. Sonra ne yapmalıyım diye düşündüm yine epey bir süre. Bir insandaki yaşama tutunmak istedim bu kez. Yaşama tutunmuş bir insana tutunarak yaşamak istedim. Bir nevi parazitlik galiba.. Peki bu birini nereden bulabilirim diye sorduğumda bardaki yaşlı adama şöyle cevap verdi bana, "aramakla bulunsaydı şu dünyada aptalca hayaller peşinde koşan bir kişi bile olmazdı.". içeceklerin parasını bırakıp hızlıca çıktım oradan. Yapmam gereken yaşama tutunmak değil en azından bir süreliğine tutunmuş gibi yapmaktı.. Rol yapmaktı hayat icabı. Böylece o kişinin karşıma çıkması ve benim de ona önce tutulmam sonra tutunmam için gerekli ortamı oluşturmuş olacaktım..
Günler günleri kovaladı, takvim yapraklari birer birer kış mevsimini uğurladı..
Yağmurlu bir ilkbahar günü "o" na rastladım..
Gözlerine tutuldum "o" nun.
Sonra güneş "o" nu görmek istemis olacak ki simsiyah bulutları dağıtarak çıktı ortaya.. Sonra da gök kuşakları "o" nu görmek için gökyüzündeki yerini aldı. Yağmur damlaları bir an için asılı kalmışlardı havada.. Bense son düşen yağmur damlaların da dünyanın en berrak yağmuruyla ıslanmıştım..
işte ben yaşamayı böyle öğrenmeye çalıştım..
Sonra "o" gitti.
"O" gittikten sonra yaşamayı bildim artık diye düşünmüştüm ki uykusuz gecelerimin birinde sadece sevmenin ne demek olduğunu öğrendiğimi anladım..
Hayat nasıl yaşanırsa yaşansın buna yaşayamamak da dahil sevmeyi bir şekilde bilmek gerekmiş.
Bilmem gereken de buymuş, yaşamayı bilmek değil.
Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?
-Yaşama!
-Ya bileydim?
Yazar: Mıydım
Hiç: Şiir.
Diyor ismet özel..
yazının ya da yazmanın bir kıyısından tutmuş insanlar* özellikle de şair olanları yaşamayı bilmezler.. Bilseler yazmazlardı. Bilselerdi Diğer yaşayanlar gibi, nerede duracağını bilmedikleri çarkın bir yerine tutunup devam ederlerdi nefes alıp vermelere. Alınan her nefesin verilmek zorunda olduğunu bildiklerinden bir başka deyişle alınan her nefesin son ödeme saniyesi gelmiş bir borç olduğunu bildiklerinden yaşamayı bilemediler. Peki ya yaşayanlar nasıl yapabiliyorlardı bunu? Farkında olmadiklarından mı yoksa doğuştan gelen bir yetenekle farkında olup da buna bir şekilde adaptasyonla mı karşı gelebiliyorlardı. Asla cevabı bilinmeyecek bir soru bu galiba..
Yazmayı beceremesem de yaşamayı bilmeyenlerdenim ben de. Yaşamayı bilmeyenlerin en adisi. Çünkü yazmayı da beceremiş biriyim. O veya bu şekilde bir yere tutunamamamış biri.. Yaşama tutunmaya çalıştığım çok oldu. Her defasında elim sistemin çarklarının dişlileri arasında ezildi, tırnaklarım parçalandı, kanadı.. Parmaklarımın düzelmesi için epey bir süreye ihtiyacım vardı. işte o kadar süre geçti. Sonra ne yapmalıyım diye düşündüm yine epey bir süre. Bir insandaki yaşama tutunmak istedim bu kez. Yaşama tutunmuş bir insana tutunarak yaşamak istedim. Bir nevi parazitlik galiba.. Peki bu birini nereden bulabilirim diye sorduğumda bardaki yaşlı adama şöyle cevap verdi bana, "aramakla bulunsaydı şu dünyada aptalca hayaller peşinde koşan bir kişi bile olmazdı.". içeceklerin parasını bırakıp hızlıca çıktım oradan. Yapmam gereken yaşama tutunmak değil en azından bir süreliğine tutunmuş gibi yapmaktı.. Rol yapmaktı hayat icabı. Böylece o kişinin karşıma çıkması ve benim de ona önce tutulmam sonra tutunmam için gerekli ortamı oluşturmuş olacaktım..
Günler günleri kovaladı, takvim yapraklari birer birer kış mevsimini uğurladı..
Yağmurlu bir ilkbahar günü "o" na rastladım..
Gözlerine tutuldum "o" nun.
Sonra güneş "o" nu görmek istemis olacak ki simsiyah bulutları dağıtarak çıktı ortaya.. Sonra da gök kuşakları "o" nu görmek için gökyüzündeki yerini aldı. Yağmur damlaları bir an için asılı kalmışlardı havada.. Bense son düşen yağmur damlaların da dünyanın en berrak yağmuruyla ıslanmıştım..
işte ben yaşamayı böyle öğrenmeye çalıştım..
Sonra "o" gitti.
"O" gittikten sonra yaşamayı bildim artık diye düşünmüştüm ki uykusuz gecelerimin birinde sadece sevmenin ne demek olduğunu öğrendiğimi anladım..
Hayat nasıl yaşanırsa yaşansın buna yaşayamamak da dahil sevmeyi bir şekilde bilmek gerekmiş.
Bilmem gereken de buymuş, yaşamayı bilmek değil.
yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?
yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?
-yaşama!
-ya bileydim?
yazar: mıydım
hiç: şiir
ismet özel
yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?
-yaşama!
-ya bileydim?
yazar: mıydım
hiç: şiir
ismet özel
Ateistlerin güzel yaptığıdır.
kimilerinin bir refleks duyarsızlığıyla kolayca yaptığı kimilerininse ömrünün sonuna dek yapamayacagini bildiği..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar