bugün
- 40 yaşında bekar erkek6
- sözlük yazarlarının seksi kombinleri12
- salat namaz değildir8
- denize düşsen nervio'ya mı sarılırsın bik bik'e mi3
- enayimiknatisi9
- izmire ilk hizmetin 30 sene sonra ulaşması9
- bu durumda ne yapardınız9
- oytunkaran nerde sorunsalı4
- bir gün herkes ak partili olacak14
- iranlı kızlar2
- ak partiye geçen herkesin mutlu olması6
- karasburg2
- cedidacer8
- 5 yıl önceye geri gitmek4
- yok çok sevişmenin hiç zararı yok11
- televole kültürünün dilimize kazandırdığı terimler9
- nervio nerde sorunsalı2
- bir kızın size aşık olduğunu gösteren detaylar3
- meksika açmazı macerası12
- iltica ve mel'in birlikte sunduğu radyo programı14
- mezut barzani nin yahudi olması18
- bik bik'in çıkartıp masaya vurması4
- game of thrones taki kerhaneci22
- 7 ekim 2026 cemil tugay'ın akp'ye katılması10
- arkadaşlar çüş2
- ona bir şey söyle9
- ak partinin chp'ye diz çöktürmesi11
- çığlık filmindeki çığlık ın kovaladığı kızın adı5
- bursa da kadın katiline sosyal medya ilgisi14
- çocuğa israil diye isim koymak17
- gavur izmir den mümin izmir e7
- küfür etmeyi maharet sanan insan modeli5
- kadir mısıroğlunun ingilterede işi neydi6
- sözlük kavgasını en iyi anlatacak yönetmen19
- ak parti'nin cemil tugay paylaşımı17
- parcalandim toparlanamiyorum314
- deveci alpay nerelerde sorunsalı2
- cesete hakaret13
- dudak dolgusu yaptıran kadınların ördeğe dönüşmesi3
- arkadaşlar şifalandım11
- megan fox2
- gece denize kız arkadaşıyla giren eleman4
- alttan bir şeyin dokunması3
- kahveleri gezerek tebliğ yapanlar9
- kadir mısıroğlu fan clup8
- ak partili ahlakı14
- sözlüğe bir kitap bırak3
- kudüs ibrani üniversitesi2
- arkadaşlar ex şirketim aradı3
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet21
Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?
Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?
-Yaşama!
-Ya bileydim?
Yazar: Mıydım
Hiç: Şiir.
Diyor ismet özel..
yazının ya da yazmanın bir kıyısından tutmuş insanlar* özellikle de şair olanları yaşamayı bilmezler.. Bilseler yazmazlardı. Bilselerdi Diğer yaşayanlar gibi, nerede duracağını bilmedikleri çarkın bir yerine tutunup devam ederlerdi nefes alıp vermelere. Alınan her nefesin verilmek zorunda olduğunu bildiklerinden bir başka deyişle alınan her nefesin son ödeme saniyesi gelmiş bir borç olduğunu bildiklerinden yaşamayı bilemediler. Peki ya yaşayanlar nasıl yapabiliyorlardı bunu? Farkında olmadiklarından mı yoksa doğuştan gelen bir yetenekle farkında olup da buna bir şekilde adaptasyonla mı karşı gelebiliyorlardı. Asla cevabı bilinmeyecek bir soru bu galiba..
Yazmayı beceremesem de yaşamayı bilmeyenlerdenim ben de. Yaşamayı bilmeyenlerin en adisi. Çünkü yazmayı da beceremiş biriyim. O veya bu şekilde bir yere tutunamamamış biri.. Yaşama tutunmaya çalıştığım çok oldu. Her defasında elim sistemin çarklarının dişlileri arasında ezildi, tırnaklarım parçalandı, kanadı.. Parmaklarımın düzelmesi için epey bir süreye ihtiyacım vardı. işte o kadar süre geçti. Sonra ne yapmalıyım diye düşündüm yine epey bir süre. Bir insandaki yaşama tutunmak istedim bu kez. Yaşama tutunmuş bir insana tutunarak yaşamak istedim. Bir nevi parazitlik galiba.. Peki bu birini nereden bulabilirim diye sorduğumda bardaki yaşlı adama şöyle cevap verdi bana, "aramakla bulunsaydı şu dünyada aptalca hayaller peşinde koşan bir kişi bile olmazdı.". içeceklerin parasını bırakıp hızlıca çıktım oradan. Yapmam gereken yaşama tutunmak değil en azından bir süreliğine tutunmuş gibi yapmaktı.. Rol yapmaktı hayat icabı. Böylece o kişinin karşıma çıkması ve benim de ona önce tutulmam sonra tutunmam için gerekli ortamı oluşturmuş olacaktım..
Günler günleri kovaladı, takvim yapraklari birer birer kış mevsimini uğurladı..
Yağmurlu bir ilkbahar günü "o" na rastladım..
Gözlerine tutuldum "o" nun.
Sonra güneş "o" nu görmek istemis olacak ki simsiyah bulutları dağıtarak çıktı ortaya.. Sonra da gök kuşakları "o" nu görmek için gökyüzündeki yerini aldı. Yağmur damlaları bir an için asılı kalmışlardı havada.. Bense son düşen yağmur damlaların da dünyanın en berrak yağmuruyla ıslanmıştım..
işte ben yaşamayı böyle öğrenmeye çalıştım..
Sonra "o" gitti.
"O" gittikten sonra yaşamayı bildim artık diye düşünmüştüm ki uykusuz gecelerimin birinde sadece sevmenin ne demek olduğunu öğrendiğimi anladım..
Hayat nasıl yaşanırsa yaşansın buna yaşayamamak da dahil sevmeyi bir şekilde bilmek gerekmiş.
Bilmem gereken de buymuş, yaşamayı bilmek değil.
Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?
-Yaşama!
-Ya bileydim?
Yazar: Mıydım
Hiç: Şiir.
Diyor ismet özel..
yazının ya da yazmanın bir kıyısından tutmuş insanlar* özellikle de şair olanları yaşamayı bilmezler.. Bilseler yazmazlardı. Bilselerdi Diğer yaşayanlar gibi, nerede duracağını bilmedikleri çarkın bir yerine tutunup devam ederlerdi nefes alıp vermelere. Alınan her nefesin verilmek zorunda olduğunu bildiklerinden bir başka deyişle alınan her nefesin son ödeme saniyesi gelmiş bir borç olduğunu bildiklerinden yaşamayı bilemediler. Peki ya yaşayanlar nasıl yapabiliyorlardı bunu? Farkında olmadiklarından mı yoksa doğuştan gelen bir yetenekle farkında olup da buna bir şekilde adaptasyonla mı karşı gelebiliyorlardı. Asla cevabı bilinmeyecek bir soru bu galiba..
Yazmayı beceremesem de yaşamayı bilmeyenlerdenim ben de. Yaşamayı bilmeyenlerin en adisi. Çünkü yazmayı da beceremiş biriyim. O veya bu şekilde bir yere tutunamamamış biri.. Yaşama tutunmaya çalıştığım çok oldu. Her defasında elim sistemin çarklarının dişlileri arasında ezildi, tırnaklarım parçalandı, kanadı.. Parmaklarımın düzelmesi için epey bir süreye ihtiyacım vardı. işte o kadar süre geçti. Sonra ne yapmalıyım diye düşündüm yine epey bir süre. Bir insandaki yaşama tutunmak istedim bu kez. Yaşama tutunmuş bir insana tutunarak yaşamak istedim. Bir nevi parazitlik galiba.. Peki bu birini nereden bulabilirim diye sorduğumda bardaki yaşlı adama şöyle cevap verdi bana, "aramakla bulunsaydı şu dünyada aptalca hayaller peşinde koşan bir kişi bile olmazdı.". içeceklerin parasını bırakıp hızlıca çıktım oradan. Yapmam gereken yaşama tutunmak değil en azından bir süreliğine tutunmuş gibi yapmaktı.. Rol yapmaktı hayat icabı. Böylece o kişinin karşıma çıkması ve benim de ona önce tutulmam sonra tutunmam için gerekli ortamı oluşturmuş olacaktım..
Günler günleri kovaladı, takvim yapraklari birer birer kış mevsimini uğurladı..
Yağmurlu bir ilkbahar günü "o" na rastladım..
Gözlerine tutuldum "o" nun.
Sonra güneş "o" nu görmek istemis olacak ki simsiyah bulutları dağıtarak çıktı ortaya.. Sonra da gök kuşakları "o" nu görmek için gökyüzündeki yerini aldı. Yağmur damlaları bir an için asılı kalmışlardı havada.. Bense son düşen yağmur damlaların da dünyanın en berrak yağmuruyla ıslanmıştım..
işte ben yaşamayı böyle öğrenmeye çalıştım..
Sonra "o" gitti.
"O" gittikten sonra yaşamayı bildim artık diye düşünmüştüm ki uykusuz gecelerimin birinde sadece sevmenin ne demek olduğunu öğrendiğimi anladım..
Hayat nasıl yaşanırsa yaşansın buna yaşayamamak da dahil sevmeyi bir şekilde bilmek gerekmiş.
Bilmem gereken de buymuş, yaşamayı bilmek değil.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar