bugün
- 2026 dünya kupası finalini kim oynar17
- sözlüğe fotoğraf atmayanların özgüvensiz sanılması14
- yürüyüş partisi8
- lise defteri6
- sevgiliye gitmemesi için söylenen sözler5
- türkiye6
- usta şoförlerden acemi şoförlere tavsiyeler7
- mağaza camına kafa atan ergen genç4
- bakire kızla evlenmeyi savunmak2
- ideal sevgilinin en önemli özelliği17
- bozulmaması ile meşhur olan şeyler6
- askere 79 kilo gidip 100 kilo olarak dönmek3
- gelmiş geçmiş en iyi türk teknik direktör2
- evli çiftlerde tv kumandası kimde olur2
- ankara da nato zirvesi tedbirleri3
- ilgi2
- uludağ sözlük'ün instagram'a dönmesi11
- düşük iq belirtileri5
- iyi gibi davranan kötüleri nasıl ayırt ederiz3
- birader beyler biraderdirler3
- ibne penis nah3
- bir arı bir arıya sen kapat ben arıyım demiş2
- 22 haziran 2026 arjantin avusturya maçı3
- hep aynı şeyleri yaşamak4
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle25
- chp'deki değişimciler3
- diş ağrısı2
- beyaz otomobil satın almak14
- dünya3
- ismet gurbuz 20245
- kadınların beli açık gezmesi2
- milli takımı eleştirenleri hapse atma çağrısı7
- kablo dolu çekmece2
- dna testiyle ırk öğrenmek2
- ipkis2
- saba makamı ile okunan ezan2
- gönüllü esaret paradoksu2
- 2 buçuk yaşında çocuğuna şarap seçen anne5
- alışveriş merkezlerinde çaresizce dolanmak2
- makarna süzmek5
- bugün de meme atan olmaması13
- güne bir şarkı bırak19
- yapay zekaya entry yazdıran yazar5
- yaşlılığınız için insan biriktirin12
- zaman gazetesi2
- 65 şut çekip gol atamamak5
- house of the dragon2
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı3
- messi'nin arjantin'deki heykeli3
- cuckold esnasında karınızın belinin kırılması4
entry'ler (205)
Bu yirmili yaşlar, her yıl 0.5 yaş falan artsın. yetmiyor arkadaş, yok okul yok iş evlilik çocuk, gezmek, şunların temeli atılsa yeter ki daha bizim adını anmaya ömrümüz yetmiyor
Kadınlığından değil. Cinsiyet yoktur aldatmakta. insan olmadığı için.
Çocukken insana güvenilmeyeceğini anlar insan. insan olduğunda da güvenmeyi sil at, güvenildiğini farkettiği an koşup uçurumdan atar kendini. Güven ne kaldırılabilirdir ne taşınabilir. Bir , çocuk yüreği gereğiyle barındırabilir, onu da insan alır.
Dedem öldü. Sonra yırtıldı dünyanın jelatini.
Hiçbir zaman kendimi anlatmakla uğraşmadım. insanlar hep anlamak istedikleri anlarlar. Beni istedikleri gibi anlayıp bunun üzerine yargıladıkça hayretten susakaldım. Salaktır dediler. iyice bağırdılar. Siz görseydiniz bunu, siz de bu yargılara diliniz bağlanasıya hayret ederdiniz.
Arkadaş seçerken, çok çok yakın her halini bilmediğiniz biri değilse, az çok samimi olduğunuz biriyle çıkmayın eve. Asıl yüzünü evde görüyorsunuz ve o sizin samimiyetinize sığınmaya çalışıyor, bir süre arkadaşlık hatrına bir şey diyemeyip kendinizi yersiniz. Sonra işin kötü boyutlara ulaşacağı kaçınılmaz. Dışarıda da anlaşamayacağınız konusunda en ufak şüphe duyduğunuz insanla eve çıkmayın, olmuyor. Baştan reddetmesini bilin ki sonra çekmeyin cefayı. Eve çıkarken iyi tanıdığınız biri olmadıkça çıkmayın derim. Dışarıda hoşbeşiniz olan bir şeyler paylaştınız diye cicim ayları gibi samimi olduğunuzu düşündüğünüz kişilerle eve çıkmayın. Aklınızı başınıza devşirin, iyice düşünmeden yapmayın, bunun ev sahibi var apartman sakini var yemeği, temizliği, faturası, alışverişi var. En son da ben ettim siz etmeyin derim.
Bir erkek arkadaşım geçenlerde sevgilisine küçük bi jest yapmak için içinden minions oyuncakları çıkan sürpriz yumurta almış. Kız açmamış orada yumurtayı. Çocuk da merak etmiş, sevgilisi eve gidince mesaj atmış, "Totonu açtın mı? "diye. Kız şaşırmış tabii, "ne diyorsun" demiş. ipler orada kopmuş arkadaşlar. Bizim arkadaş açıklamış açıklamasına da bir daha hiçbir kuvvet aldıramaz sanırım ona o yumurtaları.
Hiç kıpırdamadan ağlamayı biliyor musunuz?
Nefes bile almadan, hiç ses çıkarmadan
Sadece tek hareketlenmenin göz çukurlarından inen lavımsı gözyaşlarının olduğu anı bildiniz mi hiç?
Kimsenizin olmadığı.
Kimsenizin
Olmadığı.
Allahtan başka.
Son çırpınışlarınızla, soluklarınızla bir iki sığınmaya çalıştığınız kolların hepsinin meşgul olduğu.
Ne gündüz ne gece dilinizin dönmediği.
Boş boş otobüslere binip yüksek koltuğa oturup sadece dışarıya endekslendiğiniz.
Yolların şeritlerini izlediğiniz.
Kulağınızdaki müziği ya her seferinde başka anlamlandırışınız ya da hiç dinlememiş olmanız.
insanların can yakmakla çok meşgul olması.
Ben tüm renkleri severim. Turuncuyu da severim.
Şu an gökyüzü turuncu mesela. Sokak lambaları, karlara yansımış.
ama işte soluksuz ağlamak.
Ölüme yakın olmak. Ne derece olduğunu bilmeyerek.
Ben nefes almam genellikle. Lavlar vardır süzülen bende hep. Çok iyi bilirim ağlamanın sessiz halini.
Yalnızlıktan çok korkmuş dedem, başına gelmesinden. Başına geldi.
Ben çok korktum, yalnızlıktan korkup başıma gelmesinden. Başıma geldi.
Bu durumlarda şöyle yalnız olunuyor: ailenize anlatmıyorsunuz üzülmesinler diye.
Kalan herkes bir meşgaleye tutunmuş zaten. Ne soran var ne gördüğünde dönüp bakan.
Bu kaybettirmiyor ama canını ortaya koymayı, gördüğü bir dertlinin derdine. Koşmaya engel değil ardına bakmadan yardımına yardım bekleyenin.
Bi olsun oluyor dilde.
"Varsın bu da olsun."
Bakın kuşlar geldi şimdi pencereme.
Ses tükeniyor ama sessizlik tükenmiyor gönlü güzeller. Yanan sönmüyor. Susmak hiç durak bilmiyor. El ayak tutmuyor. Ölmek hiç bitmiyor.
Derler ya yardımını esirgeme, yardıma ihtiyacın olur, kırma dökme mütevazı ol.
Yok işte.
Ne kadar "önemli değil" derseniz o kadar önemli değil oluyorsunuz.
Bayat gibi kalbiniz.
Size bir işaret:
Benim gibilerin bir gözünün kenarında, kirpiklerinin birleşip bittiği yerde kızarık bir yara olur.
Kar yağıyor.
Bugün ben, karların kuşların kanatlarından geldiğine inanan beni sadece fotoğraflarda görmüş, çok sevdiğim küçük bir çocuğa, kar gönderdim kuşlarla. Alnına düştüğünde o kar öpücük olacak dedim. Gerçekten söyledin mi kuşlara dedi.
Çoğalıyor. Kuşlar Alihanın alnına düşürmek için kar taşıyor kanatlarında.
Geceniz güzel olsun.
Nefes bile almadan, hiç ses çıkarmadan
Sadece tek hareketlenmenin göz çukurlarından inen lavımsı gözyaşlarının olduğu anı bildiniz mi hiç?
Kimsenizin olmadığı.
Kimsenizin
Olmadığı.
Allahtan başka.
Son çırpınışlarınızla, soluklarınızla bir iki sığınmaya çalıştığınız kolların hepsinin meşgul olduğu.
Ne gündüz ne gece dilinizin dönmediği.
Boş boş otobüslere binip yüksek koltuğa oturup sadece dışarıya endekslendiğiniz.
Yolların şeritlerini izlediğiniz.
Kulağınızdaki müziği ya her seferinde başka anlamlandırışınız ya da hiç dinlememiş olmanız.
insanların can yakmakla çok meşgul olması.
Ben tüm renkleri severim. Turuncuyu da severim.
Şu an gökyüzü turuncu mesela. Sokak lambaları, karlara yansımış.
ama işte soluksuz ağlamak.
Ölüme yakın olmak. Ne derece olduğunu bilmeyerek.
Ben nefes almam genellikle. Lavlar vardır süzülen bende hep. Çok iyi bilirim ağlamanın sessiz halini.
Yalnızlıktan çok korkmuş dedem, başına gelmesinden. Başına geldi.
Ben çok korktum, yalnızlıktan korkup başıma gelmesinden. Başıma geldi.
Bu durumlarda şöyle yalnız olunuyor: ailenize anlatmıyorsunuz üzülmesinler diye.
Kalan herkes bir meşgaleye tutunmuş zaten. Ne soran var ne gördüğünde dönüp bakan.
Bu kaybettirmiyor ama canını ortaya koymayı, gördüğü bir dertlinin derdine. Koşmaya engel değil ardına bakmadan yardımına yardım bekleyenin.
Bi olsun oluyor dilde.
"Varsın bu da olsun."
Bakın kuşlar geldi şimdi pencereme.
Ses tükeniyor ama sessizlik tükenmiyor gönlü güzeller. Yanan sönmüyor. Susmak hiç durak bilmiyor. El ayak tutmuyor. Ölmek hiç bitmiyor.
Derler ya yardımını esirgeme, yardıma ihtiyacın olur, kırma dökme mütevazı ol.
Yok işte.
Ne kadar "önemli değil" derseniz o kadar önemli değil oluyorsunuz.
Bayat gibi kalbiniz.
Size bir işaret:
Benim gibilerin bir gözünün kenarında, kirpiklerinin birleşip bittiği yerde kızarık bir yara olur.
Kar yağıyor.
Bugün ben, karların kuşların kanatlarından geldiğine inanan beni sadece fotoğraflarda görmüş, çok sevdiğim küçük bir çocuğa, kar gönderdim kuşlarla. Alnına düştüğünde o kar öpücük olacak dedim. Gerçekten söyledin mi kuşlara dedi.
Çoğalıyor. Kuşlar Alihanın alnına düşürmek için kar taşıyor kanatlarında.
Geceniz güzel olsun.
550 km var aramızda. Bir araba alsak bir de benzini karşılasak yeter. Çekeyim evinin önüne arabayı, diyeceğimi diyeyim geri geleyim. Bakın bunu yapamıyorum ve içimde kalıyor. Sonra araba sözlüğün olur. Araba farklı şehirlerde kalır, seven alsın gitsin sevdiğinin evinin önüne çeksin arabayı. Benzin parasını falan buradan toplarız. Bence iyi fikir.
insanlardan mümkün olduğunca uzak durun.
Aman bre deryalar.
Köri soslu tavuk.
Utanıyorsan olma bre müsvedde.
Ev arkadaşımdan nefret ediyorum. Bu dedikodu da sayılmaz sözlük. Umarım kullanıcı adımı biliyordur da görür buradan. Ben dileyeceğimi diledim. Bilmiyorsa napayım.
Edit:
Ya uyuyor sanıyordum, odasının kapısı açıldı. Bilmediğini sanıyordum ben sözlük. Bilmiyordur umarım.
Edit 2:
Bilmiyormuş. Tamam dedikodu olsun kabul. Bilmesin kullanıcı adımı aman be.
Edit:
Ya uyuyor sanıyordum, odasının kapısı açıldı. Bilmediğini sanıyordum ben sözlük. Bilmiyordur umarım.
Edit 2:
Bilmiyormuş. Tamam dedikodu olsun kabul. Bilmesin kullanıcı adımı aman be.
Bazen koşmak geliyor insanın içinden işte. Şehirden şehire.
Tüm gücüyle.
Bu şehir şehirse koşup gitmek içindir diyorsun işte.
Tüm gücünle.
Ölüm olsa bile.
Sonra susuyorsun.
Kendi kendine susuyorsun sadece.
Ah hayat.
Tüm gücüyle.
Bu şehir şehirse koşup gitmek içindir diyorsun işte.
Tüm gücünle.
Ölüm olsa bile.
Sonra susuyorsun.
Kendi kendine susuyorsun sadece.
Ah hayat.
Yemek değil de daha insaflı bir önerim var. Mısırlı balık krakerle tuzlu çubuk krakeri bir arada yemek.
Aklımdan geçen envai çeşit yemeği söyleyip hakkınıza girmek istemem.
Aklımdan geçen envai çeşit yemeği söyleyip hakkınıza girmek istemem.
Geceyse yolculuk, otobüsün camlarındaki perdeyi üzerime çeker, içerideki ışıkların( tv, telefon vs. ) dışarıya yansımasına engel olup, zifiri karanlıktaki dışarıyı izlerim. Ve şiddetle tavsiye ederim bu eylemi.
"Arkadaşlar, insanlar istedikleri yerde ibadetlerini yapabilir bu neden sizi rahatsız ediyor?" sorusunun yöneltimesi gereken yazarın açtığı başlık.
Beyaz saç.