bugün
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler42
- romanya9
- ilkokul bebesine türbanı savunmak62
- sözlükteki bölücüler16
- sarı renkli top8
- sinem dedetaş'ın ahında boğulacaksınız20
- cezaevine girmek için rte'ye hakaret eden adam7
- ben vuruldukça çoğalırım yılanoğlu6
- süper lig maçlarının artık izlenemez olması4
- benim de devletim olsun diyen kürt7
- ağlıyorum sözlük21
- türkiyelilik3
- kürtlerin futbol oynaması2
- dem parti'nin dönüş takvimi beklentisi4
- istanbul'un göbeğinde 3 gün elektrik olmaması5
- cumaya gitmeyen erkekleri aşağılayan kadın7
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek41
- fon vurgunu21
- sözlüğü birbirine kattıktan sonra yazarlar2
- türk arapsız yaşayamaz8
- libya4
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı74
- cuma namazına gitmek yerine sözlükte takılmak16
- mutlu günlerin yakın olması4
- 15 ekim 2026 hoffenheim beşiktaş maçı20
- bebek katili ama nelson mandela3
- çıplak ayakla araba kullanmak3
- seren serengil6
- ahmet hakan'ın ben böyle yağmur görmedim yazısı11
- finlandiya2
- insan ilişkilerinde sık yapılan hatalar3
- sözlüğün 11 12 yaşındaki çocuklarla dolu olması3
- manifest dinleyen erkek10
- isveç3
- norveç4
- donuzlanan başlığıma yazmasın8
- almanya7
- gilded'in gözyaşları6
- sen farklısın diyen erkek20
- bütün yazarların birbirine sarılması3
- osmanlı cehalet ve budalalık imparatorluğuydu4
- mantı2
- beni seviyor musun sözlük16
- sözlük ablası16
- sözlükte 0 online kalacağı gün2
- güzel müzik klipleri3
- beşiktaş10
- sabahları 2 simit 2 açma 2 poğaça yiyen insan8
- ayak yüzüğü2
- ayak2
yağmur tanelerini avuçlamak gibi bir şey bu... ya da ankara nın o kendine özgü pusunu bir nefeste içine çekmek gibi bir şey... eksik olan bir şeyler vardır hani... durmadan aradığın ve hiçbir zaman bulamadığın... geçmiş zamana ait hatıraların vardır, beyninden söküp atamadığın, geri gelmeyeceklerini bildiğin halde bekler durursun onları... sen yalnızlığınla kavrulurken, hayat hiçbir şey olmamışçasına devam eder... hayatın bu umarsızlığı gücüne gider belki ama sen her zaman kaderini yaşamaya mahkumsundur... işte böyle bir cehennemin mahkumluğundan çıkıp geliyorum hayata... ve bırakıveriyorum kendimi kollarına... hiçbir şey yapamamak çok ağır inan! kaldıramıyorum... dibi görünmeyen bir uçurumda sonunun ne olacağını bilmeden düşmek gibi bir şey bu... ya da son mermiyi sürüp namluya hiçbir şeyi düşünmeden ateşlemek gibi bir şey...
eylül-04, ankara
eylül-04, ankara
ben eskiden yağmur yağarken altında yürürdüm, suların içinde pırıl pırıl parlayan taşlar toplardım gülerdim deli gibi, paçalarımı çamur içinde bırakır, ıslanır hasta olur annemden azar yerdim ama mutluydum kimse bozamazdı yağmurumun keyfini. sonra büyüdüm, uzun saçlarım oldu ıslanmasın diye koruduğum, sonra büyüklerin takındığı o kısıtlı ifadeden birkaçını edindim, yağmur yağdığında paçalarımı da ıslatmadım bir daha, hasta da olmadım ve o anki kadar mutlu da...
bir erkan bayar şiiridir. mükemmeldir, sevgiliye okunasıdır.
Karşı pencereden sarkan havlu
yalnızlığına emiyordu dalgalar
feryadı vardı geceye eski donun duyan yoktu
erkek giysileriydi ipte özgürce salınan
uyukluyordu camda lambalar
ve gölcüklerden uzayıp gelen ışık
ve uzayıp giden ve bir yağmurla yağmur gibi dökülen ışık
dizlerimin üstündeymişim gibi ellerini tutmak için
beynimde bir ulu devinim insanın insana yaptıklarına dair
yine de yağıyor yağmur uslu uslu bak ne güzel
bir de başımızdan hiç gitmeyen bela sevmek
camları siliyorum damlalar kalıyor dışarda
bir de izleri ellerimin
***
anlatıyor mu anlatabiliyor muyum
bu bir kuru sevda değil
adam olmanın yarısı
yani beterdir güneşsiz olmaktan
anlatıyor mu anlatamamak
yürüsek diyorum nisan yeşilinde
kışladan öte yürüsek
görsek diyorum yeşilin en güzelini
dolansak diyorum
ellerimiz utangaç gözlerimiz yerde
ve bir zeytin ağacının altında
çekirdek yiyip öpüşsek diyorum
tuzlu tuzlu
beceriksiz acemi
bak bahar geldi.
Karşı pencereden sarkan havlu
yalnızlığına emiyordu dalgalar
feryadı vardı geceye eski donun duyan yoktu
erkek giysileriydi ipte özgürce salınan
uyukluyordu camda lambalar
ve gölcüklerden uzayıp gelen ışık
ve uzayıp giden ve bir yağmurla yağmur gibi dökülen ışık
dizlerimin üstündeymişim gibi ellerini tutmak için
beynimde bir ulu devinim insanın insana yaptıklarına dair
yine de yağıyor yağmur uslu uslu bak ne güzel
bir de başımızdan hiç gitmeyen bela sevmek
camları siliyorum damlalar kalıyor dışarda
bir de izleri ellerimin
***
anlatıyor mu anlatabiliyor muyum
bu bir kuru sevda değil
adam olmanın yarısı
yani beterdir güneşsiz olmaktan
anlatıyor mu anlatamamak
yürüsek diyorum nisan yeşilinde
kışladan öte yürüsek
görsek diyorum yeşilin en güzelini
dolansak diyorum
ellerimiz utangaç gözlerimiz yerde
ve bir zeytin ağacının altında
çekirdek yiyip öpüşsek diyorum
tuzlu tuzlu
beceriksiz acemi
bak bahar geldi.
Her yer güzeldir. Evet.
Doğayı seyredin. iyi gelir insana.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar