bugün
- from gold from dust29
- sözlük kızlarının bicepsleri16
- arkadaşlar çok sıkıcısınız8
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği12
- queen ravenna ifşası15
- saat12
- sözlük yazarlarının en sevdiği tv kanalı8
- sözlük kızlarının venüs gamzeleri7
- kol saati8
- sözlük erkeklerini topluca veterinere götürmek10
- 50 kilo üstü kız tripleri4
- tavuklu pilav8
- bir erkek adam kadınlara yükselmez8
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması9
- erkeği karizmatik gösteren şeyler13
- kolye143
- pudra kokusu2
- ioçk'nın ifşası4
- beşiktaş18
- crystal palace8
- ayaklara fısıldayan adam5
- fırın sütlaç8
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak4
- true'nun çaylak olması5
- at9
- 1 80 boyunda kadın olmak10
- futbol20
- denenecek çok şey var4
- netflix yapımı izleyen erkek gizli eşcinseldir11
- avrupa11
- damacanayı sebile takarken gaza gelmek3
- beşiktaş 2 crystal palace 23
- ömür boyu yalnız kalmak istemek8
- gocu nerede gocu3
- 25 yaşında hala evlenmeyi başaramamış kadın5
- 2 kaslı sözlük erkeği arasında tost olmak4
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- 22 ekim 2026 trabzonspor hearts maçı10
- ümit akdağ3
- akepe dönemi15
- izmirin en güzel semtleri10
- güney afrika4
- 40 yaş üstü erkeklerin doğal yaşam alanları5
- hava yapmış kavanoz kapağı açmak2
- özlemek3
- 40'a doğru yaklaşmak4
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey19
- la loba21
- yeşil3
öncesinde okumayı gerektiren bir ilgi alanı/uğraş. Fakat ülkemizde hiç okumayan, buna karşın sadece yazanların sayısı pek fazla olduğu için piyasaya ''kendin yaz, kendin oku'' mantığı hakim olmuştur.
Sadece okumanın yetmediği, insanlarla birebir diyaloğun gerektiği, sevilmeyen belki de tamamen size zıt insanların da neler düşünüp nasıl yaşadıkları konusunda yoğun bir empati gerektirir. Aksi halde karakterler yaratamazsınız ve yazdıklarınız salt teorik açıklamalardan ibaret hale gelir ki, makale yazmak veya köşe yazarı olmak ile yazar olmak arasındaki bu farkı hiç bir dramatik yazarlık okulunda dahi öğrenenemezsiniz. çünkü bu teorik olanın dışındaki bir alandır. O nedenle en iyi yazarlar genellikle birbirinden çok farklı kültürlerde bulunmuş olan kişilerden çıkar.
sait faik okumak gerektir. gezmek gerekmektedir. insan tanımak, sohbet etmek, gözlemlemek çok önemlidir elbet. insanı anlatacağınız için, insanı tanımak zorundasınız mutlaka. ama dramatik yazarlık ana sanat dalı da size yazarlıkla ilgili, dışarıda insan tanıyarak öğrenemeyeceğiniz farklı boşlukları dolduracak ve disiplin kazandıracağı için, yabana atılmamalıdır.
bence şunları gerektirir;
a)futbol gibi, bir çok şey gibi, doğuştan gelen bir yetenek..
b)çok okumak; özellikle dünya klasiklerini; çünkü bunları yazar soyunun en üstünleri yazmıştır..
c)türk diline hakimiyet; mümkünse, son 500 senelik, bin senelik vokabülerine, deyimlerine, kullanım şekillerine..
d) halkın her sınıfına, her kesimine yakın olmak...
bunlar olursa, gözlem, muhakeme, üslup içiçe gelişir..
a)futbol gibi, bir çok şey gibi, doğuştan gelen bir yetenek..
b)çok okumak; özellikle dünya klasiklerini; çünkü bunları yazar soyunun en üstünleri yazmıştır..
c)türk diline hakimiyet; mümkünse, son 500 senelik, bin senelik vokabülerine, deyimlerine, kullanım şekillerine..
d) halkın her sınıfına, her kesimine yakın olmak...
bunlar olursa, gözlem, muhakeme, üslup içiçe gelişir..
Yazarlık herkesin bildiği ama bildiğini bilmediği şeylerden söz etmektir.
beyinde biriken bir sürü cümleler, cümlelerin oluşturduğu paragraflar, paragrafların oluşturduğu sayfalar ve sayfaların oluşturduğu kitap, artık beyni rahatsız ediyor ve sürekli "ille de dışarı çıkacağım o kağıda gireceğim" dediğinde bu eylemi gerçekleştiren kişiye verilen unvan.
ayrıca bir kurgu yazarıysan bu durum daha da tuhaflaşır. aklında beliren olaylar... ahmet'in mehmet'i öldürmesi... general johanson'un kaybedilmek üzere olan savaşı mükemmel bir taktikle ülkesinin lehine çevirmesi...
artık zamanı gelmiştir bu olaylar mutlaka kağıda dökülmelidir. rüyalarına bile girer olmuştur. söz uçar yazı kalır. anlatsan işe yaramaz. mutlaka beyninden taşan kurgular kalemin ucundan yavaşça akıp gitmelidir kağıda ve sonra farkedilmeyi beklemektir...
ayrıca bir kurgu yazarıysan bu durum daha da tuhaflaşır. aklında beliren olaylar... ahmet'in mehmet'i öldürmesi... general johanson'un kaybedilmek üzere olan savaşı mükemmel bir taktikle ülkesinin lehine çevirmesi...
artık zamanı gelmiştir bu olaylar mutlaka kağıda dökülmelidir. rüyalarına bile girer olmuştur. söz uçar yazı kalır. anlatsan işe yaramaz. mutlaka beyninden taşan kurgular kalemin ucundan yavaşça akıp gitmelidir kağıda ve sonra farkedilmeyi beklemektir...
yazarlık yalan söyleme sanatıdır. en büyük yazarlık alameti yazılanların içinde gizlidir.
tanrıyı oynamaya çalışmaktır; kalıcı olma, ölümsüz olma isteğidir. mamafih! insan yine insan, zaman yine zaman. sapasağlam durduğu yerde duruyor işte.
uludağ sözlükte yazar olarak başlar. sonra hikayet kitap roman falan filan fistan mistan.
buralarda yazarlık, tanımlamalardan geçmektedir. ancak sadece minimize olan yazarlar tanımla uğraşırlar
iyi akşamlar
iyi akşamlar
günümüzde "gerçek yazarlık "yazarlık ve "sanal yazarlık" olarak ikiye ayrılmaktadır. bittabi artık sanal yazarlarımız da gerçekliğe soyunma haddini göstermiş, boktan hallice kitapların sunulmasına vesile olmuşlardır. güzel şeyler bunlar. girişimcilik, öz güven vs.
işin bir de başka bir yüzü var. yazar olabilmek için birçok yetenek ve bilgi gerekirken, pek dikkate alınmayan başka bir unsur daha vardır. tahammül. evet, bir yazar olabildiğince tahammül göstermelidir kişilere ve olaylara. doğru bir analiz yapabilmek adına. yazarlık biraz da kişi ve olayları analiz etmenin akabinde, sonuçları en iyi şekilde okura sunabilme yetisidir. sabır ve tahammül olmadan, gözlemi sonuçlandırmak imkansızdır.
yazarlık diyordum. mümkünse sözlük yazarları bu sabırsızlık ve tahammülsüzlüğe eşlik eden ham karakterlerine rağmen "yazar" sıfatını layık görmesinler kendilerine. farklı fikirlere bu denli kin kusarken, karşısındakini anlamadan kendi fikrini hakaret yoluyla dayatmaya çalışırken yazarlık sıfatı pek yakışmıyor üzerinize. bilin diye söylüyorum, vesselam.
işin bir de başka bir yüzü var. yazar olabilmek için birçok yetenek ve bilgi gerekirken, pek dikkate alınmayan başka bir unsur daha vardır. tahammül. evet, bir yazar olabildiğince tahammül göstermelidir kişilere ve olaylara. doğru bir analiz yapabilmek adına. yazarlık biraz da kişi ve olayları analiz etmenin akabinde, sonuçları en iyi şekilde okura sunabilme yetisidir. sabır ve tahammül olmadan, gözlemi sonuçlandırmak imkansızdır.
yazarlık diyordum. mümkünse sözlük yazarları bu sabırsızlık ve tahammülsüzlüğe eşlik eden ham karakterlerine rağmen "yazar" sıfatını layık görmesinler kendilerine. farklı fikirlere bu denli kin kusarken, karşısındakini anlamadan kendi fikrini hakaret yoluyla dayatmaya çalışırken yazarlık sıfatı pek yakışmıyor üzerinize. bilin diye söylüyorum, vesselam.
Benim gibi 10. Nesil yazar olmak ve cok mutluyum ya oley bende yazarım artık.
Çoğu alınan yazarımsılar yazar olmak için gereken özellikleri taşımamakta. Yazarlık zor iştir vesselam.
Sözlükte yazmakla olunmaz.
uludağ sözlük için bir izinli yazarlık kadar kıdemli olamaz.
Stephen King'in bir lafı var; "Kitap okumaya vaktiniz yoksa, yazı yazacak donanımınız ve de zamanınız da yoktur" diyerek yazar olmanın önceliğinin kitap okumak olduğunu vurgulamıştır. Bende hevesli bir kitap okuyucusu ve yazar olarak söylemek istedim. Hikayemin ilk bölümünün de linki burda http://w.tt/1IbMiRy
delice okumak gereklidir belki; ancak bu tek başına yeterli de değildir.
Yazmanın zevkini alanlar bir daha bırakamaz, yazarlık insanı içine çeken bir hortum gibidir.
Yarın itibariyle değerlendirmeye başlayacak olduğum uğraşımdır.
3. Ve 7. Kişilere bakarak ülkenin okuma durumu anlaşılabilir.
Burası bir mikroblog amk , farkına varın . Sözlüklükten çıkalı 10 yıl oldu .
Çok çetin bir müessesedir.Gecen gündüzün, damarın, kan dolaşımın ortada yok gibidir. Başka şeyler olur ruhiyatta; ilik-kemikte, sevda kalpte nasıl gizlenmişse bulup ortaya çıkar. Senin müessirliğin ve tamam oldu bittisiyle şahsiyetli şeyler pek yazılmıyor. Müessesenin dinamikleri var, var oğlu var. Mandalinayı koklayıp yerine koyalım olsun bitsinli kabul etmiyor dağlar, bayırlar, çoban çeşmesi, elhan-şita ve sevgili uyanacaklar. Bu çetin bir müessirlik ve muessese. Seni zehirleyecek Gam ve elem. 4 başı mamur kimin yazdığı okunur? Mutsuz olacak müellif, hayal inkisarı bol, deniz kenarında yalnızlıği köpüklü olacak sevgili uyuyan ve uyanacaklar. Sadete bir türlü gelemeyecek, saadetsiz kılmış dirim. Bıkmadan usanmadan, öf dahi demeden baş agrıları, öksürük ve uykusuzlukla ayakta kalıcak. bu müessese sigara dumanıyla tüter, saadetle söner...
imla.
imla.
An itibari ile yaptığım eylemin karşılığı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar