bugün
- sözlükte takılan evli barklı yazarların amacı25
- enayimiknatisii25
- 007 dayı12
- ilkokul bebesine türbanı savunmak33
- moğolların araplara saldırma nedeni8
- erkeği karizmatik gösteren şeyler23
- 007'nin ilk 20 dk gol yemezsek iyi yorumu8
- arkadaşlar hepinizden nefret ediyorum11
- sözlükteki seks tarikatı5
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı85
- akrabaların içindeki en zengin insan5
- seks neden ayıptır7
- yeni parti'nin halk tv protestosu3
- deve sidiği içen piç8
- 14 ekim 2026 halk tv polis baskını27
- dün gece intihar eden sözlük yazarı10
- yogartiksen15
- yoğurt yapmanın püf noktaları5
- israilin husilere karşı suudilere katılması7
- naruto dayı seni seviyorum7
- arkadaşlar linçlemeyecekseniz sizce ben8
- karım çapkınlık yapmama izin veriyor7
- erkek yazarların doğum günlerinin kutlanmaması9
- 24 yaşında el değmemiş çıtır erkek6
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- dem terör partisi22
- kapitalizm işçiye sadece lahmacun vaat ediyor5
- gokyuzunun silinen rengi9
- 1 milyon lirayı küçümseyen asgari ücretli3
- diktatör erdoğan18
- lambada titreyen alevin üzerini örtmek5
- akp iktidarı13
- arkadaşlar size bi soru sorucam45
- dana şırdan2
- piç'i azam2
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı8
- bedeviden peydah olup bedevi beğenmemek4
- 14 ekim 20263
- hırt sorununa kesin çözüm8
- hacı bayram velinin gaybı bilmesi2
- windows3
- bu sefer kesin vintange kız olacam6
- gocunun finosu4
- ayyaş piç3
- uzaylılar neye inanır6
- bik bik'in mutfağı adlı restorant açmak2
- bik bik'in ayaklarıyla ezdiği üzümden içmek7
- eski eşiyle tekrar birlikte olan erkek4
- sıcak çıtır lahmacun ezme salata buz gibi kola10
- konyalıların özellikleri10
öylede oldu zaten. golden gate köprüsünü geçtiler. sonoma valleydeki kilisenin önünde polis araçları yolu kesti.
italyan kardeşler şoktaydı nelereoluyorellee dediler. şaşırıyorellelerdi
federaller fbı lar cinayet masası organize suçlar organize olmayan suçlar v.s.. hepsi oradaydı.
albırt, aldı, bırttı, albırttı.
ellerinizi yukarı kaldırıp dışarı çıkan dediler. şimdi sıçmışlardı. ama yakalanmaya hiç niyetleri yoktu. yer yarılsada içine girselerdi.
ve oda ne... bu italyan kardeşlerde çok yamanmış. hemen mafyaya ait bi helikopter gelmişti.
aşağı bir ip sarkıttılar helikopterden. herkes sırayla yukarı tırmanıyordu.
yukarıdan aşağı ateş ediyorlardı. poliste sadece kırıkkale vardı ve helikopterden gelen ateşle baş edemiyorlardı.
bi çok polis götünden vurulmuş - allaaah götümmm diye bağrıyordu. işte böyle böyle helikoptere doluştular. en son ajan makkıleyn kaldı. italyanlar makkıleyn e : afedersin dostum kendi kıçını kurtarmaya bak dediler.
ajan makkıleyn bi başına kalmıştı. bütün federaller fbı lar göt olmuştu.
hatta bu operasyonun başarısını sahiplenmeye çalışan eyalet savcısı bay richard olay yerinden sıvışmanın yollarını arıyordu. başarısızlığı hiç sevmezdi. hemen yoldan geçen çocuğun pisikletini kaptığı gibi adliye sarayının yolunu tuttu.
bütün fbı camiası eyalet savcısının bu hareketini çok kınadı. kimse ona bu hareketi yakıştıramamıştı.
bu arada ajan makkıleyn daha önceden cebine koyduğu 100dolarlı bankonotu donuna soktu. bunu orda kimse bulamazdı. kısa günün karıydı.
artık italyan mafyası kaçmıştı. herkes evine gitti. kimse kimseye bişeyden bahsetmedi.
itaLYanLARDA O PARAYLA NELER YApmadıki...
itaLYanLARDA O PARAYLA NELER YApmadıki...
hatta ankara ya gelip dansöz oynatıp misket bile oynamışlar. tabi bizde bu bilgileri istihbarat teşkilatından aldık. sabaha kadar vur patlasın çal oynasın yapmışlar. hele italyan kardeşlerden en küçüğü dansözün göbeğine tek seferde 100 avro sıkıştırmış.
Ağaçlar rüzgarla dans eder gibiydi. Yeşil ince dallar bir o yana bir bu yana gidip geliyordu. Etraf sarı, mor, mavi lalelerle doluydu. Mor çuha çiçekleri de vardı, kapanmayacak gibi duruyordu. Gökte bir tane bile bulut görünmüyordu. Floryalar, sakalar, serçeler ötüşerek ortalığın tozunu attırıyorlardı. Pürrr havalanıp, pürrr konuyorlar, insanın başını döndürüyorlardı. Ağacçların denizi kapattığı yerden sarı, sapsarı güzel bir kız çıktı. Yüzü kanla renklenmişti. Neşe içindeydi. Elindeki pamuk şekerin son parçasını da yedi. Ağzını eliyle sildi. Deniz çok güzel görünüyordu. Metal mavi menevişeniyor, metal pembe menevişleniyor, Metal yeşil menevişleniyor, Metal mor menevişleniyordu. Kız bir yunusun denizden çıktığını gördü. Elini telefonuna götürdü. Bi fotoğraf çekeyim diye geçirdi içinden. Ama yunus bir daha çıkmadı.
sonra yunusu yakalayan balina verdi küsküyü. yazık olmuştu yunusa.
Ağustosun kavurucu güneşi altında ilerliyordu albırtın içinde bulunduğu gemi. yol boyunca yunuslar balinalar ve karadenizde hiç görmediği envai çeşit deniz canlısıyla karşılaştı. albırt gün boyu güvertede oturup güneşe aldırmadan etrafı seyrediyordu. sonra kaptan edvırd geldi, "lan geri zekalı mısın oğlum ? ziktir git kamarana, güneş çarpacak sonra" dedi. kaptanın bu sitemkar sözlerine aldırmamıştı bizim deli fişek. Pek de umursamıyordu açıkcası neyin çarpacağını. Onun düşündüğü, gördüğü tek birşey vardı. Gün boyunca onu hayal ediyor, geceleri olunca da gözüne uyku girmiyordu. günler sonra kaptan kamaraları dolaşırken albırtın kapısının yuvarlak buzlu camından ışığının yandığını farketti. Bunu gören kaptan çok sinirlendi, hemen bir tekmede kapının kilidini kırarak daldı kamaraya. sert bakışlarını elinde kağıt kalem birşeyler yazan albırtın gözlerine doğru yöneltti. albırt öylece oturuyordu ve düşünüyordu. bazen yüzünde anlamsız bir tebesssüm oluşuyor ve akabinde yerini derin bir kedere bırakıyordu. içinden "geldi yine tipini ziktiğimin kaptanı" diye geçirdi.
Sinirlenmişti edvırd. Gecenin bir yarısı bu ışık yakma olayı da nereden çıkmıştı? "Ayda gaç lira elektirik faturası ödüyoz biliyon mu lan piç! Okuyup da profesör mü kesilecen başımıza!" Diye bağırdı ve albırtın ders çalışmadığını, şiir yazdığını görünce "hem hikayenin başından beri hep bi düşünceli ruh halleri, böyle bi cool takılmalar görüyorum sende ama cenifırın zerre umrunda değilsin olum" dedi. içinde patlamaya hazır olan bir volkan misali kulaklarından ateş çıkartıyordu albırt. Sözlerini bitirdikten sonra merakla albırtın ne cevap vereceği bekliyordu edvırd. Albırt kadir inanır edasıyla bir anda soluna döndü ve edvırdı bu şekilde bir şoka uğrattı. Albırtın bakışları karşısında ışık görmüş tavşana dönen edvırd ise ne yapacağını bilemedi ve albırt yapıştırdı soruyu ;
"sen hiç aşık oldun mu lan göt!" Dedi
Edvırd kendinden geçmişti, elleri ve ayakları titremeye başlamıştı. Tıpkı denizden yeni çıkmış hamsi balığı gibi titriyordu.
Fonda 'the luck dizisinin soundtrackı olan müzik' çalıyordu. (Hani şu rich file'ın olan)
Kaptan bir anda derin düşüncelere dalmıştı, az önce kapıya tekme atan o adamın yerine bir anda leyla ile mecnun dizisindeki ismail abi gelmişti sanki. Düşündü edvırd, düşündükçe daha da eğdi başını.
"Oğlum iyi güzel, atar gider yaptın hikayeye de karizmatik bir hava kattı da ne diye küfür ediyon amk. " dedi.
Fondaki 'the luck- rich file' adlı parçanın yerini 'ahmet kaya- siz benim neler çektiğimi nerden bileceksiniz' adlı parça aldı. fazla söze gerek yoktu, zira fondaki şarkı edvırda herşeyi anlatıyordu. "özür dilerim" dedi ve kapıyı çekti. Kapı kapanmamıştı. Albırt sinirlendi "ulan sen ne mal herifsin böyle, seni bu hikayeye alan yazarın ben... - tam sözlerini tamamlıyordu ki bir anda cümleyi tekrar başa aldı. - seni bu hikayeye alan yazar eminim çok yakışıklıdır" dedi ve" oğlum kilidi kırılmış kapı kapanır mı hiç!" Dedi. Kaptan tekrar bir aydınlanma yaşamıştı. Haklıydı albırt. Kilidi olmayan kapı kapanmazdı. Hemen kapının önüne birşeyler koyarak kapının açılmasını önleyebileceğini düşündü. Odadaki yastığı aldı ve çıkarken kapının önüne koydu.
Bir karar almıştı albırt, avusturalyanın kuzeyinde ıssız bir adada inecek ve tıpkı rambo gibi inzivaya çekilecekti. Ne geçirdiği sayısız trafik kazası ne de onca ölüm tehlikesi onu yıldırmıştı yaşamaktan. gündüzlerini gece yapan ona acı veren tek birşey vardı... bir-iki damla gözyaşı süzüldü gözlerinden. bu gece onun için ne son gece olacaktı ne de gözlerinden akan yaş son damla.
Dur diyorum zamana.
Dur diye haykırıyorum!
Durmuyor.
Kurulmamış hayaller,
Yaşanmamış anılar,
gözyaşlarım,
Sen gibi,
Sel gibi,
Aktı, gitti...
Sinirlenmişti edvırd. Gecenin bir yarısı bu ışık yakma olayı da nereden çıkmıştı? "Ayda gaç lira elektirik faturası ödüyoz biliyon mu lan piç! Okuyup da profesör mü kesilecen başımıza!" Diye bağırdı ve albırtın ders çalışmadığını, şiir yazdığını görünce "hem hikayenin başından beri hep bi düşünceli ruh halleri, böyle bi cool takılmalar görüyorum sende ama cenifırın zerre umrunda değilsin olum" dedi. içinde patlamaya hazır olan bir volkan misali kulaklarından ateş çıkartıyordu albırt. Sözlerini bitirdikten sonra merakla albırtın ne cevap vereceği bekliyordu edvırd. Albırt kadir inanır edasıyla bir anda soluna döndü ve edvırdı bu şekilde bir şoka uğrattı. Albırtın bakışları karşısında ışık görmüş tavşana dönen edvırd ise ne yapacağını bilemedi ve albırt yapıştırdı soruyu ;
"sen hiç aşık oldun mu lan göt!" Dedi
Edvırd kendinden geçmişti, elleri ve ayakları titremeye başlamıştı. Tıpkı denizden yeni çıkmış hamsi balığı gibi titriyordu.
Fonda 'the luck dizisinin soundtrackı olan müzik' çalıyordu. (Hani şu rich file'ın olan)
Kaptan bir anda derin düşüncelere dalmıştı, az önce kapıya tekme atan o adamın yerine bir anda leyla ile mecnun dizisindeki ismail abi gelmişti sanki. Düşündü edvırd, düşündükçe daha da eğdi başını.
"Oğlum iyi güzel, atar gider yaptın hikayeye de karizmatik bir hava kattı da ne diye küfür ediyon amk. " dedi.
Fondaki 'the luck- rich file' adlı parçanın yerini 'ahmet kaya- siz benim neler çektiğimi nerden bileceksiniz' adlı parça aldı. fazla söze gerek yoktu, zira fondaki şarkı edvırda herşeyi anlatıyordu. "özür dilerim" dedi ve kapıyı çekti. Kapı kapanmamıştı. Albırt sinirlendi "ulan sen ne mal herifsin böyle, seni bu hikayeye alan yazarın ben... - tam sözlerini tamamlıyordu ki bir anda cümleyi tekrar başa aldı. - seni bu hikayeye alan yazar eminim çok yakışıklıdır" dedi ve" oğlum kilidi kırılmış kapı kapanır mı hiç!" Dedi. Kaptan tekrar bir aydınlanma yaşamıştı. Haklıydı albırt. Kilidi olmayan kapı kapanmazdı. Hemen kapının önüne birşeyler koyarak kapının açılmasını önleyebileceğini düşündü. Odadaki yastığı aldı ve çıkarken kapının önüne koydu.
Bir karar almıştı albırt, avusturalyanın kuzeyinde ıssız bir adada inecek ve tıpkı rambo gibi inzivaya çekilecekti. Ne geçirdiği sayısız trafik kazası ne de onca ölüm tehlikesi onu yıldırmıştı yaşamaktan. gündüzlerini gece yapan ona acı veren tek birşey vardı... bir-iki damla gözyaşı süzüldü gözlerinden. bu gece onun için ne son gece olacaktı ne de gözlerinden akan yaş son damla.
Dur diyorum zamana.
Dur diye haykırıyorum!
Durmuyor.
Kurulmamış hayaller,
Yaşanmamış anılar,
gözyaşlarım,
Sen gibi,
Sel gibi,
Aktı, gitti...
gecenin saat 03 00 ıydı. yada 3 üydü. her neyse işte saat gece 3 tü. ve mükemmel bir roman için mükemmel bir başlangıç olabilirdi.
ajan makkıleyn telefon sesi ile irkildi. karısı jesika telefon sesini duymuştu ama kafasını yastığın altından çıkartmamıştı. gecenin bi yarısı arayanda kim olaydı!
ajan makkıleyn yarı uykulu gözlerle , boğuk bir ses tonuyla - aloo ben ajan makkıleyn dedi.
karşıdan ses gelmemişti.
alooo alooo dedi ajan makkıleyn.
karşıdan ses gelmemişti.
alooo alooo dedi ajan makkıleyn.
sonra ordan bi ses geldi. -ben kayseri çıkim mi aradan dedi.
ajan makkıleynde kayseri sen çık aradan dedi.
ajan makkıleynde kayseri sen çık aradan dedi.
kayseri hemen aradan çıktı.
sonra tekrar o buğuk ve bir okadada karizmatik ses tonuyla tekrardan -aloo aloov dedi ajan makkıleyn.
sonra tekrar o buğuk ve bir okadada karizmatik ses tonuyla tekrardan -aloo aloov dedi ajan makkıleyn.
telefonun karşısından buğuk bi ses geliyordu. cısırtılıydı. neler olduğunu anlamata güçlük çekiyordu.
yastığın altında daha fazla bekleyemeyen bayan jenıfır sanki yeni uyanıyormuşçasına yastığın altından kafasını çıkardı ve ajan makkıleyn e döndü.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar