bugün
- saraca9
- saraca finch house30
- menemen9
- 500 liralık çorap giymek5
- 11 temmuz 2026 çankaya belediyesi operasyonu3
- forlove194
- kiraz cicegi kolonyasi46
- cumartesi sabahı erken kalkmak için bir neden3
- aktroll avı2
- hint bülbülü yumurta doluluk kontrolü2
- bir adet malta şahini kadar kira bedeli3
- geri zekalı demek hakaret mi4
- sözlükte sizi kim tanıyor23
- diamond bosphorus15
- gta 62
- gocu9
- anın görüntüsü12
- eskiden doğsak bizde mi savaşa gidecektik3
- kar fırtınasında kış gecesi at arabasında uyumak3
- masumiyetini kaybetmeden kadınlara bakmak2
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız22
- ahmet telli9
- kadınların bir erkekte aradığı kriterler18
- ilişkilerinde strateji kaygısı gütmeyen insan2
- ona bir şey itiraf et2
- nato zirvesi nde avrupalı lidere tabanca hediyesi2
- bulgur pilavının kötü bir yemek olması10
- hiç fuhuş yaptınız mı9
- özgür irade yanılsaması ve günlük hayat3
- yapay zekanın bilinçlenip bir dini kabul etmesi6
- meyveli soda içen erkek8
- yazarların hayatlarının 1 yılını satacakları fiyat12
- anket türkiye de eyalet sistemine geçilsin mi17
- 35 yaşına gelip evlenmemiş erkeğin asıl amacı8
- 2026 dünya kupası30
- mezun olunan okula yıllar sonra tekrar gitmek10
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı24
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle21
- sözlükçülerin en iyi 5 roman listesi15
- şişman kızla sevgili olan erkek2
- aylık 422 bin tl iyi para mıdır sorunsalı5
- sevgili2
- hayatından 1 yılı kaça satarsın9
- allah olsanız yazacağınız kitabın ismi ne olurdu10
- mehmet okuyan12
- messi vs maradona7
- askeri ücretle erdoğanı savunan tip11
- kim kimin fakesi10
- hayat kalitesini düşüren şeyler2
- ateist6
Turgut Uyar'dan
birden hatırladık seninle buluşamadığımız günleri
gel ey büyük bakış yüce suskunluk gel artık beri
kentleri ve kasabaları ve köyleri çevirdik senin adına
kapıları tutmaktan artık herkesin nasır oldu elleri
olsun daha da tutarız sen varsan düşüncemizde ama gel
tutarız karaları ve denizleri ve yaşayan yürekleri
.
birden hatırladık seninle buluşamadığımız günleri
gel ey büyük bakış yüce suskunluk gel artık beri
kentleri ve kasabaları ve köyleri çevirdik senin adına
kapıları tutmaktan artık herkesin nasır oldu elleri
olsun daha da tutarız sen varsan düşüncemizde ama gel
tutarız karaları ve denizleri ve yaşayan yürekleri
.
Bugunlerde olum yildonumu sebebiyle hatirlanan sair.
Gecen hafta sali gecesi anmistik oysa biz onu marmara denizi onumuzde tum ihtisamiyla seriliyordu ve biz onun siirini hala okumak istedigimiz ve cok sevdigimiz icin okumustuk. Iki kizdik ikimizin de gozleri dolmustu, birer ikiser damla gozyasi suzulmustu. O kocaman fabrikalarin isiklari karsi kiyida gorunuyordu, denizi kaplamisti elimizden almisti ama biz denizi birakip goge baktik. Kafamizi kaldirip yukari baktik.
Gecen hafta sali gecesi anmistik oysa biz onu marmara denizi onumuzde tum ihtisamiyla seriliyordu ve biz onun siirini hala okumak istedigimiz ve cok sevdigimiz icin okumustuk. Iki kizdik ikimizin de gozleri dolmustu, birer ikiser damla gozyasi suzulmustu. O kocaman fabrikalarin isiklari karsi kiyida gorunuyordu, denizi kaplamisti elimizden almisti ama biz denizi birakip goge baktik. Kafamizi kaldirip yukari baktik.
harika dizelerin sahibi olan yüce gönüllü insan.
seni her an anıyorum Turgut Uyar, şiirlerin her an yanıbaşımda.. saygılar bir kere daha.
seni her an anıyorum Turgut Uyar, şiirlerin her an yanıbaşımda.. saygılar bir kere daha.
Ağustos' un şairi..
'' ayağımın tozuyla girdiğim mevsim yazdır
yumuşaktır
insana her şeyi yanlış anımsatır
çünkü bellek yanılmaya hazırdır
balkona koyduğumuz turşu
ekşirken ekşirken güneşi parlatır
ve insan batırır sedef kakmalı bir gemiyi
ki sahibi dünya güzeli bir kadındır
oysa denize bir mevsim yeter
sular geçer balıklar geçer
basık bir akşam üstü bir iskelede
herkes dostuna bir şeyler anlatır ''
'' ayağımın tozuyla girdiğim mevsim yazdır
yumuşaktır
insana her şeyi yanlış anımsatır
çünkü bellek yanılmaya hazırdır
balkona koyduğumuz turşu
ekşirken ekşirken güneşi parlatır
ve insan batırır sedef kakmalı bir gemiyi
ki sahibi dünya güzeli bir kadındır
oysa denize bir mevsim yeter
sular geçer balıklar geçer
basık bir akşam üstü bir iskelede
herkes dostuna bir şeyler anlatır ''
(bkz: turgut uyar ın dizeleriyiz)
Ölü Yıkayıcılar
iyi ki geldiniz burada bulundunuz
her şey öyle uzun, biz soğuğuz ve
öyle solgunuz
perdeleri kaldırdık. ölüm
ıslaktı dünyada. denizsiz bir salı günüydü.
camları açtık, öyle kaldı artık.
denizsiz bir salı kimler için önemli?
ölü, boşluğumuzu doldurdu birden,
kolasız, yakışıksız (ölü yıkayıcılar gelince)
sigara masalarında, tenteneler,
duvarlarda aile fotoğrafları, ölüye uygunsuz.
camları açtık, öyle kaldı artık. ta ki,
bir kadın su içsin evinde. -adın bir
avunmadır omuzlarımda ve anlağımda, büyük su-
bazan bir ölüm büyük bir yadırgamadır şehirlerde.
"geldiler. büyük ocaklarını kurdular
bir atı ürküttüler ve yusufçukları.
denize gitti onlar.
ölünün çenesini bağlamışlardı, uzattılar.
karnına bıçak koydular, kara saplı aradılar.
apış aralarını sildiler, temizlediler.
karnını oğdular, yine sildiler.
ayak başparmaklarını bağladılar.
kefenine biçip giydirdiler.
ölümü tazeleyip bağışladılar.
vapurda bilet sordular, birden. vakit,
geçti. küçüldüm.
-bir ölüye geç kalmayalım baylar,
biletler nasıl olsa kesilir.
sokak başlarını tazelediler bitkin sonuçlar
- bir de fonde de pouvoir, nasıl ölür kimbilir?
ayaklarını yıkadıktan sonra. umulmaz. -
tersaneden bir işçi, bir otelden bir garson
ve ben
ve bir su.
uzungarlar, uzunavlular, uzunsessiz
yitirdiğimiz o son duyarlık, o sessiz başkaldırma ölüme
ve kaçamak bir bakış, çekici külrengine
ölünün ağzındaki.
"uzun sessiz ölüyü yıkadılar.
direnmedi. anısı tükenmedi. sürdü.
iyi ki geldiniz, burada bulundunuz
her şey öyle uzun, biz soğukuz ve
öyle solgunuz
Turgut Uyar
iyi ki geldiniz burada bulundunuz
her şey öyle uzun, biz soğuğuz ve
öyle solgunuz
perdeleri kaldırdık. ölüm
ıslaktı dünyada. denizsiz bir salı günüydü.
camları açtık, öyle kaldı artık.
denizsiz bir salı kimler için önemli?
ölü, boşluğumuzu doldurdu birden,
kolasız, yakışıksız (ölü yıkayıcılar gelince)
sigara masalarında, tenteneler,
duvarlarda aile fotoğrafları, ölüye uygunsuz.
camları açtık, öyle kaldı artık. ta ki,
bir kadın su içsin evinde. -adın bir
avunmadır omuzlarımda ve anlağımda, büyük su-
bazan bir ölüm büyük bir yadırgamadır şehirlerde.
"geldiler. büyük ocaklarını kurdular
bir atı ürküttüler ve yusufçukları.
denize gitti onlar.
ölünün çenesini bağlamışlardı, uzattılar.
karnına bıçak koydular, kara saplı aradılar.
apış aralarını sildiler, temizlediler.
karnını oğdular, yine sildiler.
ayak başparmaklarını bağladılar.
kefenine biçip giydirdiler.
ölümü tazeleyip bağışladılar.
vapurda bilet sordular, birden. vakit,
geçti. küçüldüm.
-bir ölüye geç kalmayalım baylar,
biletler nasıl olsa kesilir.
sokak başlarını tazelediler bitkin sonuçlar
- bir de fonde de pouvoir, nasıl ölür kimbilir?
ayaklarını yıkadıktan sonra. umulmaz. -
tersaneden bir işçi, bir otelden bir garson
ve ben
ve bir su.
uzungarlar, uzunavlular, uzunsessiz
yitirdiğimiz o son duyarlık, o sessiz başkaldırma ölüme
ve kaçamak bir bakış, çekici külrengine
ölünün ağzındaki.
"uzun sessiz ölüyü yıkadılar.
direnmedi. anısı tükenmedi. sürdü.
iyi ki geldiniz, burada bulundunuz
her şey öyle uzun, biz soğukuz ve
öyle solgunuz
Turgut Uyar
Tomris Uyar'ın eşidir. Ona olan hislerini şu sözleriyle ifade etmiştir; "bir bozuk saattir yüreğim ,hep sende durur"
"Bir bozuk saattir yüreğim,
hep sende durur."
tomris uyar'a aşkı, yüreğinden dizelerine taşan kocaman yürekli adam!
güzel insan, güzel şair. ikinci yeninin üç atlısından biri.
hep sende durur."
tomris uyar'a aşkı, yüreğinden dizelerine taşan kocaman yürekli adam!
güzel insan, güzel şair. ikinci yeninin üç atlısından biri.
"Mutsuzlukdan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
Sevgim acıyor"
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
Sevgim acıyor"
--spoiler--
bütün pencerelerde bekleyen benim,
ve
o çalmayan bütün telefonlarda,
aylardır konuşan da.
kabul.
bir kez yolda karşılaşalım,
onunla da avunacağım.
adımı sesince duymaktan vazgeçtim,
sesini duysam, susacağım.
yel esiyor ama
değirmen dönmüyor.
kuraklık bu,
adın ekmeğe dönüşmüyor
--spoiler--
bütün pencerelerde bekleyen benim,
ve
o çalmayan bütün telefonlarda,
aylardır konuşan da.
kabul.
bir kez yolda karşılaşalım,
onunla da avunacağım.
adımı sesince duymaktan vazgeçtim,
sesini duysam, susacağım.
yel esiyor ama
değirmen dönmüyor.
kuraklık bu,
adın ekmeğe dönüşmüyor
--spoiler--
"kişiliksiz toplum" ve "kişiliksiz şiir" üzerine kaleme aldığı bu yazıyla beni kendine bırakan büyük şair, insan... Ama cidden insan...
Çağımız insanı gitgide rahatına daha düşkün olmaya başladı. Belki her çağda böyleydi. Ama bugünkü kadar mıydı bilmem? Bunda bilimin, endüstrinin büyük payı var. Herkes birbirinin örneği olmayı hiçbir çağda bu kadar istemedi. Yeni Dünyanın gerçekleşmesi yakın belki de. Bir örnek giyimler, bir örnek şarkılar, bir örnek aşklar. Uçaklar, radyolar, sinemalar durmadan bizi birbirimize benzetmeye çabalıyorlar. Kişiliksiz bir yaşamayı baştacı ettik. Gönüllüyüz. Kişiliksiz bir çağın şiiri de ister istemez kişiliksiz olmak zorundadır. Bu kadar yenilenmiş bir çağın şiiri, şiirin kelimeleri ne kadar eski, bir düşündünüz mü? Hâlâ uçağı, hâlâ Penicilini, hâlâ 70 katlı evleri, hâlâ hesap makinelerini, asfaltları, otoları şiire rahatça yerleştiremedik. Bunları kelime olarak, düşünce/duygu hayatımıza getirdikleri değişmelerle hâlâ şiire getiremedik. Barlarda kadınlarla saygısızca sevişiyoruz, sokaklarda açık saçık gördüğümüz kadınları hayvanca istiyoruz ama şiirde aşık olduk mu hâlâ ağlıyoruz.
Bir de bir kenarda sessiz sedasız bir insanoğlu var. Uyamadığı, maddi manevi her türlü imkânsızlıkları ile uyamadığı değişmenin farkında. Önünden iyice kavrayamadığı birşeyler akıp gidiyor. Durmuş da eskiye hasret mi çekiyor. Hayır. Kendisi ile çekişiyor. Ağır aksak yaşamasının hesabını vermeye çalışıyor. Dünyadan bildik tanıdık şeyler yakalamaya çalışıyor kısacası.
Sorun bir şiir sorunu değildir. Yaşama sorunudur. Zaten ben hiçbir zaman şiiri hayattan ayrı düşünmedim. Hayatımızda olmayan sorun şiirimizde de olamaz.
Evet değişmek. Anlamlı bir yaşama için değişmek. Bu bir ölüm kalım meselesidir. Ne dersiniz?
Turgut Uyar
Efendimiz Acemilik
Çağımız insanı gitgide rahatına daha düşkün olmaya başladı. Belki her çağda böyleydi. Ama bugünkü kadar mıydı bilmem? Bunda bilimin, endüstrinin büyük payı var. Herkes birbirinin örneği olmayı hiçbir çağda bu kadar istemedi. Yeni Dünyanın gerçekleşmesi yakın belki de. Bir örnek giyimler, bir örnek şarkılar, bir örnek aşklar. Uçaklar, radyolar, sinemalar durmadan bizi birbirimize benzetmeye çabalıyorlar. Kişiliksiz bir yaşamayı baştacı ettik. Gönüllüyüz. Kişiliksiz bir çağın şiiri de ister istemez kişiliksiz olmak zorundadır. Bu kadar yenilenmiş bir çağın şiiri, şiirin kelimeleri ne kadar eski, bir düşündünüz mü? Hâlâ uçağı, hâlâ Penicilini, hâlâ 70 katlı evleri, hâlâ hesap makinelerini, asfaltları, otoları şiire rahatça yerleştiremedik. Bunları kelime olarak, düşünce/duygu hayatımıza getirdikleri değişmelerle hâlâ şiire getiremedik. Barlarda kadınlarla saygısızca sevişiyoruz, sokaklarda açık saçık gördüğümüz kadınları hayvanca istiyoruz ama şiirde aşık olduk mu hâlâ ağlıyoruz.
Bir de bir kenarda sessiz sedasız bir insanoğlu var. Uyamadığı, maddi manevi her türlü imkânsızlıkları ile uyamadığı değişmenin farkında. Önünden iyice kavrayamadığı birşeyler akıp gidiyor. Durmuş da eskiye hasret mi çekiyor. Hayır. Kendisi ile çekişiyor. Ağır aksak yaşamasının hesabını vermeye çalışıyor. Dünyadan bildik tanıdık şeyler yakalamaya çalışıyor kısacası.
Sorun bir şiir sorunu değildir. Yaşama sorunudur. Zaten ben hiçbir zaman şiiri hayattan ayrı düşünmedim. Hayatımızda olmayan sorun şiirimizde de olamaz.
Evet değişmek. Anlamlı bir yaşama için değişmek. Bu bir ölüm kalım meselesidir. Ne dersiniz?
Turgut Uyar
Efendimiz Acemilik
"asıl olan mutsuzluktur" yazısıyla beni kendine hayran bırakan büyük şair. Yazıdan meraklısına bir bölüm:
''Şiirin gerçeği henüz yazılmadı dünyamızda sanıyorum. Çünkü şiirin gerçeği aksiyondadır. Geçmişten bize kalanlar, bizim seçtiklerimiz değildir. Kötü eğitim, kötü gelenek yıkıyor dünyamızı. Bize seçilenlerdir okuduğumuz, davrandığımız, yaptığımız. Budala bir bilinç yönetiyor sanki insanlığı, evreni.
Asıl olan mutsuzluktur.''
''Şiirin gerçeği henüz yazılmadı dünyamızda sanıyorum. Çünkü şiirin gerçeği aksiyondadır. Geçmişten bize kalanlar, bizim seçtiklerimiz değildir. Kötü eğitim, kötü gelenek yıkıyor dünyamızı. Bize seçilenlerdir okuduğumuz, davrandığımız, yaptığımız. Budala bir bilinç yönetiyor sanki insanlığı, evreni.
Asıl olan mutsuzluktur.''
"biraz daha" şiiriyle her karşılaşmamda ellerimden sıkıp karşıma geçerek çayıma ortak olan susdaştır. O şiiri yanımda yazdığına inanırım. Yokluğumuzun ne denli kutsal olduğunu iyi bilir çünkü turgut uyar; ve yok olmanın, ve anısızlığın, ve unutulmanın... O yüzden hadi usta "bir daha" yaz o şiiri... Çünkü "bizim haziranımız bir yıl daha yetecektir dünyaya"
Kullanmam ucuz özgürlüğü sana sığınırım
Azarladığım bir dünyayı suya bırakıp
Günlük dövüşü en uygun yerinde keserek
Ve kan biraz daha akar durur, akmalıdır
Bir çaresizlik sanırım, öfkem büyür uğunurum
Oysa bir çiçek bir güzel dünyaya bakmalıdır
Ve kuytulardan, unutulmaktan tek tek
Ölülerimiz toplanacaktır.
Senin yıldızların güneşlere dönüşür
En karışık en bozgun bir öğle uykusunda bile
Ve sonsuz sevinç taşıyan bir çığlıktır
Bir suyun bir başka suya karışması
Kanları çökelirken bir soylu tabaka
Bir bahar anlatıcısının
Bir mutluluk dülgerinin
-Gecelerde ve yalnızlıklarında hepsi üşür-
Ölülerimiz toplanacaktır.
Ne kadar hüzün geçmişse dünyadan
Ne kadar acı geçmişsse yaşayacağız
Hepsini yeniden, bir bir dünyada
Dünyadan ve dünyayla sana sığınırım
Acılardan ve hüzünlerden değil
Kaçmalardan ve korkulardan değil
Çünkü bir güçtür sıcaklığın kollarıma
Çünkü kanları, kanları, kanları hatırlarım
Çünkü ölülerimiz toplanacaktır
Ve yüceltilecektir bir mavide.
Haberlere yorumlara ve büyük tirajlara
Asalak otlara karşı, türeyip giden
Bir sun'i ilkahla üreyip giden
Bir soya, bir sanrıya karşı
Kuşanıp kahramanca tek silahını, kanını
Diri bir su gibi gidenleri hatırlarım
Odalarda ve güzel bir dünyada
Sararken bir başına eski güneş
Yıldızımız uzak bir iklimde
Bir tüfek olacaktır. Bir tüfek
Ölülerimiz toplanacaktır.
Ve bizim bir haziranımız
Bir yıl kadar yetecektir dünyaya
Çünkü yoğun ve ateşle yaşanmış
Çünkü ellerimiz, başımız ve kanımız
Hayasız pençelerini kokuyla gizleyen
Bir olgu olmayacaktır sana
Ölülerimiz toplanacaktır
Doldurulan bir kıyı gibi.
Anılacaktır bir general pantolonundan
Nasıl sezgiler ve gerekçeler çıkardığımız
Nasıl kırgın ve nasıl umutlu olduğumuz
Bir şenliğin başlangıcından ve sonundan
sığınmamız da anılacaktır.
Ölülerimiz toplanacaktır
Kenar köşe kasaba hanlarından
Deniz en güzel aşkken ayışığına
Küçük ve karanlık odalarda öldürülenler
Direnerek ve akarak ölenler
Yüceltilecektir
Anılacaktır ölümleri
Bir şehir akşamında herkes kaçışırken
Ormanlar bir çözülmeye bozulurken
Karanlığa kanıyla karşı duran
Kanıyla ışıtan, yalazlayan karanlığı
Yalnız ve dayanıklı gecelerinde üşüyen
Ölülerimiz toplanacaktır.
Biraz daha kan, kan ve suyun akışı
Ey suyun güvenli akışı
Sana bir yamaç gerekmez mi
Ki sonun özlemine hızlı varsın
Ki sen varsın, akıtılmış kanlarla varsın
Ve kan ve akışın o soylu tabakta
Ormansız bir halka sunulacaktır
Bir orman olarak
Ona sığınılacaktır.
Sana sığınılacaktır kırılıp toplanınca
Sana sığınıyorum kırılıp toplanınca
Değil sonsuz girdiçıktısına yaşamaların
Ey en güzeli, en gürü bütün çeşmelerin
Ayın ve denizin sahibi ve su içmelerin
Sana sığınılacaktır
Ve kuytularda, dağlarda, alanlarda
Akıtılan ve akıp gelen kanlarda
Bir sabah büyük büyük ateşler yanınca
Eller temizlenecektir
Bir tören olacaktır
Ölülerimiz toplanacaktır.
Kullanmam ucuz özgürlüğü sana sığınırım
Azarladığım bir dünyayı suya bırakıp
Günlük dövüşü en uygun yerinde keserek
Ve kan biraz daha akar durur, akmalıdır
Bir çaresizlik sanırım, öfkem büyür uğunurum
Oysa bir çiçek bir güzel dünyaya bakmalıdır
Ve kuytulardan, unutulmaktan tek tek
Ölülerimiz toplanacaktır.
Senin yıldızların güneşlere dönüşür
En karışık en bozgun bir öğle uykusunda bile
Ve sonsuz sevinç taşıyan bir çığlıktır
Bir suyun bir başka suya karışması
Kanları çökelirken bir soylu tabaka
Bir bahar anlatıcısının
Bir mutluluk dülgerinin
-Gecelerde ve yalnızlıklarında hepsi üşür-
Ölülerimiz toplanacaktır.
Ne kadar hüzün geçmişse dünyadan
Ne kadar acı geçmişsse yaşayacağız
Hepsini yeniden, bir bir dünyada
Dünyadan ve dünyayla sana sığınırım
Acılardan ve hüzünlerden değil
Kaçmalardan ve korkulardan değil
Çünkü bir güçtür sıcaklığın kollarıma
Çünkü kanları, kanları, kanları hatırlarım
Çünkü ölülerimiz toplanacaktır
Ve yüceltilecektir bir mavide.
Haberlere yorumlara ve büyük tirajlara
Asalak otlara karşı, türeyip giden
Bir sun'i ilkahla üreyip giden
Bir soya, bir sanrıya karşı
Kuşanıp kahramanca tek silahını, kanını
Diri bir su gibi gidenleri hatırlarım
Odalarda ve güzel bir dünyada
Sararken bir başına eski güneş
Yıldızımız uzak bir iklimde
Bir tüfek olacaktır. Bir tüfek
Ölülerimiz toplanacaktır.
Ve bizim bir haziranımız
Bir yıl kadar yetecektir dünyaya
Çünkü yoğun ve ateşle yaşanmış
Çünkü ellerimiz, başımız ve kanımız
Hayasız pençelerini kokuyla gizleyen
Bir olgu olmayacaktır sana
Ölülerimiz toplanacaktır
Doldurulan bir kıyı gibi.
Anılacaktır bir general pantolonundan
Nasıl sezgiler ve gerekçeler çıkardığımız
Nasıl kırgın ve nasıl umutlu olduğumuz
Bir şenliğin başlangıcından ve sonundan
sığınmamız da anılacaktır.
Ölülerimiz toplanacaktır
Kenar köşe kasaba hanlarından
Deniz en güzel aşkken ayışığına
Küçük ve karanlık odalarda öldürülenler
Direnerek ve akarak ölenler
Yüceltilecektir
Anılacaktır ölümleri
Bir şehir akşamında herkes kaçışırken
Ormanlar bir çözülmeye bozulurken
Karanlığa kanıyla karşı duran
Kanıyla ışıtan, yalazlayan karanlığı
Yalnız ve dayanıklı gecelerinde üşüyen
Ölülerimiz toplanacaktır.
Biraz daha kan, kan ve suyun akışı
Ey suyun güvenli akışı
Sana bir yamaç gerekmez mi
Ki sonun özlemine hızlı varsın
Ki sen varsın, akıtılmış kanlarla varsın
Ve kan ve akışın o soylu tabakta
Ormansız bir halka sunulacaktır
Bir orman olarak
Ona sığınılacaktır.
Sana sığınılacaktır kırılıp toplanınca
Sana sığınıyorum kırılıp toplanınca
Değil sonsuz girdiçıktısına yaşamaların
Ey en güzeli, en gürü bütün çeşmelerin
Ayın ve denizin sahibi ve su içmelerin
Sana sığınılacaktır
Ve kuytularda, dağlarda, alanlarda
Akıtılan ve akıp gelen kanlarda
Bir sabah büyük büyük ateşler yanınca
Eller temizlenecektir
Bir tören olacaktır
Ölülerimiz toplanacaktır.
20 eylül'de istanbul modern'de bir etkinlikle anılacak olan şair. istanbul'daki şiir severleri, ücretsiz olan bu etkinliğe katılmaya davet ediyorum.
http://www.istanbulmodern...ge-bakma-duragi_1193.html
http://www.istanbulmodern...ge-bakma-duragi_1193.html
"ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü."
"Bir kadın var beni onun iki eli iki gözü kurtarır yaşamamaktan
bu ellerimi nereye koysam yakışmıyor dedim ki en iyisi kucağında dursun, dizelerinin sahibi, ikinci yeni'den güzel bir adam.
"yalnızlık ne zordur ne de ayıptır
sen gene de bunu bir aşk mektubu bil
ama bil ki biziz bu uzaklığı yapan"
sen gene de bunu bir aşk mektubu bil
ama bil ki biziz bu uzaklığı yapan"
...Bir gün sabah sabah kapıyı vursam,
-Kim o dersin uykulu sesinle içerden.
Saçların dağınıkdır, mahmursundur.
Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim,
Bir sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni,
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç ten.
Fabrika düdükleri ötmektedir...
-Kim o dersin uykulu sesinle içerden.
Saçların dağınıkdır, mahmursundur.
Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim,
Bir sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni,
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç ten.
Fabrika düdükleri ötmektedir...
...
yaralı olmak
yerinde olmamak
uzun gecikmesi son kesinliğin
bir sabah biliyoruz elbet neyi bölüştüğümüzü
göz göze
bakışınca. biliyoruz
neyi bölüştüğümüzü.
konuşmasak da.
yaralı olmak
yerinde olmamak
uzun gecikmesi son kesinliğin
bir sabah biliyoruz elbet neyi bölüştüğümüzü
göz göze
bakışınca. biliyoruz
neyi bölüştüğümüzü.
konuşmasak da.
ustumuzde gogun yukseldigini ben senden ogrendim. vardigim sehirlerde hep sana fisekler atiyorlardi. butun bu tutulan eller, oksanan saclar hep sendendi. iyi ki vardin be adam, iyi ki olmustun ve iyi ki buyuktu mutsuzlugun, yazdin. seninle ayni dili konustugum, seni anlayabildigim icin o kadar sansliyim ki, sanirim tek sansli oldugum konu da buydu hayatta.
gozyaslarimin, sevmelerimin, guluslerimin ozani.
gozyaslarimin, sevmelerimin, guluslerimin ozani.
son birkaç yıldır malesef ergenler ve yirmi beş yaş bunalımındaki ablalarımızın tekelinde olan mükemmel yazar. herkes okuduğu, bildiği, paylaştığı için burukluk yaşıyoruz sözlük. cemal süreya sözleri altına turgut yazan mı dersin, saçmasapan sözleri ona yükleyen mi... acımız büyük.
"herkesin şairi olmaz" demenin şairidir. Çünkü turgut uyar "efendimiz acemilik" derken ve her şiirinde, dizesinde şiire ve kalıplara karşı çıkarken bir herkesleşme durumu cereyan edemez. Turgut uyar'ı pek çok kişi okuyabilir ama anlamak için o mevcut kalıplardan yani genelleşmiş dilden sıyrılması icap eder.
refik durbaş'ın tanımıyla "olağanüstünün değil olağan durumların şiirini" yazan kişidir. Haklıdır da refik durbaş, uyar'ın şiirleri incelendiğinde "insan" ve "hayat" olgusundan hareketle şiirlerini kaleme alan turgut uyar, bir yanıyla da sıradanlığın şiirini yazar. Ki bunu absürdleştirip, kara mizah unsuru yapmaktan da çekinmez. "Hadi bir sigara yak da at arabalarına bakalım" veya "ben ne güzel işerim sabah güneşe karşı" gibi dizeler de bunun bir ispatıdır.
Bu durum aslında diğer yanıyla da turgut uyar'ın şiir tanımsızlığıyla ilgilidir. Evet, turgut uyar şiiri tanımlamaz. Bu tanımı yapmaktan çekinir. Aslında "çekinmek" demek doğru mu diye düşünüyorum. Çünkü kendisi birkaç yazısında şunları belirtir:
Bilimsel bir veri değildir siir, anlasılıp anlatılmaz. Kabaca birtakım bilgiler dısında, kuralları yoktur. Her iyi siir kendi kuralını, kendi gerekirliğini içinde tasır. Bu yüzden, büyük ölçüde, siir bazı bilgilerle değil, sezgilerle, duygularla ayırt edilir önce.
bir siirin neden yahut nelerle güzel olabileceğinin saptanacağını, ölçülüp belirtilebileceğini hiç sanmıyorum. Bu herzaman bir ölçü değil bir sezgi isidir. Bir siir güzeldir ama güzelliğinin nedenleri açıklanamaz. Güzelliği, ululuğu bilinir sezilir ama ölçüleri bulunamaz.
Bu durum aslında diğer yanıyla da turgut uyar'ın şiir tanımsızlığıyla ilgilidir. Evet, turgut uyar şiiri tanımlamaz. Bu tanımı yapmaktan çekinir. Aslında "çekinmek" demek doğru mu diye düşünüyorum. Çünkü kendisi birkaç yazısında şunları belirtir:
Bilimsel bir veri değildir siir, anlasılıp anlatılmaz. Kabaca birtakım bilgiler dısında, kuralları yoktur. Her iyi siir kendi kuralını, kendi gerekirliğini içinde tasır. Bu yüzden, büyük ölçüde, siir bazı bilgilerle değil, sezgilerle, duygularla ayırt edilir önce.
bir siirin neden yahut nelerle güzel olabileceğinin saptanacağını, ölçülüp belirtilebileceğini hiç sanmıyorum. Bu herzaman bir ölçü değil bir sezgi isidir. Bir siir güzeldir ama güzelliğinin nedenleri açıklanamaz. Güzelliği, ululuğu bilinir sezilir ama ölçüleri bulunamaz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar