bugün

turgut uyar

refik durbaş'ın tanımıyla "olağanüstünün değil olağan durumların şiirini" yazan kişidir. Haklıdır da refik durbaş, uyar'ın şiirleri incelendiğinde "insan" ve "hayat" olgusundan hareketle şiirlerini kaleme alan turgut uyar, bir yanıyla da sıradanlığın şiirini yazar. Ki bunu absürdleştirip, kara mizah unsuru yapmaktan da çekinmez. "Hadi bir sigara yak da at arabalarına bakalım" veya "ben ne güzel işerim sabah güneşe karşı" gibi dizeler de bunun bir ispatıdır.

Bu durum aslında diğer yanıyla da turgut uyar'ın şiir tanımsızlığıyla ilgilidir. Evet, turgut uyar şiiri tanımlamaz. Bu tanımı yapmaktan çekinir. Aslında "çekinmek" demek doğru mu diye düşünüyorum. Çünkü kendisi birkaç yazısında şunları belirtir:

“Bilimsel bir veri değildir siir, anlasılıp anlatılmaz. Kabaca birtakım bilgiler dısında, kuralları yoktur. Her iyi siir kendi kuralını, kendi gerekirliğini içinde tasır. Bu yüzden, büyük ölçüde, siir bazı bilgilerle değil, sezgilerle, duygularla ayırt edilir önce.”

“bir siirin neden yahut nelerle güzel olabileceğinin saptanacağını, ölçülüp belirtilebileceğini hiç sanmıyorum. Bu herzaman bir ölçü değil bir sezgi isidir. Bir siir güzeldir ama güzelliğinin nedenleri açıklanamaz. Güzelliği, ululuğu bilinir sezilir ama ölçüleri bulunamaz.”
© copyright 2005 - 2026