bugün
- kız düşürmenin kısa yolu10
- mercimek çorbası içen kadın14
- pankek mi pişi mi8
- uludağ sözlük size ne kattı24
- s'i l v'e r m'i s t26
- arkadaşlar acıktık mı sanki5
- bir kadını taşımanın zorluğu9
- sarı şeker yargılanmalıdır16
- sarapci koala43
- türkiye13
- atatürk ü sevme zorunluluğu11
- pandela 38
- mersin tantuni4
- sözlüğün en masum yazarları16
- soslu adana kebap5
- cübbeli ahmet hükümetin maşası mı sorunsalı3
- sözlük kızlarının entrylerinin hep artılanması3
- yemeğe bulyon koyan insan6
- aşkım miele ve smeg istiyorum diyen kız4
- zuhal olcay'a aşık olmak4
- pum pum çorbası4
- pizza3
- arkadaşlar larissa kim12
- artı oy yalakalığı2
- hesabın yüzde 10 undan daha az bahşiş veren tip10
- sözlüğün delisi2
- bülbül yuvası2
- fusya semsiyeli yabanci26
- hoşçakal uludağ sözlük7
- aspava3
- hepiniz öleceksiniz4
- kendini kız gibi hayal eden erkek3
- tc'ye vatandaşlk bağıyla bağlı olan herkes türktür5
- atatürk ün türk olmadığı gerçeği7
- tırnak pide4
- yeni gelen trolleri bik bik'e havale etmek5
- gecenin şiiri2
- bu olaylar neden hep benim başıma geliyor4
- in bruges2
- sözlükteki gammazlar lobi si11
- orgy havaalanı3
- recep tayyip erdoğan11
- animasyon izlerken ağlamak3
- karton toplayan çingene6
- nervio22
- mekanda patronu tanıdığını belli etme hevesi4
- mekselina2
- koca sözlüğün fusya'ya yenilmesi8
- türkiye vatandaşlığından çıkmak3
- lahmacun11
"kişiliksiz toplum" ve "kişiliksiz şiir" üzerine kaleme aldığı bu yazıyla beni kendine bırakan büyük şair, insan... Ama cidden insan...
Çağımız insanı gitgide rahatına daha düşkün olmaya başladı. Belki her çağda böyleydi. Ama bugünkü kadar mıydı bilmem? Bunda bilimin, endüstrinin büyük payı var. Herkes birbirinin örneği olmayı hiçbir çağda bu kadar istemedi. Yeni Dünyanın gerçekleşmesi yakın belki de. Bir örnek giyimler, bir örnek şarkılar, bir örnek aşklar. Uçaklar, radyolar, sinemalar durmadan bizi birbirimize benzetmeye çabalıyorlar. Kişiliksiz bir yaşamayı baştacı ettik. Gönüllüyüz. Kişiliksiz bir çağın şiiri de ister istemez kişiliksiz olmak zorundadır. Bu kadar yenilenmiş bir çağın şiiri, şiirin kelimeleri ne kadar eski, bir düşündünüz mü? Hâlâ uçağı, hâlâ Penicilini, hâlâ 70 katlı evleri, hâlâ hesap makinelerini, asfaltları, otoları şiire rahatça yerleştiremedik. Bunları kelime olarak, düşünce/duygu hayatımıza getirdikleri değişmelerle hâlâ şiire getiremedik. Barlarda kadınlarla saygısızca sevişiyoruz, sokaklarda açık saçık gördüğümüz kadınları hayvanca istiyoruz ama şiirde aşık olduk mu hâlâ ağlıyoruz.
Bir de bir kenarda sessiz sedasız bir insanoğlu var. Uyamadığı, maddi manevi her türlü imkânsızlıkları ile uyamadığı değişmenin farkında. Önünden iyice kavrayamadığı birşeyler akıp gidiyor. Durmuş da eskiye hasret mi çekiyor. Hayır. Kendisi ile çekişiyor. Ağır aksak yaşamasının hesabını vermeye çalışıyor. Dünyadan bildik tanıdık şeyler yakalamaya çalışıyor kısacası.
Sorun bir şiir sorunu değildir. Yaşama sorunudur. Zaten ben hiçbir zaman şiiri hayattan ayrı düşünmedim. Hayatımızda olmayan sorun şiirimizde de olamaz.
Evet değişmek. Anlamlı bir yaşama için değişmek. Bu bir ölüm kalım meselesidir. Ne dersiniz?
Turgut Uyar
Efendimiz Acemilik
Çağımız insanı gitgide rahatına daha düşkün olmaya başladı. Belki her çağda böyleydi. Ama bugünkü kadar mıydı bilmem? Bunda bilimin, endüstrinin büyük payı var. Herkes birbirinin örneği olmayı hiçbir çağda bu kadar istemedi. Yeni Dünyanın gerçekleşmesi yakın belki de. Bir örnek giyimler, bir örnek şarkılar, bir örnek aşklar. Uçaklar, radyolar, sinemalar durmadan bizi birbirimize benzetmeye çabalıyorlar. Kişiliksiz bir yaşamayı baştacı ettik. Gönüllüyüz. Kişiliksiz bir çağın şiiri de ister istemez kişiliksiz olmak zorundadır. Bu kadar yenilenmiş bir çağın şiiri, şiirin kelimeleri ne kadar eski, bir düşündünüz mü? Hâlâ uçağı, hâlâ Penicilini, hâlâ 70 katlı evleri, hâlâ hesap makinelerini, asfaltları, otoları şiire rahatça yerleştiremedik. Bunları kelime olarak, düşünce/duygu hayatımıza getirdikleri değişmelerle hâlâ şiire getiremedik. Barlarda kadınlarla saygısızca sevişiyoruz, sokaklarda açık saçık gördüğümüz kadınları hayvanca istiyoruz ama şiirde aşık olduk mu hâlâ ağlıyoruz.
Bir de bir kenarda sessiz sedasız bir insanoğlu var. Uyamadığı, maddi manevi her türlü imkânsızlıkları ile uyamadığı değişmenin farkında. Önünden iyice kavrayamadığı birşeyler akıp gidiyor. Durmuş da eskiye hasret mi çekiyor. Hayır. Kendisi ile çekişiyor. Ağır aksak yaşamasının hesabını vermeye çalışıyor. Dünyadan bildik tanıdık şeyler yakalamaya çalışıyor kısacası.
Sorun bir şiir sorunu değildir. Yaşama sorunudur. Zaten ben hiçbir zaman şiiri hayattan ayrı düşünmedim. Hayatımızda olmayan sorun şiirimizde de olamaz.
Evet değişmek. Anlamlı bir yaşama için değişmek. Bu bir ölüm kalım meselesidir. Ne dersiniz?
Turgut Uyar
Efendimiz Acemilik
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar