bugün
- nickten isim tahmini yapmak25
- travesti sesi çekiciliği6
- hakkımda bilmeniz gerekenler32
- bu saatte içen sözlük yazarları6
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası16
- kıl erkeğin süsüdür14
- uyumadan kayda değer bir şey bırak4
- 55 kilo üstündeki sözlük kızları8
- 20 lik kızlara yazmaya utanmak4
- yatın artık orçolar3
- akrep burcu4
- yazarların şu an yapmak istedikleri şey10
- nick vermeden bir yazara seslen14
- bilgi içeren entry girelim hadi6
- ioçk14
- grup seksin mantığı10
- dünyaya çocuk getirmek10
- vantilatör2
- her şey senin istediğin gibi olsaydı5
- görükle'ye gelen erkek yüklü kamyonet6
- nasıl yani hala kavga başlamadı mı6
- arkadaşlar bir şey dicem5
- dünyanın en samimi cümlesi6
- gecenin köründe5
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- berlin de lgbt yürüyüşüne araçla saldırı2
- gece denize girmek4
- her yaptığı olay olan insanlar3
- şarap içemeyen erkek6
- doğu batı sentezi2
- opel türkiye ve neskar bursa rezaleti2
- geceye bir şarkı bırak7
- sözlükte kıllı erkek istemiyoruz5
- birader beyefendiler birader bey yazarlardır2
- baş karakteri olmak istenilen roman4
- lazerle göğüs kullarını alan erkek5
- abberline'ı kulaklarından tavana asmak6
- yoğurt mayalayan kızı üzmek11
- seni karım yapacağım3
- nohut yaptım nası olmuş10
- nervio burak demirbilek evliliği13
- şu an sözlüğü çift görüyorum2
- çaylak olunca intihar eden yazar5
- sadece 1 meyve seçme hakkı olsa seçilecek meyve2
- yeni parti46
- kıllı göbeğe başını yaslayıp uyumak6
- yorgun mermi vs nervio12
- ford taunus6
- pişt bi baksanıza buraya kankalarım8
- arkadaşlar bir şey soracağım15
the washington post, 1877'de Stilson Hutchins tarafından kurulmuş Washington'ın en eski ve en büyük gazetesidir. her ne kadar uzun bir geçmişi olsa da popülaritesini 1970lerde Bob Woodward ve Carl Bernstein'ın watergate üzerine yaptıkları kapsamlı araştırmalarla kazanmış. hatta, nixon yönetiminin düşmesine katkıda bulunmuşlardır watergate skandalı üzerine yaptığı araştırmalar üzerine.
washington post, yaygınlığı ve röportajları ile ünlü the new york times, finansal haber kaynağı ile ünlü The Wall street journal ile birlikte amerikanın önde gelen gazetelerinden bir olarak bilinir. the post şaşırtıcı olmayan bir şekilde arasından beyaz saray ve kongre'nin çalışmaları üzerindeki yazılarıyla diğerlerinden ayrılır.
ekim 2005 araştırmasına göre günlük tirajı 715,181 ve 983,243tür. böylece günlük satış bazında 5inci en büyük gazete olma ünvanına sahiptir.
(bu bir makale çevirisidir* orjinali için http://en.wikipedia.org/wiki/The_Washington_Post)
gazetenin resmi web sitesi: http://www.washingtonpost.com/
washington post, yaygınlığı ve röportajları ile ünlü the new york times, finansal haber kaynağı ile ünlü The Wall street journal ile birlikte amerikanın önde gelen gazetelerinden bir olarak bilinir. the post şaşırtıcı olmayan bir şekilde arasından beyaz saray ve kongre'nin çalışmaları üzerindeki yazılarıyla diğerlerinden ayrılır.
ekim 2005 araştırmasına göre günlük tirajı 715,181 ve 983,243tür. böylece günlük satış bazında 5inci en büyük gazete olma ünvanına sahiptir.
(bu bir makale çevirisidir* orjinali için http://en.wikipedia.org/wiki/The_Washington_Post)
gazetenin resmi web sitesi: http://www.washingtonpost.com/
23.10.07 tarihinde şu makaleyi yayınlamış gazatedir. yazıyı yazan Amar C. Bakshi isimli şahsın köşesinin adı 'amar c. bakshi amerika sevdalıları ve düşmanlarıyla konuşuyor' olsa da sanırım konuşan kişinin tam objektif olup olmadığı hakkında bir fikrinin olmaması, konuştuğu konu hakkındaki cahilliğinden geliyor.
--spoiler--
Kurdish Turks: Waiting for U.S.
The view from Van.VAN, Eastern Turkey – Zeki M., a language teacher in this predominantly Kurdish city near the Iraq border, was both relieved and disappointed when he heard the news today that Turkish and Iraqi officials will collaborate to take down the PKK. "Strikes against the PKK will not bring peace" unless America promotes the rights of Kurdish Turks, he said.
Kurds here have had a long, tense history with the Turkish government. Though conditions have arguably improved lately, they are still denied basic rights of expression: "I teach English, but I cannot teach Kurdish to my students," Zeki lamented. "I cannot teach them poetry or show our flag or listen to Kurdish radio."
Zeki sat alongside a local doctor, Nuri A., outside a group of concrete homes built for refugees who say they fled Hakkari in the 1990s at the hands of Turkish Security Forces. We drank Turkish tea with lemon and gazed at jagged hills in the distance. One of the hills, called Taprak Kale, is emblazoned with the huge crescent and star of the Turkish flag. Nuri smirked at it. "It's to remind us we're occupied," he said.
Both Nuri and Zeki believe America will free them. "America will help us - they must. President Bush talks about freedom, human rights, and democracy. Kurds want these things."
"We are a people without a country," Zeki continued, turning first to history and then to his Iraqi neighbors to make his case. America "stands by people like us – oppressed people....Just as the U.S. helped Israel," so they should assist the Kurds.
He added, "Our Iraqi brothers have been very successful under [American protection]; their success inspires us."
Another view.Whether or not Zeki and Nuri one day realize their dream of a "Greater Kurdistan," both men want the U.S. to use its leverage over Turkey now –- to pressure the government into dialogue with Kurdish groups, including the PKK, and to expand Kurdish civil liberties and economic possibilities.
Otherwise, they fear, things will get worse after this conflict dies down. "America protects the Kurds in Iraq, but here we are vulnerable,” Zeki said. “Nationalists and the military want to attack;” he fears that innocent Turkish Kurds could become the object of revenge. More ominously, Zeki said he worries: "If the U.S. withdraws quickly, and forgets about us, we will be destroyed again."
Zeki, Nuri and I hopped in a car and drove through the city, avoiding police checkpoints. "We don't want violence to escalate," Zeki said. "But we don't want Kurds to kill our Kurdish brothers either," referring to the PKK. He's not happy that Iraqi Kurds are constraining the party. His friend Nuri takes a softer line saying: "I am a Turk too, and I want this violence to stop. I want Turkey to join the European Union, and [I want] a job in the West."
Zeki shook his head, switched off his cell phone, locked the doors and said quietly, "The PKK defends our right to be Kurdish. The PKK and the Kurds are one."
Despite what Turks or Americans might think, he said, "the real problem is not over there in the mountains [with the rebels]; it is here" in Kurdish cities like Van. In the cities, "we have no rights, no jobs, no hope." Until this is fixed, Zeki warned, "there will always be a PKK or some other group. There is no hope here…without help."
--spoiler--
yazının ana fikri van'da dil öğretmeni olarak çalışan zeki ile doktor olan nuri'nin kürtleri ancak amerikalıların kurtarabileceği düşünceleri üzerine. zeki kardeşimiz öğrencilerine ingilizce yabancı dil öğretebilmesine rağmen, kendi dilleri olan kürtçe şiirleri öğretemediğinden, kürt bayrağını gösteremediğinden ve kürt radyolarını dinletemediğinden yakınıyor. pkk'nın türkiyede yaşayan kürtlerin tek savunucusu olduğunu belirtiyor, 'k. ırak'da ne güzel amerikalılar var oradaki kürtler rahat' diye düşünüyor. Amerika'nın tıpkı israil'e yardım ettiği gibi kürtlere de yardımda bulunabileceğini belirtiyor. toprak kale'deki büyük ay-yıldızlı bayrağın oraya işgal altında olduklarını hatırlatmak için koyulduğunu söylüyor.
yazının devamında da kürtlerin çektiği zorluklar ve adaletsizlikten bahsediliyor. sosyal adaletsizlik olarak haklı olduğu kısımlar da var ama dünyaya kendini acındırma çabasıyla abartılan durumların da var olduğu söylenebilir.
--spoiler--
Kurdish Turks: Waiting for U.S.
The view from Van.VAN, Eastern Turkey – Zeki M., a language teacher in this predominantly Kurdish city near the Iraq border, was both relieved and disappointed when he heard the news today that Turkish and Iraqi officials will collaborate to take down the PKK. "Strikes against the PKK will not bring peace" unless America promotes the rights of Kurdish Turks, he said.
Kurds here have had a long, tense history with the Turkish government. Though conditions have arguably improved lately, they are still denied basic rights of expression: "I teach English, but I cannot teach Kurdish to my students," Zeki lamented. "I cannot teach them poetry or show our flag or listen to Kurdish radio."
Zeki sat alongside a local doctor, Nuri A., outside a group of concrete homes built for refugees who say they fled Hakkari in the 1990s at the hands of Turkish Security Forces. We drank Turkish tea with lemon and gazed at jagged hills in the distance. One of the hills, called Taprak Kale, is emblazoned with the huge crescent and star of the Turkish flag. Nuri smirked at it. "It's to remind us we're occupied," he said.
Both Nuri and Zeki believe America will free them. "America will help us - they must. President Bush talks about freedom, human rights, and democracy. Kurds want these things."
"We are a people without a country," Zeki continued, turning first to history and then to his Iraqi neighbors to make his case. America "stands by people like us – oppressed people....Just as the U.S. helped Israel," so they should assist the Kurds.
He added, "Our Iraqi brothers have been very successful under [American protection]; their success inspires us."
Another view.Whether or not Zeki and Nuri one day realize their dream of a "Greater Kurdistan," both men want the U.S. to use its leverage over Turkey now –- to pressure the government into dialogue with Kurdish groups, including the PKK, and to expand Kurdish civil liberties and economic possibilities.
Otherwise, they fear, things will get worse after this conflict dies down. "America protects the Kurds in Iraq, but here we are vulnerable,” Zeki said. “Nationalists and the military want to attack;” he fears that innocent Turkish Kurds could become the object of revenge. More ominously, Zeki said he worries: "If the U.S. withdraws quickly, and forgets about us, we will be destroyed again."
Zeki, Nuri and I hopped in a car and drove through the city, avoiding police checkpoints. "We don't want violence to escalate," Zeki said. "But we don't want Kurds to kill our Kurdish brothers either," referring to the PKK. He's not happy that Iraqi Kurds are constraining the party. His friend Nuri takes a softer line saying: "I am a Turk too, and I want this violence to stop. I want Turkey to join the European Union, and [I want] a job in the West."
Zeki shook his head, switched off his cell phone, locked the doors and said quietly, "The PKK defends our right to be Kurdish. The PKK and the Kurds are one."
Despite what Turks or Americans might think, he said, "the real problem is not over there in the mountains [with the rebels]; it is here" in Kurdish cities like Van. In the cities, "we have no rights, no jobs, no hope." Until this is fixed, Zeki warned, "there will always be a PKK or some other group. There is no hope here…without help."
--spoiler--
yazının ana fikri van'da dil öğretmeni olarak çalışan zeki ile doktor olan nuri'nin kürtleri ancak amerikalıların kurtarabileceği düşünceleri üzerine. zeki kardeşimiz öğrencilerine ingilizce yabancı dil öğretebilmesine rağmen, kendi dilleri olan kürtçe şiirleri öğretemediğinden, kürt bayrağını gösteremediğinden ve kürt radyolarını dinletemediğinden yakınıyor. pkk'nın türkiyede yaşayan kürtlerin tek savunucusu olduğunu belirtiyor, 'k. ırak'da ne güzel amerikalılar var oradaki kürtler rahat' diye düşünüyor. Amerika'nın tıpkı israil'e yardım ettiği gibi kürtlere de yardımda bulunabileceğini belirtiyor. toprak kale'deki büyük ay-yıldızlı bayrağın oraya işgal altında olduklarını hatırlatmak için koyulduğunu söylüyor.
yazının devamında da kürtlerin çektiği zorluklar ve adaletsizlikten bahsediliyor. sosyal adaletsizlik olarak haklı olduğu kısımlar da var ama dünyaya kendini acındırma çabasıyla abartılan durumların da var olduğu söylenebilir.
aynı ülkemizdeki kağıt paçavraları gibi, devletin propaganda araçlarından biridir. tarafını yalnızca kendisinin belirlemediği, talebe göre yönünü belirlediği unutulmamalıdır. adı aydın doğan olmasa da, etikten, onurdan yoksun medya patronu her yerde bulunur.
new york times gibi yahudi gunlugu bir gazeteye gore daha bir ehven-i ser olan gazetedir.
ayriyeten bugunku okuyucu yorumlarinda yahudilere veryansin eden yorumlar hic olmadigi kadar fazladir ve sasirticidir. degil amerikalilar, yahudi ismine sahip ve amerikan yahudisi oldugunu belirten okuyucular bile israil'e ve politikalarina lanet etmislerdir.
doktor oldugunu belirten bir yahudi "ha varsova'daki mazlum yahudiler ha gazze'deki mazlum filistinliler, ha varsova'daki zalim almanlar ha gazze'deki zalim yahudiler... hicbir farki yok. almanlar hatalarindan kisa surede donmeyi bildi ama israil 60 yildir hatasinda israr ediyor" diye yazmistir ve takdirimi kazanmistir.
amerikalilar ise zaten uzun suredir israil'e fazladan verilen krediden bikkinliklarini dile getiriyorlar.
ayriyeten bugunku okuyucu yorumlarinda yahudilere veryansin eden yorumlar hic olmadigi kadar fazladir ve sasirticidir. degil amerikalilar, yahudi ismine sahip ve amerikan yahudisi oldugunu belirten okuyucular bile israil'e ve politikalarina lanet etmislerdir.
doktor oldugunu belirten bir yahudi "ha varsova'daki mazlum yahudiler ha gazze'deki mazlum filistinliler, ha varsova'daki zalim almanlar ha gazze'deki zalim yahudiler... hicbir farki yok. almanlar hatalarindan kisa surede donmeyi bildi ama israil 60 yildir hatasinda israr ediyor" diye yazmistir ve takdirimi kazanmistir.
amerikalilar ise zaten uzun suredir israil'e fazladan verilen krediden bikkinliklarini dile getiriyorlar.
Amerikan derin devletinin gayrı resmi yayın organı olduğu basın camiası tarafından bilinmektedir.
amerikadaki statükonun gazetesidir. özgürlükçü tavırları sayılıdır...özgürlüklerden yana bir tavır aldıysa bilin ki bunun altında hesaplanmış ölçülmüş bir mühendislik vardır bu doğrultuda adım atılmıştır...
kemal kılıçdaroğlu'nun gündemi değerlendirdiği yazısı için :
http://www.washingtonpost.../26/gIQA0uLfsQ_story.html
türkçesi için ise : (" Türkiye'de muhalefet susturuluyor ... ")
http://www.chp.org.tr/?ma...et-susturuluyor-%e2%80%9d
http://www.washingtonpost.../26/gIQA0uLfsQ_story.html
türkçesi için ise : (" Türkiye'de muhalefet susturuluyor ... ")
http://www.chp.org.tr/?ma...et-susturuluyor-%e2%80%9d
Türkiye'deki çetecilik,yolsuzluk ve suç örgütleri adına aziz yıldırım ile ilgili olarak şu haberi yapmıştır.
türkiye'deki çetecilik,yolsuzluk ve suç örgütleri adına aziz yıldırım ile ilgili olarak yaptığı haberin Türkçe'si şudur;
http://turkfutbol.com/detay.asp?id=3612
http://turkfutbol.com/detay.asp?id=3612
çok ciddi bir gazetedir. başım ağrımasın diye konuşmuyorum.
Bugün Jeff Bezos tarafından 250 milyon dolara satın alınmış. Akşam Milliyet vs bile daha fazla paraya satılıyor.
(bkz: washington post gazetesinin satılması)
http://amerikabulteni.com...cusu-jeff-bezosa-satildi/
(bkz: washington post gazetesinin satılması)
http://amerikabulteni.com...cusu-jeff-bezosa-satildi/
günde 447 700 tane basılıyormuş.
(bkz: watergate skandalı)nı ortaya çıkaran gazetedir.
The Washington Post'un hikâyesi
The Washington Post normal günlerde 470 bin, hafta sonları 840 bin satan bir Amerikan gazetesi.
Toplam 740 kişinin çalıştığı bu gazete amazon.com satış sitesi sahibi Jeff Bezosa 250 milyon dolara satıldı. 1838 yılında yayına başlayan Washington Postu 1933 yılında iflas masasından 825 bin dolara Eugene Meyer isimli Musevi asıllı bir banker satın almıştı.
Bankerlikten para kazandıktan sonra Washingtonda politikacılarla dostluğu ilerleten Eugene Meyer, 1930-1932 yılları arasında ABD Merkez Bankası Başkanlığında (Federal Reserve Board) bulunmuştu. Dünya Bankası kurulduğunda da bankanın ilk başkanı oldu.
Damat patron oldu
Eugene Meyer zarar eden gazeteyi prestij için almıştı. 1947 yılında tüm hisselerini damadPhil Graham ile kızı Katherineye devretti. Devri yaparken Hiçbir erkek karısının patronluğundan hoşlanmaz diyerek hisselerin çoğunu da damadına verdi.
Askerlik dönüşü kayınpederinin ısrarıyla gazetede çalışmaya başladıktan beş ay sonra gazetenin başına geçen Phil Graham, gazeteyi kâra geçirdi. Saygın bir gazete haline getirdi. Fakat sonra ruh sağlığını kaybetti. Alkol bağımlısı oldu, 1969 yılında evinde tabancayla intihar etti. Kocasının ölümü ile Katherine Kay Graham 1969 yılında Washington Post ile gruba bağlı tüm yayın işletmelerinin başına geçti. 1979 yılına kadar icranın başında kaldı. 1979 yılında Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini koruyarak icrayı oğlu Donald Grahama devretti.
Grup gazete, dergi, radyo, TV istasyonları ile yılda 2 milyar dolar kazancı olan en kârlı basın kuruluolmuştu.
Kay Grahamdan sonra oğlu Donald ve torunu Katharine gazetenin başına geçti. 2001 yılında 84 yaşında ölen Kay Grahamin hayat hikâyesi Kişisel Tarih başlığıyla yayımlandı. (Katharine Graham, Personal History, Alfred A. Knopf, New York, 1997, 642 sayfa, 29.95 $)
Bayan Grahamin Kişisel Tarihinde, sadece Washington Post gazetesinin satın alınışı ve gelişmesi hikâye edilmiyor, Washingtonda siyaset ve ekonomi çevrelerinde altmış yılda olan biten de anlatılıyor.
Gazete için 7 ilke
Babası Eugene Meyerin 5 Mart 1935 tarihinde gazete çalışanlarıyla yaptığı bir konuşmada sıraladığı 7 temel ilkeyi kızı Kay Graham, Kişisel Tarihinin 63üncü sayfasında söyle naklediyor:
1) Bir gazetenin ilk sorumluluğu gerçek olduğuna inanılanları okuyucularına aktarmaktır.
2) Gazete sadece Washingtonda, Amerikada değil dünyada olup biten her türlü olayın tamamı hakkında okuyucularına bilgi vermek zorundadır.
3) Gazete olayları izler ve aktarırken adileşmemek, saygın olmak, kibar olmak zorundadır.
4) Gazetede hem gençlerin hem yaşlıların ilgi duyacakları haberler yer almalıdır.
5) Gazete, halk için haber vermelidir.
6) Gazete halk için, kamu yararı için yapacağı yayınların faturasını ödemeye hazır olmalı, bundan çekinmemelidir.
7) Gazete her zaman halkın yanında olur, kamu yararını gözetir.
Katherine Grahamin Kişisel Tarihinde bir gazetenin nasıl yönetildiği ve gazete yönetiminin politikacılarla ilişkileri konularında geniş bilgiler var.
http://ekonomi.milliyet.c...detay/1746974/default.htm
The Washington Post normal günlerde 470 bin, hafta sonları 840 bin satan bir Amerikan gazetesi.
Toplam 740 kişinin çalıştığı bu gazete amazon.com satış sitesi sahibi Jeff Bezosa 250 milyon dolara satıldı. 1838 yılında yayına başlayan Washington Postu 1933 yılında iflas masasından 825 bin dolara Eugene Meyer isimli Musevi asıllı bir banker satın almıştı.
Bankerlikten para kazandıktan sonra Washingtonda politikacılarla dostluğu ilerleten Eugene Meyer, 1930-1932 yılları arasında ABD Merkez Bankası Başkanlığında (Federal Reserve Board) bulunmuştu. Dünya Bankası kurulduğunda da bankanın ilk başkanı oldu.
Damat patron oldu
Eugene Meyer zarar eden gazeteyi prestij için almıştı. 1947 yılında tüm hisselerini damadPhil Graham ile kızı Katherineye devretti. Devri yaparken Hiçbir erkek karısının patronluğundan hoşlanmaz diyerek hisselerin çoğunu da damadına verdi.
Askerlik dönüşü kayınpederinin ısrarıyla gazetede çalışmaya başladıktan beş ay sonra gazetenin başına geçen Phil Graham, gazeteyi kâra geçirdi. Saygın bir gazete haline getirdi. Fakat sonra ruh sağlığını kaybetti. Alkol bağımlısı oldu, 1969 yılında evinde tabancayla intihar etti. Kocasının ölümü ile Katherine Kay Graham 1969 yılında Washington Post ile gruba bağlı tüm yayın işletmelerinin başına geçti. 1979 yılına kadar icranın başında kaldı. 1979 yılında Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini koruyarak icrayı oğlu Donald Grahama devretti.
Grup gazete, dergi, radyo, TV istasyonları ile yılda 2 milyar dolar kazancı olan en kârlı basın kuruluolmuştu.
Kay Grahamdan sonra oğlu Donald ve torunu Katharine gazetenin başına geçti. 2001 yılında 84 yaşında ölen Kay Grahamin hayat hikâyesi Kişisel Tarih başlığıyla yayımlandı. (Katharine Graham, Personal History, Alfred A. Knopf, New York, 1997, 642 sayfa, 29.95 $)
Bayan Grahamin Kişisel Tarihinde, sadece Washington Post gazetesinin satın alınışı ve gelişmesi hikâye edilmiyor, Washingtonda siyaset ve ekonomi çevrelerinde altmış yılda olan biten de anlatılıyor.
Gazete için 7 ilke
Babası Eugene Meyerin 5 Mart 1935 tarihinde gazete çalışanlarıyla yaptığı bir konuşmada sıraladığı 7 temel ilkeyi kızı Kay Graham, Kişisel Tarihinin 63üncü sayfasında söyle naklediyor:
1) Bir gazetenin ilk sorumluluğu gerçek olduğuna inanılanları okuyucularına aktarmaktır.
2) Gazete sadece Washingtonda, Amerikada değil dünyada olup biten her türlü olayın tamamı hakkında okuyucularına bilgi vermek zorundadır.
3) Gazete olayları izler ve aktarırken adileşmemek, saygın olmak, kibar olmak zorundadır.
4) Gazetede hem gençlerin hem yaşlıların ilgi duyacakları haberler yer almalıdır.
5) Gazete, halk için haber vermelidir.
6) Gazete halk için, kamu yararı için yapacağı yayınların faturasını ödemeye hazır olmalı, bundan çekinmemelidir.
7) Gazete her zaman halkın yanında olur, kamu yararını gözetir.
Katherine Grahamin Kişisel Tarihinde bir gazetenin nasıl yönetildiği ve gazete yönetiminin politikacılarla ilişkileri konularında geniş bilgiler var.
http://ekonomi.milliyet.c...detay/1746974/default.htm
Artık Amazon.com'un sahibi Jeff Bezos'a aittir.
ABD basın dünyası için, Bizim Hürriyet'in Simavi ailesinin elinden tamamen çıkıp Aydın Doğan'a geçmesi gibi bir şey bu.
Kendisi aslında Washington Post'u okumadığını ve Internet'te dolanırken yanlışlıkla üzerine tıklayıp kredi kartına 250 milyon dolar borç yazılması üzerine "kazayla" satın aldığını beyan etmiştir.*
http://www.newyorker.com/...gton-post-by-mistake.html
ABD basın dünyası için, Bizim Hürriyet'in Simavi ailesinin elinden tamamen çıkıp Aydın Doğan'a geçmesi gibi bir şey bu.
Kendisi aslında Washington Post'u okumadığını ve Internet'te dolanırken yanlışlıkla üzerine tıklayıp kredi kartına 250 milyon dolar borç yazılması üzerine "kazayla" satın aldığını beyan etmiştir.*
http://www.newyorker.com/...gton-post-by-mistake.html
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar