1. 1.
    pisliklerden arındırma, düzen ve tertip yapma, temiz olma durumu.
    "annelerin yapmayı en çok sevdiği aktiviteler" listesinin 1. maddesi.
    4 ... asiti kaçmış kola
  2. 2.
    temiz olma durumunu simgeleyen sözcük.
    3 ... faidelibilgi
  3. 3.
    temizlik imanın yarısıdır.
    3 ... t square
  4. 4.
    (bkz: hem soyut olarak hem somut olarak temiz olmak)

    zıt anlam olarak: (bkz: pislik)
    3 ... preghiera
  5. 5.
    eve uygulandığında insana huzur veren bir eylem.
    2 ... avill
  6. 6.
    genelde öğrenci evlerinin tanışık olmadığı kavram. imandan geldiği rivayet edilir. o halde öğrenciler imansız mıdır?

    (bkz: aristo mantığı)
    2 ... son of the sun
  7. 7.
    kaptanın seyir defteri, yıldız tarihi 2007, saat 08:12, yer ortaköy.

    sabah uyandım. ağır bir koku. tahmin edebiliyorum ama ihtimal vermiyorum. korkarak kuzenimin odasına giriyorum... ve hayal kırıklığı! tahmin ettiğim gibi... kuzenim yurtdışına çıktığı için köpek onun yatağına işemiş. ay sonu geliyor. param yok. yorganı temizleyiciye veremem. küvette yıkayacağım.

    saat 09:30, yer banyo.

    yorgan kılıfını çamaşır makinasına attım. küveti doldurup yorganı suya yatırdım. şimdi deterjanla yıkıyorum. biraz da böyle beklettikten sonra durulayıp, sıkacağım.

    saat 09:45, yer kuzenimin odası.

    o da nesi! kuzenimin odasına tekrar girdiğimde çarşafın da ıslak olduğunu görüyorum. kaldırıyorum; yatak da ıslak! ulen kaç litre işedin, 5 mi?

    bir süre bağırıp çağırdıktan sonra köpeğe sinirlenmenin işimi kolaylaştırmayacağını farkedip çarşafı da makineye atıyorum. yatağı sürükleyerek balkona çıkarıyorum. sabunlu bezle silip güneşte kurumaya bırakıyorum. yapabileceğim tek şey bu.

    saat 10:30, yer benim odam.

    orospu çocuğu! ben balkondayken benim yatağıma da işemiş. kuzenim beni uyarmıştı, "ben gidince eve işer." demişti. köpek çok zeki. beni demoralize etmeye çalışıyor. ama yılmayacağım. çamaşır makinesini ikinci kez durdurup, kendi nevresim takımımı da içine atıyorum. kendi yatağımı da balkona çıkarıp siliyorum.

    saat 11:00, yer banyo.

    kuzenimin yorganını duruluyorum. daha benimki de yıkanacak. yorgan yıkamak çok ıslak bir işmiş. bütün kıyafetlerim sırılsıklam. bu kadar seksilik çalışmamı engellediği için sıkmaya geçmeden önce mayo şortumu giyiyorum. nasıl olsa en az bir saat daha buradayım diye düşünüyorum. yorganı sıkmaya başladım.

    saat 11:15, yer banyo.

    yorganı sıkmaya devam ediyorum ama yorgan bunun farkında değil.

    saat 11:30, yer banyo.

    hala yorganı sıkıyorum... üzerinde zıplıyorum, yatıyorum falan, cık. sanki hiç sıkmamış gibiyim. yorganı dürüp lavaboya koyuyorum. o orada takılırken ben de diğer yorganı ıslatmaya başlıyorum.

    saat 12:30, yer banyo.

    iki yorgan da yıkandı, durulandı ve ama sıkmaya karşı direnç gösteriyorlar. halâ çamaşır ipi için çok ağırlar. plastik sandalyeyi küvete koyup yorganları üzerine atarak sularının biraz süzülmesini ümit ediyorum.
    acıktım.

    saat 14:00, yer banyonun önü.

    her yer sırılsıklam. viledayı alıp silmeye başlıyorum. sildiğim yerlerdeki ton farkı utanmama sebep olduğu için her yeri siliyorum.

    saat 15:00, yer küvet.

    yorganlar nispeten hafiflemiş. balkona götürüp asıyorum. ipte yer kalmadığı için makineden çıkan nevresimleri ve çarşafları, evin içindeki muhtelif kapılara asıyorum. eve renk geliyor. havası değişti resmen. güzel oldu her yer mavi, yeşil, pembe falan. yorganları balkona götürürken damlayan suları tekrar viledayla siliyorum.

    saat 17:00, yer çekyat.

    allahtan buraya işememiş. buluşacağım arkadaşlarımdan da haber yok.

    yatıyorum.

    ps: alıntıdır.
    6 ... cubuklusevdalisi
  8. 8.
    sabahtan beri tek başıma üç odalı evi - bir de mutfak vardı etti mi dört? - temizlemekten anam ağlamışken dünyadan bihaber çocukluk arkadaşım umut geldi.

    buyur, demeden içeri buyurup; oturmaz mısın, demeden koltuğa oturdu.

    niye ayakta kaldın der gibi de yüzüme baktığında umut'u orada dövebilirdim. evet yapabilirdim bunu ama geçmişe saygım vardı, az mı cerememi çekmişti bu çocukcağız?

    kral tv'yi açan umut'u yokmuş gibi sayıp kendime tost yapmak için mutfağa gittim. ancak içerideki müziğin sesi git gide artıyordu, uyarmak için içeri girdiğimde ise seda sayan'ın klibini pür dikkat izlediğini gördüm, o da elimdeki tereyağı bulaşmış bıçağı görmüş olacak ki "ben de isterim" dedi. ne yaptığımı bilmeden benden aynısını isteyen tek insandı umut.

    sonra tek kelime bile etmeden televizyona döndü. sanırım mature dediğimiz fantezilere sahipti, zaten garip biri olan umut'u daha da garip yapıyordu bu durum...

    çıkardığım dört dilim ekmeğe bir dört dilim daha ekleyip benimkinin yarısı kadar daha sucuk kestim. onun da yarısını ağzıma attıktan sonra kalanını tosta koyup makineye yerleştirdim. bastırdığımda çıkan fısssssss sesi yağın yeterince fazla - hatta biraz daha fazla - olduğunu gösteriyordu...

    on dakika sonra içeri girdiğimde bu kez aynı klibi powerturk'te izlemeye başlamıştı umut, bir an bunun bir rüya - hayır kabus - olduğunu düşündüysem de tostun sıcaklığından yanan elim bu düşüncemi geçersiz kılıyordu.

    tostu alan umut önce ekmeğin ucunu kemirirken bir yandan da 49 haneli sesi 48'e getirmek için uğraşıyordu ki, elektrikler gitti. bir an boş boş televizyona baktı, tavana baktı, sonra elindeki ekmeğe ve bana baktı... sanki elektriği ben kesmişim gibi bana tafra yaptı, tostu sehpanın üstüne koydu...

    umut, dedim. hı, dedi. sanki elektriklerle birlikte bütün yaşam fonksiyonları da gitmişti...

    sen ne zaman iş bulacaksın, diye sordum. duymazlıktan geldi. sesimi yükselttim, gene duymazlıktan geldi, o an şalterim attı; ayağa fırladım. elimdeki tostu sallayarak hararetli bir konuşmaya giriştim... öyle ki günde bir kez ayağa kalkan kedim josef bile başını sepetinden kaldırıp şöyle bir gerindi...

    umut bir süre yerdeki yeni silinmiş pırıl pırıl ahşabı inceliyor ayağı yaptıysa da ses tonum duymazlıktan gelinecek gibi değildi, zira başını sonunda kaldırdı. ancak ağzını açtıysa da, konuşmadı; dinlemeye devam etti.

    tam ağzını açıp o da bağırmaya başlamıştı ki, birden elektriğin gelmesiyle seda sayan da eşlik eder oldu bağrışımıza... ancak titremeye başlamıştım, sinirden olamazdı zira daha önce böyle çok tartışma yapmıştım umut'la ama hiç böyle olmamıştı...

    kafamı çarptığımda kendime geldim, elimdeki şişeden de üstüme başıma çamaşır suları döküldü... koku, beni alt - üst etmiş olmalıydı, hatta elimdeki kızarıklık da elimin yandığını gösteriyordu ancak kulağımda yankılanan bir ses vardı ki...

    açık kalan televizyonda seda sayan seyircilere haykırıyordu ama sanki tüm semaya bağırıyor gibiydi...

    öyle ki günde bir kez ayağa kalkan kedim josef bile başını sepetinden kaldırıp şöyle bir gerindi...
    3 ... alpi
  9. 9.
    yaptıkça insanda sinir namına bi şey bırakmayan eylem.hayır beş dk önce sildiğin yer nasıl olurda beş dk sonra hiç silmemişsin gibi toz olabilir anlamıyorum ki.
    4 ... bigudi
  10. 10.
    nankördür. en kötü yanı ise yapıldıktan 5 dakika sonra birinin gelip temizlenen yeri kirletmesidir. insan eserini biraz izlesin demi amadır.
    3 ... revnak