bugün
- sözlükte tek kalsanız yazmaya devam eder misiniz8
- üniversite okumanın gereksiz olması6
- yapay zekanın ortadan kaldıramayacağı 10 meslek3
- sözlük kızlarının babaları3
- imralı basılsın apo piçi asılsın4
- sözlük yazarlarının favori dizisi6
- ilgi alanına göre konuşmalık insan veritabanı10
- yazarların favori oyun karakteri5
- 1948 arap israil savaşı9
- tuvaletin tıkanması2
- x files dizisindeki elinden sigara düşmeyen adam4
- allah4
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı10
- ebrar sitesi2
- yavudilerde cin peri hayalet öcü hortlak olmaması12
- boş cd'nin üstüne boş cd diye yazmak4
- oswald cupplepot3
- tai lung26
- acı acı osurmak5
- i m horny diyen kız3
- bira6
- sözlükteki cin moderatörler2
- stack overflow kopyala yapistir2
- osuruktan şiirler89
- türkiye de emeklilik4
- youtube3
- su bardağı ile çay içmek7
- kedi3
- en sevdiği film pulp fiction olan erkek3
- şafak sezer'in son hali2
- tüm erkeklerin old money giyinmesi11
- dolar isterse 100 olsun41
- fenerbahçe19
- arap ismail3
- 2026 ekonomik krizi20
- nervio varıdı nerede o8
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı27
- sophie dee'nin memeleri4
- ismet gurbuz 202411
- yazarların favori giyim markası15
- ebru şallı2
- berber fiyatlarındaki fahiş artış3
- sözlük erkeklerinin yaptığı yemekler3
- cinlerden yardım alan platformlar3
- anderson talisca6
- andrea bocelli 30 the celebration2
- kainatın insanların keşfi için yaratılması4
- sözlük dayısı dövmek6
- 22 ağustos 2026 dortmund bayern münih finali2
- askerden sonra dikkat çekmek4
sabahtan beri tek başıma üç odalı evi - bir de mutfak vardı etti mi dört? - temizlemekten anam ağlamışken dünyadan bihaber çocukluk arkadaşım umut geldi.
buyur, demeden içeri buyurup; oturmaz mısın, demeden koltuğa oturdu.
niye ayakta kaldın der gibi de yüzüme baktığında umut'u orada dövebilirdim. evet yapabilirdim bunu ama geçmişe saygım vardı, az mı cerememi çekmişti bu çocukcağız?
kral tv'yi açan umut'u yokmuş gibi sayıp kendime tost yapmak için mutfağa gittim. ancak içerideki müziğin sesi git gide artıyordu, uyarmak için içeri girdiğimde ise seda sayan'ın klibini pür dikkat izlediğini gördüm, o da elimdeki tereyağı bulaşmış bıçağı görmüş olacak ki "ben de isterim" dedi. ne yaptığımı bilmeden benden aynısını isteyen tek insandı umut.
sonra tek kelime bile etmeden televizyona döndü. sanırım mature dediğimiz fantezilere sahipti, zaten garip biri olan umut'u daha da garip yapıyordu bu durum...
çıkardığım dört dilim ekmeğe bir dört dilim daha ekleyip benimkinin yarısı kadar daha sucuk kestim. onun da yarısını ağzıma attıktan sonra kalanını tosta koyup makineye yerleştirdim. bastırdığımda çıkan fısssssss sesi yağın yeterince fazla - hatta biraz daha fazla - olduğunu gösteriyordu...
on dakika sonra içeri girdiğimde bu kez aynı klibi powerturk'te izlemeye başlamıştı umut, bir an bunun bir rüya - hayır kabus - olduğunu düşündüysem de tostun sıcaklığından yanan elim bu düşüncemi geçersiz kılıyordu.
tostu alan umut önce ekmeğin ucunu kemirirken bir yandan da 49 haneli sesi 48'e getirmek için uğraşıyordu ki, elektrikler gitti. bir an boş boş televizyona baktı, tavana baktı, sonra elindeki ekmeğe ve bana baktı... sanki elektriği ben kesmişim gibi bana tafra yaptı, tostu sehpanın üstüne koydu...
umut, dedim. hı, dedi. sanki elektriklerle birlikte bütün yaşam fonksiyonları da gitmişti...
sen ne zaman iş bulacaksın, diye sordum. duymazlıktan geldi. sesimi yükselttim, gene duymazlıktan geldi, o an şalterim attı; ayağa fırladım. elimdeki tostu sallayarak hararetli bir konuşmaya giriştim... öyle ki günde bir kez ayağa kalkan kedim josef bile başını sepetinden kaldırıp şöyle bir gerindi...
umut bir süre yerdeki yeni silinmiş pırıl pırıl ahşabı inceliyor ayağı yaptıysa da ses tonum duymazlıktan gelinecek gibi değildi, zira başını sonunda kaldırdı. ancak ağzını açtıysa da, konuşmadı; dinlemeye devam etti.
tam ağzını açıp o da bağırmaya başlamıştı ki, birden elektriğin gelmesiyle seda sayan da eşlik eder oldu bağrışımıza... ancak titremeye başlamıştım, sinirden olamazdı zira daha önce böyle çok tartışma yapmıştım umut'la ama hiç böyle olmamıştı...
kafamı çarptığımda kendime geldim, elimdeki şişeden de üstüme başıma çamaşır suları döküldü... koku, beni alt - üst etmiş olmalıydı, hatta elimdeki kızarıklık da elimin yandığını gösteriyordu ancak kulağımda yankılanan bir ses vardı ki...
açık kalan televizyonda seda sayan seyircilere haykırıyordu ama sanki tüm semaya bağırıyor gibiydi...
öyle ki günde bir kez ayağa kalkan kedim josef bile başını sepetinden kaldırıp şöyle bir gerindi...
buyur, demeden içeri buyurup; oturmaz mısın, demeden koltuğa oturdu.
niye ayakta kaldın der gibi de yüzüme baktığında umut'u orada dövebilirdim. evet yapabilirdim bunu ama geçmişe saygım vardı, az mı cerememi çekmişti bu çocukcağız?
kral tv'yi açan umut'u yokmuş gibi sayıp kendime tost yapmak için mutfağa gittim. ancak içerideki müziğin sesi git gide artıyordu, uyarmak için içeri girdiğimde ise seda sayan'ın klibini pür dikkat izlediğini gördüm, o da elimdeki tereyağı bulaşmış bıçağı görmüş olacak ki "ben de isterim" dedi. ne yaptığımı bilmeden benden aynısını isteyen tek insandı umut.
sonra tek kelime bile etmeden televizyona döndü. sanırım mature dediğimiz fantezilere sahipti, zaten garip biri olan umut'u daha da garip yapıyordu bu durum...
çıkardığım dört dilim ekmeğe bir dört dilim daha ekleyip benimkinin yarısı kadar daha sucuk kestim. onun da yarısını ağzıma attıktan sonra kalanını tosta koyup makineye yerleştirdim. bastırdığımda çıkan fısssssss sesi yağın yeterince fazla - hatta biraz daha fazla - olduğunu gösteriyordu...
on dakika sonra içeri girdiğimde bu kez aynı klibi powerturk'te izlemeye başlamıştı umut, bir an bunun bir rüya - hayır kabus - olduğunu düşündüysem de tostun sıcaklığından yanan elim bu düşüncemi geçersiz kılıyordu.
tostu alan umut önce ekmeğin ucunu kemirirken bir yandan da 49 haneli sesi 48'e getirmek için uğraşıyordu ki, elektrikler gitti. bir an boş boş televizyona baktı, tavana baktı, sonra elindeki ekmeğe ve bana baktı... sanki elektriği ben kesmişim gibi bana tafra yaptı, tostu sehpanın üstüne koydu...
umut, dedim. hı, dedi. sanki elektriklerle birlikte bütün yaşam fonksiyonları da gitmişti...
sen ne zaman iş bulacaksın, diye sordum. duymazlıktan geldi. sesimi yükselttim, gene duymazlıktan geldi, o an şalterim attı; ayağa fırladım. elimdeki tostu sallayarak hararetli bir konuşmaya giriştim... öyle ki günde bir kez ayağa kalkan kedim josef bile başını sepetinden kaldırıp şöyle bir gerindi...
umut bir süre yerdeki yeni silinmiş pırıl pırıl ahşabı inceliyor ayağı yaptıysa da ses tonum duymazlıktan gelinecek gibi değildi, zira başını sonunda kaldırdı. ancak ağzını açtıysa da, konuşmadı; dinlemeye devam etti.
tam ağzını açıp o da bağırmaya başlamıştı ki, birden elektriğin gelmesiyle seda sayan da eşlik eder oldu bağrışımıza... ancak titremeye başlamıştım, sinirden olamazdı zira daha önce böyle çok tartışma yapmıştım umut'la ama hiç böyle olmamıştı...
kafamı çarptığımda kendime geldim, elimdeki şişeden de üstüme başıma çamaşır suları döküldü... koku, beni alt - üst etmiş olmalıydı, hatta elimdeki kızarıklık da elimin yandığını gösteriyordu ancak kulağımda yankılanan bir ses vardı ki...
açık kalan televizyonda seda sayan seyircilere haykırıyordu ama sanki tüm semaya bağırıyor gibiydi...
öyle ki günde bir kez ayağa kalkan kedim josef bile başını sepetinden kaldırıp şöyle bir gerindi...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar