bugün
- 3 tane kedisi olan kızla evlenilir mi sorunsalı19
- allah atatürk ten razı olsun4
- cehaletln cazibesi11
- tomris uyar'ın üç şairi topaca çevirmesi4
- sekerlivanilinn4
- pandela4
- yeni insanlarla tanışmak istememek13
- kağıt toplayan çocuklar3
- işten istifa edip yeni bir şehre taşınmak2
- komşunun çaya davet etmesi3
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri3
- emeklilik sisteminin artık sürdürülememesi3
- saygılı olmak3
- 18 haziran 2026 isviçre bosna hersek maçı2
- edip cansever in daktilosu3
- uludede2
- edip cansever okumak4
- 18 haziran 2026 cemil tugay'ın chp den istifası3
- yunan kültürü vs türk kültürü8
- erkeğin kadını benimsemiş olmasının en net kanıtı2
- yapay zeka ile flört uygulamaları2
- atarax2
- hoşlanılan erkeğin kel olduğunu açıklaması9
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı24
- en son ne aldınız5
- uyku ilacı içmeden uyuyamamak8
- başkan2
- kilo verdiren gıda7
- yalnızlıktan keyif almak4
- bebek aspirini2
- cemil tugay3
- karısını puanlayıp sosyal medyada paylaşan erkek17
- prof dr yılmaz önal3
- kafakoparan dede3
- myammar da katledilen müslümanlar2
- deliler4
- yaş ilerledikçe anlaşılan şeyler14
- izmir2
- islam düşmanlarına epstein şoku14
- son 3 günde sadece 5 saat uyumuş olmak5
- ankara4
- minik kurbaga4
- bir şair bir şiir2
- petrol kralları2
- baba ile içki içmek4
- tatil bittikten sonra2
- zeki biriyle sohbet etmek4
- evrene bir mesaj bırak8
- yürüyüşe çıkmak3
- istanbul merkezli usulsüz iskan operasyonunda 12 t2
perdenin arkasındakini düşünmektir.
ör, yağmuru bulutun değil yaratıcının verdiğini düşünmektir ve bilmektir. bulut sadece bir perdedir.
ör, yağmuru bulutun değil yaratıcının verdiğini düşünmektir ve bilmektir. bulut sadece bir perdedir.
bir şey üzerine düşünmek.
(bkz: fikir)
“Bir saat tefekkür bazen bir sene ibadetten daha hayırlıdır.”
Suyutî, Camiu’s-Sağir, II/127; Aclûnî, I/310
Suyutî, Camiu’s-Sağir, II/127; Aclûnî, I/310
fikretmek.
Fikiretmek düşünmek.
düşünme fiili.
Osmanlıca değil de arapça kökenli olan ve fikir kökünden türeyen bir kelimedir. Düşünce manasına gelir.
Kitaplar, hakikatin diliyle konuşan sessiz mürşitlerdir. Ancak o dili anlamak, insanın içindeki arayış ve cehd ile mümkündür. Abdülhakim Arvasi Hazretleri, Üstad Necip Fazıl’a nasıl bir diriliş tohumu ektiyse, Bediüzzaman Hazretleri de bu asrın gençliğine o tohumları ekmiştir. Risale-i Nur ve diğer hakikat kitapları, islam’ı fikren ve ruhen yeniden inşa etmemizin anahtarıdır.
Ancak şunu da bilmek gerek: Hakikati yalnızca kitaplara hapsetmek, o hakikati kısırlaştırır. Kitap, bize aksiyonun ve düşüncenin yollarını açmalıdır. Okuyan, anlamalı; anlayan, harekete geçmelidir. Risale-i Nur da bir medeniyet idealinin ilk adımıdır. Ancak bu adım, islam’ın tüm yönleriyle hayata hâkim olmasıyla tamamlanır.
kitap okuyan insan, o kitapta yazılanları kendi kalbine ve ameline tatbik etmekle mükelleftir. Eğer okuduğu kitap, onu Allah’tan uzaklaştırıyorsa, o kitap ne kadar doğru yazılmış olursa olsun, okuyanın kalbine fayda vermez.
insanın hayatında doğru bir kılavuz olması lazımdır. Kur’an ve sünnet, bizim asıl kılavuzumuzdur. Diğer kitaplar, bu ana kılavuzlara hizmet ettiği ölçüde değerlidir. Ve unutmayın ki, bir kitap, ancak hakikate götüren bir insanın ellerinde gerçek anlamını bulur. Her kitap, bir mübarek yolun işaret taşı olmalıdır.
Kitaplar, sadece bilgi vermek için değil, kalbi terbiye etmek için okunmalıdır. Çünkü bilgi, insanı kibirle doldurabilir; ama kalp, ancak Allah’a yönelirse huzur bulur. Bizim Risale-i Nur’daki gayemiz, kalpleri hakikatle tanıştırmak ve bu milletin yeniden dirilişine vesile olmaktır
Kitap dediğimiz şey, insanı harekete geçirmelidir. Abdülhakim Arvasi Hazretleri bana, yalnızca doğru düşünmeyi değil, doğru düşüncenin aksiyon haline gelmesi gerektiğini de öğretti. Eğer bir kitap, bizi yerimizden kaldırmıyorsa, o kitap yalnızca bir ağırlıktır.
Bediüzzaman Hazretleri’nin Risale-i Nur’u, bu milletin aklına ve ruhuna vurulmuş zincirleri kırmanın anahtarıdır. Ama o anahtarı kullanmak, insanın cehdine bağlıdır. Kitapları okumak, bir dava adamı için başlangıçtır; bitiş çizgisi değil!
Ve son olarak: Kitap, insana yeni bir ufuk açmalı. Hakikati görmek için bir mercek sunmalı. Abdülhakim Arvasi Hazretleri’nin, Üstad Necip Fazıl’a kazandırdığı şuur ve aksiyon bilinci, Risale-i Nur’un iman hakikatleriyle birleştiğinde, bu asrın diriliş hareketine dönüşmüştür.
Ama şunu unutmamalıyız: Kitaplar, yazıldığı kadar okunmayı ve yaşanmayı bekler. Hakikat kitapları, bir medeniyet inşası için birer tuğladır. O tuğlaları yerleştirmek ve o medeniyeti kurmak, bizim vazifemizdir. Ve bu vazife, yalnızca cehd ve samimiyetle tamamlanır.
Ancak şunu da bilmek gerek: Hakikati yalnızca kitaplara hapsetmek, o hakikati kısırlaştırır. Kitap, bize aksiyonun ve düşüncenin yollarını açmalıdır. Okuyan, anlamalı; anlayan, harekete geçmelidir. Risale-i Nur da bir medeniyet idealinin ilk adımıdır. Ancak bu adım, islam’ın tüm yönleriyle hayata hâkim olmasıyla tamamlanır.
kitap okuyan insan, o kitapta yazılanları kendi kalbine ve ameline tatbik etmekle mükelleftir. Eğer okuduğu kitap, onu Allah’tan uzaklaştırıyorsa, o kitap ne kadar doğru yazılmış olursa olsun, okuyanın kalbine fayda vermez.
insanın hayatında doğru bir kılavuz olması lazımdır. Kur’an ve sünnet, bizim asıl kılavuzumuzdur. Diğer kitaplar, bu ana kılavuzlara hizmet ettiği ölçüde değerlidir. Ve unutmayın ki, bir kitap, ancak hakikate götüren bir insanın ellerinde gerçek anlamını bulur. Her kitap, bir mübarek yolun işaret taşı olmalıdır.
Kitaplar, sadece bilgi vermek için değil, kalbi terbiye etmek için okunmalıdır. Çünkü bilgi, insanı kibirle doldurabilir; ama kalp, ancak Allah’a yönelirse huzur bulur. Bizim Risale-i Nur’daki gayemiz, kalpleri hakikatle tanıştırmak ve bu milletin yeniden dirilişine vesile olmaktır
Kitap dediğimiz şey, insanı harekete geçirmelidir. Abdülhakim Arvasi Hazretleri bana, yalnızca doğru düşünmeyi değil, doğru düşüncenin aksiyon haline gelmesi gerektiğini de öğretti. Eğer bir kitap, bizi yerimizden kaldırmıyorsa, o kitap yalnızca bir ağırlıktır.
Bediüzzaman Hazretleri’nin Risale-i Nur’u, bu milletin aklına ve ruhuna vurulmuş zincirleri kırmanın anahtarıdır. Ama o anahtarı kullanmak, insanın cehdine bağlıdır. Kitapları okumak, bir dava adamı için başlangıçtır; bitiş çizgisi değil!
Ve son olarak: Kitap, insana yeni bir ufuk açmalı. Hakikati görmek için bir mercek sunmalı. Abdülhakim Arvasi Hazretleri’nin, Üstad Necip Fazıl’a kazandırdığı şuur ve aksiyon bilinci, Risale-i Nur’un iman hakikatleriyle birleştiğinde, bu asrın diriliş hareketine dönüşmüştür.
Ama şunu unutmamalıyız: Kitaplar, yazıldığı kadar okunmayı ve yaşanmayı bekler. Hakikat kitapları, bir medeniyet inşası için birer tuğladır. O tuğlaları yerleştirmek ve o medeniyeti kurmak, bizim vazifemizdir. Ve bu vazife, yalnızca cehd ve samimiyetle tamamlanır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar