bugün

ingilizce;
i. bir yer
ii. bir yere
iii. bir yerde
"Güzelimsi" bir Within Temptation şarkısı. The Silent Force albümündedir.
Sözlerini de yazayım:

Lost in the darkness, hoping for a sign
Instead there is only silence
Can't you hear my screams?
Never stop hoping
Need to know where you are
But one thing is for sure
You're always in my heart

I'll find you somewhere
I'll keep on trying until my dying day
I just need to know whatever has happened
The truth will free my soul

Lost in the darkness, try to find your way home
I want to embrace you and never let you go
Almost hope you're in heaven
so no one can hurt your soul
Living in agony cause I just do not know
Where you are

I'll find you somewhere
I'll keep on trying until my dying day
I just need to know whatever has happened
The truth will free my soul

Wherever you are, I won't stop searching
Whatever it takes, I need to know

I'll find you somewhere
I'll keep on trying until my dying day
I just need to know whatever has happened
The truth will free my soul
aynı zamanda yeni bir sofia coppola filmidir.

--spoiler--
Chateau Marmont isimli otelin duvarları arasında geçen filmde Stephen Dorff, kariyeri inişte bir aktörü, Ellen Fanning ise tüm karmaşa içinde yaşamaya çalışan küçük kızını oynayacak. Coppola’nın oyuncular dışında ilk filmi Lost in Translation’daki yazar ve set ekibi ile çalışması bekleniyor.

--spoiler--
sofia coppola 'nın fragmanı geçenlerde yayınlanan yeni filmmi. lost in translation gibiymiş gibi bir havası var fragmanında.

http://www.youtube.com/watch?v=nOJHhwHPw7g
havuzda bir sahnesi vardır, baba kız kahve içiyormuş gibi bir atmosfer yaratırlar, eğlenirler falan. sıcacık bir sahnedir, arka fondaki müzik de bunu destekler güzelliktedir. ve elle fanning vardır, ablasından kat be kat elf, kat be kat başarılıdır. bu iki şeyden birini zaten biliyordum. hatta o sahne filmi seyretmeye karar vermemde çok etkili oldu. filmde hep o sahneyi bekledim. elle fanning'i de daha önce seyretmeme rağmen adını bilmiyormuşum bunu öğrendim.

bu iki nokta dışında yarak kürek bir film. sofia teyze uzun uzun tasvir çekince şahane film yaptım duygusuna kapıldı herhal. bir de bu filmin venedik'te ödüllendirilmiş olması ayrı enteresanlık. yani öyle bir "boş"luk var ki filmde hani yazacak bir şey de bulamıyorum.

belki de çok otobiyografik bir film de biz içine giremedik, bilemedim.
hayli beğenilen ilk filmi lost in translation 'dan tanıdığımız sofia coppola 'nın 3. filmi.
cumartesi akşamımı bu filme bir güzel ayırmış bulunmaktayım. sinema içinde kamera çekim teknikleri çok fazla ilgilendiğim bir husus olmasa da coppola'nın enteresan görüş açıları falan yakaladığını anlamlandırmam zor olmadı. filmleri sinematografik çekim ve kamera açılarıyla vs. değerlemediğim için bu konuya girmeyeceğim. daha ziyade sosyal konular, kültürel argümanlar ve psikoloji odaklı tespitler yapmaktayım kendimce.
şimdi bu film öncelikle olmamış bir film bunu pattt diyerek ifadeleyeyim sonrasına yavaş yavaş gelelim. trier'in melancholia 'sı gibi bir şeyler umup az biraz hayal kırıklığı yaşadığım bir filmde bu oldu son dönem. onu izlerken karnıma ağrılar girmişti, bunda girmedi çok fazla sıkılıp kasılmadım. ama bir beğeni oluşmadı.
bir kere, film 90 dakikalık kalıp sürede sırıtıyor. hani kısa metraj değil de ona benzer bir tadta son derece kısa bir film olarak düşünülebilirmiş. bu da 50 ila 60 dakika arasını öngörmekte bence. zorlama uzun tutulan sahneler hayli fazla. konu, basit olduğu için ayrıntıları da çok fazla şekillendirme imkanı doğmuyor.
konformist ve rahat yaşamın getirileri götürüleri, boşanmış çiftin çocuğu olmak gibi iki argüman arasına sıkışıp kalmış film. ilk argümanda ünlülük şan şöhret sahibi olmak açımlanıyor ki insanın ünlü falan olmayası geliyor. filmin sade finali bir bıkkınlık gösterisine dayandırılıyor. fakat elde malzeme yok neyi neye nasıl dayandırırsın ki.
ben filmdeki kişiye özel striptiz şovuna takıldım açıkçası. bilmiyordum bu tarz bir olguyu öğrenmiş oldum. konforun bu kadarı işte. sonunda bıktırır adamı farkına bile varamazsın içindeyken.
10 üzerinden 6,5! yarım puanı yetenekli minik oyuncuya verelim. ismi elle fanning 'miş. 98 doğumluymuş ve gelecek vadetmekte efendim.
edit: çok şey umanlar hayal kırıklığı yaşarlar benden söylemesi. bir de yüzeysel bir eşik belirleriz ya bir lost in translation değil! içimde kalmasın.
yine güzel, peaceful, duru bir anneke hatun şarkısıdır..within temptation kavırı olduğunu söyleyelim..

mtv x weekend gibi oldu bugün.. allah affetsin..

https://youtu.be/VZEysT2JZr0

Sözler,

Lost in the darkness
Hoping for a sign
Instead there is only silence
Can't you hear my screams?
Never stop hoping
Need to know where you are
Cause one thing's for sure
You're always in my heart...
I'll find you somewhere
I'll keep on trying
Until my dying day
I just need to know
Whatever has happened
The truth will free my soul
Lost in the darkness
Trying to find your way home
I want to embrace you
And never let you go
Almost hope you're in Heaven
So no one can hurt your soul
Living in agony
Cause I just do not know
Where you are...
I'll find you somewhere
I'll keep on trying
Until my dying day
I just need to know
Whatever has happened
The truth will free my soul
Wherever you are I won't stop searching
Whatever it takes me to know
I'll find you somewhere
I'll keep on trying
Until my dying day
I just need to know
Whatever has happened
The truth will free my soul
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.