bugün
- bütün eziklerin 80 ler paylaşımı yapması15
- uyudun mu11
- adana dürüm vs adana porsiyon4
- kafasında konuşan sesi uzaylı zannetmek8
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i22
- şeffaf ayakkabı9
- hayattan beklentiler7
- kadın bacağı paylaşan mehdi5
- 81 ilde sığınak yapılması7
- queen ravenna ve cinleri14
- manifestten hangi kızla sevişirdin16
- sinek as6
- mesleğinizi söyleyince muhatap olduğunuz sorular12
- deliler bize ne anlatıyor sorunsalı7
- bir zihinden diğer zihne geçen memler8
- özgüven4
- tavuğun neden kanatları var11
- aşk7
- beni affettiğini söylesin gideyim10
- sözlükte üzdüğüm yazarlar11
- sueda uluca silvermist benzerliği11
- insanı yoran duygular6
- karabüyü yapılan kaynananın hala yaşaması7
- 3 yaşındaki elif'i göz göre göre ezen kadın sürücü12
- öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler5
- olgunlaştıkça farkına varılan şeyler4
- s'i l v'e r m'i s t35
- sözlük şifresinin uzaylılar tarafından çalınması6
- uludağ sözlük size ne kattı27
- ahlak abartılmış balon bir kavramdır5
- spora başladım4
- gocu34
- sözlüğün en masum yazarları18
- taliban7
- patso3
- pandela 310
- ey insan6
- kız düşürmenin kısa yolu19
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı8
- queen ravennadan mesaj var11
- izmir yanıyor5
- hayatın insana diz çöktürmeye çalışması5
- gebze yi gebze yapan şeyler3
- at eti yemek3
- kaşarlı sucuklu menemen8
- karton toplayan birini görseniz naparsınız5
- kulaklık6
- uludağ sözlük deli istilası4
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı11
- sonbahar depresyonu4
bir çok abazanın hayalindeki 3d oyun. erotik/role-playing türünü temsil etmekte ve hayalleri süsleyecek bir yaşam sunmaktadır.
http://www.singles2.com/englisch/screenshots.html
http://www.singles2.com/e...ik/screenshots/41_big.jpg
(bkz: bu ne dünya kardeşim)
http://www.singles2.com/englisch/screenshots.html
http://www.singles2.com/e...ik/screenshots/41_big.jpg
(bkz: bu ne dünya kardeşim)
92 yapimi cameron crowe filmi. basrolde bridget fonda, matt dillon, bill pullman yer alir. soundtracki muhtesemdir. grungeseverler mutlaka izlemelidir.
matt dillon in citizen dick isimli, seattle li bir grup elemanini canlandirdigi film.
the sims ile kıyaslandığında çok daha iyi bir oyundur.
pearl jam şarkılarıyla şahaneleşen ''hapşurduğumda çok yaşa diyen bir erkek istiyorum'' gibi basit ama esaslı cümleler kuran oyunculara sahip güzel film.
Gazetecilik ve yazarlıktan, senaristliğe ve yönetmenliğe transfer olmuş Cameron Crowe filmi.
Hoş ve taze sayılabilecek bir yeniyetme buluğ çağı komedi-drama'sı niteliğindeki ilk filmi "Say Anything- Beni Sevdiğini Söyle" ile (1989) adını duyuran Cameron Crowe'un yazıp yönettiği "Singles" genelde Amerikan gençliğinin 1990'lardaki ilişki çeşitlemelerine, esprili, işveli, eğlenceli ve oynak olarak bakışlar atıyor.
Başlamanın kolay, bitirmeninse zor olduğu aşk oyunları üstüne modern varyasyonları hikaye eden filmin öyküsü, California'nın kuzeyinde, Kanada sınırındaki washington eyaletinin başkenti olan ve Jimi Hendrix'i yetiştiren Seattle'da geçiyor. Kültürel bir canlılığa sahip, gitgide gelişerek ekolojik bir evrim geçiren Seattle, özellikle müzik alanında Pearl Jam ve Nirvana gibi grupları da çıkartmıştı.
Yönetmenliğe bulaşmazdan evvel birara, hala radikal çizgisini koruyan ünlü müzik ve gençlik dergisi Rolling Stone'da editörlük de yaptığından mıdır nedir, gençlik kesimini iyi tanıyan, yazarlıktan ve müziğin içinden gelen Cameron Crowe'un cevval kalemi ile saptadığı gözlemlerine, sevimli göndermelerine, sıcak mizahına ve canlı mizansenine dayanan filmin genç bekarları da, işte bu Seattle'lılar.
Fonda aralarla kendini duyuran rock müziğinin eşlik ettiği bir seattle dekorunda seyrettiğimiz bu bekar kahramanlar, ilk gençliklerini geride bırakıp hayatın dikenli yollarında çeşitli sorumluluklar yüklenerek olgunlaşmaya hazırlanan, bu arada aşka da sürekli yeşil ışık yakan büyümemiş çocuklar.
Aynı ortak avluya bakan, yayvan bir apartmanın dairelerini paylaşarak iyi komşuluk bağlarıyla kenetlenmiş bir büyük aile gibi yaşıyorlar. Bedava prezervatif'li 1990'lı yıllarda, komşuluk ilişkilerine seksi karıştırmıyorlarsa da, eski aşklarını, gönül dertlerini, birbirlerine zaman zaman açarak sorunlarına çareler arıyorlar.
Yönetmen Crowe, iki çifti ön plana çıkarıyor bu bağlantısız "grunge" gençler arasından. Ne zaman züğürt kalsa kızlar tarafından terk edilip aşk oyunlarından usanarak hayatını bir fransız filmi gibi yaşayan, kafayı bir hızlı tren projesine takmış mühendis Steve ile (George C. Scott'ın oğlu Campbell Scott), yuppi kimliğini Seattle'ın çevre temizliği için bazı yan uğraşlarla maskeleyen, bir ara ayrıldığı kocasına dönecek kadar alışkanlıklarının tutsağı olmuş, hassas ve çekingen Linda (Kyra Sedgwick) çiftini önce tanıyoruz.
Çekici olmak bir yana hatta sıradan bile sayılacak bir çift olan Steve - Linda, hem realist hem de hayalperest. ikinci çift ise daha bir tuhaf ikili; tüm hayatını müzik üzerine kurmuş, bencil, kabasaba, upuzun saçlı, adem baba kılıklı bir "grunge" olan Cliff, (Matt Dillon dört dörtlük bir rock şarkıcısı olmuş) Citizen Dick adlı grubuyla (Bu grubu da Pearl Jam canlandırıyor) sürdürdüğü müzik çalışmalarından başka gözü bir şey görmeyen, daraldığında da yeryüzüne gelmiş geçmiş en büyük gitar ustalarından Hendrix'in mezarına uzanıp feyz alan egoist Cliff'e hayat veriyor. Sadece ona çekici görünsün diye göğüslerine silikon taktıracak kadar tutkun, duygusal, garson kız Janet'e ise Bridget Fonda...
Estetik cerrahın da (Bill Pullman) abayı yaktığı, arada bir köşedeki çöp sepetine kırıştırıp dürdüğü toplar atma gibi oyunlarla kaderi yönlendirmeye uğraşan, hapşırdığında sevgilisinin müşfik "çok yaşa" sıyla mutlu olabilecek cinsten, kanaatkar ve tatlı Janet, sonunda muradına erip Cliff'i kendine bağlarken, geçirdikleri araba kazasında, Steve'den olma, bebeğini düşürünce, Steve ile gidip de birisini aramayı gerektirmeyecek türden sıkı bir beraberlik kurmaya karar veriyor Linda, finalde. Ve filmin başlarındaki "eğlen, bekar kal" özdeyişi kaçınılmaz mutlu sona bağlanan finalde "evlen ve eğlen" mesajına dönüşüyor.
Crowe, erkeklerin doğru kadını hatta en iyisini beklediği filminde bu iki çiftin yanısıra , bir çöpçatan firmasına çektirdiği seksi video kasedi aracılığıyla Beyaz atlı prensini bekleyen reklamcı debbie (Shelia Kelley) ya da çevresindekilere aşk konusunda ukalaca öğütler vermeye bayılan David (Jim True) gibi bekarları da, karikatür gibi çiziktiriveriyor. Gıcık pandomimcinin belirttiği gibi "aşkın zamanla solup renklerini yitirerek uçup gittiği" türünden edebiyat da paralayan filmde , 1990'ların her amerikalısının evine varır varmaz ilk işinin, tele sekreterini dinlemek olduğunu ya da Matt Dillon'ın komediye ne kadar yatkın bir yeteneği olduğunu öğreniyoruz.
Acılar, sevinçler, hayal kırıklıkları ve beklentilerin birbirini izlediği filmin ABD'de bunca tutması, genç seyirci kesiminin beklenmedik ilgisini toplaması, aslında hiç de şaşırtıcı değil. Crowe, nabza göre şerbet vermesini becermiş.
Yer yer kameraya doğru konuşturuyor kahramanlarını, orgazm sahnesinde kafa sesi gibi tam hedeften vurduğu bölümlere, a, b, c şıklı sorulara, görüntülere sıkıştırdığı Goddardvari açıklayıcı ara yazılara, savruk serbest bir montaj çalışmasına, yeni dalga usulü biçimsel özelliklere dayanan canlı ve uçarı anlatımı, bekarları sonuçta sıradan Hollywood yapımlarından ayırıyor.
Ne var ki son tahlilde sevimli bir romantik komedi çizgisinden pek sıyrılamayan "Singles" bir hayli eğenceli bir kokteyl. Ancak, oynak ve akıcı bir durum komedisinin, pek de geniş sayılmayacak dar ufuklarını aşıp aşamadığı tartışmaya açık.
-- (Sungu Çapan'ın 9 Temmuz 1993 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan yazısından derlenmiştir.)
Yönetmen : Cameron Crowe
Senaryo : Cameron Crowe
Kamera : Ueli Steiger
Müzik : Paul Westerberg
Oyuncular : Bridget Fonda, Matt Dillon, Kyra sedgwick, Cambell Scott, Shelia Kelley, Jim True,Bill Pullman, James Le Gros.
1992 ABD yapımı
Hoş ve taze sayılabilecek bir yeniyetme buluğ çağı komedi-drama'sı niteliğindeki ilk filmi "Say Anything- Beni Sevdiğini Söyle" ile (1989) adını duyuran Cameron Crowe'un yazıp yönettiği "Singles" genelde Amerikan gençliğinin 1990'lardaki ilişki çeşitlemelerine, esprili, işveli, eğlenceli ve oynak olarak bakışlar atıyor.
Başlamanın kolay, bitirmeninse zor olduğu aşk oyunları üstüne modern varyasyonları hikaye eden filmin öyküsü, California'nın kuzeyinde, Kanada sınırındaki washington eyaletinin başkenti olan ve Jimi Hendrix'i yetiştiren Seattle'da geçiyor. Kültürel bir canlılığa sahip, gitgide gelişerek ekolojik bir evrim geçiren Seattle, özellikle müzik alanında Pearl Jam ve Nirvana gibi grupları da çıkartmıştı.
Yönetmenliğe bulaşmazdan evvel birara, hala radikal çizgisini koruyan ünlü müzik ve gençlik dergisi Rolling Stone'da editörlük de yaptığından mıdır nedir, gençlik kesimini iyi tanıyan, yazarlıktan ve müziğin içinden gelen Cameron Crowe'un cevval kalemi ile saptadığı gözlemlerine, sevimli göndermelerine, sıcak mizahına ve canlı mizansenine dayanan filmin genç bekarları da, işte bu Seattle'lılar.
Fonda aralarla kendini duyuran rock müziğinin eşlik ettiği bir seattle dekorunda seyrettiğimiz bu bekar kahramanlar, ilk gençliklerini geride bırakıp hayatın dikenli yollarında çeşitli sorumluluklar yüklenerek olgunlaşmaya hazırlanan, bu arada aşka da sürekli yeşil ışık yakan büyümemiş çocuklar.
Aynı ortak avluya bakan, yayvan bir apartmanın dairelerini paylaşarak iyi komşuluk bağlarıyla kenetlenmiş bir büyük aile gibi yaşıyorlar. Bedava prezervatif'li 1990'lı yıllarda, komşuluk ilişkilerine seksi karıştırmıyorlarsa da, eski aşklarını, gönül dertlerini, birbirlerine zaman zaman açarak sorunlarına çareler arıyorlar.
Yönetmen Crowe, iki çifti ön plana çıkarıyor bu bağlantısız "grunge" gençler arasından. Ne zaman züğürt kalsa kızlar tarafından terk edilip aşk oyunlarından usanarak hayatını bir fransız filmi gibi yaşayan, kafayı bir hızlı tren projesine takmış mühendis Steve ile (George C. Scott'ın oğlu Campbell Scott), yuppi kimliğini Seattle'ın çevre temizliği için bazı yan uğraşlarla maskeleyen, bir ara ayrıldığı kocasına dönecek kadar alışkanlıklarının tutsağı olmuş, hassas ve çekingen Linda (Kyra Sedgwick) çiftini önce tanıyoruz.
Çekici olmak bir yana hatta sıradan bile sayılacak bir çift olan Steve - Linda, hem realist hem de hayalperest. ikinci çift ise daha bir tuhaf ikili; tüm hayatını müzik üzerine kurmuş, bencil, kabasaba, upuzun saçlı, adem baba kılıklı bir "grunge" olan Cliff, (Matt Dillon dört dörtlük bir rock şarkıcısı olmuş) Citizen Dick adlı grubuyla (Bu grubu da Pearl Jam canlandırıyor) sürdürdüğü müzik çalışmalarından başka gözü bir şey görmeyen, daraldığında da yeryüzüne gelmiş geçmiş en büyük gitar ustalarından Hendrix'in mezarına uzanıp feyz alan egoist Cliff'e hayat veriyor. Sadece ona çekici görünsün diye göğüslerine silikon taktıracak kadar tutkun, duygusal, garson kız Janet'e ise Bridget Fonda...
Estetik cerrahın da (Bill Pullman) abayı yaktığı, arada bir köşedeki çöp sepetine kırıştırıp dürdüğü toplar atma gibi oyunlarla kaderi yönlendirmeye uğraşan, hapşırdığında sevgilisinin müşfik "çok yaşa" sıyla mutlu olabilecek cinsten, kanaatkar ve tatlı Janet, sonunda muradına erip Cliff'i kendine bağlarken, geçirdikleri araba kazasında, Steve'den olma, bebeğini düşürünce, Steve ile gidip de birisini aramayı gerektirmeyecek türden sıkı bir beraberlik kurmaya karar veriyor Linda, finalde. Ve filmin başlarındaki "eğlen, bekar kal" özdeyişi kaçınılmaz mutlu sona bağlanan finalde "evlen ve eğlen" mesajına dönüşüyor.
Crowe, erkeklerin doğru kadını hatta en iyisini beklediği filminde bu iki çiftin yanısıra , bir çöpçatan firmasına çektirdiği seksi video kasedi aracılığıyla Beyaz atlı prensini bekleyen reklamcı debbie (Shelia Kelley) ya da çevresindekilere aşk konusunda ukalaca öğütler vermeye bayılan David (Jim True) gibi bekarları da, karikatür gibi çiziktiriveriyor. Gıcık pandomimcinin belirttiği gibi "aşkın zamanla solup renklerini yitirerek uçup gittiği" türünden edebiyat da paralayan filmde , 1990'ların her amerikalısının evine varır varmaz ilk işinin, tele sekreterini dinlemek olduğunu ya da Matt Dillon'ın komediye ne kadar yatkın bir yeteneği olduğunu öğreniyoruz.
Acılar, sevinçler, hayal kırıklıkları ve beklentilerin birbirini izlediği filmin ABD'de bunca tutması, genç seyirci kesiminin beklenmedik ilgisini toplaması, aslında hiç de şaşırtıcı değil. Crowe, nabza göre şerbet vermesini becermiş.
Yer yer kameraya doğru konuşturuyor kahramanlarını, orgazm sahnesinde kafa sesi gibi tam hedeften vurduğu bölümlere, a, b, c şıklı sorulara, görüntülere sıkıştırdığı Goddardvari açıklayıcı ara yazılara, savruk serbest bir montaj çalışmasına, yeni dalga usulü biçimsel özelliklere dayanan canlı ve uçarı anlatımı, bekarları sonuçta sıradan Hollywood yapımlarından ayırıyor.
Ne var ki son tahlilde sevimli bir romantik komedi çizgisinden pek sıyrılamayan "Singles" bir hayli eğenceli bir kokteyl. Ancak, oynak ve akıcı bir durum komedisinin, pek de geniş sayılmayacak dar ufuklarını aşıp aşamadığı tartışmaya açık.
-- (Sungu Çapan'ın 9 Temmuz 1993 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan yazısından derlenmiştir.)
Yönetmen : Cameron Crowe
Senaryo : Cameron Crowe
Kamera : Ueli Steiger
Müzik : Paul Westerberg
Oyuncular : Bridget Fonda, Matt Dillon, Kyra sedgwick, Cambell Scott, Shelia Kelley, Jim True,Bill Pullman, James Le Gros.
1992 ABD yapımı
grunge dinleyenlerin görmesi gereken filmdir. eddie vedder, jeff ament, layne staley ve chris cornell gibi adamları filmde az da olsa görmek mümkün. filmin başlarında kızlar barda dans ederken çalan o nefis şarkı da state of love and trust.
sims ile karşılaşmayacak oyun. sims'de daha çok aile yaşantısı hakim iken, singles da daha çok özgürlük ve bekarlık dünyası hakim. adından anlaşılacağı gibi. bir kızı baştan çıkarmak son derece zor bu oyunda ya da bende hiçbir beceri yok bu konuda.*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar