bugün
- gece gece akla düşen o yiyecek14
- erkeklerin biraz şey olması7
- arkadaşlar biraz eğlenceye ne dersiniz9
- sen debenim hat alarım'dan bir isiiiin6
- yorgun mermi9
- parmak patates vs elma dilim patates7
- mutlu olunca her şeyin komik gelmesi5
- sözlükteki mendebur suratlılar4
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum8
- bir sözlük kızı için 400 km yol gitmek4
- insanlar nasıl birbirine güvenip evleniyor7
- mercimek çorbası4
- cin mısır kabilesi5
- soğan salatası6
- iştahın kapanması7
- sürekli güler yüzle dolaşan tip7
- sözlük kızının sözlük erkeğine yemek ısmarlaması3
- sözlükte kavgacıların olmaması3
- bacağım ağrıyor yağmur yağacak5
- aramızda gezen tok yazarlar3
- yeni parti39
- devlet bahçeli'nin aslında iyi adam olması8
- denizden çıkarken penisin şorttan belli olması7
- ölümlü bir erkekle evlenmek6
- türkler barbar ve köpektir7
- kadınlardan ilgi göremeyince erkeklere yönelmek3
- bir kilo patatesin 50 lira olması16
- sen yapamazsın beceremezsin diyen arkadaş tipi2
- psikopat erkek seven kızlar4
- bursalı erkeklere vurulan ibne damgası5
- üç tas tunç has hoşashfd2
- nasıl bir sevgiliniz olmasını isterdiniz13
- türkçüsüyle kürtçüsüyle yeni parti'ye oy vereceğiz10
- ağlamak erkeğe yakışır mı9
- turşu tanrısı2
- hem kemalist hem sosyal demokrat olunmaz14
- götelek turşusu2
- güne bir şarkı bırak14
- yaşlandıkça güzelleşmek2
- en güzel sevişme13
- yazarların acı eşiği5
- enayimiknatisii10
- topluma nasıl faydalı olunur7
- avokado tadı3
- alparslan türkeş sonrası mhp5
- tas kafalı hırt istilası3
- ahmet tuncay özkan2
- gece hamburgeri2
- uludağ itiraf5
- nervio35
"kalabalığın çıkardığı gürültü mantıksızdır ama kulakları sağır edecek kadar güçlüdür. Beyinleri yoksa da, binlerce kolları vardır. Bunları seni yakalamak, çekmek, aşağı indirmek ve batırmak için kullanırlar." (sf. 117)
kitab-ı mukaddes.
http://egoistokur.com/sib...-pesinde-olmayan-otorite/
filmi geliyor, başrolda di caprio var. 8-10 oscar'lı bir filme hazır ol ey sözlük.
http://egoistokur.com/sib...-pesinde-olmayan-otorite/
filmi geliyor, başrolda di caprio var. 8-10 oscar'lı bir filme hazır ol ey sözlük.
(bkz: shubuo)
Şişko denen alet ile google benzerliği ilginçtir.
trevanian rumuzu ile rodney whitaker adlı yazarın 1979 yılında yayımladığı bir roman. annesi slav, babası cermen olan nicholai hel adlı kahramanın başına gelen olayların yer aldığı roman. spoiler vermek istemediğimden dolayı detaylara inmek istemiyorum. toplamda 13 defa kendisini okudum; artık hatim ettim diyebilirim. okumaya meraklı (okumayı seven) arkadaşlara gerçekten tavsiye ederim.
edit: imla
edit: imla
romanı okuyunca insanda munich filminde bu romandan esinlenmeler olduğu izlenimi uyanıyor.
son entrysini 7 mart 2011 tarihinde gıcık olunan kelimeler başlığı altına giren, toplamda 44 başlık ve 579 entry sahibi dördüncü nesil yazar.
#11031728
#11031728
Nicholai Hel'in hapisteki durumuyla Satranç kitabındaki Dr. B'nin durumu çok benzer. Hel kafasında Go oyununun hamlelerini, Dr. B ise santranç hamlelerini çevrelerindeki boş ve yabancı dünyayı bilinçlerinden silmek için kullanıyor.
1984 romanında "Big brother is watching you" ile yine Şibumi deki "Şişko" aynı işlevi görerek herkesi kontrol etmeye çalışıyor.
Roman her ne kadar Amerikan ve Batı kültürü eleştirisi yapsa da yine de kitabın başından sonuna kadar Amerikan aksiyon filmi havası var. Amerikan kültürüne alternatif bir japon kültürü önerisi var ama Japonlar'ın ikinci dünya savaşı öncesinde ve savaş yıllarında yaptıkları görmezden gelinmiş.
Nicholai Hel tıpkı Amerikan aksiyon filmlerindeki karakterler gibi epey abartılmış. Cinsellikte dördüncü seviyede, yedi dili çok kolay bir şekilde öğrenmiş, üstün zekası ve özellikleriyle oldukça yakışıklı bir karakter.
Yukarıda anlattıklarım kitapla ilgili olumsuz gördüğüm noktalar. Yine de kitapta beni etkileyen bir kaç hususa değinecek olursam:
Milletler ile ilgili tespitler.
Filistinliler: Keçi çobanı
Amerikalılar: Tüccar kafalı paraperestler
ingilizler: Beceriksiz Amerikalılar
Avustralyalılar: Stajyer Amerikalılar
Araplar: Sapık, tembel, sonradan görme
Ruslar: ikiyüzlü, kaypak
Japonlar: En büyük kusurları duygularını ifade ederken duydukları rahatsızlık, kendilerine saygı yönleri çok güçlü ama Japon kültürü Batı'nın etkisiyle yozlaşmıştır.
Fransızlar: Sonu gelmeyen kuşaklar halinde soylu yetiştirmiş ama bir tek centilmen yetiştirmemiş bir ulus, Soslarıyla yemekleri yenilmez hale getiren bir millet.
Basklar: Ters insanlar, genleri öteki insanlardan epey farklı. Neandertal soyundan! Dünyanın en eski dilini konuşuyorlar ve hiç bir dile benzemiyor. Kaçakçılık yaparken, normal ticaret yapmaktan daha huzur duyarlar. Bask dili konuşmaktan ziyade hikaye anlatmaya daha uygun.
Son olarak romanda kafama takılan bir nokta Nicholai Hel, kendisinden yardım isteyen Hannah Stern'i neden dağ başındaki bir kulübede tek başına bıraktı? Önce Hannah'ın ölmesini istedi ki kendisinin olaylara dahil olmasının gerçekleşmesi için diye düşündüm. Sonrasında Kara Eylül'cüleri tere yağından kıl çeker gibi öldürdü ve ilk tahminim beni pek tatmin etmedi. Derken aklıma Hannah Stern'nin bir özelliği geldi. Hel'in yıllar önce kaybetmekten korktuğu ve kaybettiği "kısa süreli dinlenme" özelliği. Hani gözü açık ve herhangi bir yerdeyken kendini çiçek bahçesinde bulması ve orada huzur dolu olması. Bir nevi meditasyon. işte bu özelliğin Hannah Stern'de olduğunu görüp onu kıskandı ve ölmesine göz yumdu! Böylece oyna dahil olmak için bahanesi oldu ve gereken hamleyi yaptı.
1984 romanında "Big brother is watching you" ile yine Şibumi deki "Şişko" aynı işlevi görerek herkesi kontrol etmeye çalışıyor.
Roman her ne kadar Amerikan ve Batı kültürü eleştirisi yapsa da yine de kitabın başından sonuna kadar Amerikan aksiyon filmi havası var. Amerikan kültürüne alternatif bir japon kültürü önerisi var ama Japonlar'ın ikinci dünya savaşı öncesinde ve savaş yıllarında yaptıkları görmezden gelinmiş.
Nicholai Hel tıpkı Amerikan aksiyon filmlerindeki karakterler gibi epey abartılmış. Cinsellikte dördüncü seviyede, yedi dili çok kolay bir şekilde öğrenmiş, üstün zekası ve özellikleriyle oldukça yakışıklı bir karakter.
Yukarıda anlattıklarım kitapla ilgili olumsuz gördüğüm noktalar. Yine de kitapta beni etkileyen bir kaç hususa değinecek olursam:
Milletler ile ilgili tespitler.
Filistinliler: Keçi çobanı
Amerikalılar: Tüccar kafalı paraperestler
ingilizler: Beceriksiz Amerikalılar
Avustralyalılar: Stajyer Amerikalılar
Araplar: Sapık, tembel, sonradan görme
Ruslar: ikiyüzlü, kaypak
Japonlar: En büyük kusurları duygularını ifade ederken duydukları rahatsızlık, kendilerine saygı yönleri çok güçlü ama Japon kültürü Batı'nın etkisiyle yozlaşmıştır.
Fransızlar: Sonu gelmeyen kuşaklar halinde soylu yetiştirmiş ama bir tek centilmen yetiştirmemiş bir ulus, Soslarıyla yemekleri yenilmez hale getiren bir millet.
Basklar: Ters insanlar, genleri öteki insanlardan epey farklı. Neandertal soyundan! Dünyanın en eski dilini konuşuyorlar ve hiç bir dile benzemiyor. Kaçakçılık yaparken, normal ticaret yapmaktan daha huzur duyarlar. Bask dili konuşmaktan ziyade hikaye anlatmaya daha uygun.
Son olarak romanda kafama takılan bir nokta Nicholai Hel, kendisinden yardım isteyen Hannah Stern'i neden dağ başındaki bir kulübede tek başına bıraktı? Önce Hannah'ın ölmesini istedi ki kendisinin olaylara dahil olmasının gerçekleşmesi için diye düşündüm. Sonrasında Kara Eylül'cüleri tere yağından kıl çeker gibi öldürdü ve ilk tahminim beni pek tatmin etmedi. Derken aklıma Hannah Stern'nin bir özelliği geldi. Hel'in yıllar önce kaybetmekten korktuğu ve kaybettiği "kısa süreli dinlenme" özelliği. Hani gözü açık ve herhangi bir yerdeyken kendini çiçek bahçesinde bulması ve orada huzur dolu olması. Bir nevi meditasyon. işte bu özelliğin Hannah Stern'de olduğunu görüp onu kıskandı ve ölmesine göz yumdu! Böylece oyna dahil olmak için bahanesi oldu ve gereken hamleyi yaptı.
Son zamanlarda beni heyecanlandıran nadir kitaplardan.
Kitabın kahramanı hel, çocukluğundan beri güzel bir şekilde anlatıldığı için onunla bütünlük kurabiliyorsunuz. Ama diamond karakteri biraz yüzeysel geçilmiş, onu da detaylı tanımak isterdim.
Kitapta güzel felsefi altyapı ve sağlam eleştiriler var. Bu eleştiriler hakkaniyetli bir biçimde yapılmış bence. Arapları da batılıları da, Amerikalıları da güzel eleştirirken Japonlar biraz ayrı tutulmuş. Bana göre mağara kısmı uzun tutulmasa daha iyi olurmuş ama mağaracılığa da merak sarmıyor değil insan.
Başucu kitabım olmasa da herkese okumasını tavsiye ettiğim kitaplardan.
Kitabın kahramanı hel, çocukluğundan beri güzel bir şekilde anlatıldığı için onunla bütünlük kurabiliyorsunuz. Ama diamond karakteri biraz yüzeysel geçilmiş, onu da detaylı tanımak isterdim.
Kitapta güzel felsefi altyapı ve sağlam eleştiriler var. Bu eleştiriler hakkaniyetli bir biçimde yapılmış bence. Arapları da batılıları da, Amerikalıları da güzel eleştirirken Japonlar biraz ayrı tutulmuş. Bana göre mağara kısmı uzun tutulmasa daha iyi olurmuş ama mağaracılığa da merak sarmıyor değil insan.
Başucu kitabım olmasa da herkese okumasını tavsiye ettiğim kitaplardan.
En az iki kere okunulmasi gereken trevanian kitabi.
“Kendini kanitlama geregi duymayan bir alcak gonulluluk “ demek.
“Kendini kanitlama geregi duymayan bir alcak gonulluluk “ demek.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar