bugün

/15
Lisede hiç sevemediğim edebiyat hocamın bana sevdirdiği şairdir. Mona roza'dan bahsetmeye gerek dahi yoktur.
sürgün ülkeden başkentler başkentine şiirin ile hayatımı değiştirmiştir. bir de kendisi okuduğunda dinledim. akif-nfk-karakoc bunlar gibisi bir daha gelmez dünyaya.
Donuk Aşk

Yine akşam oldu,
Yalnızlık omuzlarıma çivisini çaktı yine,
Uzaklık aynı gerçi,
Heryerdeyken olan uzaklığın pek değişmedi,
Yine akşam oldu orda olduğu gibi,
Görebiliyorum seni burdan da,
Aynısıydı ordayken de,
Uzaklıktan korkmuyorum belki de,
Orada da aynıydı uzaklık gerçi
Donuklaşmış oldu artık bu,
Bir o kadar da hüzünlü romanlar gibi,
Galiba ben baştan kaybetmişim,
Belki de ben baştan kazanmışım, insanlık kaybetmiş...
bir dönem cemal süreya ile aynı kadına aşık olmuş duygulu mistik adamdır.
okunması, ağlanarak okunması lazım gelen çağın en büyük şairi.
akşamımı bir şiire çeviren şair ama insan...

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
"Çocuklarla oynarken paylaşamazdık 'Ali' rolünü. Ali; güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar kahraman..."

Sezai KARAKOÇ.
sezai karakoç u anlayabilseydik büyük adam olurduk ve birtek cenneti özlerdik.
yaşayan efsane.
"saçlarını kimler için bölük bölük yapmışsın
saçlarını,ruhumun evliyalarınca örülen..."
en sevgili, ey sevgili şairdir...

'' senin kalbinden sürgün oldum ilkin
bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
sana geldim
ayaklarına kapanmaya geldim
af dilemeye geldim
affa layık olmasam da
uzatma dünya sürgünümü benim

güneşi bahardan koparıp
aşkın bu en onulmazından koparıp
bir tuz bulutu gibi
savuran yüreğime ah
uzatma dünya sürgünümü benim
nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
ayaklarımdan belli
lambalar eğri
aynalar akrep meleği
zaman çarpılmış atın son hayali
ev miras değil mirasın hayaleti ey gönlümün doğurduğu
büyüttüğü emzirdiği
kuş tüyünden
ve kuş sütünden
geceler ve gündüzlerde
insanlığa anıt gibi yükselttiği
sevgili
en sevgili
ey sevgili
uzatma dünya sürgünümü benim

bütün şiirlerde söylediğim sensin
suna dedimse sen
leyla dedimse sensin
seni saklamak için görüntülerinden faydalandım
salome'nin belkis'in
boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin
kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
ey gönüllerin en yumusağı en derini
sevgili
en sevgili
ey sevgili
uzatma dünya sürgünümü benim

yıllar geçti sapan olumsuz iz bıraktı toprakta
yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
çatı katlarında bodrum katlarında
gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
hep kanlıca'da emirgan'da
kandilli'nin kurşuni şafaklarında
seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
af dilemeye geldim affa layık olmasam da

ey çağdaş kudüs (meryem)
ey sırrını gönlünde taşıyan mısır (züleyha)
ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
sevgili
en sevgili
ey sevgili
uzatma dünya sürgünümü benim

dağların yıkılışını gördüm bir venüs bardağında
köle gibi satıldım pazarlar pazarında
günesin sarardığını gördüm konstantin duvarında
senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
verilmemiş hesapların korkusuyla
sana geldim
ayaklarına kapanmaya geldim
af dilemeye geldim
affa layık olmasam da
sevgili
en sevgili
ey sevgili
uzatma dünya sürgünümü benim

ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
aşk celladından ne çıkar madem ki yâr vardır
yoktan da vardan da ötede bir var vardır
hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
o şarkıya özenip söylenecek mısralar vardir
sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
senden ümit kesmem kalbinde merhamet adli bir çınar vardır
sevgili
en sevgili
ey sevgili ''

sezai karakoç
bir gün gözlerimin ta içine bak
anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
NFK taifesinden şair.
necip fazıl'la alakası olmayan büyük şairdir. bir insanın dinine bağlı olması, onu hemen yaftalama hakkını vermez size. sezai karakoç bu zamana dek hiç kimsenin önünde eğilmemiş bir adamdır. görüşlerimizin alakasız olmasına rağmen, hayatı boyunca dimdik duran bu adamı, birkaç saat içinde uludağ'da yazar olmayı becermekten başka bir yetisi olmayanların kimi çıkarcı, paracı egoistlere benzetmesine izin vermem. işte, sezai karakoç her görüşten insanın saygı duyduğu birisidir, evinde osurarak entry girenlerden yirmi tanesini de cebinden çıkarır.
"ah beni vursalar
bir kuş yerine."
Kahramanmaraşlı değil ,erganilidir .Abdürrahim Karakoç un kardeşi değildir.
“ben onun sılası,kendimin gurbetiyim.”
— sezai karakoç
trt 1'de belgeseli devam eden ikinci yeni şairi.
''onlar sanıyorlar ki,
biz sussak mesele kalmayacak.
halbuki,biz sussak, tarih susmayacak..
tarih sussa, hakikat susmayacak.
onlar sanıyorlar ki,
bizden kurtulsalar mesele kalmayacak.
halbuki,
bizden kurtulsalar,
vicdan azabından kurtulamayacaklar,
vicdan azabından kurtulsalar,
tarihin azabından kurtulamayacaklar.
tarihin azabından kurtulsalar,
Allah'ın gazabından kurtulamayacaklar.

demiş. türk edebiyatının iyi şairi.
hiç hazzetmediğim bir kalemi var...
ayakları yere değmiyor yazdıklarının...
mona şiiri için birşey deme hadsizliğini yapmayacağım fakat (bkz: yitik cennet) (bkz: diriliş muştusu) gibi kitaplarını okumaya tahammül edemediğimi de belirtmek istiyorum.

bence karakoç un kitaplarını okuduğunuzda, en başından en sonuna kadar anlam aramayı bırakacaksınız. cümleleri irdelemeyeceksiniz. acaba ne anlatmak istedi şeklindeki soruları sormayacaksınız. yalnız başınıza bir eve kapanıp, sesli sesli okuyacaksınız. kalabalık bir topluluğa nutuk çeken hatip edasıyla okuyacaksınız. kitabı bitirdiğiniz anda da, oturup düşünceli düşünceli sakal sıvazlamayacaksınız.

kitabın kapağını kapatıp bir sigara yakacaksınız ve sizde belli belirsiz bıraktığı hissiyatı yaşamaya çalışacaksınız... en fazla bu... o hissiyatı yakalamak da biraz zor iş... lakin bakarsınız hasıl olur öyle bir hissiyat..
''onlar sanıyorlar ki,
biz sussak mesele kalmayacak.
halbuki,biz sussak, tarih susmayacak..
tarih sussa, hakikat susmayacak.
onlar sanıyorlar ki,
bizden kurtulsalar mesele kalmayacak.
halbuki,
bizden kurtulsalar,
vicdan azabından kurtulamayacaklar,
vicdan azabından kurtulsalar,
tarihin azabından kurtulamayacaklar.
tarihin azabından kurtulsalar,
allah'ın gazabından kurtulamayacaklar.

Adnan Menderes için yazdığı şiir yukardaki gibidir.
bir müslüman olarak tüm islamcılara soruyorum acaba şu an sabah namazını kılmak için kalktığı sırada ezan-ı muhammedi'yi dinlerken,tüm içinde bulunduğumuz ahvali düşünüp ''ben inzivadayım ama fikirlerim iktidarda'' diyor mudur? gerçekten böyle mi diyordur? başka sualim yok.
Bugün yalnız yağmura tahammül edeceğim;
Ta boğazıma kadar çıkan deli yağmura.
Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak.
Halbuki, biz sussak, tarih susmayacak.
Tarih sussa, hakikat susmayacak.
benim aşkım sığmaz öyle her saza ,
en güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
Seni anmak her günkü gök armağanımdır benim
Ebedi şadırvansın gün içinde kalbimden.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© copyright 2005 - 2026