bugün
- pandela23
- yengeç burcu erkekleri ölsün kampanyası8
- birazdan temmuza giriyoruz16
- atatürk'ü sevmemek8
- 1 temmuz 2026 fransa isveç maçı12
- yazarların akıl hocaları9
- yengeç burcu zamanında olmamız8
- aktrollerin ibb davasını takip etmeyi bırakması21
- meksika6
- sevişirken yapılması gerekenler8
- çin mahallesindeyim çabuk çince küfür öğretin6
- hür iradenin bir yanılsama olması3
- beyler bik bik erkek8
- boyalı da saçların6
- siyonizm yahudilik değildir5
- tai lung17
- ekonomi4
- eski sevgilinin kabotaj bayramını kutlamak5
- ekvador5
- fransa8
- isveç6
- iktidar değişince aktroller ne olacak sorunsalı15
- iyi futbol oynar mısınız5
- arkadaşlar bakar mısınız lütfen7
- sözlüğün en şişko kadın yazarı9
- gerizekalı yazarlar zirvesi4
- türkçülük3
- ben geldim naneler7
- en sevilen gavur adı soyadı4
- kocamın ayaklarını yıkarım6
- futbol33
- sözlükte dillere destan bir aşk yaşamak istemek7
- hoşgörü dini islam12
- hiç kız olmayan sözlük5
- 2026 dünya kupası38
- dünya16
- ferdi özbeğen dinleyen erkek5
- velvet52
- en son seviştiğin zaman3
- 30 haziran 2026 fildişi sahili norveç maçı9
- lp3
- şeyhin götüne priz sokmak8
- ateist dövmek11
- sözlüğün kepenklerinin kapanması2
- askerde en sevdiğiniz komutan4
- iremga6
- nickini değiştiren yazarlar2
- 0 0 716
- bazı yazarların mal olduğu gerçeği3
- meme uçlarım kaşınıyor emsene diyen kız4
sadri alışık' ın '' kazım '' rolü ile gönüllere taht kurmuş bir sadri alışık filmi konusu ise :
--- spoiler ---
kazım, kendisi derya deniz bir insan ,açık sözlü ,bazen hoyrat ,temiz yüreği katlanamaz insanların iki yüzlülüğüne,dar görüşlerine ….
onlardan , kendini soyutlaması bundandır, yalnızlığı sevmesi yani mertliğindendir.
denize döker içini ,balıklarla dertleşir ,hatta bir deniz kızı düşler gözleri kara ,kalbi güvercin .
zeynep ‘in ,gözlerinin görmeyişi, kazımın yüreğinin, güzelliğini görmesine engel olmaz .ikisi de kendi içlerinde utangaç ama yürekli bir sevdaya düşerler .kazım onun için hırsız olmaya razı olur zeynep te gözleri kapalıyken sevdiği aşkını tanır ,bulur ve ona aşkını ilan eder.bekleme sözü verirler hapiste de olsa kavuşurlar.
--- spoiler ---
--- spoiler ---
kazım, kendisi derya deniz bir insan ,açık sözlü ,bazen hoyrat ,temiz yüreği katlanamaz insanların iki yüzlülüğüne,dar görüşlerine ….
onlardan , kendini soyutlaması bundandır, yalnızlığı sevmesi yani mertliğindendir.
denize döker içini ,balıklarla dertleşir ,hatta bir deniz kızı düşler gözleri kara ,kalbi güvercin .
zeynep ‘in ,gözlerinin görmeyişi, kazımın yüreğinin, güzelliğini görmesine engel olmaz .ikisi de kendi içlerinde utangaç ama yürekli bir sevdaya düşerler .kazım onun için hırsız olmaya razı olur zeynep te gözleri kapalıyken sevdiği aşkını tanır ,bulur ve ona aşkını ilan eder.bekleme sözü verirler hapiste de olsa kavuşurlar.
--- spoiler ---
başrollerini sadri alışık ve sema özcan'ın paylaştığı, yönetmenliğini nuri o. ergün'ün üstlendiği 1967 yılında çekilmiş sıcacık türk filmi.
http://galeri.uludagsozluk.com/g/serseri/
konusunu kısaca belirtmek gerekirse; bir başına derme çatma kulübesinde, kıt kanaat geçimini sürdüren bir balıkçı, misantropik adam kazım*; insanlardan, toplumdan nefret etmekte ve yalnızlığından sıyrılalamaktadır. her şeyden vazgeçip avunma çabaları içinde iken bir gün karşısına güzel, kimsesiz ve görme özürlü olan bir genç kız* çıkar. bu olay ve devamında gelişenler kazımın hayatını geridönülemez değişimlere sevk eder.
senaryosu klasik türk filmi çizgisinde ilerlemesine karşın sadri alışık üstadın oyunculuğu 'özellikle kendiyle hesaplaşmalarının, iç sancılarının yansıtıldığı kısımlar' filmin kalitesini belirleyen başlıca etken diyebilirim. kazım karakterinde kendimi buldum fazlasıyla. üzerinden 43 yıl geçmiş ama göğüs kafesini aşmayı başarabiliyor hala bu filmler. sıcaklığı da işte burada ortaya çıkıyor bu tarz filmlerin.
http://galeri.uludagsozluk.com/g/serseri/
konusunu kısaca belirtmek gerekirse; bir başına derme çatma kulübesinde, kıt kanaat geçimini sürdüren bir balıkçı, misantropik adam kazım*; insanlardan, toplumdan nefret etmekte ve yalnızlığından sıyrılalamaktadır. her şeyden vazgeçip avunma çabaları içinde iken bir gün karşısına güzel, kimsesiz ve görme özürlü olan bir genç kız* çıkar. bu olay ve devamında gelişenler kazımın hayatını geridönülemez değişimlere sevk eder.
senaryosu klasik türk filmi çizgisinde ilerlemesine karşın sadri alışık üstadın oyunculuğu 'özellikle kendiyle hesaplaşmalarının, iç sancılarının yansıtıldığı kısımlar' filmin kalitesini belirleyen başlıca etken diyebilirim. kazım karakterinde kendimi buldum fazlasıyla. üzerinden 43 yıl geçmiş ama göğüs kafesini aşmayı başarabiliyor hala bu filmler. sıcaklığı da işte burada ortaya çıkıyor bu tarz filmlerin.
Anayasamızın 19. maddesinin 2. fıkrasında söz edilir. yani serserilik Anayasal bir kurumdur. *
--spoiler--
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.
--spoiler--
--spoiler--
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.
--spoiler--
erhan petekkayanın "pisikopata bağlanıyom oğlıım, aşiretimin kraliçesi" replikleriyle bundan yıllar önce güldürmeyi başarmış,başrollerini gamze özçelik, okan yalabık, erhan petekkayanın paylaştığı osman yağmurdereli yapımı dizidir.
' çoğu zaman yalnızdı. kimi kimsesi yok sanırdık biz ama bir gün yanında kendinden biraz daha büyük biriyle geldi, abisiymiş. onun kadar yakışıklı değildi ama mahallemize adım atar atmaz birkaç kızın gönlünü çalmayı başarmıştı. ikisininde yüzünde çizikler, morluklar vardı. neden gelirdi mahallemize kimse bilmezdi ama büyükler pek hoşlanmazdı ondan. bir gün hava acayip sıcak, hepimizin elinde dondurma, o da girdi bakkala ama saniye geçmeden bakkal kovdu onu. kavga çıkacak sandık korktuk ama sadece gülümsüyordu o. bakkal ise bağırıyordu:' git hadi serseri.' diye, ' eyvallah moruk.' dedi daha da gülümseyerek ve hızla uzaklaştı oradan. hırsız yerine konulmak koymuştu. hepimiz onunla muhabbet etmek istiyorduk ama hiç birimiz cesaret edemiyorduk. her gün başka bir çizikle geliyordu, kimseyle konuşmadan tüm gün bizim karşımıza oturuyordu. dayımın oğlu gelmişti bize. asabiydi, korumacıydı. o gelmişti gene, dayımın oğlu bana baktığını görünce yanına hızla gidip yumruk atmıştı. hepimizin ağzı açık olacakları korkuyla bekliyorduk. ' kavga etmeyecek misin?' diye bağırdı dayımın oğlu. ' git başımdan.'dedi o. ' korkak.' dedi dayımın oğlu. o sırada bana baktı ve cebinden çıkardığı ay ne diyordunuz ona...' abim heyecanla:' çakı.' diye atıldı. ben:' allah'tan dinlemiyordun.' dedim gülerek. ' sus lan it.' deyip kafama vurdu. kadın devam etti:' hah çakısını çıkardı ve dayımın oğlunu tek el hareketiyle hızla duvara yasladı. bıçağı da boğazına dayadı. çığlığı koyuverdim. hemen bana döndü ve gülümsedi. çakısını katlayıp cebine koydu ve bana bakarak yürüdü. peşinden gittim. dayımın oğlu korkudan yere yığılmıştı, millette onunla ilgilenirken bir cesaret gittim peşinden. az ilerledik böyle ardından döndü bana ve:' benimle gel. abimle gideceğiz buradan, sende gel.' dedi. hayır demek imkansızdı. ' olmaz gelemem.' lafı çıktı ağzımdan. ve bana son kez baktı, o güzel gözlerinde öfke ve kıskançlık vardı. hızla uzaklaştı... hoşçakal dedim ardından ama bir ben duydum birde olaya şahit olan sokak kedisi. işte ondan sonra hiç görmedik onu. yaşıtım ve itiraf edemeyen bizden biraz büyüklerinde hep aklında kaldı, serseri... ne zaman görüşsem eskilerle konu döner dolaşır o'na gelir. zaten itiraf edemesek de o'nun için buluşulur. serseri... hayattaki tek pişmanlığım... her saniye ' keşke evet deseydin.' diyor kalbim.' dedi ve sustu.
annemin o güne kadar pek haz etmediği kadın artık ailemiz için vazgeçilmez olmuştu. ölene kadar serserisini bekledi. yardım etmeye çalıştıysak da bir işe yaramadık. öyle bir aşktı ki yaşanamamış olsa dahi en güzeldi.
annemin o güne kadar pek haz etmediği kadın artık ailemiz için vazgeçilmez olmuştu. ölene kadar serserisini bekledi. yardım etmeye çalıştıysak da bir işe yaramadık. öyle bir aşktı ki yaşanamamış olsa dahi en güzeldi.
(bkz: başıboş)
efenim şimdi ikiye ayırmak lazım bu tipleri. yararsız ve yararlı olmak üzere. yararsız olanlar bildiğin apaçidir (bkz: her gün yeni bir apaçi). dar paça kot pantolon, çakma ayakkabı, abuk subuk renklerden oluşan t-shirt, ve kafanın ustune kondurulan gagalı şapka. boyle okul cıkıslarına gıder bunlar kız kesmeye (bkz: kızlar serseri erkekleri sever), sonra yolda gördükleri kupelı erkeklere laf atarlar, yol keserler, haraç almaya çalışırlar. gerizekalıdırlar.
bir de yararlı olanları vardır bunların. sabahları okula gıderler, okul cıkısı arkadaslarıyla mahallede otururlar, sonra ders calısma vaktınde derslerını calısırlar. rahat ve spor gıyınırler. kızların cogunu salak bulurlar, kız tavlamak için uğrasmazlar.
ve benzeri konular cogaltılabilir.
bir de yararlı olanları vardır bunların. sabahları okula gıderler, okul cıkısı arkadaslarıyla mahallede otururlar, sonra ders calısma vaktınde derslerını calısırlar. rahat ve spor gıyınırler. kızların cogunu salak bulurlar, kız tavlamak için uğrasmazlar.
ve benzeri konular cogaltılabilir.
bir serserinin hayatı için necip fazıl şiiri:
yeryüzünde yalnız benim serseri
yeryüzünde yalnız ben derbederim
herkesin dünyada varsa bir yeri
ben de bütün düünya benimdir derim.
yıllarca gezdirdim hoyrat başımı
aradım, bir ömür, arkadaşımı.
ölsem, dikecek yok mezar taşımı;
kendime ben bile lanet ederim
gönlüm ne dertlidir, ne bahtiyar
ne kendisine yar, ne kimseye yar,
bir rüya uğrunda, ben diyar diyar
gölgemin peşinde yürür, giderim...
yeryüzünde yalnız benim serseri
yeryüzünde yalnız ben derbederim
herkesin dünyada varsa bir yeri
ben de bütün düünya benimdir derim.
yıllarca gezdirdim hoyrat başımı
aradım, bir ömür, arkadaşımı.
ölsem, dikecek yok mezar taşımı;
kendime ben bile lanet ederim
gönlüm ne dertlidir, ne bahtiyar
ne kendisine yar, ne kimseye yar,
bir rüya uğrunda, ben diyar diyar
gölgemin peşinde yürür, giderim...
1967 yapımı harika bir sadri alışık filmidir. filme harika dediğime bakmayın. klasik bir türk filmidir. birbirini seven iki kişi, karşılarına çıkan engeller falan. ama bu filmi harika yapan sadri alışık ın oyunculuğudur, balıklarla konuşması, akşam eve geldiğinde kendini sorgulaması, salaş bir meyhaneye gidip içkisini yudumlamasıdır. kısacası bu filmden çok harika olan sadri alışıktır.
selçuk ural'ın 1993'te çıkardığı hayretler içindeyim albümünde bulunan ve zamanında radyolarda bayağı çalmış şarkısı. sözleri sanırım şöyleydi:
cebimde kuruş bile yok
çok mutluyum inan ki çok
karnım doyduktan sonra
şükürler olsun tanrıya
ben renkleri çok severim
kırmızı, beyaz favorim
montumu çektikten sonra
tutmayın beni buralarda
serseriyim ah serseri
okuryazar ve sevimli
bazen iyi, bazen deli
ama sevecen bir serseri
serseriyim ah serseri
okuryazar ve sevimli
bazen iyi, bazen deli
ama sevecen bir serseri
yarınları hiç düşünmedim
aç kaldım, hiç üzülmedim
felsefem dostluktur benim
sokaklarda gecelerim
ben diskolarda dolaşırım
hep güzellere sataşırım
kalbini çaldıktan sonra
koluma takar, dolaşırım
serseriyim ah serseri
okuryazar ve sevimli
bazen iyi, bazen deli
ama sevecen bir serseri
serseriyim ah serseri
okuryazar ve sevimli
biraz çapkın, bazen deli
ama sevecen bir serseri
serseriyim, ben serseriyim
okur yazarım, sevimliyim
biraz çapkınım, biraz deliyim
serseriyim, ben serseriyim
okur yazarım, serseriyim
biraz çapkınım, biraz sarhoşum
ama sevecen bir serseri
cebimde kuruş bile yok
çok mutluyum inan ki çok
karnım doyduktan sonra
şükürler olsun tanrıya
ben renkleri çok severim
kırmızı, beyaz favorim
montumu çektikten sonra
tutmayın beni buralarda
serseriyim ah serseri
okuryazar ve sevimli
bazen iyi, bazen deli
ama sevecen bir serseri
serseriyim ah serseri
okuryazar ve sevimli
bazen iyi, bazen deli
ama sevecen bir serseri
yarınları hiç düşünmedim
aç kaldım, hiç üzülmedim
felsefem dostluktur benim
sokaklarda gecelerim
ben diskolarda dolaşırım
hep güzellere sataşırım
kalbini çaldıktan sonra
koluma takar, dolaşırım
serseriyim ah serseri
okuryazar ve sevimli
bazen iyi, bazen deli
ama sevecen bir serseri
serseriyim ah serseri
okuryazar ve sevimli
biraz çapkın, bazen deli
ama sevecen bir serseri
serseriyim, ben serseriyim
okur yazarım, sevimliyim
biraz çapkınım, biraz deliyim
serseriyim, ben serseriyim
okur yazarım, serseriyim
biraz çapkınım, biraz sarhoşum
ama sevecen bir serseri
* iyi şarkıdır, hoş şarkıdır da.. mor ve ötesi, türk müziği tarihinde çocuk korosu ile farklı çalışma sunmuşsa bile (ki sanmam), genele bakılınca (ki red hot chili peppers dersem, pek derin araştırma istemediği de çıkar ya) aeroplane'in varlığından dolayı olumsuz his oluşturur da..
tabii şarkıya bağımsız bakmak lazımdır.. o durumda da,
"aldım verdim ben seni yendim,
kaçtın, sattın, beş paraya sattın" sözleri sevimsiz gelir.. "sattın" tekrarından sadece, başka şey değil.. bu şarkı, sadece o "sattın" tekrarı olmadan, ilki "...tın" diye biten her kelime ile değiştirilip cidden daha güzel yapılabilirdi.. saçma tekrar, kötü..
ama güzel şarkıdır tabii.. tekrarlı dinlemeye de pek uyar, "hoy loy loy" coşturuşu yapar.. mor ve ötesi ile belki de kurulan tek alaka bile olabilir..
tabii şarkıya bağımsız bakmak lazımdır.. o durumda da,
"aldım verdim ben seni yendim,
kaçtın, sattın, beş paraya sattın" sözleri sevimsiz gelir.. "sattın" tekrarından sadece, başka şey değil.. bu şarkı, sadece o "sattın" tekrarı olmadan, ilki "...tın" diye biten her kelime ile değiştirilip cidden daha güzel yapılabilirdi.. saçma tekrar, kötü..
ama güzel şarkıdır tabii.. tekrarlı dinlemeye de pek uyar, "hoy loy loy" coşturuşu yapar.. mor ve ötesi ile belki de kurulan tek alaka bile olabilir..
(bkz: serseri asıklar)
mükemmel bir mor ve ötesi eseri. zaten genel olarak dünya yalan söylüyor'daki hemen hemen her şarkının süper olduğu düşünülürse tadından yenmiyen şarkı. çocuk korosu, kerem özyeğen'nin nefis soloları, kerem kabadayı'nın davulu dövüşü... harikulade gerçekten.
Islak süpürgesiyle yağmur süpürür
Döküntüsünü kırlarda söğütlerin.
Tükür yaprakları rüzgâr, öbek öbek tükür!
Ben de senin gibi bir serseriyim.
Tembel yürüyüşlü mandalar gibi
Sık ve mavi ormanlarda ağaçların da
Gömüp dizlerine dek gövdelerini
Böğürmeğe koyulmasını isterim.
Rusya, ormanlar ülkesi Rusya'm benim!
Ben seni çığırmış olan tek ozan,
Nanelerle rezedelerle besledim
O hayvanî hüznü şiirlerimden taşan.
Çoktan solup gitti başımdaki çalılık çoktan,
Şarkıların zindanında işte çürümekteyim.
Gönül sürgününde değirmen taşını mısraların
Döndür babam döndürmeğe mahkûm edildim.
Ama sen gene korkma tükür deli rüzgâr
Yapraklarla ört üstünü çimenlerin.
Bak bana hâlâ "şair" diyorlar
Oysa ben de senin gibi bir serseriyim.
sergey yesenin
Döküntüsünü kırlarda söğütlerin.
Tükür yaprakları rüzgâr, öbek öbek tükür!
Ben de senin gibi bir serseriyim.
Tembel yürüyüşlü mandalar gibi
Sık ve mavi ormanlarda ağaçların da
Gömüp dizlerine dek gövdelerini
Böğürmeğe koyulmasını isterim.
Rusya, ormanlar ülkesi Rusya'm benim!
Ben seni çığırmış olan tek ozan,
Nanelerle rezedelerle besledim
O hayvanî hüznü şiirlerimden taşan.
Çoktan solup gitti başımdaki çalılık çoktan,
Şarkıların zindanında işte çürümekteyim.
Gönül sürgününde değirmen taşını mısraların
Döndür babam döndürmeğe mahkûm edildim.
Ama sen gene korkma tükür deli rüzgâr
Yapraklarla ört üstünü çimenlerin.
Bak bana hâlâ "şair" diyorlar
Oysa ben de senin gibi bir serseriyim.
sergey yesenin
'' ben tenhalarda dolaşırım
hep güzellere sataşırım
gönlünü çaldıktan sonra
koluma takar dolaşırım'' bölümüyle kopartmış selçuk ural şarkısıdır.
hep güzellere sataşırım
gönlünü çaldıktan sonra
koluma takar dolaşırım'' bölümüyle kopartmış selçuk ural şarkısıdır.
(bkz: vagus)
"düşledim kayboldum, konuştum ziyan oldum
eskinin huzurunda el pençe divan durdum
ah, devrimim benim, nedir senden çektiğim
sen gelmedin ama ben değiştim" kısmıyla her zaman beni kendine çekmiş mor ve ötesi eseridir. kerem özyeğen güzel motiflerle beslemiştir parçayı. sondaki çocuk korosunda ise grup üyesi burak güven'in akrabaları yer almaktadır. ben de diyorum nerden geliyor bu güzellik. meğer ordanmış. *
eskinin huzurunda el pençe divan durdum
ah, devrimim benim, nedir senden çektiğim
sen gelmedin ama ben değiştim" kısmıyla her zaman beni kendine çekmiş mor ve ötesi eseridir. kerem özyeğen güzel motiflerle beslemiştir parçayı. sondaki çocuk korosunda ise grup üyesi burak güven'in akrabaları yer almaktadır. ben de diyorum nerden geliyor bu güzellik. meğer ordanmış. *
harun kolcak'ın söz ve müziği kendisine ait olan, 2006 yılında çıkardığı müzisyen adlı albümünde yer alan bir sarkısı.
gel şu fakirin gönlünü doyur biraz
sönmeden şu ateş bu güzel ihtiras
kuş uçmaz kervan geçmez şu gönlüme
attığın adım bana bir kurşun, bir infaz
ah o gözler yanık kömür karası
bakışların bakış değil gönül yarası
su gibi akmak istiyorum teninden
ben taşırım o masum çocuk günahlarını
hiç dert etme sakın üzülme
sen de herkes kadar bunu biliyorsun
ben viraneyim ben bir serseri
gel sen yıkma bari şu derbederi
bu hayatı ben seçtim
seçtim ve göğüs gerdim
değiştiremezsin sen bu kaderi
gel deli aşkım gel suç ortağım
açtığın yaraya ben tuz basacağım
seninle acı çekmek güzel oluyor
zaten sonunda sende yok olacağım
gel şu fakirin gönlünü doyur biraz
sönmeden şu ateş bu güzel ihtiras
kuş uçmaz kervan geçmez şu gönlüme
attığın adım bana bir kurşun, bir infaz
ah o gözler yanık kömür karası
bakışların bakış değil gönül yarası
su gibi akmak istiyorum teninden
ben taşırım o masum çocuk günahlarını
hiç dert etme sakın üzülme
sen de herkes kadar bunu biliyorsun
ben viraneyim ben bir serseri
gel sen yıkma bari şu derbederi
bu hayatı ben seçtim
seçtim ve göğüs gerdim
değiştiremezsin sen bu kaderi
gel deli aşkım gel suç ortağım
açtığın yaraya ben tuz basacağım
seninle acı çekmek güzel oluyor
zaten sonunda sende yok olacağım
aylak, boşbeleş takılan, işi gücü olmayan insanlara halkımızın bir hitap biçimi.
muhammed ikbal'a gore serseri, cahil birakilmis cocugun buyumusudur.
dünya yalan söylüyor'un harikulade harika parçası..
özellikle "ah devrimim benim nedir senden çektiğim" kısmında "devrim"i "erkek arkadaşı" yerine koyup da şarkıyı söyleyen bünyeleri kınıyoruz efendim!
özellikle "ah devrimim benim nedir senden çektiğim" kısmında "devrim"i "erkek arkadaşı" yerine koyup da şarkıyı söyleyen bünyeleri kınıyoruz efendim!
çok acaip ritmik ve hareketlı çamur parçası.
içine kapanık sinsi adamlardan bin kat hayırlı olan insan evladı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar