bugün
- bik bik'in hacker'a yemek yapması14
- kolye142
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi12
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- sözlükte aynı anda iki hesap kullanan tip7
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması9
- uludağ sözlük yönetim politikası3
- cimer'e yazılan öğretmen şikayetleri4
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması5
- pazarları çizgi film izlemek için erken uyanmak6
- konya denilince akla gelenler5
- manita yapınca sözlüğü bırakan yazar3
- asla evlenilmeyecek kızlar3
- asla evlenilmeyecek erkekler8
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver13
- pizza bira ikilisi6
- nerde bu sözlük nerde bu zall nerde bu mod4
- cep telefonu17
- chatgpt'nin sorunu ne3
- nokia16
- yapay zeka teksaslı bir cin kavmidir4
- uraz kaygılaroğlu'nun 18 yıllık değişimi2
- erlik5
- rüzgar12
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- ruhi çenet'in uygur türkleri için yaptığı video2
- sözlük elden gidiyor3
- bal10
- lale14
- günün sözü6
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı22
- boykot dedektifi2
- var olmak için ne yaptınız13
- fuck bahçeli tişörtü2
- 13 cuma'nın köklerine dönüş2
- türkiye'nin kıymeti bilinmemiş şarkıcıları4
- pazar günleri ekmek almak3
- abd de futbol sahasına kamyonet dalması2
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- sevgiliye uzaktan bakmak3
- evi ev yapan şeyler14
- kaplan17
- yogartiksen39
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- bileklik19
- aslan15
- fil9
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
ateist olan felsefe hocamızın, "allah esirgesin" diye çekindiği şey.
son çare.
artık çare olarak görülmemesi gereken eylem. *
karşıt veya aynı fikirlerin birbirlerine üstünlük kurmaya çalışması sonucunda ortaya çıkan olay.
hiç kimsenin kazanmadığıdır.
ülkelerin, ülke içindeki muhaliflerin savaşı, insanların kendi aralarındaki savaş, benliğimize verdiğimiz savaş... savaş içimizde aslında.
artık öylesine legal hale geldi ki. hakkında bahsetmeye bile gerek kalmıyor. iç veya dış savaş farketmeden canlara kıyılıyor, insanlar katlediliyor, ülkeleri ellerinden alınıyor, özgürlük kisvesi altında insanların tepesine binip, getireceklerini vadettikleri demokrasiden daha da berbat bir sürece sokuyorlar insanları.
iftar yapıldıktan sonra bombalar düşüyor hama'ya. biz de birkaç saatlik uzaktan olayları izliyoruz. caniler ülke yönetiyor.. kendi topraklarını işgal ediyor, halkına zulmediyor.. biz de öyle izliyoruz. müdahale edemiyoruz. müdahale etmek için şartlar olgunlaşmamış. sanırım onbinlerce insan ölmeli tepki vermek bir dur demek için.
savaş çok boktan bir şey. ve hiçbir zaman da modası geçmez.
artık öylesine legal hale geldi ki. hakkında bahsetmeye bile gerek kalmıyor. iç veya dış savaş farketmeden canlara kıyılıyor, insanlar katlediliyor, ülkeleri ellerinden alınıyor, özgürlük kisvesi altında insanların tepesine binip, getireceklerini vadettikleri demokrasiden daha da berbat bir sürece sokuyorlar insanları.
iftar yapıldıktan sonra bombalar düşüyor hama'ya. biz de birkaç saatlik uzaktan olayları izliyoruz. caniler ülke yönetiyor.. kendi topraklarını işgal ediyor, halkına zulmediyor.. biz de öyle izliyoruz. müdahale edemiyoruz. müdahale etmek için şartlar olgunlaşmamış. sanırım onbinlerce insan ölmeli tepki vermek bir dur demek için.
savaş çok boktan bir şey. ve hiçbir zaman da modası geçmez.
kuşkusuz dünyadaki en kötü şeydir.her zaman daha güçlü olan taraf sivilleri vurmayacağız der ama bombaları hiçte öyle değildir tam da sivilleri vurur.helede ülkesini sevenler için çekilmez bir durumdur insan psikolojisi diye birşey kalmaz.
(bkz: filistin)
(bkz: filistin)
genel tanım: devletler arasında yapılan askeri mücadele.
ama asla arslanlarla orospu çocukları arasındaki mücadelenin tanımı değil.
ama asla arslanlarla orospu çocukları arasındaki mücadelenin tanımı değil.
sözle anlatılmayacak kadar büyük bir mevzudur savaş. insanlığın içler acısı halidir.
neyse ki toplum olarak üstesinden kolayca gelecek bir yapımız var. "hepsini vur"mak içimize yeterince işlemiştir. söz konusu savaşta elimize verilecek her türlü delici ve kesici aleti insan ırkınsdan beklenemeyecek bir ustalıkla neredeyse işkence aletine çevirmek gibi bir yeteneğimiz vardır. her türlü zehire de silah olarak bakmak gibi müthiş bir özelliği olan bir millet bununla gurur duymalıdır hatta. şöyledir ki savaş esnasında psikolojisi yerle bir olan nice insanı sadece içgüdüleri kurtarabilmektedir.
zannetmiyorum ki savaş esnasında adam öldürdükten sonra sinir krizlerine girip günlerce gecelerce uyuyamaylım. zira savaş çıksa çok da rahat kesip doğrayıp hayatıma devam edebileceğimi düşünüyorum. bunu sen de yapabilirsin, o da, şu da. bence mutlu bile olabilirsiniz.
neyse ki toplum olarak üstesinden kolayca gelecek bir yapımız var. "hepsini vur"mak içimize yeterince işlemiştir. söz konusu savaşta elimize verilecek her türlü delici ve kesici aleti insan ırkınsdan beklenemeyecek bir ustalıkla neredeyse işkence aletine çevirmek gibi bir yeteneğimiz vardır. her türlü zehire de silah olarak bakmak gibi müthiş bir özelliği olan bir millet bununla gurur duymalıdır hatta. şöyledir ki savaş esnasında psikolojisi yerle bir olan nice insanı sadece içgüdüleri kurtarabilmektedir.
zannetmiyorum ki savaş esnasında adam öldürdükten sonra sinir krizlerine girip günlerce gecelerce uyuyamaylım. zira savaş çıksa çok da rahat kesip doğrayıp hayatıma devam edebileceğimi düşünüyorum. bunu sen de yapabilirsin, o da, şu da. bence mutlu bile olabilirsiniz.
savaş gözlüğü olan bir pencereden bakıp engellere çarptığımız da savaş sözcüğü yine soyutlaşıyor.bombalar,tüfekler,uzun namlulu silahlar...
ama her gün ayrı bir savaş veriyor insanoğlu aslında.hayatla arasında büyük bir savaş.hem de yenileceğini bile bile giriyor bu savaşa her zaman bir sıfır kazanan belli nasıl olsa.
kişisel bkz (anlayana)
ama her gün ayrı bir savaş veriyor insanoğlu aslında.hayatla arasında büyük bir savaş.hem de yenileceğini bile bile giriyor bu savaşa her zaman bir sıfır kazanan belli nasıl olsa.
kişisel bkz (anlayana)
En kötü şeydir.
haklısında haksızında her türlü büyük orospu çocukluğudur. bok mu var birbirinizi öldürüyorsunuz? kazansın silah satıcıları, kazansın politikacılar*...
egemen güçlerin nüfus planlaması için zaman zaman çıkarttıkları şeydir.
barış için savaş falan olmaz ! savaş gereksiz bir yapıdır. savaşa hiç gerek yok!
savaş ayrılık getirir ayaklarını sürüyerek
ve bir kadın kalbi tutar ellerinde,
nazik olmayı beceremeyerek...
ve bir kadın kalbi tutar ellerinde,
nazik olmayı beceremeyerek...
dünya'nın en boktan şeyi.
çeşitlilik gösteren bir olaydır.
Savaş her zaman var olmuştur. Bunu sadece fiziksel dünyada algılamamak gerek. Savaş, ruh ve fizik dünyasında zıtlıklar ile birlikte dünyaya gelmiş insanoğlu ile hep var olmuştur. iki gerçek ya da iki hayal arasındaki farkları anlamaya çalışmak, iki kuram arasındaki benzerlikleri tespit etmeye çalışmak, iki problem ya da soru hakkında çözümler ve cevaplar aramaya çalışmak; savaşın başladığı nokta ise hangi iki gerçeğin, hayalin, kuramın, problemin ya da sorunun baskın olduğuna karar verme noktasına gelinmesidir.
Kalbin ve aklın savaşı ise, hayatında hep ikilemler içinde kalmış ve karşılaştığı zor durumlardan hangisini kullanarak kurtulmaya çalışacak insanın vardığı noktada başlar. Mantık ile sorulara cevap arayan bir bedenin vereceği tepkiler ile kalbi rehber atayarak cevaplar aramış bir bedenin vereceği tepkiler arasındaki karşılaştırmalar ivmeleri iki farklı noktalara çekecektir.
Mantığın gücüne inanıp hayata bakış açısı yaratmak ile her metafizik gerçekliğe inanıp bir hayat görüşü yaratmak noktasında başlar savaş ki; bu inanç savaşıdır. insanın kendisi ile hangi iki değer arasında inancını şekillendireceği sorunu ile karşı karşıya gelmesi ve durumu savaş haline sokacak kadar çaresiz adımlarla çıkmaz sokaklara doğru sürüklemesidir inanç savaşı. Mantığın yarattığı veya yaratacağı gerçekliklerle nerelere kadar gidilebilirin, kalbin direktifleri ile beden ve zihnin hangi kapıları açabilirin savaşı. Öyle ki her iki yolda engel teşkil edebilecek şüpheler, paranoyalar, yaratımsal evrede oluşabilecek her türlü pürüz ve dilemmalar, seçim savaşını kızdıracak etmenlerdir. Savaşın başlangıcının temel nedeni insan zihni ve kalbi olduğu gibi gidişatı da zihnin ve kalbin yarattığı ya da yaratacağı ikilemler, soracağı sorular, iteceği uçurumlardır. Kaybedilerek gelinmiş bir sonuç ise en baştaki inanç ya da mantık seçiminin sorgulanmasına ve savaşın başlangıcına dönüp yapılmış seçimlerin değiştirilmesine sebebiyet verir.
Materyalist seçimler ile gelinen noktada hüsrana uğramak. Sonrasında fizik ötesi ile çözüm aramak. Kalp rehberi, insanı karanlık bir ormana sürükledi ve karşı tepelerde Araf'ı gösterdi. Öyle ise makul gerekçeler merdivenine tırmanıp aydınlığa doğru yükselen bir adamın, böyle bir savaşın gidişatını, sonucu görmeden değiştirmesi kolay değildir. Kimse seçmiş olduğu yoldan geri dönme cesaretini, öz güvenini ve insanların kendine bakış açısını değiştirme ya da kaybetme korkusundan ötürü gösteremeyebilir. Seçtiğinin sonucunu görmelidir. Doğru seçim yaptığını zaten sorunları bir bir çözebilmesinden anlar. Çıkmaza girip başının belada olduğunu fark eden biri ise sonucu tahmin edebilir ve oraya varmadan çok önce seçimlerini gözden geçirmeye koyulur. ikinci davranışı göstermek insanın kendisi ile olan bir başka savaşını kazanmasına bağlıdır.
Seçilen seçenek ile yola çıkmak ve birçok şey yaşamak. Şimdi ise pişmanlık ve gerçeklik dışılık teşkil edebilecek bir noktaya varmak. Durumu gözden geçirip diğer şık ile yola devam etmek ya da baştan başlamak, seçilmiş olunan şık ile buraya kadar gelinen onca yolu gerçek dışı mı kılacak? Bu sonuç tüm o gerçekliği birdenbire siliyor mu? Gerçek ile gerçek olmayan arasındaki farkı idrak edememe gibi bir yerde yaşamaya başlamak ne çeşit bir cehennemi andırır, ürkütücü.
Tüm bunların aksine insanın savaşa ne zaman girdiği değil nasıl iştirak ettiği daha ön planda durmaktadır. Yeni doğan bir bebeğin doğum boyunca geçtiği evrelerden ve gelişim sürecinden yola çıkmayı doğru buluyorum. Öyle ki; anne rahminde neler yaşadığının bilincinde olmayan, ıslak bir ortamdan kuru bir ortama geçtiği anda üşüdüğünü hisseden, gözleri ile ışığa ilk defa şahit olan bir bebek canlanıyor zihnimde. irin ve belki kan içinden çıkan, çıkar çıkmaz ciğerlerini ilk soluduğu oksijen ile yakan ve neticesinde gözlerinden yaş döken bir bebek. Dünyanın ilk saniyeleri fiziksel olarak kendisini etkilemiş, çok da temiz olmayan oksijen ile ilk kire bulaşmış, gözlerinden ilk damlalarını duygusallıktan çok öte bir sebeple dökmek zorunda kalmıştır. içine çektiği oksijenin, akıttığı gözyaşlarının ve anne rahminden çıkarken ki yüzleştiği zorlukların verdiği yorgunluk ile hayatındaki ilk uykusuna dalar günün sonunda. Henüz rüya görebilecek kadar günlük olaylara tanıklık etmemiştir gözleri. Beyni henüz analiz yapıp bunları rüyasında bambaşka boyutlara taşıyacak kapasitede değildir. Kimler hatırlar bilemem ama belki de uykunun en tatlı olduğu bir dönemdir bebeklik dönemi. Temiz, saf, uçsuz karanlık.
Savaş her zaman var olmuştur. Bunu sadece fiziksel dünyada algılamamak gerek. Savaş, ruh ve fizik dünyasında zıtlıklar ile birlikte dünyaya gelmiş insanoğlu ile hep var olmuştur. iki gerçek ya da iki hayal arasındaki farkları anlamaya çalışmak, iki kuram arasındaki benzerlikleri tespit etmeye çalışmak, iki problem ya da soru hakkında çözümler ve cevaplar aramaya çalışmak; savaşın başladığı nokta ise hangi iki gerçeğin, hayalin, kuramın, problemin ya da sorunun baskın olduğuna karar verme noktasına gelinmesidir.
Kalbin ve aklın savaşı ise, hayatında hep ikilemler içinde kalmış ve karşılaştığı zor durumlardan hangisini kullanarak kurtulmaya çalışacak insanın vardığı noktada başlar. Mantık ile sorulara cevap arayan bir bedenin vereceği tepkiler ile kalbi rehber atayarak cevaplar aramış bir bedenin vereceği tepkiler arasındaki karşılaştırmalar ivmeleri iki farklı noktalara çekecektir.
Mantığın gücüne inanıp hayata bakış açısı yaratmak ile her metafizik gerçekliğe inanıp bir hayat görüşü yaratmak noktasında başlar savaş ki; bu inanç savaşıdır. insanın kendisi ile hangi iki değer arasında inancını şekillendireceği sorunu ile karşı karşıya gelmesi ve durumu savaş haline sokacak kadar çaresiz adımlarla çıkmaz sokaklara doğru sürüklemesidir inanç savaşı. Mantığın yarattığı veya yaratacağı gerçekliklerle nerelere kadar gidilebilirin, kalbin direktifleri ile beden ve zihnin hangi kapıları açabilirin savaşı. Öyle ki her iki yolda engel teşkil edebilecek şüpheler, paranoyalar, yaratımsal evrede oluşabilecek her türlü pürüz ve dilemmalar, seçim savaşını kızdıracak etmenlerdir. Savaşın başlangıcının temel nedeni insan zihni ve kalbi olduğu gibi gidişatı da zihnin ve kalbin yarattığı ya da yaratacağı ikilemler, soracağı sorular, iteceği uçurumlardır. Kaybedilerek gelinmiş bir sonuç ise en baştaki inanç ya da mantık seçiminin sorgulanmasına ve savaşın başlangıcına dönüp yapılmış seçimlerin değiştirilmesine sebebiyet verir.
Materyalist seçimler ile gelinen noktada hüsrana uğramak. Sonrasında fizik ötesi ile çözüm aramak. Kalp rehberi, insanı karanlık bir ormana sürükledi ve karşı tepelerde Araf'ı gösterdi. Öyle ise makul gerekçeler merdivenine tırmanıp aydınlığa doğru yükselen bir adamın, böyle bir savaşın gidişatını, sonucu görmeden değiştirmesi kolay değildir. Kimse seçmiş olduğu yoldan geri dönme cesaretini, öz güvenini ve insanların kendine bakış açısını değiştirme ya da kaybetme korkusundan ötürü gösteremeyebilir. Seçtiğinin sonucunu görmelidir. Doğru seçim yaptığını zaten sorunları bir bir çözebilmesinden anlar. Çıkmaza girip başının belada olduğunu fark eden biri ise sonucu tahmin edebilir ve oraya varmadan çok önce seçimlerini gözden geçirmeye koyulur. ikinci davranışı göstermek insanın kendisi ile olan bir başka savaşını kazanmasına bağlıdır.
Seçilen seçenek ile yola çıkmak ve birçok şey yaşamak. Şimdi ise pişmanlık ve gerçeklik dışılık teşkil edebilecek bir noktaya varmak. Durumu gözden geçirip diğer şık ile yola devam etmek ya da baştan başlamak, seçilmiş olunan şık ile buraya kadar gelinen onca yolu gerçek dışı mı kılacak? Bu sonuç tüm o gerçekliği birdenbire siliyor mu? Gerçek ile gerçek olmayan arasındaki farkı idrak edememe gibi bir yerde yaşamaya başlamak ne çeşit bir cehennemi andırır, ürkütücü.
Tüm bunların aksine insanın savaşa ne zaman girdiği değil nasıl iştirak ettiği daha ön planda durmaktadır. Yeni doğan bir bebeğin doğum boyunca geçtiği evrelerden ve gelişim sürecinden yola çıkmayı doğru buluyorum. Öyle ki; anne rahminde neler yaşadığının bilincinde olmayan, ıslak bir ortamdan kuru bir ortama geçtiği anda üşüdüğünü hisseden, gözleri ile ışığa ilk defa şahit olan bir bebek canlanıyor zihnimde. irin ve belki kan içinden çıkan, çıkar çıkmaz ciğerlerini ilk soluduğu oksijen ile yakan ve neticesinde gözlerinden yaş döken bir bebek. Dünyanın ilk saniyeleri fiziksel olarak kendisini etkilemiş, çok da temiz olmayan oksijen ile ilk kire bulaşmış, gözlerinden ilk damlalarını duygusallıktan çok öte bir sebeple dökmek zorunda kalmıştır. içine çektiği oksijenin, akıttığı gözyaşlarının ve anne rahminden çıkarken ki yüzleştiği zorlukların verdiği yorgunluk ile hayatındaki ilk uykusuna dalar günün sonunda. Henüz rüya görebilecek kadar günlük olaylara tanıklık etmemiştir gözleri. Beyni henüz analiz yapıp bunları rüyasında bambaşka boyutlara taşıyacak kapasitede değildir. Kimler hatırlar bilemem ama belki de uykunun en tatlı olduğu bir dönemdir bebeklik dönemi. Temiz, saf, uçsuz karanlık.
tarih boyunca yapılan en ibnece şeydir.
aşırı zenginler için fırsat, generaller için onur, masumlar için ölümdür.
normal halde suç sayılan eylemlerin, legal oluşunun adıdır. iyi de değildir, kötü de değildir.
bütün yaşamın dünya üzerinden silinmesi durumudur. şu sıralar savaş çıkarsa cephelerde savaşılacağını zanneden insanların varlığından korkulmalıdır. çoğu ülkenin tek kurşun dahi atmadan karşı ülkeye hastalıklı bir sinek gönderip biyolojik saldırıda bulunabileceği, savaş için insanüstü insanların çoktan üretilip klonlandığı gerçeği* gözardı edilmemelidir. teknolojinin geldiği nokta muazzam bir boyut aldı dua edilim ki böyle bir şey gerçekleşmesin.
Güç aşığı liderlerin, beyin yıkama yöntemini kullanarak asırlardır sürdürdüğü kanlı gelenek.insanlık bir amaç, fikir veya din uğruna ölmenin ulaşılacak en şerefli paye olduğuna inandırılıyor,ve milyonlarca insan, bilinçli bilinçsiz yaşam yerine ölüme koşuyor.
insanın irade sahibi olmasıyla açıklanacak durumlardır.
aynı insanın irade sahibi olmasıyla güzelliklerde doğar.
yalnız hayvanlardaki daha kısmi içgüdüsel irade ile daha yalın savaşlar, insanlarınki ile daha kompleks savaşlar gerçekleşir.
irade ile gerçekleşen güzelliğe gelince o insana mahsustur.
demek oluyor ki insanın irade sahibi bir varlık olması kötü bir şey değildir.
sonra derim ki; her şeyin bir anlamı vardır. savaş gibi anlamsızlığın bile anlamı olur.
yeni dünya kurulur, hakeden hakettiğine en nihayet kavuşur.
ve dünya bunun için var. savaşmak için!
savaş dileme mecbur kalınca da korkaklık etme, çünkü insanda var olan iradenin, bencilliğin, aç gözlülüğü toptan silebilecek hiçbir şey olamaz.
sonra anlamsızlıklardan anlam devşirmeye çalışıp yeni düzenler tasavvur eder yeni düzende yeni saflarda savaşırsın olan biten ancak bu olur.
hepimiz savaş karşıtıyız! hepimiz bunun savaşçısıyız!
aynı insanın irade sahibi olmasıyla güzelliklerde doğar.
yalnız hayvanlardaki daha kısmi içgüdüsel irade ile daha yalın savaşlar, insanlarınki ile daha kompleks savaşlar gerçekleşir.
irade ile gerçekleşen güzelliğe gelince o insana mahsustur.
demek oluyor ki insanın irade sahibi bir varlık olması kötü bir şey değildir.
sonra derim ki; her şeyin bir anlamı vardır. savaş gibi anlamsızlığın bile anlamı olur.
yeni dünya kurulur, hakeden hakettiğine en nihayet kavuşur.
ve dünya bunun için var. savaşmak için!
savaş dileme mecbur kalınca da korkaklık etme, çünkü insanda var olan iradenin, bencilliğin, aç gözlülüğü toptan silebilecek hiçbir şey olamaz.
sonra anlamsızlıklardan anlam devşirmeye çalışıp yeni düzenler tasavvur eder yeni düzende yeni saflarda savaşırsın olan biten ancak bu olur.
hepimiz savaş karşıtıyız! hepimiz bunun savaşçısıyız!
onu bunu bilemem de, orda burda çığırtkanlık yapan gerizekalılar gönderilmeli toplanıp, insanları savaşa hazırlayan, bunu meşru gösteren, bununla alay eden, lanet olarak algılamayan bu, "insanlar" tespit edilip; hatta hep hazır olarak bir yerde tutulmalı, normal hayatta olmalarına izin verilmemeli, onlar ne de olsa bununla dalga geçebilecek kadar gözü karalar, evet.. şahsen ben itlaftan yana değilim, bu güzel bir metod olur, yaşansın böyük türkiye...*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar