bugün
- gocu22
- bu koyden olsam ne olacak18
- dinlerin yalan olması14
- şu an hissedilen duygu7
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı19
- sarı torba6
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı17
- sarapci koala77
- gecenin şarkısı6
- çaylak yapın beni11
- soğan yiyen kız11
- ilişkiler üzerine bir tavsiye bırak6
- ama ben bipolarım10
- rahatsız ettiğim herkesten özür dilerim9
- kötü hissedildiğinde rahatlamak için yapılan şey5
- s'i l v'e r m'i s t8
- 30 ağustos zafer bayramı19
- aylık 777 bin lira iyi para mıdır sorunsalı6
- 15 temmuz yalanı5
- fenerbahçe'nin tüm kulvarlarda favori olması6
- morkstar4
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı28
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan34
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası8
- ay kavga var galiba6
- safiyenin kocası faik5
- çocukluğunuz nasıl geçti3
- tai lung44
- bkono5
- sözlükte korunan bir yazar olmak5
- katatespizartmasi10
- rafael leao34
- yalnızlık4
- incil vahiy9
- sözlük kızları adam mıdır5
- versace red jeans2
- enayimiknatisii4
- sözlüğü nezih bir ortama çevirmek4
- kavga eden yazarlar5
- herkesin birbiriyle kavga ettiği sözlük4
- türkiye savaşa girecek5
- dile dolanan şarkılar2
- türk ten kürt'ü ayırırsan türk kalmaz6
- damdan düşer gibi3
- am lazerinin içine kamera koyan güzellik merkezi3
- iq testi yaptırmış sözlük yazarları11
- sihirli annem izleyen erkek4
- anayasanın ilk 3 maddesi ile kavgalı kitle3
- kktc de 3 günlük yas ilan edilmesi4
- her yer bok kokuyor arkadaş her yer11
stefan zweig'in brezilya'da sürgündeyken yazdığı kitabıdır. bir doktorun sorgulama işkencesi olarak içinde sadece bir yatak, bir koltuk, lavabo ve duvar kağıdı olan bir odaya kapatılması ve işkencecisinden çaldığı bir satranç turnuvası kitabıyla kendi kendine satranç oynamayı öğrenmesi ve oradan çıktıktan sonra dünya satranç şampiyonuyla bir gemi de karşılaşmasıyla devam eden kitap, sadece satranç ile alakalı düşünceler değil, o dönemi, savaşı, yaşanamayan hayatları, kibri, kendini beğenmişliği, hırsı ve şizofreniyi de okuyucuya göstermektedir.
Rakibin tüm taşlarını almak değil sadece şahını alsanız yeter.
Öyle bir oyundur kendisi.
Satrança dama muamelesi yaparsanız böyle berabere kalırsınız.
3 resimden pat oldu oyun sanırım.
Öyle bir oyundur kendisi.
Satrança dama muamelesi yaparsanız böyle berabere kalırsınız.
3 resimden pat oldu oyun sanırım.
Benim için stefan zweig kitabı. Hiçliği, hiçliğin karşısındaki savunma düzeneklerini ve bilinçaltını farklı yollardan o kadar anlaşılır anlatmış ki.
Tüm zeka ve strateji oyunları gibi başarılı olduğum bir oyundur.
Öyle bir dalmıştım ki kitaba kitabın bittiğini bile anlamamıştım, anladığımda inanamamıştım en son kendimi duvara boş boş bakarken buldum.
Her olası hamle farklı bir oyunu temsil eder. Daha iyi bir hamle yapacağın farklı bir evreni. ikinci hamleyle birlikte 72,084 olası oyun vardır. Üçüncüden sonra 9 milyon. Dördüncüden sonra 318 milyar. Dünya üzerinde bulunan atom sayısından daha fazla sayıda olası satranç oyunu vardır.
(bkz: harold finch)
tanım: olasılıklar oyunu
(bkz: harold finch)
tanım: olasılıklar oyunu
Hiç beceremediğim oyun.
Santranç seviyesi terkim...
Santranç seviyesi terkim...
Aptalların oyunu.
annemin en sevdiği kitap. benim en sevdiğim oyun. kitabını niyeyse benimseyemedim. eksik bırakılmış gibiydi. bu da zweig farkı sanırım.
Gelin kapışalım. Nöronlarımın tazyikli tazyikli aktığı zekâ oyunu.
Körleme bilen varsa oynarım herkesle şıkıdım şıkıdım oyunu.yalnız beşiktaşın galatasarayla oynadığı gibi oynarım herkeslen sonra kusmece darılmaca yok.
Lichess varsa 10 dk veya 5 dk oynarız.
gerizekalı olduğum için bilmediğim oyun. at l mi gidiyordu neydi?
t i b b moralini bozma benimle oynadın az önce *
bu sefer ben değilim gardaş.
baş kahramanının beyninde üç boyutlu olarak satranç oynayabilecek kadar dahi olduğu kısa ama öldürücü bir (bkz: stefan zweig) romanı.
bu kitabı, faşizm ve hümanizmin bir karşılaştırması olarak ele alacak olursak, hümanist tarafın aslında kendini kontrol edebilse ve kendine güvense zaferi kazanabileceği sonucuna varabiliriz. yani, ben faşist taraf olarak düşündüğüm czentovic karakterinin kitabın son cümlesi olan lafından bunu anladım.
--- spoiler ---
“yazık,” dedi ukalaca. “hamle o kadar da kötü düşünülmemişti. aslında amatör olduğu düşünülürse, olağanüstü yetenekli bu bey.”
--- spoiler ---
(bkz: schachnovelle)
bu kitabı, faşizm ve hümanizmin bir karşılaştırması olarak ele alacak olursak, hümanist tarafın aslında kendini kontrol edebilse ve kendine güvense zaferi kazanabileceği sonucuna varabiliriz. yani, ben faşist taraf olarak düşündüğüm czentovic karakterinin kitabın son cümlesi olan lafından bunu anladım.
--- spoiler ---
“yazık,” dedi ukalaca. “hamle o kadar da kötü düşünülmemişti. aslında amatör olduğu düşünülürse, olağanüstü yetenekli bu bey.”
--- spoiler ---
(bkz: schachnovelle)
licheste maç atmak isteyenler özelden msj atabilir iyi günler.
Bana stefan zweig hatırlatır hep
gazeteci Murat Yetkin’in ‘Meraklısı için Entrikalar Kitabı' röportajında şöyle bir cümlesi geçiyor; " satranç hayatı anlatır derler, yalan, hayatı tavla anlatır, şans faktörü çok önemli hayatta." aklımda kalan bu şekil, farklı da demiş olabilir.
gazeteci Murat Yetkin’in ‘Meraklısı için Entrikalar Kitabı' röportajında şöyle bir cümlesi geçiyor; " satranç hayatı anlatır derler, yalan, hayatı tavla anlatır, şans faktörü çok önemli hayatta." aklımda kalan bu şekil, farklı da demiş olabilir.
Küçük bir çocukken, kısa kesilmiş saçlarımın üstünden şelale gibi güneşin parıltısının aktığı vakitlerde annemin bana sırf okuyabilmem için aldığı; şimdi evimde, kafamın baş köşesinde halen duran lambanın düşük wattlı ampülünün sızan ışığı altında özenle buruşturmadan çevirdiğim sayfaların sonuncusunun ardından kapağı usulca kapayıp komodinimin üzerine yatırmıştım kitabımı. Ve kendimde duvarın soğuk dudaklarıyla öpüştüğüm, kara gözleriyle bakıştığım duygusuz tarafına dönmüştüm yüzümü. Dideleri bebeğiyle örttükten sonra kafamın içindeki dünyada tüm kitabı galası olmayacak olan bir filme çevirmiştim ve uyuyana dek kurgulamıştım her şeyiyle, hatta fazlasıyla. Kendimi de eklemiştim hikayeye ve başaran bendim bu sinopsiste.
Ne mutluydu bana!
Ne mutluydu bana!
Aptalların oyunu.
Günde en az 1 saat oynadığı oyundur. Cübbeli'ye göre cehennemden VIP bilet aldığım konudur. Orasını Tanrı bilir gerçi de
Stefan Zweig'ın en sevdiğim kitabı.
Çaresizlikler içerisinde adeta hiçlikten gelen bir adamın tekrar heyecan duygusunu tadıyor olması.. Bir kitabın sadece bir kitap olmadığını romanın içindeki konuyla da gösteren şahane bir kitap. Ve bazı şeyleri başarmak için yetenekten daha önemli bir şey olan çok çalışmanın önemi vurguluyor. Okumayanlar varsa kesinlikle almalarını tavsiye ederim. Zaten dar bir zaman dili seçmezlerse kitabı iki maksimum üçüncü ellerine alışlarında bitireceklerdir.
--spoiler--
Hücresinde kitabı çalarken verdiğin o mücadele okuyucuya çok güzel geçiyor. Aynı zamanda gemi de tevazu gösterir hareketleri hücredeki vaziyetini doğruluyor.
--spoiler--
Çaresizlikler içerisinde adeta hiçlikten gelen bir adamın tekrar heyecan duygusunu tadıyor olması.. Bir kitabın sadece bir kitap olmadığını romanın içindeki konuyla da gösteren şahane bir kitap. Ve bazı şeyleri başarmak için yetenekten daha önemli bir şey olan çok çalışmanın önemi vurguluyor. Okumayanlar varsa kesinlikle almalarını tavsiye ederim. Zaten dar bir zaman dili seçmezlerse kitabı iki maksimum üçüncü ellerine alışlarında bitireceklerdir.
--spoiler--
Hücresinde kitabı çalarken verdiğin o mücadele okuyucuya çok güzel geçiyor. Aynı zamanda gemi de tevazu gösterir hareketleri hücredeki vaziyetini doğruluyor.
--spoiler--
zamana karşı oynadığında görürsün zeka faktörünü. çabuk düşünme, çabuk karar verme, bilgiyi çabuk işleme zeka değilse nedir aq?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar