bugün
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi10
- nervio'nun başkalarının fotoğrafını paylaşması9
- hoyrat gecelerde bazen anüs koklamak istersin5
- kasımda aşk başkadır diyen kız3
- sosyal medyada çirkinlerin profilini gizlemesi3
- değişenlerin gerisinde değişmeden kalan öz3
- rezervuar2
- anın görüntüsü15
- ukrayna rusya ve abd ve iran'ı barıştırmak2
- sözlükte 1 63 den uzun hanımefendi yazar olmaması4
- ese dezze7
- güçlü kadın tabiata ihanettir2
- bir adaya düşsek6
- türkiyeliyim ve mutluyum4
- ekşi sözlük toplu yazar alımı8
- ctrlx aga2
- sözlükte 1 60 boyundaki tatlı ve kaslı kız5
- hiç şişman kadınlar sevişmemiş erkek2
- mum ışığı eşliğinde yapılan sohbetler2
- yazarların bekaret durumları profilinde yazsın2
- gerçeği huzura tercih etmek2
- apo çıkarsa ulusalcılar ne yapacak9
- klavyedeki en gereksiz tuş3
- ayakçı erkek5
- kemal kılıçdaroğlu vs ismail kartal2
- askerliğin bir türlü bitmemesi5
- cumhuriyet2
- sözlük at hırsızlarının fotoğrafları6
- 31 ekim 20263
- ağustos ayında türkiyeye geldim3
- kamos bey birader beydir3
- kapadokyada peri bacası çöktü7
- ne mutlu türkiyeliyim diyene3
- en yakın erkek kankaya sakso çekmek4
- her tuttuğunu uludağ sözlüğe getir kampanyası3
- 29 ekim 2026 kapadokya peribacasının çökmesi3
- whatsapp gurubu açınca sözlüğün ölmesi5
- sinem dedetaş8
- gina carano'nun sözlüğe attığı ayaklar2
- dersimli kızlar6
- canın hiçbir şey yapmak istememesi2
- zengin çocukları niye askerlik yapmıyor3
- katalonya özerk bölgesi4
- eski fotoğraflara bakmak3
- şırdanın afedersiniz şeye benzemesi2
- kapadokya da çökme sonucu iki kişinin ölmesi4
- yaşasın cumhuriyet7
- ismet pürmüz2
- kopya çekmenin etiği3
- türkiyeliyim doğruyum çalışkanım2
necip fazılın yazdığı, sinemaya da uyarlanmış anlamlı eser. her karesi edebiyat yüklüdür. "ağlayamassınız... ağlasaydınız anlardınız" "ağızların kirli sakızı merhamet" gibi cümleleri literatüre kazandırmış eserdir ayrıca.
(bkz: haluk kurtoğlu)
(bkz: haluk kurtoğlu)
tarık buğra' nın ölümsüz eseri; küçük ağa' da kasabanın aydın ceza reisine verilen lakab.
(bkz: ireis bey)
(bkz: çakırsaraylı)
(bkz: istanbullu hoca)
(bkz: çolak salih)
(bkz: ali emmi)
(bkz: ireis bey)
(bkz: çakırsaraylı)
(bkz: istanbullu hoca)
(bkz: çolak salih)
(bkz: ali emmi)
eskiden belediye başkanı olan amcama karşı insanların hitap biçimidir. *
filmin son sahnelerinden birinde reis bey kendisini ifade ederken bunları söyler;
--------------------
benim merhamet tezim bir dedektif kaidesimidir ki suçluyu bulsun? ben diyorum ki her fert başucuna; "suçlu benim herkes suçsuz!" levhasını asmalıdır. ben diyorum ki yegane kurtluşumuz herkesin herkesi affetmesindedir. daha ötesi kanunların sorumluluğuna girer. ama görüyorum ki anlatamıyorum... hissediyorum ama anlatamıyorum! çocuk, "ağlayabilseydiniz anlyabilirdiniz" dedi. ağladıkça anlıyorum... ağladıkça anlıyorum... artık bütün mantık hesaplarımı kaybettim. hem de öylesine kaybettim ki ; amerika'da bir cinayet işlense de, dünya çapında bir ses sorsa; "katil kim?", "benim!" diye haykırabilirim! soğuk kış geceleri, köprü altında yatan çıplakların vebali benim boynumda, gömleğimin yakasında... isterse çareme adli tıp baksın fakat bir hastaneye girsem de kan kanseri çeken hastalar görsem acaba onları bu hale ben mi getirdim? diye düşünüyorum.
ben ne yaptım? uykuda, baygınlıkta, annemin karnında, babamın kanında hangi cinayeti işledim? hangi mukaddesi kirlettim ki kendimi gelmiş gelecek bütün fenalıkların tek sorumlusu biliyorum? dışımda ne arıyorlar? içime doğru suçluyum ben! birde kalkmış belki kendimden birine, ondan öbürüne geçer, bir merhamet yangını çıkar bütün ülkeyi sarar diye; tımarhanelik bir hayalin peşine düşmüş gidiyorum! reis beyefendi;
ceketim benimdir! cep benim ceketime aittir. erionde o cebin malıdır. ben suçluyum bana acımayın reis beyefendi... bana acımak merhamete haksızlık olur!
--------------------
depresyon teşhisiyle gittiğim ilk psikiyatrist bana "içinde bir suçluluk duygusu var mı?" diye sormuştu. hayatımda kimseyi kırmadığım ve inciltmemeye çalıştığım için bu soruya açık yüreklilikle "hayır" cevabını verdim. bugün anlıyorum ki hastalığım depresyon değilmiş. depresyon ciddi anlamda kişiye suçluluk duygusu verir. yukarıda reis bey karakteri öyle büyük bir depresyona girmiş ki dünyada bir suç işlense kendini suçlayacak dereceye gelmiş. filimde bu kesiti dinledikçe kendimi buldum. ve o gün bugündür soruyorum ben ne yaptım???
--------------------
benim merhamet tezim bir dedektif kaidesimidir ki suçluyu bulsun? ben diyorum ki her fert başucuna; "suçlu benim herkes suçsuz!" levhasını asmalıdır. ben diyorum ki yegane kurtluşumuz herkesin herkesi affetmesindedir. daha ötesi kanunların sorumluluğuna girer. ama görüyorum ki anlatamıyorum... hissediyorum ama anlatamıyorum! çocuk, "ağlayabilseydiniz anlyabilirdiniz" dedi. ağladıkça anlıyorum... ağladıkça anlıyorum... artık bütün mantık hesaplarımı kaybettim. hem de öylesine kaybettim ki ; amerika'da bir cinayet işlense de, dünya çapında bir ses sorsa; "katil kim?", "benim!" diye haykırabilirim! soğuk kış geceleri, köprü altında yatan çıplakların vebali benim boynumda, gömleğimin yakasında... isterse çareme adli tıp baksın fakat bir hastaneye girsem de kan kanseri çeken hastalar görsem acaba onları bu hale ben mi getirdim? diye düşünüyorum.
ben ne yaptım? uykuda, baygınlıkta, annemin karnında, babamın kanında hangi cinayeti işledim? hangi mukaddesi kirlettim ki kendimi gelmiş gelecek bütün fenalıkların tek sorumlusu biliyorum? dışımda ne arıyorlar? içime doğru suçluyum ben! birde kalkmış belki kendimden birine, ondan öbürüne geçer, bir merhamet yangını çıkar bütün ülkeyi sarar diye; tımarhanelik bir hayalin peşine düşmüş gidiyorum! reis beyefendi;
ceketim benimdir! cep benim ceketime aittir. erionde o cebin malıdır. ben suçluyum bana acımayın reis beyefendi... bana acımak merhamete haksızlık olur!
--------------------
depresyon teşhisiyle gittiğim ilk psikiyatrist bana "içinde bir suçluluk duygusu var mı?" diye sormuştu. hayatımda kimseyi kırmadığım ve inciltmemeye çalıştığım için bu soruya açık yüreklilikle "hayır" cevabını verdim. bugün anlıyorum ki hastalığım depresyon değilmiş. depresyon ciddi anlamda kişiye suçluluk duygusu verir. yukarıda reis bey karakteri öyle büyük bir depresyona girmiş ki dünyada bir suç işlense kendini suçlayacak dereceye gelmiş. filimde bu kesiti dinledikçe kendimi buldum. ve o gün bugündür soruyorum ben ne yaptım???
ayrıca vizontelede sıkça duyduğumuz cümle.
sinematografi falan değil de şiir gibi diyaloglarıyla yürekleri dağlayan üstadın eseri. filmi de bu izlenir kılar, bir de rahmetli haluk kurtoğlu'nun mükemmel oyunculuğu. aslında müzikleri de fena değildir filmin.
vicdan mahkemesinin dünyadaki en şaşmaz, en adil ve en acımasız mahkeme olduğunu gözler önüne seren necip fazıl kısakürek eseridir, filme de uyarlanmıştır. ağır ceza hakimi olan bir isanın, onca suç ve suçlu ile ilgili karar veren bir insanın dahi kendi vicdan mahkemesinde, kendisini yargılayışını gösterir. "herkes, herkesi affetmeli" vurgusu özel bir anlamlandırılmıştır şahsım tarafından. zira herkes, herkesi affedebildiği takdirde üzerinde yaşadığımız şu dünya; çok daha yaşanılır bir hal alacaktır. konusu ve konunun işlenişi açısından son derece de özgündür oluşturulduğu dönemde ilgili eser.
bir başyapıt. gözlerimden yaşlar boşanmasını sebebiyet veren harika bir eser.
hayatıma yön veren, her insanın bence mutlaka izlemesi gereken üstadın baş yapıtlarından bir tanesi.
mart ayı boyunca bursa tayyare tiyatrosu'nda sahnelenmiş necip fazıl kısakürek'in eseri. 31 mart çarşamba günü son kez sahnelenecek. *
üstad necip fazıl ın tiyatro eseridir.
insafsız bir hakim iken yüreğinin sesini dinlemeye karar veren bir hakimin öyküsünü ve yaşadığı zorlukları anlatan film. necip fazıl'ın eserinden uyarlanmıştır. başrolde haluk kurdoğlu oynamıştır.
idam cezasının tartışıldığı şu günlerde, bir kez daha izlenmesi gereken harika eser. roman kuvvetli, uyarlama sağlam, üstüne bir de haluk kurtoğlu.
yalnız izlerseniz daha çok tadına varırsınız. tüketimlik bir film değildir. o kadar ki film demeye dilim varmıyor, sanki daha fazlasını hak ediyor gibi.
yalnız izlerseniz daha çok tadına varırsınız. tüketimlik bir film değildir. o kadar ki film demeye dilim varmıyor, sanki daha fazlasını hak ediyor gibi.
içinde ağlayabilseydiniz anlayabilirdiniz gibi inanılmaz bir replik barındıran film.
--spoiler--
Bütün bunların kanunlarını bilmiyoruz da kanun çıkarmaya kalkıyoruz. bir şey olmasın diye mi, olsun da yapılmasın diye mi? sen kaplanı yetiştir, besle sonra pençe atıyor diye boynuna kement at, ipe çek! yazıktır kaplana, günahtır kaplana! kanunu bir şey ortadan kalksın, yapılamaz olsun diye değil, bizim başka türlü yaptığımızı, bazıları bu türlü yapmasın diye çıkarıyoruz.
--spoiler--
--spoiler--
işi fazla fikre kaptırmayalım. savcı bey haklı... merhametin ukalası olmak, merhametsiz olmaktan beter. papazların yaptığı gibi, sadece edebiyatçısı olmak da, onu harcamak... yalnız duyalım, duygusunu arayalım, hayatını yaşayalım! çocuk bana, mühürlü kalbinizin bir gün açılmasını dilerim, dedi. kalbim bütün dikişlerinden yırtıldı; yine mühürü istediğim gibi açılmıyor. beş dakika uyusam, merhametsiz uyanıyorum. yediğim yemeğin ilk lokmasında merhametli, son lokmasında zalimim. ne yapayım ki, bütün kin ve garez duygumu, kendime bütün af ve merhamet hissini dünyaya çevirebileyim? ne etsem, nefsim arkamdan onu salyasıyla kendikine göre mayalayıp yutuyor, besleniyor. hem benim nefsimi kıracak, hem de rahmetinden hiçbir şey kaybetmeyecek bir sistem! onu arıyorum...
--spoiler--
--spoiler--
otel katibi- reis bey! herles sizden bir pay alıyor! yedi senelik kapıcınıza göstereceğiniz yol?
reis bey- senin nasibin, kiremitlerinde merhamet kumrularının dem çektiği, otel ismi verilen bu insanlık sergisinde gözcülük... daha ne istiyorsun. Gelene, geçene bak, düşün, ağla!...
--spoiler--
gibi muhteşem bölümler içeren, muhteşem bir necip fazıl yapıtı.
Bütün bunların kanunlarını bilmiyoruz da kanun çıkarmaya kalkıyoruz. bir şey olmasın diye mi, olsun da yapılmasın diye mi? sen kaplanı yetiştir, besle sonra pençe atıyor diye boynuna kement at, ipe çek! yazıktır kaplana, günahtır kaplana! kanunu bir şey ortadan kalksın, yapılamaz olsun diye değil, bizim başka türlü yaptığımızı, bazıları bu türlü yapmasın diye çıkarıyoruz.
--spoiler--
--spoiler--
işi fazla fikre kaptırmayalım. savcı bey haklı... merhametin ukalası olmak, merhametsiz olmaktan beter. papazların yaptığı gibi, sadece edebiyatçısı olmak da, onu harcamak... yalnız duyalım, duygusunu arayalım, hayatını yaşayalım! çocuk bana, mühürlü kalbinizin bir gün açılmasını dilerim, dedi. kalbim bütün dikişlerinden yırtıldı; yine mühürü istediğim gibi açılmıyor. beş dakika uyusam, merhametsiz uyanıyorum. yediğim yemeğin ilk lokmasında merhametli, son lokmasında zalimim. ne yapayım ki, bütün kin ve garez duygumu, kendime bütün af ve merhamet hissini dünyaya çevirebileyim? ne etsem, nefsim arkamdan onu salyasıyla kendikine göre mayalayıp yutuyor, besleniyor. hem benim nefsimi kıracak, hem de rahmetinden hiçbir şey kaybetmeyecek bir sistem! onu arıyorum...
--spoiler--
--spoiler--
otel katibi- reis bey! herles sizden bir pay alıyor! yedi senelik kapıcınıza göstereceğiniz yol?
reis bey- senin nasibin, kiremitlerinde merhamet kumrularının dem çektiği, otel ismi verilen bu insanlık sergisinde gözcülük... daha ne istiyorsun. Gelene, geçene bak, düşün, ağla!...
--spoiler--
gibi muhteşem bölümler içeren, muhteşem bir necip fazıl yapıtı.
son yıllarda izlediğim en etkileyici film.
filminin çok etkileyici olduğu ve bir insanın değişimini anlatan muhteşem ötesi bir romandır.
sol frame de görünce aklıma gelen film arşivden çıkarım de gece izlerim.
gecenin bir yarısı cine5'te izlemiş olduğum Necip Fazıl'ın harika eseri. izledikten sonra 'ulan benden de vicdansızları varmış' dediğim filmdir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar